Dünya gıda günü
https://parstoday.ir/tr/news/world-i87365-dünya_gıda_günü
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) kuruluş tarihi olan 16 Ekim, her yıl “Dünya Gıda Günü” olarak kutlanıyor. dünya gıda günü kapsamında her yıl açlık, açlıkla mücadele, yetersiz beslenme, kaynakların paylaşımı gibi konular gündeme getiriliyor.
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Ekim 15, 2017 10:44 Europe/Istanbul
  • Dünya gıda günü

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) kuruluş tarihi olan 16 Ekim, her yıl “Dünya Gıda Günü” olarak kutlanıyor. dünya gıda günü kapsamında her yıl açlık, açlıkla mücadele, yetersiz beslenme, kaynakların paylaşımı gibi konular gündeme getiriliyor.

Gerçekte dünya gıda günü yaşamın en temel hakkı yani gıdadan mahrum olan aç insanları hatırlamak ve onlarla dertlerini paylaşmak üzere uyuyan vicdanları uyandırmak için en iyi fırsattır.

 

Gıda sadece insanların değil, yeryüzünde yaşanan tüm canlı mahlukların en temel ihtiyaçlarından biridir. nitekim açlık içgüdüsünü tatmin etmek de yaratılışın ilk gününden itibaren insanoğlunun karşılamasını bir zaruret olarak hissettiği bir duygudur ve hatta insanın tarım ve sanayi alanında göz kamaştıran ilerlemesi da bu basit ve ilkel içgüdüsünün ürünü olduğu söylenebilir.

Kur'an'ı Kerim’de de insanların bu ihtiyacı gözetilmiş ve hatta bazı sureler gıda maddelerinin adı ile adlandırılmıştır. Kur'an'ı Kerim’in bazı ayetlerinde gıda maddelerinin özellikleri anlatılmış ve bazı ayetlerinde de insanlar için uygun olan hayvanlardan uygun besin maddeleri olarak söz edilmiştir.

Maalesef günümüzde yetersiz beslenme ve açlık bir çok toplumda ve özellikle üçüncü dünya ülkelerinde ciddi bir kriz olarak karşımıza çıkmaktadır ve yoksulluk, dünyada yaygın olan bu krizin en önemli etkenlerinden biri sayılır.

 

BM 2017 yılında dünyada gıda maddeleri ve beslenme güvenliği durumu başlıklı en yeni raporunda açlık endeksi, on yıl gerilemenin ardından yeniden tırmanışa geçtiğini belirtmiştir. 2016 yılında hazırlanan rapora göre dünyada 815 milyon kişi, yani dünya nüfusunun %11 kadarı açlık ve yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıya kalmıştır. Bu rapor yetersiz beslenmenin çeşitleri dünyada milyonlarca insanın sağlığını tehdit ettiğini, hali hazırda da beş yaşın altında 155 milyon çocuğun bu yüzden ve yaşına oranla kısa boylu kaldığını ve 52 milyon çocuk da yine boylarına oranla düşük kiloda olduğunu belirtti.

Anemi ise dünya kadınları arasında kaygı verici bir durum olarak açıklanan raporda, aç insanların sayısı bir önceki yıla oranla 38 milyon arttığı ve bu da çeşitli bölgelerde yaşanan şiddet içerikli münakaşalardan ve krizlerden kaynaklandığı belirtildi.

 

Öte yandan BM raporunda yer alan bilgilere göre dünyada açlık çeken 815 milyon insandan 520 milyonu Asya kıtası, 243 milyonu Afrika kıtası ve 42 milyonu da latin Amerika ve Karaiblerde yaşadığı anlaşılıyor.

Buna göre Asya kıtasında %11.7, Afrika’da %20 ve latin Amerika ve Karaiblerde %6.6 açlıktan acı çekiyor. Yine bu rapora göre dünyada açlık sorunu ile uğraşan 815 milyon nüfustan 489 milyonu savaş haline olan ülkelerde yaşıyor. buna göre münakaşalardan etkilenerek açlık sorununun yaygınlaşması başka ülkelere nazaran daha fazla geliştiği anlaşılıyor. Savaşla beraber çevre ve devlet erkanlarının etkilendiği bölgelerde ise açlığın yaygınlığı başka bölgelere nazaran %11 ila %18 daha fazladır. Nitekim savaşzede bölgelerde yaşayan insanlar başka bölgelere nazaran 2.5 kat daha fazla yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıya bulunuyor.

 

Günümüzde savaşla açlığın doğrudan bağlantılı olduğunu gösteren en bariz örneklerden biri, Yemen’dir. Bu ülke Mart 2015’ten beri Amerika ve İngiltere’nin destekleri ile Arabistan ve başını çektiği Arap ittifakının saldırısına maruz kaldı ve şimdi açlık, hastalık ve ölüm sorunları ile uğraşıyor.

Oxfam yardım kurumu icra Başkanı Mark Goldring geçenlerde basına verdiği demeçte şöyle dedi: Yemen yavaş yavaş açlıktan telef oluyor. Bombardımanlar ilkin bu ülkenin ithalatını durdurdu ve her şeyden önce Yemen halkının ihtiyaç duyduğu gıda maddelerinin ithalatını engelledi. Ardından limanlar, depolar, caddeler ve köprüler bombardıman edildi. Bu altyapılara hava akınların tesadüfi yaşanmadı ve Arabistan’ın bombardımanları tamamen güdümlü ve planlı olarak yapıldı. Bu ülkenin ekonomisi, kurumları ve devletin halkın beslenmesi ve bakımı yönündeki gücü çökme eşiğine geldi. Ancak hala geri çekilmek için fırsat vardır; kronik açlık çok yönle açlığa dönüşmeden önce bu savaş durdurulmalı ve limanlar yeniden açılmalıdır.

