Yeni yıla girerken İran - 6
Hş. Takvimine göre yılın sonuna gelindiği şu sıralarda Amerika devletinin İran’a yönelik hasmane politikaları bir an bile durmadı.
ABD Başkanı Donald Trump son bir yılda İran’a yönelik yaptırımlar ve tehditlerin üzerinde ısrarla durdu. Trump İran’ı nükleer olmayan konuların üzerine müzakere etmeye zorlamak için Bercam nükleer anlaşmasını bir baskı aracı olarak kullanmaya başladı ve Avrupa ülkelerinin İran ile işbirliğini engellemek istedi.
ABD Başkanı Trump bu politikası çerçevesinde İran’ı bölgede teröre destek vermekle suçladı ve bölgede direniş hareketlerine verdiği mali desteği kesmesini istedi. İran’ın savunma ve füze gücü de Trump’ın üzerinde durduğu bir başka konuydu.
Aslında Trump yönetimi Bercam nükleer anlaşmasının geleceğini muğlak yaparak yabancı sermaye çevrelerinin İran ekonomisi üzerinde yatırım yapma cesaretini kırmaya ve yabancı yatırımcıları İran piyasasına girmekten vazgeçirerek pratikte İran’ı Bercam’dan çekilmeye zorlayıp böylece bu anlaşmanın iptal edilmesiyle ilgili hukuki sorumluluğu Amerika’nın üzerinden atmaya çalıştı.
Amerika devleti yıllar önce ve İran’da İmam Humeyni –ks– çizgisinde hareket eden Müslüman öğrencilerin ABD’nin Tahran’daki casusluk yuvası olan büyükelçiliğini ele geçirmelerinden sonra İran’a karşı bir çok siyasi ve askeri harekette bulundu ve donanmasını Fars körfezine sevkederek her an İran’a saldırmak için hazırlık yaptı. Ancak Amerika tüm bu senaryolarından bozguna uğradı. Amerika’nın Tebes çölünde askeri saldırısının hezimete uğraması, darbe planının başarısız olması, İran’ı uluslararası arenalarda inzivaya itme çabalarının hezimete uğraması, İran’ın adını şer eksenine yerleştirmesinin sonuç vermemesi, hepsi Amerika’nın İslam inkılabından sonra İran’a karşı kurduğu fakat başarısızlığa uğrayan kumpaslarıydı.
Aslınnda Amerika’nın bu tür hasmane uygulamalarına bakarak hş. 1396 yılında da İran’a yönelik türlü komploları kurduğu, yaptırımlar uyguladığı, iftiralar attığı ve mesnetsiz suçlamaları yönelttiği ve hatta İran çevresinde bazı girişimlerde bulunarak İran’ı inzivaya itmeye ve İran’a karşı bakışları kötümser yapmaya çalıştığı söylenebilir. Amerika hatta İran’da son aylarda yaşanan bazı sokak fitnelerine de açıkça destek verdi.
Amerikalı ünlü düşünür ve siyaset meseleleri uzmanı Noam Chamsky Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı düşmanlığının kökleri hakkında şöyle diyor:
Amerika ve İsrail bölgede onlardan bağımsız hareket eden bir güce tahammül edemiyor, çünkü kendilerini bu bölgenin sahibi zannediyor.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Amerika’nın mahiyeti hakkında binlerce öğrenciyi İran’da öğrenci günü olarak kutlanan hş. 13 Aban gününde kabulünde şöyle dedi: Amerika kelimenin gerçek anlamında habis ve esas düşmandır ve bu gerçek bizim bağnazlığımız veya kötümserliğimizden değil, sahadaki gerçekleri doğru görmek ve doğru okumamızdan kaynaklanır. Amerikalı yetkililer ister geçmişte ister şimdi, İran’a darbe vurmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar, fakat şunu da bilmeleri gerekir ki kim İran milletine el uzatacak olursa en başta kendisi zararlı çıkacaktır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Amerika devletinin İran milletine yönelik derin husumeti, Amerikalı yetkililerin hesaplarında gözlerini kör ettiğini ve sürekli hesap hatası yapmalarına vesile olduğunu belirterek şöyle devam etti: Amerikalı yetkililer eski sonuçsuz komplolarına devam ediyor, zira onların husumeti ve kinci tutumu gerçekleri doğru görmek ve idrak etmekten mahrum bıraktığı anlaşılıyor.
