İslam inkılabı, milli kendine inanma ve bilimsel ilerlemeler
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i100409-İslam_inkılabı_milli_kendine_inanma_ve_bilimsel_ilerlemeler
İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra bu inkılabın İran milletine getirdiği en önemli getirilerden biri İran’ın bilim ve teknoloji alanlarında göz kamaştırıcı ilerleme kaydetmesi ve dünya sıralamalarında üst düzeylere tırmanmasıydı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Şubat 23, 2018 13:10 Europe/Istanbul

İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra bu inkılabın İran milletine getirdiği en önemli getirilerden biri İran’ın bilim ve teknoloji alanlarında göz kamaştırıcı ilerleme kaydetmesi ve dünya sıralamalarında üst düzeylere tırmanmasıydı.

İran İslam inkılabının şekillenmesinin kökleri hakkında yorum yapan uzmanlar İran’da İslam inkılabına sebebiyet veren etkenlerden birini İran milletinin despot yöneticileri ve ecnebi hamileri tarafından tarihi aşağılanmaları şeklinde ifade ediyor. Söz konusu uzmanlara göre İran milleti Pehlevi rejiminde şiddetle aşağılanmıştı ve bu yüzden istiklal ve milli kendine inanmadan söz eden İmam Humeyni’nin -ks- çağrısına olumlu cevap verdi ve böylece İslam inkılabını zafere kavuşturdu. Bu açıdan İslam inkılabı İran milletinin inanç, iman ve kendine inanma duygularının sonucuydu ve daha ileriki yıllarda da bu kendine inanma duygusu ülkenin ilerlemesinde önemli rol ifa etti.

Gerçekte İran İslam inkılabının büyük önderi İmam Humeyni’nin -ks- beyanatını gözden geçirecek olursak, imamın bir çok kez kendine inanma duygusunu geliştirme zaruretine vurgu yaptığını anlarız.  Örneğin İmam bir yerde Pehlevi rejiminin icraatını eleştirirken şöyle buyuruyor:

Önemli olan şu ki İran milleti kendileri kendi işlerini yapabileceklerine inanmalarıdır. Onlar zaman sürecinde İranlıların hiç bir şey yapamayacaklarını ve her şeyi onlar için dışarıdan ve Avrupa ve Amerika’dan getirmek gerektiğini telkin ettiler. Bu da İranlı beyinlerin çalışmamasına yol açtı, zaten çalışmasına da izin vermediler. İran halkı, İran insanı başkalarından hiç bir eksiği yoktur, hatta bir çoklarından daha üstündür. Fakat bu yeteneklerin çalışmasına müsaade etmediler. Bu yetenekleri çalıştırmalıyız ve devlet ve millet de buna vurgu yapmalı ve yeni icatlar yapanları teşvik etmeli, inşaallah İran her şeyi kendisi yapar ve bağımsız olur.

Bugün İslam inkılabının zaferi üzerinden yaklaşık 40 yıl geçtiği bir sırada inkılabın ilk yıllarında inkılap liderleri ve düşünürleri tarafından gündeme getirilen milli kendine inanmak ve kendi aslına geri dönmek kavramları artık İran milletinin kültürel özellikleri veya ilkilerine dönüşmüş bulunuyor. Bu kavramlar bugün İran milletinin gözünde sırf bir ülkü veye ulaşılamayan bir hedef değil, milletin ulaştığı ve yararlanmaya başladığı hedeflerdir ve tesirlerini ve sonuçlarını İran milletinin yaşamının tüm boyutlarında görmek mümkün.

İran milletinin kavuştuğu istiklal ve kendine inanma duygusunun en önemli getirilerinden biri bilimsel alanlarda başarıları olmuştur. İslam inkılabı İran milletinin tarihi taleplerinden birine, yani kalkınma ve ilerlemeye cevap vermesi gerekiyordu ki bu da ancak ülkenin gençleri ve düşünürleri ve bilim adamlarının özgüven duygusu sayesinde ilim ve bilimde yaşanacak ilerleme ile mümkündü.

İslam inkılabının temelini atan ve önderlik eden İmam Humeyni -ks- sürekli ülkede ilim ve bilimde ilerlemeye inkılabın anahtar hedeflerinden biri olarak vurgu yapıyordu. İmam Humeyni -ks- inkılabın siyasi ve iktisadi bağımsızlık gibi diğer önemli hedeflerine ancak toplumu ilim ve bilimle donatmakla ulaşılabileceğini vurguluyordu.

İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonraki yıllarda ilim ve bilim alanında gelişmek için yürütülen önemli çalışmalardan biri toplumda okuma yazma seferberliğinin başlatılmasıydı. Bu çerçevede İslam inkılabının zaferi üzerinden henüz bir yıl geçtiği bir sırada İmam Humeyni -ks- okuma yazma seferberliğini ilan ettiği bir genelgeye imza attı. İmam Humeyni -ks- konu ile ilgili yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi: ilim ve edebiyat beşiği olan ve bilim öğrenmeyi vacip ilan eden İslam’ın gölgesinde yaşayan bir ülkede bazı insanların okuma yazma nimetinden mahrum olması utanç vericidir. Ülkemizin bağımlı kültürünü bağımsız ve kendine yeter hale getirmek için uzun vadeli plan yapmalıyız. Okuma yazma bilmeyen herkes okuma yazma öğrenmek için seferber olmalı ve ayağa kalkmalıdır.

