İran İslam inkılabını kalıcı kılan etkenler
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i100455-İran_İslam_inkılabını_kalıcı_kılan_etkenler
Değerli dinleyiciler, İran’da İslam inkılabının 39. zafer yıldönümünde bu inkılabın kalıcı oluşunun nedenlerini gözden geçirmek üzere hazırladığımız kısa sohbetimizde sizlerle birlikteyiz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Şubat 23, 2018 14:51 Europe/Istanbul

Değerli dinleyiciler, İran’da İslam inkılabının 39. zafer yıldönümünde bu inkılabın kalıcı oluşunun nedenlerini gözden geçirmek üzere hazırladığımız kısa sohbetimizde sizlerle birlikteyiz.

Evet, İran İslam inkılabı düşmanların tüm kumpasları, sabotajları ve komplolarına karşın ilk günkü asaleti ve azim ve kararlılığı ve hatta daha da güçlü bir şekilde yoluna devam ediyor.

Şimdi bu inkılap 40. yılına giriyor ve tüm gücüyle ülkülerini gerçekleştirme yolunda büyük bir kararlılıkla ilerliyor.

Peki ama, bu inkılabı bu denli kalıcı hale getiren etkenler neydi?

Gelin birlikte bu etkenleri gözden geçirelim.

İran İslam inkılabı 40. yılına giriyor. Bundan tam 39 yıl önce böyle bir günde büyük İran milleti emsalsiz azim ve iradesi ile Amerika ve Batı kuklası şah rejiminin dosyasını ebediyen dürdü ve İran tarihinde yeni bir sayfa açtı. Yüce insani ve İslamî ülkülerin temelinde ve ilahi saiklerin doğrultusunda vahdet ve birlik çerçevesinde zafere ulaşan İran İslam inkılabı şimdiye kadar bir çok karmaşık tehdit ve komplo ile karşı karşıya geldi. Aslında istibdat ve iktikbar karşıtlığı, ilahi hakimiyetin gerçekleştirilmesi, İran İslam Cumhuriyeti nizamının bağımsız ve hür bir toplum oluşturması iç ve dış düşmanlarca asla tahammül edilebilecek durumlar değildi ve bu yüzden ta ilk günden itibaren İran İslam inkılabı ile düşmanlıklar başladı.

Ancak düşmanların tüm sabotajları, kumpasları ve komplolarına rağmen İran İslam inkılabı ilk onyılında İmam Humeyni -ks- ve daha sonra da ikinci ve üçüncü onyıllarında İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin akılcı önderliklerine dayanarak en korkunç fırtınaları geride bıraktı ve her türlü baskı, tehdit ve yaptırıma karşı dik duruşu ile her geçen gün daha da azimli bir şekilde yoluna devam etti. Gerçekte inkılabın 39 yıllık karnesi, İran İslam Cumhuriyeti nizamının iktidar ve ilerleme endeksleri de sürekli zirveye doğru tırmandığını ve aydın bir gelecek vadettiğini gösteriyor.

İnkılap teorisyenlerinden Kerin Brintone adlı yazar”dört devrimin anatomisi” adlı eserinde inkılapların bir gün doğduklarını ve bir günde öldüklerini tartışıyor. Brintone’a göre Fransa, Amerika, İngiltere ve Rusya devrimlerinde bu özellik açıkça göze çarpıyor. Brintone’un tezine göre her inkılapta inkılapçıların zaferinden sonra umut ve sevinç dönemi başlıyor, öyle ki bu dönem inkılaptan önceki dönemden farklı görünüyor. Brintone bu dönemi inkılabın balayı olarak tanımlıyor. Bu dönemde eski rejim devrilmiş ve yerine yeni bir rejim kurulmuştur.

Brintone’a göre ancak balayı dönemi çok çabuk sona eriyor ve ılımlı kanat ve radikal kanat gibi kanatların iktidarın başına geçmesi ve inkılap içinde çatışmalar ve tezat durumları inkılabın ölümü için zemin hazırlıyor. Bu açıdan bakıldığında inkılaplar toplumun ateşinin yükselmesi, yani anormal bir fenomen sayılır. Bu yüzden da hızla bir şekilde normal şartlara geri dönmek gerekir.