Uzmanlara göre İran’ın bölgesel gücü, özellikle Amerika’nın bölgedeki müttefiklerinin zayıflığı söz konusu olduğu bir ortamda Amerika Başkanı Donald Trump’ı Bercam nükleer anlaşmasına karşı çıkmasına sebebiyet veren önemli sebeplerden biridir. Aslında UAEK İran İslam Cumhuriyeti’nin ajansla işbirliği yaptığını ve Bercam nükleer anlaşmasına da tam olarak bağlı kaldığını onaylamasına rağmen Amerika başkanının bunu kabul etmemesi maceranın bir yüzüydü ve diğer yüzü Trump’ın İran milletine yönelttiği yalan iddialardı.
Gerçekte Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti ile düşmanlığı yeni bir konu değildir ve bu tarihi konu herkesçe bilinen bir gerçek sayılır. Fakat ABD Başkanı Trump’ın eski hataları tekrarlaması ve uluslararası bir anlaşmanın itibarını sorgulamaya çalışması ve ayrıca BM ve UAEK gibi uluslararası kurumların rolünü gözardı etmesi ve diğer bir çok konu, Trump’ın uluslararası örf ve adetleri ve küresel aktörlerin davranışlarına hakim olan kuralları bilmediğini gösteriyor.
Bu süreçte bir başka acı mizah, ABD Başkanı Trump’ın bir de kendini İran milletinin dostu ve hamisi ilan etmesidir, oysa aynı Trump son bir yılda İran milletine karşı en çok sabotaj yapan kişidir. Amerika’ya seyahat etmek isteyen İranlı vatandaşlara vize yasağı getirilmesi ABD Başkanı Trump’ın bu iddiasının ne denli yalan ve içi boş bir iddia olduğunu ve ABD başkanının İran ve İran milletine gerçekte nasıl baktığını açıkça ortaya koyan bir delildir.
Amerikalı yetkililer İran İslam Cumhuriyeti nizamının 40 yıllık ömrü boyunca sürekli İran’ın Ortadoğu bölgesinde güçlenmesinden kaygı duymuştur. Bu yüzden Amerika çeşitli dönemlerde İran İslam Cumhuriyeti nizamının bölgede gücünün artması yolunda türlü engeller çıkarmaya çalıştı. Amerika’nın İran çevresindeki ülkelerde askeri varlığı ve bu ülkelerde askeri üsler kurması da bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Amerika yönetimi bölgedeki irticai Arap rejimlerine yığınla silah satarak bölgeyi barut fıçısına çevirdiği halde İran İslam Cumhuriyeti nizamını teröre destek vermekle suçluyor ve Tahran yönetiminin füze denemelerini sorguluyor. Gerçekte Suud rejimi ve korsan İsrail rejimine her türlü siyasi ve askeri desteği sağlamak, ABD Başkanı Trump’ın Ortadoğu bölgesinde İran İslam Cumhuriyeti nizamı ile mücadele programının bir parçasıdır.
Hş. 1396 yılında Amerika’nın İran’a yönelik siyasi davranışlarında, beyaz sarayın hasmane hedefleri bölgesel ve uluslararası olmak üzere iki alanda söz konusu oldu. Uluslararası düzeyde Amerika İran’ın nükleer meselesini ileri sürmek ve İran’ı tehdit gibi göstermekle İran’ı inzivaya itmeye çalıştı. Ancak İran da ABD yönetiminin bu komplolarına karşı direndi ve İslam inkılabının ilke ve ülkülerinden taviz vermeden küresel zorların sultacılığına karşı durabileceğini ortaya koydu.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin de defalarca vurguladığı üzere Amerika’nın bu tür hesapları ve İran’ı kendi hedeflerine ulaşmak için bir bahane olarak kullanması, ancak zihinsel engelli birinin yapabileceği hesaplardır
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei kutsal mekanları ve sınırları savunan şehitlerin aileleri ile görüşmesinde Trump ve diğer Amerikalı yetkililerin hasmane ve tehditvari sözlerini lafı güzaf niteleyerek şöyle dedi: ABD başkanının lafı güzafı yeni bir konu değildir, zira İslamî nizam ta baştan türlü komplolarla karşı karşıya kalmıştır, fakat İran milletinin düşmanların hiç bir halt edememiştir.
