2017 yılında güneydoğu Asya bölgesinin gelişmeleri
https://parstoday.ir/tr/news/world-i94805-2017_yılında_güneydoğu_asya_bölgesinin_gelişmeleri
2017 yılında dünya gelişmelerini ele aldığımız bugünkü sohbetimizde Myanmar rejiminin Rohingyalı Müslümanlara soykırım uygulamasını ve insan hakları iddiasında bulunan Batı’nın bu cinayetlere göz yumarak ses çıkarmamasını gözden geçirmek istiyoruz.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Ocak 04, 2018 09:47 Europe/Istanbul
  • 2017 yılında güneydoğu Asya bölgesinin gelişmeleri

2017 yılında dünya gelişmelerini ele aldığımız bugünkü sohbetimizde Myanmar rejiminin Rohingyalı Müslümanlara soykırım uygulamasını ve insan hakları iddiasında bulunan Batı’nın bu cinayetlere göz yumarak ses çıkarmamasını gözden geçirmek istiyoruz.

Myanmar ordusu bu ülkenin Rahin eyaletinde yaşayan Müslümanlara yönelik yeni tur şiddet uygulaması çerçevesinde Mart 2016’dan itibaren bazı silahlı unsurların sınır karakollarına saldırdıklarını bahane ederek Müslümanları katliam etmeye başladı. Bu süreç halen devam ediyor. Myanmar yönetimi karakol saldırıları Rahingyalı Müslümanlar tarafından yapıldığını iddia ediyor. Oysa Myanmar yönetimi ve ordusu Rohingyalı Müslümanların sınır karakollarına saldırdıkları veya bu saldırılarda rol ifa ettiklerine dair hiç bir belge veya kanıt da gösteremiyor.

Myanmar’da Rohingyalı Müslümanlara yönelik yeni tur saldırılarda Myanmar ordusundan başka radikal butistler de bu cinayetlerde ordu güçlerine eşlik ediyor.

 

 

Myanmar devleti Rahin eyaletinde yaşayan Rohingyalı Müslümanların vatandaşlık haklarını tanımıyor ve bu insanları illegal göçmen niteliyor. Myanmar yönetimi Rohingyalı Müslümanlar’ın Bangladeş’ten Myanmar’a geldiklerini iddia ediyor.

Aslında Myanmar yönetiminin Rohingyalı Müslümanlara karşı uyguladığı bir çok kısıtlama söz konusudur. Örneğin Myanmar yönetimi Rohingyalı Müslümanlara nüfus cüzdanı veya kimlik kartı vermiyor ve bu yüzden Rohingyalı Müslümanlar Myanmar içinde seyahat edemiyor. Bundan Başkan Myanmar Rohingyalı Müslümanlara pasaport da vermiyor ve böylece onları yurtdışı seyahatlerden de mahrum bırakıyor. Rohingyalı Müslümanlar hatta bir köyden bir başka köye gitmek için Myanmar devletine belli bir parayı ödemek zorunda kalıyor.

 

 

Rohingyalı Müslümanlar için üniversite eğitimi yasaktır. Rohingyalı Müslümanlar devlet kurumlarında işe alınmıyor. Bu insanlar Myanmar devletinden izin almadan evlenemiyor ve bu izni alabilmek için de yine vergi ödemek zorunda kalıyor, üstelik evlendikten sonra da ikiden fazla çocuk sahibi olmaları yasaklanıyor.

Rohingyalı Müslümanlar Myanmar’da genellikle köle olarak çalıştırılıyor ve sağlık hizmetleri ve eğitim hakları gibi kamu hizmetlerinden yararlanamıyor ya da büyük kısıtlamalarla karşılaşarak yararlanabiliyor.

Myanmar yönetiminin bu denli kısıtlayıcı ve Müslüman karşıtı tutumuna Rohingyalı Müslümanlara yönelik şiddet ve katliam girişimleri de eklenince, bu kez Myanmarlı budistlerin de bu insanlara karşı şiddet uygulamaya başlamalarına yol açtığı gözleniyor.