Şimdi bu noktadan hareketle bir çokları acaba İran İslam inkılabı da aynı kaderi mi paylaşıp paylaşmadığını ve eğer paylaşmadıysa bunun sebeplerinin ne olduğunu merak ediyor.

Kuşkusuz Brintone’un sözünü ettiği dünyanın dört önemli devrimi, her biri başlı başına gerçekleştikleri toplumda değişim yarattı ve hatta çevresini de etkiledi. Ancak bir çok uzmana göre İran İslam inkılabı ister ortaya çıkışı ve ister kalıcılığı ve etkileme gücü bakımından eşsiz bir inkılaptır ve her geçen gün etki alanını daha da genişletmektedir. Gerçekte İran İslam inkılabının tesir gücü İran sınırlarını aşan ve insanları ferahlatan bir meltem misali tüm dünyada eser ve hak ve adalet peşinde olan insanların ruhunu okşayan bir süreçtir.

Bundan başka bu inkılap bölgede ve hatta dünyada özgürlükçü ve bağımsızlık talep eden milletlerin uyanışı ve ayaklanması için zemin hazırlamıştır. İran İslam Cumhuriyeti nizamının büyük kurucusu İmam Humeyni -ks- bu önemli noktayı gözeterek tarihi vasiyetnamesinde şöyle yazıyor:

Hiç kuşkunuz olmasın, İran İslam inkılabı diğer tüm inkılaplardan farklıdır, hem ortaya çıkışı ve hem mücadele niteliği ve hem de inkılap ve kıyam saikleri bakımından.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ise İran İslam inkılabının sürekliliğinin en önemli nedeni bu inkılabın hak sözü beyan etmesinden ibaret olduğunu belirterek şöyle buyuruyor:

İnkılabın sözü, hak sözdür. Bu, hakkın özelliğidir. Örneğin şecere-i tayyibe gibi, bu ağaç pak ve sağlam ve içi iyi bir ağaçtır ve sağlam toprakta yetişir. Bu ağacın kökleri sağlam ve güçlüdür, dalları ve yaprakları da büyümektedir. Bu ağacın meyvesi de daimidir ve her mevsimde meyve verir. Allah teala bunu İbrahim suresinin 24 ve 25.ayetlerinde buyurmuştur. Yani bir kez tüketilmek üzere değildir, hani dünyada bir çok harekette olduğu gibi, inkılap adına veya darbe adına vesaire adların altında hükümetleri değiştirirler, ama bunlar bir kez tüketilmek üzere gibidir, nitekim kısa bir süre sonra mesele o hareketten önceki haline ve bazen daha da beterine dönüşür. Ancak hak söz böyle değildir. Hak söz kalıcıdır.

İran İslam inkılabı dinden etkili bir imaj sunarak manevi bir fenomen oldu ve dini öğretileri ve inançları insanların bireysel, sosyal ve siyasi yaşamında marifet ve yol gösteren kaynaklar olarak kullanmayı başardı ve dinin gücünü ecnebi istilasına son vermek üzere verilen mücadelenin manevi bayrağı olarak beşeriyet sundu ve din inancı ve ülkü inancı ile dini siyasi bir fenomen ve kültürel bir unsur olarak tanıtmayı başardı. Ve bu önemli başarıyı velayeti fakihin varlığı ve rehberliğin iktidarı ile birlikte nizamın temellerini pekiştirmekte kullandı. Velayeti fakih, nizamın İslamî kimliğinin simgesi  ve bekasının güvencesi ve her türlü muhtemel tehlikeden ve sapmadan koruma gücüdür.

