Yeni yıla girerken İran - 7
Her bağımsız ülkenin en doğal hakkı, savunma alanında gerekli hazırlıkları tamamlaması ve güvenlik bakımından ihtiyaçlarını temin etmesidir.
Bu zati hak gereği güvenliği geliştirmek ve tehditlere karşı caydırıcı gücünü attırmak İran İslam Cumhuriyeti nizamının askeri doktrininin sarsılmaz stratejilerinden biridir.
İran İslam Cumhuriyeti hş. 1396 yılında savunma alanında ileriye dönük hareket etti. Bu yılda İran’ın savunma programları yerli savunma sanayii ve savunma programına uygun biçimde ilerledi ve nizamın savunma ve askeri alanlarında yetkilileri İran’ın savunma gücü Amerika’nın iddiaları ve suçlamalarının oluşturduğu atmosferden etkilenmesine veya baskı altına alınmasına müsaade etmedi.
Teorik açıdan güvenlik içinde olmak, küresel güçlere bağımlı olmamak ve savunma sanayii alanında yerli bilim ve teknolojilere ve yerli uzmanlara dayanmaktır. Eğer bir ülke bu unsurdan yoksunsa veya çok az yararlanıyorsa, savunma alanında tamamen bağımlı olacağı ve bu durumun zararlarından etkileneceği kesindir.
Gerçekte iç imkanlardan ve kutsal savunma yıllarının önemli kazanımlarından yararlanmak İran İslam Cumhuriyeti nizamına hiç kimse dile getirdiği tehditleri uygulayamayacağı kadar caydırıcı güç kazandırmıştır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İran silahlı kuvvetlerinin üst düzey komutanları ve Malik Eşter festivali birincileriyle görüşmesinde düşmanların İran milleti ve İslamî nizama yönelik husumetleri son bulmadığını belirterek bu tür düşmanlıklara karşı koymanın yolu silahlı kuvvetlerin yeteneklerini geliştirmekten ibaret olduğunu belirtti. Ayetullah Hamanei, İran silahlı kuvvetleri İran milletini düşmana karşı korumak için fikri, pratik, azim ve irade açılarından en iyi insan gücüne ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin İSK’nın ileriye doğru hareketine yaptığı vurgu savunma doktrininde önemli hassasiyet arz eden konuların önemini yansıtır. Bu bağlamda savunma Bakanı General Emir Hatemi şöyle diyor: İran milletine karşı düşmanlığın derinliği yüzünden İran’da İslam Cumhuriyeti nizamını önemli savunma kabiliyetlerine sebebiyet veren uzun vadeli bir stratejik görüşün oluşmasına yol açmıştır.
Öte yandan İran İslam Cumhuriyeti nizamı dini inançları ve İslamî değerleri temelinde bazı ahlaki ve insani ilkelere bağlı olması yüzünden savunma alanında gücünü geliştirmekte bazı ilkelere ve değerlere de saygı gösterir. İran İslam Cumhuriyeti nizamının inandığı ilkelerde kimyasal veya nükleer kitle imha silahlarının üretilmesine veya kullanılmasına asla yer yoktur. İran hiç bir zaman nükleer silahlar veya her türlü konvansiyonel olan silahların peşinde olmamıştır, fakat tehditlerin seviyesine göre savunma gücünü geliştirir. Bu mülahazaları gözetleyen İran’ın savunma sanayii uzmanları ülkenin savunma ihtiyaçlarını en yüksek düzeyde temin etmektedir.
Amerika’da bir araştırma merkezi olan Hadson etüt merkezi bir raporunda İran’ın savunma ve caydırıcı gücünü dünyanın sekizinci yeni büyük gücü olarak açıkladı. Ama maalesef bazı bölge ülkelerinin liderleri bekasını ecnebilerin bölgedeki askeri varlığında görüyor ve sonuçta bölgenin güvenliğini ecnebilere bağımlı hale getirmeye çalışıyor. Bu ülkeler bölge ülkelerinin güvenliğini de ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakıyor.
İran’a dayatılan sekiz yıllık savaş, tehditler, ecnebi askeri güçlerin bölgede artan varlığı, Fars körfezinde İran’ın komşularına yüz milyarlarca dolarlık silah satışı, hepsi Amerika devletinin İran’ın güvenliğini tehdit etmek istediğinin işaretidir. Aslında Batı Asya bölgesinde çatışmaların ve savaşların köklerine bakıldığında da bölgeyi güvensizliğe sürükleme senaryosunun perde arkasında Amerika, korsan İsrail ve bazı bölge ülkeleri yer aldığı anlaşılıyor. Bu şartlarda savunma hazırlığını ve caydırıcı gücü geliştirmek kaçınılmaz bir zarurettir.
Siyaset ve uluslararası meseleler uzmanı Seyyid Ahmet Hüseyni şöyle diyor: bir ülkenin savunma gücü ve kapasitesi düşmanların şeytani planları ve senaryoları ile mücadelede temelli bir etkendir. Askeri güç bileşenden her türlü gaflet Ortadoğu gibi karmaşık bir bölgede büyük risk ve pişmanlığa yol açar.
Savunma Bakanı General Emir Hatemi hş. 1396 yılında bu noktayı defalarca vurgulayarak şöyle diyor: düşmanların stratejisi, İran’ın milli iktidarı ve savunma gücünü zayıflatmaktır. Ancak İran İslam Cumhuriyeti tüm gücü ile hiç kimseye ülkenin savunma gücüne zarar vermesine müsaade etmeyecektir.
