ABD ve İslam inkılabı ile daimi düşmanlığı
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i100099-abd_ve_İslam_inkılabı_ile_daimi_düşmanlığı
İran İslam inkılabı kırkıncı yılına giriyor. Aslında kırk yıllık yaş insanlarda olgunluğun doruk noktası olarak kabul ediliyor ve buna göre benzer bir tabiri İslam inkılabı için de kullanmak mümkün.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Şubat 20, 2018 16:47 Europe/Istanbul

İran İslam inkılabı kırkıncı yılına giriyor. Aslında kırk yıllık yaş insanlarda olgunluğun doruk noktası olarak kabul ediliyor ve buna göre benzer bir tabiri İslam inkılabı için de kullanmak mümkün.

Ancak İslam inkılabı bu yaklaşık kırk yıllık sürede oldukça engebeli bir süreci geride bıraktı.

Eğer İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra oluşan dengelerin en kalıcı özelliklerinden birine işaret etmek gerekiyorsa buna Amerikalı devlet adamlarının bu inkılapla kırk yıllık düşmanlığını söyleyebiliriz.

Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti nizamı ile kırk yıllık düşmanlığının sebebi anlayabilmek için en başta İran’ın İslam inkılabından önceki yıllarda ABD’nin Ortadoğu ve dünyaya yönelik izlediği politikalarda konumunu gözden geçirmek gerekir. İran devleti İslam inkılabı zafere kavuşmadan önce Amerika’nın Ortadoğu ve dünyaya yönelik dış politikasında ve güvenlik politikalarında çok özel yeri bulunuyordu. İran Sento paktı çerçevesinde NATO’nun Ortadoğu bölgesinde eski sovyetler birliğinin çevresini kuşatma zincirinin önemli bir halkasıydı.

Bu yüzden Amerika hiç bir zaman stratejik önem arz eden İran’ı kaybetmek istemiyordu ve ikinci dünya savaşından sonra da sürekli İran üzerindeki nüfuzunu pekiştirmekle uğraştı. Gerçi Amerika İran üzerinde sulta kurma konusunda hiç bir ahlaki ve demokratik ilkeye de bağlı kalmıyordu. Amerika 1953 yılında Dr. Muhammed Musaddık’ın yasal hükümetine karşı askeri darbe yaptırdı ve böylece İran’da demokrasi sürecini saptırdı. 1953 yılında Amerika ve İngiltere’nin ortaklaşa yaptırdıkları bu darbenin ardından Amerika pehlevi şahı Muhammed Rıza’yı ülkeye geri getirerek despot bir rejimin temelini attı.

Öte yandan dünyanın en korkunç casusluk örgütlerinden biri olarak bilinen Savak da Amerika ve siyonist rejim İsrail’in casusluk örgütlerinin yardımları ile ve İran’ın özgürlükçü seslerini susturmak üzere kuruldu.

Amerika İran’daki müsteşarlarının rahat hareket etmeleri için yoğun baskı uyguladı ve İran’da Amerikalı vatandaşlara yargı dokunulmazlığı tanıyan kapitülasyon yasasını onaylattı. O yıllarda on binlerce Amerikalı müsteşar İran’ın tüm siyasi, askeri, iktisadi ve kültürel kurumlarına musallat olmuştu. Nitekim İslam inkılabı zafere kavuştuğu 1979 yılında yaklaşık 30 bin Amerikalı müsteşar İran’da çalışıyordu.

Amerika’nın Kore ve Vietnam savaşlarındaki deneyimleri ve bu iki savaşta çok sayıda askerini kaybetmesi beyaz saray yetkililerini bölgeye yönelik sultacı politikalarını gütme işini sulta altında tuttuğu ülkelere devretme sonucuna götürdü. Buna göre Ortadoğu ve özellikle Fars körfezi bölgesinde bu göre İran’a verildi. İran Fars körfezi bölgesinde servet, büyük nüfus, stratejik konum, nisbi istikrar ve askeri güç gibi durumlarda bölgenin diğer ülkelerinden üstündü. İşte bu noktada ABD dönem Başkanı Nicson’un Ortadoğu bölgesinde iki sütunlu doktrini gündeme geldi.

