BM’de reform; zıt görüşler
https://parstoday.ir/tr/news/world-i85025-bm’de_reform_zıt_görüşler
BM genelinde reform, dünyanın en büyük uluslararası teşkilatı olan bu teşkilatta en önemli kaygılardan birini oluşturuyor. Gerçi BM genel sekreterleri de son yıllarda sürekli bu talebin haklı olduğuna vurgu yapmıştır. Örneğin BM’nin şimdiki genel sekreteri Antonio Guterres de bürokrasiden bu teşkilatın en büyük sorunu şeklinde söz ederek BM’de reform yapılmasını desteklediğini açıkladı.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Eylül 24, 2017 12:57 Europe/Istanbul
  • BM’de reform; zıt görüşler

BM genelinde reform, dünyanın en büyük uluslararası teşkilatı olan bu teşkilatta en önemli kaygılardan birini oluşturuyor. Gerçi BM genel sekreterleri de son yıllarda sürekli bu talebin haklı olduğuna vurgu yapmıştır. Örneğin BM’nin şimdiki genel sekreteri Antonio Guterres de bürokrasiden bu teşkilatın en büyük sorunu şeklinde söz ederek BM’de reform yapılmasını desteklediğini açıkladı.

Ancak BM’nin ve özellikle soğuk savaş döneminden günümüze dek miras kalan ve günümüz dünyasının yeni şartları ile asla örtüşmeyen güvenlik konseyinin yapısında reform yapmak, özellikle günümüzde uluslararası düzenin değişmekte olduğu ve çok kutuplu bir düzene doğru ilerlediği bir sırada ciddi önem arz eden bir konudur.

Son yıllarda BM yapısında reform yapmak ve bu teşkilatın uluslararası sorunların çözümünde daha aktif rol ifa etmesini sağlamak için geniş çapta büyük çaba sarf edildi, ancak ne var ki üye ülkelerin arasında yaşanan ihtilafların yüzünden gözetilen reformlar bir türlü gerçekleşmedi ve özellikle BM güvenlik konseyinde yapılması gereken reformlar şimdiye kadar konseyin daimi üyeleri tarafından kabul görmedi.

 

 

Amerika kendi çıkarları doğrultusunda gözetlediği reformları yapmak için BM genel kurulunun 72. Zirvesinde yeni bir girişim başlattı. Amerika Başkanı Donald Trump 18 Eylül 2017’de BM bünyesinde bürokrasinin hantallığı ve kötü yönetim anlayışı tabir ettiği durumu eleştirerek bu teşkilatta gerçekçi ve cesurca reform yapılmasını istedi. Trump BM son yıllarda ağır bürokrasi ve kötü yönetim yüzünden tam kapasite ile çalışamadığını, ama 2000 yılından beri bütçesi %140 ve memur sayısı da %100 artış kaydettiğini ileri sürdü.

ABD Başkanı Trump’ın isteği doğrultusunda 10 maddelik bir siyasi bildirge Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nicky Hilly tarafından BM genel kuruluna sunuldu ve 128 üye ülke bu bildirgeyi imzaladı. Bildirgede BM genel sekreteri Antonio Guterres’in BM’de etkili ve anlamlı reform başlatmasına destek verildiği vurgulandı.

 

 


Amerika’nın BM genel kuruluna sunduğu bildirgede BM’nin küresel krizlere karşı daha etkili bir güç haline gelmesi ileri sürüldü. Ancak bu bildirge başta Rusya ve Çin olmak üzere bazı devletlerin muhalefeti ile karşılaştı. Rusya yetkilileri BM’de reforma ve şimdiki bürokrasinin hafifletilmesine destek verdiklerini, ancak bu teşkilatta her türlü değişikliğin üyelerin arasında yürütülecek diyalogla gerçekleşmesi gerektiğini, bu değişikliklerin Amerika’nın tek başına hazırladığı bildirgelerle olamayacağını savunuyor. Bu bağlamda Rusya’nın BM temsilcisi Vasili Nebenzia yaptığı açıklamada, aslında tüm üyelerin BM’nin uluslararası meselelerin çözümünde daha fazla rol ifa etmesini istediklerini, fakat bu teşkilatın bu denli geniş reforma ihtiyacı olmadığını belirtti. Moskova yönetimine göre reformlar geniş kapsamlı olabilir, fakat her türlü reform çok yönlü istişare ve müzakerelerle gerçekleşmelidir.