Kuşkusuz düşmanlar İran İslam Cumhuriyeti ile tehdit diliyle konuştukça İran savunma gücünü tüm gücüyle geliştirecektir.
Gerçekte İran’ın savunma deneyimleri ve yaptığı planlar da savunma alanında ileriye dönük ilerlemek için savunma gücünü geliştirmeyi gerektirdiğini gösteriyor. İran İslam Cumhuriyeti nizamının siyaseti her zaman askeri gerginlik ve çatışmadan uzak durmaktır. Bunun anlamı, İran hiç bir zaman hiç bir ülkeye tecavüz etmek istediğini ve yayılmacı politika izlemediğidir. Ancak İran aynı zamanda düşmanlara gerektiği zamanda sadece kendi güvenliğini savunmakla kalmadığını ve yine bölgede toplu güvenlik ve istikrarı bozan tüm unsurlara da karşı koyacağını göstermektedir.
Savunma ve askeri kriterlere göre İran İslam Cumhuriyeti şimdi her türlü tehdide karşı gerekli caydırıcı güce sahiptir, fakat aynı zamanda iki hedefi de büyük bir ciddiyetle izlemektedir.
Birinci hedef, savunma sanayii başta füze savunma gücü olmak üzere gerekli alanlarda yerel hale getirilmesidir ki bu durum aynı zamanda caydırıcı savunma alanında stratejik önem arz etmektedir.
İkinci hedef, uzman kadroları yetiştirmek ve bu yönde ilerlemeye ivme kazandıracak gelişmiş mekanizmaları kullanmaktır.
Kuşkusuz İran İslam Cumhuriyeti savunma gücünü geliştirmek için hiç kimsenin icazetini beklemez, zira bağımsız bir ülke hatta çevresinde güvenlik hakim olsa bile her daim caydırıcı güce sahip olması gerekir. İran savunma kurumları bu anahtar bileşenden hareketle gerektiği zamanda İran ve bölgenin güvenliğini tehdit edenlere bu tehditlere karşı koyabilecek güce sahip olduğunu göstermiştir. Savunma Bakanı Hatemi bu konuda şöyle diyor: bazıları İran’la tehdit diliyle konuştuğu müddetçe İran savunma gücünü geliştirmeyi tüm gücüyle sürdürecektir.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de ülkenin genç seçkin bilimcilerini kabulünde Amerika’nın İran milletine yönelik husumeti devam ettiği müddetçe savunma gücünü geliştirmek gerektiğini belirterek şöyle dedi: düşman İran’ın etkili ve güçlü olması ve artan siyasi, savunma ve ilmi iktidarından şiddetle kaygı duyuyor ve öfkeleniyor.
Cumhurbaşkanı Ruhani de geçen sene İslami Şura Meclisi genel kurul oturumunda İran’ın askeri gücünü geliştirmesi ve bölgenin güvenliğini savunması konusunda şöyle konuştu: biz halkımızı ve ülkemizi savunmak için ihtiyaç duyduğumuz her türlü silahı yapmak ve depolamak ve gerektiği anda kendimizi savunmak uğruna bu silahları kullanmakta asla tereddüt etmeyiz.
Bu doğrultuda hş. 1396 yılında hava uzay savunması, füze alanı, deniz ve kara harp ve asimetrik savaş taktikleri gibi alanlarda etkili adımlar atıldı. Savunma Bakanı General Hatemi İran savunma alanında tüm ihtiyaçlarını yerli imkanlarla karşılamaya devam edeceğini, bu alanlardan biri da hava savunma alanı olduğunu belirtti.
Bugün İran İslam Cumhuriyeti konvansiyonel savunma alanında en üst hazırlık düzeyindedir ve konvansiyonel savunma teçhizatını üretmek ve kullanmakta asla tereddüt etmemekte ve hiç bir tehdit, baskı ve yaptırımdan da etkilenmemektedir. Bugün İran İslam Cumhuriyeti füze savunma alanında istediği menzilde nokta vuruşu yapan füzeleri üretebilmektedir.
İslam inkılabı muhafızlar ordusu hava uzay birliği komutanı General Emir Ali Hacızade şöyle diyor: bu başarılar İslamî nizam ve İran milleti için büyük kazanım ve düşmanların karşısında belirleyici caydırıcı etkendir, nitekim İran’a saldırma hayalinde olan kim olursa olsun pişman olacağı bir cevapla karşılaşır.
Cumhurbaşkanı Ruhani Tahran’da düzenlenen ordu günü özel askeri geçit töreni sırasında yaptığı konuşmada da silahlı kuvvetlerin gücü her zaman izzet ve barışı pekiştirmek için olduğunu belirterek şöyle dedi: İran askeri gücünü asla başka bir ülkeye saldırmak için geliştirmiyor. Bu güç her zaman savunma ve düşmanlara karşı caydırıcı amaçladır.
Ruhani ayrıca zorba güçlere hitaben de şöyle dedi: ister isteyin, ister istemeyin, biz mazlum Yemen, Suriye ve Filistin milletlerini savunmaya devam edeceğiz ve askeri ve savunma gücümüzü ve hatta füzelerimizi caydırıcı amaçlara göre geliştirmeye de devam edeceğiz.