İhsan ve iyilik günü
Değerli dostlar, sohbetimizin başında sizi İhsani ailesi ile tanıştırmak istiyoruz.
Ailenin babası Dr. Muhammed İhsani 59 yaşında, üniversitede fizik dalında yardımcı doçent olarak çalışıyor. Dr. İhsani hatta İran’da tatil günü olan bazı Cuma günlerinde bile üniversitede ve fizik laboratuvarlarında mesai yapıyor. Fakat Dr. İhsani’nin ailesi, öğrencileri, mesai arkadaşları ve dostları Dr. İhsani’yi Perşembe günleri ne evinde ne de üniversitede bulabileceklerini çok iyi biliyor. Çünkü Dr. İhsani her Perşembe günü yoksul insanlara uzun vadeli faizsiz kredi veren bir hayır fonunda faaliyet yürütüyor.
Dr. İhsani bu fonun kurucularından biridir ve aynı zamanda bu fonu yönetiyor ve fonun giderlerinin bir bölümünü de bizzat karşılıyor.
Evin annesi Ferzane İhsani ise 51 yaşında, ev hanımıdır. Ferzane İhsani yıllardır ev işlerinin yanı sıra haftada bir kaç saat özel bir rehabilitasyon merkezinde gönüllü olarak çalışıyor ve engelli insanlara yardımcı oluyor.
Ailenin iki çocuğu ise üniversitede eğitimlerine devam ediyor. Ailenin büyük evladı yani Emir Muhammed İhsani 33 yaşında ve diş hekimliği alanında ihtisas yapıyor.
Emir Muhammed ve diş hekimi olan eşi İmam Ali –s– hayır kurumu üyesidir. İki diş hekimi söz konusu hayır kurumunun kliniğinde yoksul ailelerin çocuklarına ücretsiz hizmet sunuyor. İki diş hekimi zaten bu hayır kurumunda çalışırken birbiriyle tanıştı ve bu tanışma izdivaçla sonuçlandı.
Ailenin diğer evladı 27 yaşındaki kızları Nilüfer İhsani psikoloji üzerine yüksek lisans eğitimine devam ediyor.
Nilüfer İhsani akademik eğitimi yıllarında ister lisans ister yüksek lisans dönemlerinde olsu eğitim ve araştırmalarını suç işleyen kimsesiz çocukların psikolojik sağlığı üzerinde devam ettirdi.
İhsani ailesi aslında İranlı bir çok ailenin tipik örneğidir. Bu insanlar başkalarının acılarına üzülen ve onlara yardım etmeyi yaşamlarında bir prensip edinen insanlardır. Gerçekte iyilik ve hayırseverlik, İran milletinin genel kültürünün ayrılmaz bir parçası sayılır. İran kültüründe insanlara yardım etmek derin mazisi olan bir anlayıştır. Nitekim bunun bazı izlerini ve mısdaklarını İran diyarında yer yer ve asırların ardından açıkça görmek mümkün. Kanat kuyu zinciri sistemi İran’ın kurak yörelerinde yeraltı su kaynaklarından yararlanma yöntemlerinden biridir ve İran milletinin icatlarından biri sayılır. İran’da hayır sever insanlar kanatları kazıp suya ulaştıktan sonra tüm insanların yararlanması için vakfetmiştir.
Günümüzde İran’da 37 bin kanat sistemi vardır. İran milleti ta üç bin yıl önceden bu yana yer altında uzunluğu bazen onlarca kilometreye ulaşan tüneller kazarak yerin bol yeraltı suyu olan bölgelerinden kurak bölgelere içme suyu ulaştırmış ve böylece bu yörelerin de imarlı hale gelmesine vesile olmuştur. Söz konusu kanatlardan bazılarının uzunluğu 80 kilometre kadardır ve örneğin Yezd eyaletindeki Zareç kanatı iki bin yıl önce inşa edilmiştir. Bu tür kanatlar İran halkının hayırseverliğini ve iyilik ve ihsanda bulunmayı sevdiğini göstermektedir.
İran’ın merkezinde yer alan Yezd yöresi iki bin yıldır ihsan ve hayırseverlik simgesi olarak biliniyor. Bu yörede yaşayan hayırsever insanlar kanat kazarak insanlara hediye ediyordu.
Gerçekte İran’ın merkezinde yer alan kurak yörelerde yaşayan insanlar asırlardır yaşamlarını bu bölgede kanat kazarak insanları su nimetinden yararlandıran hayırsever insanlara borçludur. Bu insanlar yerin derinliklerinde onlarca kilometre tünel kazarak uzak yerlerden suyu insanların yaşadığı yaşam alanlarına ulaştırmıştır.
Öte yandan İran’da inşa edilen ve yerin yüzeyinde akan suları toplayan su depoları da İranlı hayırsever insanların asırlar boyu geride bıraktıkları miraslar sayılır. İran’ın güneyinde yaşayan insanlar söz konusu su depolarından yaz mevsiminin kurak günlerinde yararlanıyor. Bu su depoları genellikle onları inşa eden hayırsever insanların adı ile anılıyor.