İran’da okuma yazma seferberliği başlayınca bu hareket müthiş bir hızla toplumda yayılmaya başladı ve bir çok insan okuma yazma nimetine kavuştu. Mevcut verilere göre İslam inkılabı vuku bulduğu yılda ülkenin 6 yaş üzerindeki nüfusunun yarısından fazlası okuma yazma bilmezken ve okuma yazma bilenlerin oranı %48 düzeyindeyken bu oran inkılaptan sonraki yıllarda %75’e yükseldi ve inkılaptan 20 yıl sonra bu oran 1996 yılında %80 ve 2016 yılında da %90 seviyesine yükseldi.

Bundan başka, İslam inkılabı İran toplumundan kadınların çeşitli alanlarda daha aktif ve etkili katılımlarına geniş ve yeni imkanlar sunmaya başladı. İranlı kadınların toplumda seçkin ve etkili rol ifa etmeye başladıkları önemli alanlardan biri, eğitim ve araştırma alanlarıydı.  İran’da İslam inkılabından önceki yıllarda İranlı kadınların sadece %35 kadarı ilim ve bilim nimetinden yararlanırken bu oran inkılaptan sonra 1996 yılında %75 ve 2012 yılında %81 seviyesine yükseldi.

Bugün büyük bir onurla İslam inkılabının 39. Zafer yıldönümü arifesinde İranlı kadınların ilim ve bilim ve yüksek eğitim sayesinde bir çok siyasi, sosyal ve iktisadi alanda etkili rol ifa etmeye başladıkları ve bazı alanlarda hatta erkekleri solladıkları söylenebilir. Verilere göre İslam inkılabı zafere kavuştuğu 1979 yılında İran’de üniversite öğrencileri arasında sadece 50 bin kadar kız ve kadın öğrenci yüksek eğitimine devam ederken bu rakam 18 yıl sonra on katına çıkarak 500 bine ulaştı. Hali hazırda ise bu rakam 2 milyon olarak ifade ediliyor. Gerçekte İranlı genç kızların ve kadınların yüksek eğitime olan ilgisi sayesinde son yıllarda sayıları erkek öğrencileri geride bırakmaya başladı, öyle ki günümüzde verilere göre üniversiteli kız öğrencilerin oranı %56 olarak ifade ediliyor.

İran’da milli özgüven duygusunun takviye edilmesi ve sonuçta ülkenin bilimsel iktidarının gelişmesi İmam Humeyni -ks- rihlet ettikten sonra ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin döneminde de tüm hızıyla devam ederek gelişmeyi devam etti. Ayetullah Hamanei İslam inkılabının bir getirisini gençlerin kendine inanma duygusunun gelişmesi ve batıya olan bağımlılığı bozmaları şeklinde tanımlıyor ve İslam inkılabı ilmi açıdan ülkenin bağımlılığını kaldırdığını ve gençlerin arasında kendine inanma ve özgüven duygusunu takviye ettiğini ve bu da ülkenin bilimsel gelişmesine zemin oluşturduğunu vurguluyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei şöyle buyuruyor:

İslam inkılabından önce İranlı gençlere bilimsel alanlarda yeteneklerini ve yaratıcılık gücünü sergileme fırsatı tanınmıyordu, ancak İslam inkılabı toplumda bağımsızlık ve özgüven duygusunu ihya etti. İslam inkılabı ülkeye bilimsel gelişme gücü kazandırdı. Bu zorlu dönemde İran’ın bilimsel ilerlemesi dünya camiası son elli altmış yılda yaşadığı bilimsel büyümeye oranla kat kat daha fazla oldu.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei döneminde ülkenin bilimsel politikaları bilimsel gelişmeye daha da ivme kazandıracak bir şekilde üretildi. ISI merkezinin verilerine göre İslam inkılabından önceki 37 yılda yani Pehlevi rejiminde İranlı bilim adamları sadece 2026 bilimsel makaleyi dünyanın uluslararası muteber dergilerinde yayımlamayı başardı. Oysa o dönemde dünyada bilim üretme hızı çok fazlaydı. O dönemde dünyada 8 milyon bilimsel belge ve makale kayda geçti, ki İran’ın payı sadece 2 bin belgeydi, yani %0.03 kadardı. Fakat İslam inkılabından sonra İran’da bilim üretme süreci ivme kazandı ve 245 bin belge İran adına kayda geçti ki bu da İran’a düşen payı %0.52 seviyesine yükseltti. Üstelik İran  inkılaptan sonra dayatılan sekiz yıllık savaşa maruz kaldı ve bilimsel faaliyetler bu yıllarda oldukça zor şartlar altında yürütülüyordu.

Öte yandan İran’da bilim üretme meselesi nicelik bakımından başka nitelik bakımından da büyük bir gelişme kaydetti. Bilim üretmenin niteliğinin en önemli göstergesi üretilen bilime istinat etme oranıdır. Verilere göre İran’da inkılaptan önce 2026 belge üretilirken, bu belgelere sadece 1178 kez istinat edildi. Ancak bu rakam inkılaptan sonra 945 bin kez istinada yükseldi. Bir başka ifade ile dünya bilim adamları inkılaptan sonra İranlı bilim adamlarının ürettiği bilime istinadı 800 kat artış kaydetti.

Gerçekte İran’da bilim üretimi, İran inkılaptan sonra geçen yaklaşık kırk yılda Batılı zalim ve zorba devletlerin en ağır siyasi ve iktisadi baskıları ve yaptırımlarına maruz kaldığı ve Amerika elebaşılığındaki dünyanın sultacı güçleri İran’ın bilimsel ilerlemesi yolunda her türlü engeli çıkardığı halde bu denli büyük başarılara imza attı. Nitekim bugün inkılabın 40. Yılına yaklaşıldığı şu sırada İran İslam Cumhuriyeti milli kendine inanma duygusu ile dünyada bilim zirvelerini bir bir fethetmeye devam ediyor.