 

Hali hazırda Yemen yönetimi, 27 milyonu yakın olan halkının yarısından daha az bir kesimi için yeterli gıda maddesi bulunuyor ve Arabistan rejiminin dayattığı savaşın üzerinden aylar geçtiği bir sırada bu ülkenin aç ve kıtlık tehlikesi ile karşılaşan bir ülkeye dönüştüğü gözleniyor. BM yardımları da Yemen halkının ihtiyacı olan miktarın %60’ı kadar bile olamıyor. BM bu eksiği gidermek için 540 milyon avroya ihtiyacı bulunduğunu belirtiyor. Yemen’de vahim duruma işaret eden Oxfam kurumu, Yemen açlıktan yok olma eşiğine geldiğini, İngiltere Yemen’e yıkıcı ve ölümcül savaşı dayatan Arabistan rejimine silah satışını durdurması gerektiğini belirtiyor.

 

Maalesef günümüzde savaş ve şiddet dünyada bazı ülkeleri açlık sorunu ile karşı karşıya getirmiş bulunuyor. uluslararası Stokholm barış müessesesinin araştırma sonuçlarına göre dünyada 2015 yılında askeri harcamaları 1700 milyar dolara ulaştı ve son dört yılda ilk kez %1 artış kaydetti. Bu rapora göre gerçi Amerika’nın 2014 yılında askeri giderleri %2.4 azaldı, ama bu ülke hala dünyada askeri harcamaları en yüksek olan ülke konumundadır. Çin’in askeri giderleri de 2015 yılında bir önceki yıla oranla %7.4 artışla 215 milyar dolara yükseldi ve böylece askeri harcamalar bakımından Amerika’dan sonra ikinci sıraya yerleşti.

Arabistan rejimi ve Rusya ve İngiltere de sırasıyla üçüncü, dördüncü ve beşinci sırada yer alıyor.

Oysa araştırmalar dünyada askeri harcamalara ayrılan paraların ancak %10’u dünyada 15 yıl boyunca açlık sorununu çözmeye yettiğini gösteriyor.

 

Dünya gıda programı tarafından dünyada gıda güvenliği, savaş ve uluslararası göç hakkında yayımlanan en yeni rapor, savaşların ve münakaşaların gıda maddelerinin yetersizliği ve açlığa yol açtığını ve bu da göç meselesinin temel nedeni olduğunu gösteriyor. Bu durumun en bariz örneği günümüzde Myanmar ve Bangladeş sınırında yaşanıyor. Bugün binlerce Rohingyalı Müslüman gıda maddelerinin bitmesi yüzünden göç etmek zorunda kalıyor. Rohingyalı bir kadın Fransa haber ajansına yapıtğı açıklamada bu acı gerçeğe işaret ederek şöyle diyor: biz Bangladeş’e gitmek istiyoruz, çünkü burada kalırsak açlıktan ölürüz, çünkü kaçakçılara verecek paramız bile yok.

Öte yandan Bangladeş’e ulaşan sınğınmacılar da açlık, Rahin Budistlerinin Arakanlı Müslümanlara karşı kullandığı en yeni silahları olduğunu belirtiyor.

 

 

Savaştan başka iklim değişikliği ve iktisadi krizler de dünyada göç sorununu körükleyen diğer etkenleri oluşturuyor ve sonuçta gıda maddeleri güvensizliğini beraberinde getiriyor. UNICEF ise zaman elden gidiyor, başlıklı bir bildiri yayımlayarak bu gerçeğe işaret ediyor ve Somali, Nijerya, Güney Sudan ve Yemen’de 22 milyon çocuk zorunlu olarak göç ettiğini ve eğitim hakkından mahrum kaldığını ve açlık ve hastalığa yakalandıklarını belirtiyor. Bildiride 1.4 milyon çocuğun daha aşırı yetersiz beslenmeden kaynaklanan ölüm tehdidi altında bulunduğu ve bu çocuklara acilen gıda maddesi karşılamak için 225 milyon dolar paraya ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.

 

FAO’nun iktisadi ve sosyal kalkınma bölümü Başkan yardımcısı Kostan Estamolis ise şöyle diyor: dünyada aç ve fakir insanların dörtte üçü kırsal alanlarda yaşıyor ve bu yüzden kırsal alanların gelişmesi için yatırım yapılması ve böylece geniş çaplı göç sürecinin engellenmesi gerekiyor. Zira göç gerçekte geçim uğruna alınan bir karardır.

Estamolis ayrıca FAO’ya göre insanların kırsal alanlardan kentsel alanlara göç etmesi ile birlikte tarım sektörünün üretim gücü azaldığını belirtiyor. Nitekim göç eden insanların önemli bir bölümünü gençler oluşturduğundan, kırsal alanlarda yatırım yapmak ve bu bölgelerde yaşayan insanların geçimine katkı sağlamakla beraber göç sorununu bir nebze olsun çözmek mümkün.

 

 

Her halükarda bu konunun önemi itibarı ile 2017 dünya gıda günü için de

Göçün geleceğinin değişmesi; Gıda güvenliği üzerine yatırım, sloganı seçilmiştir. Böylece tarım sektöründe iş alanlarını genişleterek dünyada gıda güvenliğini temin etmek ve gereksiz göçleri engellemek mümkün.