 

 

Rohingyalı Müslümanlara yönelik şiddet uygulamaları, demokrasi için milli cephe partisi adlı partinin nobel barış ödüllü Ang San Suchi’nin Myanmar’da tüm dini ve etnik gruplara barışçıl bir yaşam temin etme sloganı ile 2015 yılında düzenlenen parlamento seçimlerini kazandığı ve Myanmar’de yeni hükümeti kurduğu bir sırada gündeme geliyor.

Myanmar yönetiminde Dışişleri Bakanı ve hükümetin yüksek danışmanı görevini üstlenen Ang San Suchi Rohingyalı Müslümanların talepleri ve hakları ile ilgilenme sözü vermişti, ancak bu sözler yerine getirilmediği gibi Rohingyalı Müslümanlara yönelik şiddet uygulamaları artarak devam etti.

 

 

 

Aslında Myanmar’da Rohingyalı Müslümanlara yönelik şiddet uygulamalarının artması, Myanmar devleti ve ordusu Rohingyalı Müslümanların yoğunlukta yaşadığı Rahin eyaletinde nüfus yapısını Rohingyalı Müslümanları Bangladeş gibi komşu ülkelere zorla göç ettirerek değiştirmek istediğini ortaya koyuyor. Bu insanlık dışı uygulamanın çerçevesinde Myanmar devleti  ve ordusu Rahin eyaletinde Rohingyalı Müslümanları katletmeye, evlerini ve tarlalarını yakmaya ve kadınlarına ve kızlarına tecavüz etmeye başladı. Myanmar devleti ve ordusu böylece Rohingyalı Müslümanları ölümcül şiddetlerden korunmak için komşu ülkelere göç etmeye zorluyor.

 

 

Gözlemciler, Myanmar devleti bu ülke bağımsızlığına kavuştuğu günden beri Müslümanlara karşı asimilasyon politikasını uygulamaya başladığını ve böylece tamamen budist bir devlet kurmak istediklerini belirtiyor. Bu çerçevede Myanmar’da diğer dini ve etnik gruplar ya budistlere uymak ya da göç etmek zorunda kalıyor. Bu politika aynı zamanda Myanmar’da çeşitli dini grupların nüfuzunu engellemek için uygulanıyor.

Bu arada Myanmar’da Rohingyalı Müslümanlara karşı şiddet uygulamaları tüm hızı ile devam ederken başta BM güvenlik konseyi olmak üzere uluslararası kurum ve kuruluşların Rahin eyaletinde Rohingyalı Müslümanlara yönelik şiddet, kadınlara tecavüz ve evlerinin yakılıp yıkılması karşısında sustukları dikkat çekiyor.

 

 

Myanmar’ın Rahin eyaletinde mazlum Rohingyalı Müslümanlara yönelik geniş şiddet uygulamaları, bu insanlar dünyanın en mağdur azınlığı olduğu halde gündeme geliyor, ancak uluslararası kurum ve kuruluşlar bu konuda sadece kaygı duyduklarını dile getirmekle yetiniyor. Oysa Ağustos 2016’den bu yana 800 bin kadar Rohingyalı Müslüman mülteci durumuna düşerek Bangladeş sınırlarına doğru kaçmaya başladı. Kaçış sürecinde ise Rohingyalı Müslümanlardan katledilenlerin sayısı 6 bine ulaştı. Bu denli ağır şiddet ve katliam dünyada eşine ender rastlanan bir durumdur, öyle ki bazı gözlemciler ve uluslararası kurum ve kuruluşlar bu durumdan soykırım, beşeriyete karşı suç ve asimilasyon olarak söz ediyor.

 

 

Küresel politika merkezi adlı düşünce kurumunun uzmanı ve “Myanmar’da Rohingyalı müslümanlar gizli soykırım eşiğinde” adlı kitabın yazar Azim İbrahim, Myanmar’da Rohingyalı Müslümanlara karşı uygulanan şiddetin kelimenin tam anlamıyla bir ırka uygulanan soykırımın teknik özelliklerine sahip olduğunu belirtiyor.