Washington Post gazetesi Kasım 2016’da Amerika’nın İran’da 1953 yılında yapılan darbede rolüne ve Amerikalı yetkililerin İran’da rejim değişikliği yaftalarına işaretle şöyle yazdı: Amerikalı yetkililer tarihi bir unutkanlık örneğini sergileyerek, kendilerinin hezimeti ile sonuçlanabilecek tehlikeli bir oyuna kalkışıyor. İçeriden yumuşak güçle iktidarı devirmek ve İslam Cumhuriyeti nizamının değiştirmek için askeri güç kullanmak veya tehdit etmek veya yaptırım uygulamak, Amerikalı yetkililerin İran’a bakışlarının fikri altyapısını oluşturan unsurlardır. Trump İran’a yönelik hedeflerine uluşmak için hş. 1396 yılında geçmişteki hataları tekrarladı ve İran’ı gevşek ve bağımlı rejimlerle mukayese etti ve İran’ın eskiden olduğu gibi tehditle teslim olmaya zorlayabileceği kuruntusuna kapıldı.
Amerika’nın dışişleri eski Bakanı Rex Tillerson da aynı kuruntuyu senato dış ilişkiler komisyonunda dile getirerek Amerika yönetimi İran içinde iktidarın barışçıl bir şekilde el değiştirmesine yardımcı olabilecek güçleri destekleyeceğini belirtti.
Aslında Trump bu tür hareketleri ve ahmakça tutumları ile İran’ı doğru tanımadığını açıkça ortaya koydu. İran Obama döneminde de İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin tabiri ile çelik yumruğunu kadife eldivenin içinde saklayarak değişimden söz ettiğinde bu sözleri duyarak heyecanlanmadı, nitekim bugün de Trump’ın tehditlerinden korkmadığı açıkça ortadadır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İranlı genç seçkin bilim adamlarından yüzlercesini kabulünde de Amerika devletinin İran milleti ile ta İslam inkılabı zafere kavuştuğu ilk günden düşmanlığını hatırlatarak şöyle dedi: o günlerde ne nükleer enerji meselesi ve ne de füze meselesi ve ne de İran’ın bölgesel nüfuz gücü söz konusuydu, fakat Amerikalı yetkililer İslam inkılabının zaferi ile birlikte bölgede onların sözünü dinleyen ve büyük çıkar sağlayan bir ülkeyi kaybettiklerini anlamıştı.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei şirret bir rejim olan Amerika’yı rahmetli İmam Humeyni haklı olarak büyük şeytan olarak adlandırdığını belirterek şöyle devam etti: Amerika rejimi uluslararası siyonizm gibi tehlikeli ve habis bir şebekenin işgüzarı ve bağımsız milletlerin düşmanı ve bölgede ve dünyada bir çok savaşın baş nedenidir ve bir solucan gibi milletlerin varını yokunu emmektedir.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin defalarca beyanatında üzerinde durduğu konu, Amerika’nın İran ile düşmanlığının esas sebebi, başta Suriye, Lübnan ve Irak olmak üzere bölgeye yönelik tüm planlarının İran eliyle boşa çıkarılmış olmasıdır. İran Amerika ve İsrail’in bölgede tüm bölücü ve tefrikacı şom planlarını bozmuştur, nitekim Amerikalı yetkililer İran konusunda yine yanlış hesap yaptıklarını bilmelidir.