 

 

Amerika’nın BM yapısında reform talebinde bulunmasına karşın unutmamak gerekir ki, Amerika’nın bu uluslararası kurumda yapmayı gözetlediği reformların mahiyeti ve amacı diğer üye ülkelerin gözetlediği reformlardan çok farklıdır. Amerika Başkanı Donald Trump şimdiye kadar bir çok kez BM’yi ve icraatını eleştirdi ve bu teşkilatın ABD gözünde pasif ve itibarsız bir teşkilat olduğunu söyledi. Trump bundan önce bir açıklamasında BM bir kulüp gibi olduğunu ve bazıları burada toplanıp sohbet ettiğini ve hoşça vakit geçirdiğini söylemişti. Amerika’nın BM temsilcisi Nicky Hilly hatta daha da ileri giderek BM’nin Amerika’ya saygısızlık etme dönemi sona erdiğini belirtti. Aslında Hilly’nin saygısızlıktan maksadı, bir çok üye ülkenin Amerika’nın genel kurulda tutumuna ve politikalarına karşı çıkması ve Amerika’nın gözetlediği ve çıkarmak istediği kararnamelere olumsuz oy vermesidir. Çünkü aslında Amerika bu kararnameleri sırf kendi çıkarları doğrultusunda hazırlamaktadır.

 

 

Siyaset meseleleri uzmanı Rahman Kahramanpur şöyle diyor: Amerika, BM genel kurulu bu ülkeye karşı bir tehdide dönüşmemesi için çaba harcıyor. Öte yandan Washington yönemi BM bütçesinde en büyük payı ödeyen taraf olduğu için bu teşkilatın Amerika’nın emrine amade bir köle gibi durmasını ve Amerika’nın emirlerini ve isteklerini yerine getirmesini istiyor. Oysa uluslararası gelişmeler ve özellikle iki kutuplu dünya düzeninin sona ermesi ve Amerika artık süper güç sayılmaması ve uluslararası düzen ABD’ye rağmen çok kutuplu olmaya doğru ilerlemesi ve BRICS gibi yeni iktisadi ve siyasi güçlerin ortaya çıkması, pratikte Amerika’nın çıkarları ile muhalefetlerin artmasına sebep olmuştur. Doğal olarak BM genelinde de aynı muhalefet ABD hegemonyası ve sultacılığına karşı vardır ve üye ülkeler bir çok kez ABD’nin çıkarları ve isteklerine aykırı yönde oy kullanmıştır.

 

Aslında Amerika BM’yi bütün ülkeler eşit olarak küresel meselelerin hakkında görüş beyan eden bir kurum olarak istemiyor. Amerika BM’yi sırf kendi politikalarını gütmek ve Amerika’nın ve müttefiklerinin çıkarlarını korumak için istiyor. Nitekim BM güvenlik konseyi ilk kez Aralık 2016 tarihinde bir kararname çıkararak korsan rejim İsrail’in 1967 yılında işgal edilen Filistinli topraklarda yerleşke inşaatını sürdürmesini kınadığı ve bu sürecin durdurulmasını istediğinde, bu karar ABD Başkanı Donald Trump’ın tepkisi ile karşılaştı ve Trump kararnameyi adil olmayan bir kararname telakki ettiğini açıkladı.

 

 

Gerçekte Amerika sırf bu ülkenin çıkarları, istekleri ve hedefleri doğrultusunda hareket eden bir BM teşkilatı istiyor ve bu yüzden hiç bir zaman başta bağlantısızlar hareketi üyeleri olmak üzere bağımsız devletlerin tutumuna ve kararlarına asla tahammül edemiyor. Amerika ayrıca tüm ülkelerin başta genel kurul olmak üzere BM kurumlarında eşit oy hakkına sahip olması ve küçük bir devletin büyük bir devlet kadar etkili olmasından da şiddetle rahatsızdır.

 

Ancak Amerika’nın aksine, BM’nin normal üyeleri ve özellikle BM güvenlik konseyinde daha ciddi rol ifa etmek isteyen devletler bu teşkilatın yapısını eleştiriyor ve başta güvenlik konseyi olmak üzere BM yapısının tamamen yeniden tanımlanarak yapılandırılmasını istiyor.

1945 yılında BM kurulduğu sırada ikinci dünya savaşını kazanan beş ülkeye verilen veto hakkı bugün BM’nın alacağı kararlarda en büyük engel ve en ciddi kısıtlamaya dönüştüğü gözleniyor. Zira bir çok durumda alınacak kararlar özellikle ABD çıkarlarına aykırı olacak olursa bu ülkenin vetosu ile karşılaşarak reddediliyor.