Gerçekte İmam Humeyni -ks- ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin akılcı önderlilkleri velayeti fakihin konumu ve rolünün İslam inkılabının sürekliliği ve ilerlediği tehlikeli yolda sağlıklı bir şekilde devam etmesi üzerindeki etkisini en iyi biçimde beyan etmektedir. İmam Humeyni’den -ks- sonra İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin çeyrek asırlık önderliği yıllarında da alınan tedbirler ve yapıcı stratejilerin sayesinde İran İslam Cumhuriyeti nizamı tekamül yolunda yönetilen bir nizamdır.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei siyaset, güvenlik, ülkenin savunma bünyesinin güçlendirilmesi  ve ecnebi sultasını önlemek üzere direniş ekonomisi gibi alanlarda milli iktidarı temin etmek ve inkılabın yarattığı değerleri korumakta büyük bir ciddiyetle çaba sarf ederek İran İslam inkılabı tarihinde bir başka İmam Humeyni olduğunu ortaya koydu. Ayetullah Hamanei çeyrek asırlık önderliği döneminde engelleri bir bir bir kenara itti ve tüm komploları etkisiz hale getirdi ve İslam inkılabı karnesine yeni kazanımları il düşmanları derin hüsrana uğrattı.

İnsanın ilahi fıtratı ile uyumlu ve koordineli olmak, İran İslam inkılabını kalıcı kılan bir başka önemli etkendir. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin tabiri ile: milyonlarca insanın gönlünü aynı noktaya odaklamak basit bir iş değildir. Ne zaman biri fıtratı ile konuşursa ve Allah tealadan söz ederse, fıtratlar hemen ona yönelir. Gönülleri aynı yönü yönelten şey Allah tealanın gücüdür, dolaysıyla sonuç da bu olur. 22 Behmen gününde sokaklara dökülen kalabalık, önceki yıllara nazaran daha da artmıştır, yani hiç azalmadığı gibi, hiç rengini kaybetmediği gibi, daha da artmış, daha da güçlenmiş ve rengi daha da koyulaşmıştır. Alemin doğasına hakim olan kanuna göre zaman aşımı sosyal dalgaları yatıştırır, ancak insani fıtrat temelinde şekillenen bir hakikati zaman aşımı söndüremez, bilakis her geçen gün daha da belirgin hale gelir.

İran İslam inkılabının fıtri ve manevi boyutu halkın yoğun katılımına vesile oldu ve dünya halkını hayrete boğdu, öyle ki herkes kendi bakış açısına göre bu konuda görüş beyan etmeye başladı. Örneğin Fransız ünlü yazar Mişel Fuko ilginç bir tabir kullanarak şöyle diyor: toplu irade şimdiye kadar gözle görülmemiş bir şeydir ve ben şahsen toplu irade tanrı veya ruh gibi asla gözle görülemeyeceğini zannediyordum, ancak biz Tahran’da ve hatta tüm İran’da bir milletin toplu iradesini gördük. Bizim teorilerimizde her zaman genel bir konu olarak yer alan toplu irade İran’da mutlak aydın ve kesin sabit somut bir nesne olarak yer almıştır.

Gerçekte İran İslam inkılabı küresel boyutu olan fikri ve kültürel bir inkılap olarak İran İslam Cumhuriyeti nizamını gerçek dini demokrasinin tek örneği olarak tanıtmayı başardı. Unutmamak gerekir ki halkçı olmak, İslam’ın zatında var olan bir durumdur ve onun dışında olan bir şey değildir. İslam dini insanları hidayete erdirmek için Allah teala tarafından nazil olmuş ve sürekli insanların kurtuluşunu gözetlemiştir. İslam dini ahkamının uygulanması ve savunulması için halkın varlığını temel ilke olarak benimsemiştir.

Bu özellik başlı başına İslam inkılabı sırasında halkı birleştirdi ve yılmadan mücadele etmelerine zemin oluşturdu ve daha da ötesi, dünyanın neresinde din ve İslam için atan bir kalp varsa İslam için hareket eden ve İslam’ı yüceltmeyi düşünen ve İslam inkılabının ürünü olan İslam Cumhuriyeti nizamına ilgi duymasına yol açtı ki bu da inkılabı bölge ve dünya genelinde daha da canlı bir şekilde benimsenmesine vesile oldu.