İslam inkılabı ve sanat - 3
İnkılap sanatını ve görsel yapısını iki açıdan ele almak mümkün. Bu açılardan biri görsel özellikleri ve dış görünüşü ve ikincisi ise bu sanata hakim olan kurallar ve sunuş biçimidir.
İran tarihinde sanat ve mezhepten kaynaklanan manevi adap arasında her zaman yakın ilişki olmuş ve din her zaman sanata şekil veren önemli bir etken olarak gündeme gelmiştir. Sanat başlı başına beşerin en derin hikmetlerinin dili ve en güzel dini kavramların ve simgelerinin tecelli ettiği alandır. Öte yandan İslam inkılabının kökleri İslamî dünya görüşüne uzandığından, İran’da İslam inkılabı zafere kavuşmasından sonraki yıllarda sanatla İslamî dünya görüşü arasındaki irtibat kurularak gelişmeye başladı. O yıllarda sanatçılar bir çok manevi kavramı ve inkılap ve kutsal savunma alanlarında halk hamasetlerini eserlerine simgesel olarak yansıtmaya başladı ve eserlerini yaratırken güzellik, cazibe ve güzelliği tanımlayan ilkelere özen göstermekten de gafil kalmadı.
İranlı sanatçıların bu çalışmalarının en bariz örneği görsel sanatlar alanında göze çarpıyor. Bu sanat eserleri bir çok temanın muazzam kaynağı sayılır ve gayet ustaca ve sanat anlayışı çerçevesinde etkili ve faydalı bir dille ifade edilmiştir. Bu motiflerin ve yazıların tümünün teknik tasarımı günümüz grafik sanatının ilkelerine uygundur ve bu alanda faaliyet yürüten sanatçıların çoğu eski İran’da miras kalan motifleri kullanmak ve onlardan ilham almakla tasarlamaya çalışmıştır.
İslam inkılabı zafere kavuştuğu ilk yıllarda yaratılan sanat eserlerine bakıldığında, bir çok durumda İran’ın eski geleneksel sanat unsurları ve modelleri ciddi bir şekilde bu eserleri etkilediği anlaşılır. Aslında bu eserlerde geçmişten miras kalan sanat eserlerine aşırı hayranlık ve modern sanata bağnazca saldırılar göze çarpmıyor. İranlı sanatçı İslam inkılabından sonraki yıllarda sanat mirasını tanıyarak Batı sanatına da kendi gelenekleri ve kültürleri ve sanat çerçevelerinden bakmaya başladı.
Gerçekte İranlı sanatçı bu seçimi ile birlikte eski tarihi mirasını yeni ve güncel yöntemlerle güncelleştirmeye çalışıyor ve yeni sanat öğretilerini de eski değerlere ve geleneklere uygun olarak dengeliyor. Böylece İslam inkılabı sanatçıları bu yöntemi bilinçli olarak seçmekle yeni bir deneyime imza atarak dünyanın çağdaş sanatında da kendilerine özel yeni bir konum kazanmaya başladı.
Öte yandan İslam inkılabının manevi kavramlarını simgesel bir şekilde beyan etmek ve görsel elemanları bunun için kullanmaktan başka söz konusu olan bir başka özellik, İran sanatının bezeme unsurlarını yeni bir kalıpta ve modern bir algı ile hizmete almak, özelikle görsel sanatlarda göze çarpıyor. İranlı sanatçıların inancına göre eserlerinin simgesel değerleri ve kavramları hatta muhataplarına herhangi bir mesajı ulaştırmasa bile, beze yoluyla kalıcı oluyor ve özel değerlerini korumayı başarıyor. Gerçi geçmişte de İranlı sanatçıların eserlerinin çoğunda güzel bezeme çalışması özel bir yeri vardı ve bu yöntem İran’ın sanat geleneğinde derin mazilere dayandığı ortadadır.
İslam inkılabından sonra yaratılan sanat eserlerinin irdelenmesinde dikkat çeken bir başka nokta, kalıp ve çerçevelerin kurallarıdır. Bir inkılap her şeyden ziyade muazzam bir halk sermayesine dayanır. Bu sermayeyi ekonomi, savaş veya sanat gibi çeşitli alanlarda kullanmak ise yeni şekillerin ortaya çıkmasına vesile olur. Bu sanatta kalıp ve şekil modeli, muhatabın alışık olduğu gerçeğin dış yüzüdür. Sanatsal motifler ve düşünceler dış hadiselerden ve şahsiyetlerden ilham alır ve sade şekillerle ifade edilir.
İslam inkılabının gerçek hadiselerden ve şahsiyetlerden esinlenerek üretilen yığınla sanat eseri, inkılabın ilk yıllarında sanat eserlerinin şekli genellikle sade ve gerçekçe olduğunu ortaya koymaktadır. Bu süreç zamanla değişti ve bir kaç yıl geçtikten sonra daha yeni şekiller ve kalıplar ve hatta yenilikçi modeller eskilerine eklendi. Ancak burada unutulmaması gereken önemli bir nokta, bir çok durumda şekillerde yaşanan değişiklik muhtevanın lehine yaşanmış olması ve ifade yöntemler ve hatta sanatın sunuş biçimi avangard ve yaygın olmayan yöntemleri izlemiş olmasıdır.
Bu bağlamda İslam inkılabının ilk yıllarında camilerde gelişen ve sunulan sanata işaret etmek mümkün. Gerçekte İslam inkılabının yarattığı büyük değişim, camiyi inkılap sanatının sunulduğu en ciddi mekanlardan birine çevirecek kadar büyüktü. Bu mekanda resim, hattatlık, tiyatro, musiki, marş ve hatta sinema gibi sanatlar sergilenmeye başladı. Bu yüzden İslam inkılabının sanat eserleri şekil ve muhteva bakımında da muhataplarına ve sunuş şartlarına göre değişime uğradı ve sanattan yeni bir tanım sundu. Gerçi sanattan bu şekil inkılabın ilk yıllarında mahsur kalmadı ve son yıllarda da toplumda bu şekle dönüş yaşanmaya başladı, nitekim Ammar film festivali gibi festivallerin düzenlenmesi bu iddianın ispatı yönünde birer örnek sayılır.