Nevruz ve varlık alemini yaratanla irtibatı
Zevk ehli olan insanların bakışında Nevruz, kendi hakikatlerini anlatan kitabı yeniden okuma fırsatıdır. Zira kışın gitmesi ve ilkbaharın gelmesi güdümlü bir harekettir ve doğa aleminin bir parçası olan insan da önemli bir hedef için yaratılmıştır.
İlkbahar mevsimi ve güzel doğası hayat kitabından seyretmeye değer güzel bir manzara ve tablodur ve meltem gibi esen yapraklarında hakikatin güzel yüzünü yaratılış aleminin aynasında sergilemektedir. Bu muhteşem tecelli, Allah’ı tanımak üzere en iyi dersi sunar.
Evet, yaratan Allah, insanın hidayete ermesi için teşrii ahkamı gönderdiği gibi, güzel doğadan da görmeye değer manzaraları sundu ve böylece düşünce ve düşünme ehli olan insanlara hakikatin sırlarını keşfetme zemini oluşturdu ve insanlar bu yoldan ilahi marifet ve sevgiyi idrak etti.
İlkbahar mevsimi, güzellik ve filizlenme mevsimidir. İlkbaharda ağaçlar yeşerir, çiçek açar ve meyve verir ve bu gelişmelerle doğayı ve çevreyi seyretmeye değer güzel bir tabloya çevirir. Gerçekte insanların ilkbahar mevsiminde günün bazı saatlerini doğada geçirmek istemelerinin sebebi de bu mevsimin güzelliğidir. Rengarenk doğa, ilkahabarın güzellikleri ve güzel cazibesi, hepsi insanları fıtri olarak bu mevsimi sevmelerine yol açan etkenlerdir.
Ancak zevk ehli olan insanların bakışında ilkbahar, her yıl hikmet ve basiret ehli olan insanların önünde açılan bir marifet kitabı gibidir ve böylece insanlar ilkbaharın goncalarında ve açan çiçeklerinde yüce Allah’ın cemalini görmeye başlar ve ruhları ve düşünceleri tazelenerek doğa ile bütünleşir.
Gerçekte yeni yıl bir kaz daha ömrümüzün nasıl geçtiğini hatırlamak için yeni bir fırsattır ve ilkbahar şevki ile yaşam fırsatımızın sonuna bir adım daha yaklaştığımızı unutmamamızı ve değerli ömrümüzün her anının kıymetini bilmemizi sağlar.
Kur'an'ı Kerim de insan yaşamını gökten yağan ve hayat veren damlaları ile dirilmeye hazır bekleyen toprakları canlandıran yağmura benzetir. Bu yağmur sayesinde rengarenk bitkiler yeşerir, ardından çiçekler açılır ve meyvelere dönüşerek yeryüzünü süsler ve hayat ve yaşamdan coşkulu manzaraları gözler önüne serer. İnsan bu güzel hadiseleri izlerken kibre kapılabilir ve bu geniş sofranın her zaman önünde açık halde olduğunu zannedebilir. Oysa aynı güzellik aydın bir günde veya karanlık bir gecede bir anda yok olabilir.
Hayat ve güzellik simgesi olan ilkbahar mevsimi doğada ve iklimde yarattığı değişim ve onlara kazandırdığı tazelikle zevk ehli olan insanlara sonsuz sayıda mesaj da verir. Bu mesajların hepsini kısa sohbetimizde anlatmak mümkün değildir, fakat bu mesajların bir kaçını sırf ikaz anlamında sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Nevruz bayramı ve ilkbahar mevsiminin en önemli mesajı, Allah’ı tanıma mesajıdır. Allah’ı tanımak, hiç bir Müslüman için bilinmeyen muğlak bir tabir değildir ki onun için mısdaklar bulmaya çalışsın. Müslüman insan Allah tealayı görme, duyma ve diğer hisleri ile ve özellikle düşünmekle tanır ve bu hakikati tüm benliği ile idrak eder. Nitekim Allah teala insanlara O’nun ayet ve işaretleri kendilerinde yer aldığını ve bunları görmeleri gerektiğini buyurur.
Buna göre Nevruz, Allah tealanın yaratılış gücü üzerinde düşünme mevsimi ve fırsatıdır, gönül gözüyle görme mevsimidir, çiçeklerin nasıl narin dalların üzerinde açıldığını ve fidanların ıslak ve nemli topraktan baş çıkardığını görme mevsimidir. Nevruz Yasemin çiçeğini seyretmek ve kokusundan sarhoş olma ve bu güzellikleri kimin yarattığı üzerinde düşünme mevsimidir. Kim bu güzel çiçekleri bu kadar hoş kokulu yapmayı anlama mevsimidir.