 

 

Öte yandan BM güvenlik konseyinin yapısı dünya barışı ve güvenliğini koruyan temel erkan olarak bir çok üye ülkenin eleştirileri ile karşılaşıyor, üstelik konsey üyelerinin şimdiki yapısı ve özellikle daimi üyeleri dünya ülkelerince kabul edilmiyor. Bu yüzden bir çok ülke ve özellikle Almanya ve Japonya gibi sanayileşmiş ülkeler veya Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika gibi yeni ekonomik güçler bu yapının yeniden gözden geçirilmesini ve günümüz dünyasının gerçekleri ile uyumlu hale getirilmesini istiyor.

 

 

Uluslararası hukuk uzmanı Said Mahmudi’nin belirttiğine göre son yirmi yılda BM güvenlik konseyinin yapısı ve icraatında köklü değişiklik yapılmasını isteyen ülkelerin başını Brezilya, Almanya, Japonya ve Hindistan’dan oluşan G-4 adlı grubun üyeleri çekiyordu. Ancak bu ülkelerin çabaları şimdiye kadar BM içindeki güçlü devletlerin muhalefeti yüzünden sonuca ulaşmadı.

BM güvenlik konseyinin mevcut yapısında bazı kıtaların ve dünyanın önemli bölgelerinin bu konseyde bir tek temsilcisi bile bulunmuyor. Bu yüzden BM üyesi ülkelerin en çok gözetlediği değişiklikler, güvenlik konseyi tüzüğünün düzeltilmesi, veto hakkının kaldırılması ve daimi üye sayısının arttırılmasına yöneliktir.

Siyaset meseleleri uzmanı Kazım Garibabadi’ye göre de veto hakkı her zaman BM üyelerinin ciddi itirazlarına yol açan haksız haklardan biri olmuştur.

 

 

Gerçekte geçmişe şöyle bir bakıldığında, 72 yıldır sözde dünya barışını ve güvenliğini korumak için kurulan ve faaliyet yürüten BM güvenlik konseyi bu süre içerisinde dünyada yaşanan onca değişikliğe karşın yapısında hiç bir değişiklik yapılmamıştır.

Aslında BM güvenlik konseyi yapısında değişiklik düşüncesi özellikle 2003 yılında oğul Bush’un Irak topraklarına saldırmasını önlemekte sergilediği acizliğin ardından gündeme geldi. O sıralarda bir çok üye ülkenin muhalefeti ve hatta Rusya ve Çin gibi konseyin daimi üyeleri Irak topraklarına saldırılmasına karşı çıkmasına rağmen Amerika tüm yasal uluslararası kuralları ve özellikle BM güvenlik konseyini hiçe sayarak Irak topraklarına kanlı bir saldırı düzenledi. Bu saldırının bilançosu yüz binlerce ölü, milyonlarca mülteci ve milyarlarca dolarlık iktisadi zarar oldu.

 

 

Şimdi Amerika’nın dışındaki ülkelerin BM yapısında değişikliğe vurgusu en çok güvenlik konseyi üzerinde yapılan vurgudur. Özellikle güvenlik konseyinin şimdiki yapısında bazı kıtaların ve bölgelerin temsilcisi yoktur. örneğin İslam ülkeleri 1.7 milyar nüfusu ile BM güvenlik konseyinde daimi üyesi yoktur. bu bağlamda İslam ülkeleri defalarca bu ülkelere güvenlik konseyinde daimi bir koltuk verilmesini talep etmiştir.

Bundan başka Japonya, Güney Afrika, Brezilya ve Almanya gibi yeni iktisadi güçler de BM güvenlik konseyinin yapısının değişmesini istiyor ve güvenlik konseyi üyeleri uluslararası siyaset arenasında yen güç dengelerine göre belirlenmeleri ve gerekirse daimi üye sayısının arttırılması gerektiğini savunuyor.

Her halükarda BM yapısının ıslah edilmesi yeni uluslararası düzen ile uyumlu hale gelebilmesi bakımından önemlidir. Ancak Amerika devleti BM güvenlik konseyinin mahiyeti ve yapısında değişiklik yapılmasından ziyade bu kurumda yüzeysel bir değişim ve bürokrasiyi hızlandırmak gibi değişiklikleri arz etmektedir.