Nicson’un iki sütunlu doktrinine göre İran ve Arabistan devletleri Amerika’nın bölgede iki temel sütunu olarak Fars körfezinde Amerika’nın çıkarlarını temin etmek ve korumakla görevlendirildi. Amerika bunun üzerine İran ve Arabistan’a iktisadi ve askeri yardımlarda bulunarak bu iki ülkeyi bölgenin güvenliğini temin etme aracı olarak kullanıyordu, üstelik bu bölgede doğrudan askeri varlığa ihtiyacı olmuyordu. Bu arada bu iki sütun arasında ilk seçenek İran’dı ve Arabistan’a daha çok ikinci dereceden bakılıyor ve en çok da Amerika’nın Ortadoğu bölgesine yönelik programlarının mali sponsoru gibi algılanıyordu.

1973 yılında petrol şoku ve İran’ın petrol gelirlerinin artmasından sonra bu kez Nicson’un doktrini çerçevesinde İran Amerika’nın en büyük silah alıcısına dönüştü. Amerika İran’a F 14 savaş uçakları verdi, oysa o güne kadar bu gelişmiş uçakları hatta siyonist rejim gibi en yakın müttefiklerine vermemişti. Amerika İran’ı Ortadoğu bölgesinde istikrar merkezi olarak ilan etti. Ancak İslam inkılabı Amerika’nın Ortadoğu ve dünyaya yönelik sultacı politikaları üzerinde deprem etkisi yarattı. bu yüzden İslam inkılabının zafere kavuşması ve İran’ın beyaz sarayın sultasından kurtulması Amerikalı devlet adamlarının İran İslam Cumhuriyeti nizamı ile düşmanlığının başlıca nedenidir. Zira bu inkılabın ardından Amerika’nın Ortadoğu bölgesinde nüfuzu büyük oranda geriledi ve İran İslam Cumhuriyeti nizamına karşı izlediği politikaların bozguna uğraması bu düşmanlığı daha da şiddetlendirdi.

Amemrika İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra İran korkusu yaratmak ve inkılabın bölge ve dünya üzerindeki etkilerini engellemek için İslamcı köktencilik gibi kavramları siyaset ve medya çevrelerinde gündeme getirerek İslam Cumhuriyeti nizamını haklı göstermeye çalıştı.

Kuşkusuz İslamî değerlere bağlı kalmak Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti nizamı ile düşmanlığının bir başka önemli nedenlerinden biridir.

Bu çerçevede Amerika’nın eski başkanlarından Richard Nicson şöyle diyor: köktenci İslam etnik inanç temeline dayanır ve cazibesini de Batı sekülerizminden değil, mezhepsel inançlardan elde eder. Seküler değerler köktencilerin inançları ile rekabet edemediğinden, medeniyetlerin çatışmasında Amerika tarihi en güçlü ve en zengin devleti olması yeterli olmuyor.

Amerikalı ünlü teorisyen Huntington da bu konuda şöyle diyor: beşeri toplumların gelecekte temel çatışması İslamî kültürle Batılı kültürün çatışması olacaktır.

Yine Amerikalı ünlü teorisyenlerden ve Amerika’nın İslam inkılabının zaferi sırasında dönem Başkanı Jimmy Carter’in milli güvenlik danışmanı Berjinski de şöyle diyor: köktenci İslam’ın bölge genelinde şah rejiminin devrilmesi ve Humeyni’nin İran’dan kaynaklanan gerginliklerden etkilenerek yeniden gündeme gelmesi, Amerika’nın Batı dünyasının bekası tamamen ona bağlı olan bir bölgedeki çıkarlarına sürekli tehdit oluşturmuştur. İslamî köktencilik günümüzde mevcut düzeni ve istikrarı tehdit etmektedir.

Bu konuda İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ise şöyle buyuruyor: bugün istikbar cephesinin İslamî İran ile düşmanlığının sebebi İslam’dır. Onlar İslam dinine düşmandır ve bu yüzden İran İslam Cumhuriyeti nizamına baskı uyguluyorlar. Kuşkusuz Amerika İran milletinin elinden Müslüman oldukları ve öz Muhammedi –s– İslam’a bağlı oldukları kadar başka hiç bir şeyinden bu kadar rahatsızlık duymuyor ve sizin bu bağlılıktan el çekmenizi istiyor.