İslam dini İran’a geldikten sonra İran milletinde hayırseverlik ve iyilikte bulunma saiklerini daha da takviye etmeye başladı. Kur'an'ı Kerim çeşitli surelerde yer alan yüzü aşkın ayette açıkça insanları birbirine yardımcı olmaya ve iyilik ve ihsanda bulunmaya teşvik ediyor ve infak ve ihsan gibi fiillerle bu duruma vurgu yapıyor.
İran milleti İslam dinini benimsedikten sonra vakıf kültürü aralarında daha da yaygınlaştı. İslam öğretileri sayesinde İranlı çiftçiler diğer İslamî beldelerde olduğu gibi ürettikleri arpa ve buğdayın bir kısmını zekat şeklinde muhtaç insanlara vermeye başladı ve bu adet halen de devam ediyor.
İlim ve bilimi yaygınlaştırmak, İranlı hayırsever insanların üzerinde durduğu bir başka iyilik alanıdır. Dini ilimler medreseleri veya bir başka ifade ile İslamî ilimlerin öğretildiği ve din alimlerinin yetiştirildiği dini ilimler merkezleri asırlardır sadece insanların katılımı ve destekleri ile faaliyetini sürdürüyor.
İran milletinin ilim ve bilimi yaygınlaştırma eğilimi bu ülkede okul yaptırmayı hayırseverliğin en önemli örneklerinden birine çevirmiş bulunuyor. günümüzde İran’da hayırsever insanların yaptırdığı ve hatta adlarının bile kullanılmasına müsaade etmedikleri binlerce okul faaliyet yürütüyor. Yine İran’da bazı üniversiteler de vakıf amelinin simgesi gibidir. Örneğin Kirman üniversitesini servetlerinin önemli bir bölümünü bu bölgede bilimi geliştirme yolunda harcayan bir çift tarafından inşa edildi.
Dünyanın bir çok ülkesinde hayır kurumları muhtaç insanların bazı zaruri ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. İran’da ise tam 5500 hayır kurumu kayda alınmış ve faaliyet yürütmektedir. Söz konusu hayır kurumları muhtaç insanların eğitim, beslenme, tedavi ve izdivaç gibi alanlarda ihtiyaçlarını karşılıyor. BM tarafından STK’ların en başarılı örneklerinden biri olarak açıklanan İran’ın hayır kurumlarından biri MAHAK hayır kurumudur. Bu kurum kansere yakalanan çocuklara destek için kurulmuştur.
İran’da MAHAK hayır kurumunun kuruluşu üzerinden 26 yıl geçtiği bir sırada, şimdiye kadar en az 24 bin kanserli çocuğun tedavi altına alındığı anlaşılıyor. Bu kurum kanserli çocukların ağır tedavi masraflarını karşılıyor. Yine çocukları kansere yakalanan ve çocuklarının beslenmesi alanında sıkıntı çeken aileler de bu kurumun yan hizmetlerinden yararlanabiliyor.
Hali hazırda MAHAK hayır kurumunda en iyi sağlık hizmetleri çalışanları ve psikologlar bu kurumun kapsamına alınan muhtaç hastaların ailelerine hizmet sunuyor. Bu kurumun hasta çocukların iyileşmesi için sunduğu hizmet uluslararası standartların seviyesindedir. MAHAK hayır kurumunun yılda 150 milyar tümen olan giderleri ise İranlı hayırsever insanlarca karşılanıyor. Bu yüzden BM bu kurumu uluslararası düzeyde başarılı STK’nın en iyi örneği olarak açıkladı. MAHAK kurumu İran halkının hayırseverliğinin en somut örneklerinden biri sayılır.
Ortadoğu bölgesinin yaşlı ve engelli insanlara hizmet sunan bir başka büyük hayır kurumu yine İran’da yer alıyor. Kehrizek hayır kurumu özel bakıma muhtaç olan yaklaşık 2 bin kişiyi kapsamı altına alıyor. Bu insanlar 160 bin metrekarelik binaları ve 420 bin metrekarelik yeşil alanından oluşan bir merkezde barındırılıyor. Bu kurumun giderlerinin %90 kadarını yine İranlı hayırsever insanlar karşılıyor. Kurum yetkilileri, yaşlı ve engelli insanların ihtiyaç duyduğu malzemelerin büyük bir bölümü hayırsever insanlarca karşılandığını belirtiyor. Bundan başka her hafta 800 kadar İranlı gönüllü bu merkezde sürekli olarak ve 3 bin kişi de aralıklarla hiç bir ücret almaksızın Kehrizek hayır kurumundan yaşlı ve engelli insanlara hizmet sürecine katılım sağlıyor.
İran milleti, genel kültürlerinin bir parçası haline gelen tüm bu hayırseverlikleri ve ihsanda bulunma alışkanlığına karşın her yılın 5 – 11 Mart günlerini de iyilik haftası olarak belirlemiştir. İran takvimine göre yeni yıla yakın olan bu günlerde İran halkı muhtaç insanlara yardımlarda bulunarak sevinçlerini onlarla paylaşıyor ve toplumum mağdur kesimi sayılan ailelere hediyeler götürüyor. Bu haftada İran milleti geleneksel alışkanlığını doruk noktasına ulaştırıyor ve binlerce yıllık medeniyetlerinin gereğini yerine getiriyor. Gerçekte İhsani ailesi gibi insanları bu diyarda sürekli iyilikte bulunan insanlarla birleştiren durum da iyilik haftası gibi etkinliklerdir.