Almanya, Avrupa'nın nükleer silahsızlanmaya öncülük etmesini istedi
Almanya dışişleri bakanı Sigmar Gabriel, yeni nükleer silahlanma doktrinini açıklayan ABD'nin bu siyasetinin Avrupa için ciddi bir tehdit olduğunu bildirerek Avrupa'dan nükleer silahsızlanma rehberliğini ele geçirmesini istedi.
Almanya dışişleri bakanı Sigmar Gabriel'in bu açıklaması, Amerikan savunma bakanlığının (PENTAGON), geçtiğimiz cuma günü yeni nükleer silahlanma doktrinini açıklaması ardından geldi.
Amerika'nın bu yeni doktrinine başta Rusya olmak üzere dünya genelinde ciddi tepkiler gelirken Almanya dışişleri bakanı da bunun Avrupa'nın güvenliği için bir tehdit olduğunu zira bu durumun dünyada nükleer silahlanma rekabetinin artmasına sebep olacağını söyledi.
ABD'nin nükleer silah deposunu daha düşük seviyeli nükleer başlıklı füzelerle çeşitlendirmeyi planladığını açıklamasına tepki gösteren Çin de, Washington'a "Soğuk Savaş zihniyetinden" çıkması çağrısında bulundu.
Çin Savunma Bakanlığı, ülkenin tabiatı gereği bir savunma politikası izlediklerini söyleyerek yeni nükleer silahlanma doktrinini açıklayan ABD'yi Beijing'in yaratabileceği nükleer tehdidi abartmakla suçladı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı da Cumartesi günü bir açıklama yayınlayarak ABD'yi "savaş çığırtkanlığıyla" suçladı.
Amerikalı uzmanlardan Kingston Reif, ABD'nin yeni nükleer stratejisinin dünyada nükleer silahların kullanılma riskini arttırdığına inanmakta.
Almanya dışişleri bakanı Sigmar Gabriel, soğuk savaş döneminde olduğu gibi şimdi de Avrupalıların özel olarak soğuk savaşla yüzyüze olduğunu, bunun için de Avrupa'nın kendisinin harekete geçerek, nükleer silahlanmayı kontrol altına alma ve silahsızlanma işinin yönetmenliğini ele alması gerektiğini belirtmekte. Bilindiği üzere Almanya, NATO'nın bir önemli üyesi olarak şu anda Büchel askeri hava üssünde Amerika'nın en az 20 atom bombasına ev sahipliği yapmakta.
Almanya'da muhalif partiler, bağımsız siyasetçiler ve savaş karşıtı gruplar ve sivil toplum örgütleri, Amerikan nükleer silahlarının Almanya topraklarında kalmasına şiddetle karşı olup, her defasında bu silahların Alman topraklarından çıkarılması yönünde hükümete baskı yapmaktalar.
İlk dönemlerde soğuk savaşın son bulmasıyla Amerika'nın Avrupa topraklarından kendi nükleer silahlarını çıkaracağı tahmin ediliyordu. Fakat pratikte Amerika, Almanya'daki taktik amaçlı nükleer silahlarının korunmasını ısrarla istediği gibi hatta bu silahların modernleştirilmesi yönünde yeni masraflı projeler de hazırlayarak hayata geçirmek istemekte ve hatta bunların masrafını bizzat Avrupa ülkelerine ödettirmek istemekte.
Mayıs 2012 tarihinde Amerika'nın Şikago kentinde düzenlenen NATO'ya üye ülkeler zirvesinde NATO liderleri nükleer bombaların modernizayonu ve Amerika'nın Avrupa topraklarındaki atom bombalarıyla yer değiştirmesi meselesini kabul etmişlerdi. buna gerekçe olarak da nükleer silahların, NATO'nun caydırma politikasının önemli bir parçası olduğunu ve bu silahların kendi işlevini sürdürmesi gerektiğini ileri sürdüler.
Amerika, Avrupalıların özellikle de Almanların güvenliğini koruma bahanesiyle ama gerçekte Rusya ve öteki rakipleri kontrol ve tehdit siyasetini sürdürme amacıyla B16 nükleer bombaların korunması ve geliştirilmesi meselesinde ısrar etmekte. Almanya nükleer olmayan bir ülke olarak, nükleer silahsızlanma konusunda elinden gelen her şeyi yapacağını belirtmekte. Buna rağmen bu ülke halen Amerika'nın Avrupa'daki nükleer silahlarının konuşlandığı en önemli merkez olarak söz konusudur.
Amerika'nın nükleer silahlarının Almanya topraklarında konuşlanmasına karşı var olan halk muhalefetine rağmen Angela Merkel hükümeti bu silahların Almanya topraklarında var olmasında ısrar etmekte. Buna karşılık Sosyal Demokrat (SPD) lideri Martin Schulz, Amerikan nükleer silahlarının Almanya topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmekte ve şimdi de bu konuda Almanya dışişleri bakanı Gabriel'den kendisine destek gelmiş bulunuyor.