İran İslam inkılabının en büyük bereketlerinden biri bu inkılabın bağımsızlık talep etmesi ve Amerika gibi sultacı güçlere karşı mücadele etmesidir. Amerikalı ünlü düşünür Noam Chamsky şöyle diyor: İran bağımsız kaldığı ve Amerika’nın sultası karşısında boyun eğmediği müddetçe Amerika’nın İran’a karşı düşmanlığı ve muhalefeti sürecektir. İran İslam Cumhuriyeti Amerika açısından asla kabul edilemez, zira bağımsızlığından vaz geçmiyor.

Amerika’nın Dışişleri Bakanlığının eski Bakan yardımcılarından ve Amerikan hakimiyetinde İran düşmanlığı ile ün yapan Martin Indike İran’ın İslam inkılabının zaferinden sonra bağımsızlık taleplik özelliği hakkında şöyle diyor: İslam inkılabını cezalandırmak, Amerika’dan bağımsız olma ve kurtulma yolunda adım atan başka ülkeler için ibret olacaktır.

Öte yandan İran, İslam inkılabından sonra bilim alanında büyük adımlar attı ve başka ülkelere örnek oluşturdu. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu konuda şöyle buyuruyor: Amerika’nın müstekbir rejimi ve dünyada İslamî nizamla düşmanlık eden her müstekbir gücünün düşmanlığının sebebi, adalet bayrağının göndere çekilmiş olmasıdır. Bunlar bir ülke İslam adına ve İslam’ın yüce tealimi ile bilimsel alanda ilerlediğini ve bu ilerleme de onların nüfuzunu engellediğini görüyor. Bunlar onların sultasından kurtularak bilimsel alanda ilerlemek isteyen her ülkeye karşıdır.

Öte yandan İslam inkılabının dünya genelinde tüm özgürlükçü hareketleri etkilemesi ve küresel güçlerle mücadelede emsal oluşturması ve bu hareketlere istikbar karşıtlığı bakımından ilham kaynağı olması da Amerika’nın İslam inkılabı ile düşmanlık gütmesinin bir başka sebebidir.

İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuğunda Amerika’da savunma Bakanı olan Aleksandır Hage şöyle diyor: bence bu uluslararası sorunlardan daha tehlikeli ve daha önemli olan konu, İran’da ortaya çıkan ve şimdi Irak ve bölgedeki diğer Arap rejimlerin istikrarını tehdit etmeye başlayan İslamî köktenciliğin yayılmasıdır. Eğer İran kontrolden çıkarsa süper güçlerin çıkarları en tehlikeli biçimde risk altına girecektir.

Gerçekte o günlerde Amerikalı devlet adamları ve stratejistlerinin İran İslam inkılabının sonuçları hakkında duydukları tüm kaygılar ve bu kaygıların giderilmesi için İran ile mücadele vurguları bugün gerçekleşmiştir. Bugün İran İslam Cumhuriyeti nizamı hem iç arenada ve hem bölgede büyük kazanımları olmuştur, öyle ki artık hiç kimse İran’ın Ortadoğu bölgesinin istikrarı ve güvenliğinde rolünü inkar edemiyor. Ancak bugün İran bölgede ve dünyada büyük ve etkili devlet olduğu kadar Amerika’nın da İran’a karşı kin ve düşmanlığı artmıştır.nitekim Amerika Başkanı Donald Trump’ın yardımcısı Mike Pense işgal altındaki Filistin ziyareti ziyareti sırasında yaptığı konuşmada şöyle diyor: eğer İran milleti Amerika’nın dostu olmak istiyorsa bu, ancak İslam Cumhuriyeti nizamı devrildikten sonra mümkün olur.

Ancak İslam inkılabının büyük önderi İmam Humeyni –ks– dayatılan savaşın doruk noktasında ve soğuk savaş döneminde Amerika dünyada iktidarının zirvesinde yer aldığı bir sırada İran’a yönelik tehditlerine gösterdiği tepkide “Amerika hiç bir halt edemez” dediği gibi bugün yine Amerika İran İslam inkılabı karşısında hiç bir halt edemeyeceği kesindir. Nitekim bugün Amerika devleti popülist Başkanı Trump’ın izlediği yanlış politikaları yüzünden dünya genelinde inzivaya itilmiştir ve İran İslam inkılabı gibi kırk yıllık deneyimi olan bir devlete asla zarar veremeyeceği de kesindir.