Bu doğrultuda BM mülteciler yüksek komiseri de Myanmar’da Rohingyalı Müslüman azınlığın Myanmar devletine bağlı güvenlik güçlerinin beşeriyete karşı suç işlemelerine maruz kaldıklarını belirtiyor.

Öte yandan Malezya Dışişleri Bakanlığı da bir bildiri yayımlayarak Myanmar devletini Rohingyalı Müslümanlara karşı uyguladığı şiddet yüzünden etnik asimilasyon uygulamakla suçladı.

 

 

 

Bu açıklamalar Myanmar ordusunun Rahin eyaletinde Rohingyalı Müslümanlara yönelik katliam uygulamasına gösterilen bazı tepkilerdir. Bu tepkiler Myanmar devletinin bu ülkede yaşayan Müslüman azınlığa yönelik insanlık dışı uygulamalarının mahiyetini dünya kamuoyuna aydınlattı.

Öte yandan Rohingyalı Müslümanların Bangladeş sınırlarına doğru akın ederek bu ülkeye sığınmaya başlamasının ardından Dakka yönetimi mültecilerin ihtiyacını tek başına karşılayamadığını ilan ederek uluslararası camiadan yardım talebinde bulundu.

Bu arada mülteci sayısının fazla olması ve Bangladeş yönetiminin bazı kısıtlamaları uygulaması ve uluslararası insani yardımların yetersizliği yüzünden bazı insan hakları örgütleri Rohingyalı Müslümanların kaldığı kamplarda uygunsuz sağlık şartlarına dikkat çekerek Bangladeş’te kurulan kamplarda insani facia yaşanması konusunda uyarılarda bulunmaya başladı.

 

 

Bu şartlarda ve Bangladeş devletinin yardım talebinden sonra Myanmar devleti Rohingyalı Müslümanların durumunu belirlemek için ikili müzakerelere başlamayı kabul etti. Myanmar Dışişleri Bakanı Ang San Suchi ve Bangladeşli mevkidaşı Mahmut Ali arasında sağlanan anlaşmaya göre Myanmar devleti hali hazırda iki ülkenin ortak sınırında ve asla sağlıklı koşulları olmayan geçici kamplarda kalan Rohingyalı Müslümanları Myanmar’a geri getirmeyi kabul etti. Gerçi Myanmar devletinin Rohingyalı Müslümanlara Bangladeş sınırlarından geri dönmelerine izin verme politikası hakkında da ciddi kuşkular bulunuyor.

 

 

Bazı gözlemciler Myanmar devletinin Rohingyalı Müslümanlara Bangladeş sınırlarından geri dönmelerine izin vermeyi kabul etmesini uluslararası kamuoyu ve bazı bölge ülkelerinin baskılarına bağlıyor. Ancak Myanmar devletinin Rohingyalı Müslümanlara Bangladeş sınırlarından geri dönmelerine izin vermesi bir yana burada esas soru, söz konusu Müslümanların evlerine geri döndükten sonra bir kez daha Myanmar devleti, ordusu ve radikal Budistlerin şiddet uygulamalarına maruz kalmayacağı yönünde ne gibi güvencelerin bulunduğu sorusudur.

 

 

BM insan hakları gözetleme örgütü Başkanı Bill Ferlic, Rohingyalı Müslümanlar Rahin eyaletine dönmeden önce bir çok tedbir alınması gerektiğini belirtiyor. Ferlic’e göre uluslararası camia bu geri dönüşün hiç bir uluslararası gözetim olmadan nasıl gerçekleşeceğine açıklık getirmesi gerekiyor.

 

Rohingyalı Müslümanlar'ın evlerine dönerek yıkılıp yakılan köylerini yeniden inşa etmeleri gerekiyor. Öte yandan Myanmar’a geri dönen bu insanların yeniden Myanmar ordusu ve radikal Budistlerin saldırılarına uğramamalarını güvence altına almak için uluslararası gözlemcilerin onların geri dönüş sürecini gözetlemeleri gerekiyor. Bu arada Myanmar devletinin de geri dönen Müslümanlara nasıl davrandığı da uluslararası camia tarafından titizlikle rasat edilmesi şarttır.