Kur'an'ı Kerim ilkbahar mevsimini yüce Allah’ın güç ve kudretinin ayeti sayıyor ve kış mevsimi gibi bitkilerin öldüğü mevsimin ilkbahar gibi bitkilerin yeşerdiği mevsime dönüşmesini da kıyamet gününde insanların yeniden dirilişinin açık ayeti olarak tanıtmaktadır. Nitekim Fatır suresinin 9. Ayetinde de şöyle okumaktayız:
Rüzgârları gönderip de bulutu harekete geçiren Allah'tır. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra toprağa onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktır.
Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’in Hac suresinin 5 ve 6. Ayetlerinde de şöyle buyurmakta:
Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
Çünkü Allah hakkın ta kendisidir; O, ölüleri diriltir; yine O, her şeye hakkıyla kadirdir.
Tevhid mesajından sonra sabırla ilgili mesajı örnek vermek mümkün. Nevruz bayramı doğayı yeniden canlandırdığında cansız doğa kışın soğuk ve ağır kırbaçlarına tahammül ettikten sonra şimdi sabrının sonuçlarını görüyor. Bu durum yüce Allah’ın Talak suresinin 7. Ayetinde buyurduğu şu ilahi kelamı hatırlatıyor:
Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
Gerçekte Nevruz, kara kışı geride bıraktıktan sonra bu hakikati canlı bir şekilde sunuyor ve sabırla zafer elde edilebileceğini ortaya koyuyor.
İlkbahar mevsimi cömertlik ve bağışlama mevsimidir. İlkbahar mevsiminde ilkbahar yağmuru cömertçe dağlara ve ovalara yağarak her yeri sudan doyurur. Yağmur, tüm ovaları ve vadileri ve çöl ve kurak yerleri cömertçe doyurur ve hiç bir yeri mahrum bırakmaz. O zaman bizim de ilkbahardan alacağımız mesajlardan biri cinsiyet, etnik köken, ırk ve dil ayrımı yapmaksızın tüm insanları sevmek ve boş bahanelerle insanların dışlamamak ve söz ve amellerimizle başkalarının gönlünü şad etmektir.
İlkbahar mevsimi, tazelenme ve yenilenme mevsimidir ve Nevruz da yenilenme ve yeniden canlanma öyküdür. Zira ilkbaharın gelişi ile bütün dünya yeniden canlanır. Mümin insan da Kur'an'ı Kerim ahkamına ve ilahi maariflere amel ederek hayatının her dört mevsimi ilkbahar gibi olmasını sağlayabilir. Yeni insan doğanın güzelleşmesine paralel olarak kendini güzelleştirebilir ve bu güzelliği doğanın güzelliği gibi zamanla yok olmasını engelleyerek ebedileşmesini sağlayabilir.
Kuşkusuz insanın değişen halleri vardır. İnsan bazen maddi konulara yönelir, bazen insani fıtratına döner ve varlık aleminin cilvelerine gönül vererek doğanın güzellikleri ile birlikte huzura kavuşur.
Gerçekte insan varlık aleminden güzellik temeline dayanan bir yorum arayışındadır ve güzelliği en doğru biçimde idrak etmek ister. Varlık alemine hakim olan güzellikler insanı düşünmeye yöneltir ve hayrete düşürür. Bu hayret ise büyük bir değişimin başlangıcıdır ve insanı kemale doğru sevkeder. Böylece ilkbahar yeni doğası ile birlikte asırlardır insanlarda değişime yol açmış ve aralarında kalıcı bir gelenek olarak yerini bulmuştur.
İlbahar mevsimi doğada değişim ve devrim mevsimidir. İlkbaharın her günü, her saati ve her saniyesi yeni bir olumlu değişimle beraberdir. Ağaçlar yeşerir, çiçek açar, meyve verir. İnsan da her yıl, her mevsim, her gün, her saat ve her an olumlu bir değişim yaşamak için çaba harcamalıdır. Dolaysıyla ilkbaharın önemli mesajlarından biri de değişim ve devrimdir ve bu mesajı canı gönülden duymak gerekir. eşrefi mahlukat olan insan marifetini ve Allah tealaya yönelik kulluğunu arttırmakla beraber, Allah’ın kullarına hizmet etmeyi de geliştirmelidir ve sonuçta gerçek ilkbahar olan ilahi kata yakınlaşmayı tüm kalbi ile idrak etmelidir.