İran’da Nevruz Nağmeleri - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i106438-İran’da_nevruz_nağmeleri_1
Nevruz bayramı bir merasimdir; insan ve doğanın yaratılışının simgesel gösterisidir Nevruz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Nisan 22, 2018 17:59 Europe/Istanbul

Nevruz bayramı bir merasimdir; insan ve doğanın yaratılışının simgesel gösterisidir Nevruz.

Nevruz bayramı bir milletin yaşam tarihinin engebeli süreci ve inançlarını bir kez daha anmaktır.

Nevruz bayramı halk arasında çeşitli nağmeler ve bestelerle ayakta kalmıştır ve musiki alanının sanatçıları  da Nevruz bayramını çeşitli yollardan canlı tutmuştur.

İran milleti asırlardır yeni yıla girerken şükranlarını çeşitli şad yöntemlerle ifade etmiştir ve bu yöntemlerden biri Nevruzhani adı verilen bir gelenektir. Bu gelenek gerçi günümüzde unutulmuştur, ama yine de bazı eski kaynaklarda bu güzel geleneğin bazı izlerini bulmak mümkün.

Aslında bu tarzda şarkı söylemenin mazisi İslam öncesine dayanır ve İslam dini ve Şia mezhebinden sonra Nevruzhani şiirleri İslamî ve dini kavramlarla bütünleşmiştir.

Nevruzhani veya Baharhani adı ile anılan bu gelenek bundan bir kaç onyıl öncesine kadar İran’ın kuzeyinde Alborz sıradağlarının Güney ve Kuzey eteklerinde yer alan Mazandaran, Gilan, Taleş, Deyleman, Kumaş ve Taligan yörelerinde yaygındı, fakat günümüzde dağınık bir şekilde ve bazı uzak köylerde icra edilir.

Nevruzhani sanatçıları aslında sokak çalgıcıları ve şarkıcılarıdır ve ilkbaharın geldiğini insanlara müjdeliyordu. Nevruzhani sanatı sürekli icra sanatı ile birlikte olurdu ve tarihi Nevruz şenliklerinde müzik, bazen soğuk havaları kovmak ve ilkbaharı karşılamak üzere bazı kısa gösterilerle birlikte sunulur ve icra edilirdi. Bu etkinlik günümüzde düzenlenen karnavallara benziyordu  ve farklı yörelerde farklı adlarla anılırdı.

İran’ın bazı yörelerinde Nevruzhani gösterisi icra edildikten sonra kukla oynatan sanatçılar ve sokak tiyatrocuları kendi programlarını icra ederdi ve bu kez Nevruzhani sanatçıları onların icralarını seyretmeye otururdu. Bu gösterilerin icra biçimi yöreden yöreye değişir ve hatta icra zamanı ve okunan şarkılar birbirinden farklıydı. Bu farklılık ise İran’ın kültürel ve coğrafi çeşitliliğinden kaynaklanırdı, fakat tüm gösterilerin ana teması ilkbaharın gelişi ve beraberinde mutluluk ve neşe getirmesiydi ve her grup bunu kendine özel yöntemi ile icra ederdi.

Nevruzhani nağmeleri gayet sade ve akıcıydı, zira Nevruzhani sanatçıları genellikle kırsal yörede yaşayan insanların arasından sokak sanatçılarıydı ve hiç bir profesyonel müzik dersi alan insanlar değildi. Buna karşın Nevruzhani sanatçıları Alborz sıradağlarının Kuzey ve Güney eteklerinde yaşayan halkların arasında kültür ve müzik alış verişinde önemli etkenlerdi. Nevruzhani sanatçılarının okuduğu şiirler genellikle Farsça şiirlerdi, fakat şiveleri ve aksanları yöreseldi. Bu şiirler çeşitli bölümlerden oluşuyordu ve her bölümün kendine özel nağmesi söz konusuydu. Nevruzhani sanatçısı genellikle ilk bölümde Allah tealayı hamd ettikten sonra Hz. Muhammed’i –s– medhediyor ve ardından masum imamları –s– anlatıyordu.

Nevruzhani grubu ise üç kişiden oluşuyordu. Bunlardan biri Serhan olarak adlandırılıyordu ve muhtevası Nevruz ve yeni yılla ilgili olan şiirleri okurdu. Bu şiirler şöyle başlıyordu:

İlkbahar mevsimi gelmiş,

gül gülistana gelmiş,

müjdemi isterim ey dostlar,

sultan Nevruz gelmiş.

Serhan bu şiirleri okuduktan sonra öteki iki sanatçı aynı şiiri tekrarlıyordu. Üç kişiden biri de halkın verdiği bahşişleri toplamakla görevliydi. Bu bölümün sonunda bazen Adem ve Havva veya Hz. İbrahim gibi şahsiyetlerle ilgili rivayetler ve öyküler anlatılırdı.

İkinci bölümde Nevruzhani sanatçıları ev sahipliği yapan kimsenin medhinde şiirler okurdu. Bu bölümde mizah ve hiciv veya medhetmek gibi durumlar da söz konusu olabiliyordu.

Üçüncü bölümde Nevruzhani sanatçıları ilkbaharı ve Nevruz bayramını anlatıyordu. Bu anlatım ya bağımsız bir şekilde Nevruzhaninin sonunda ve ya yer yer birinci ve ikinci bölümün içinde okunurdu.

Aslında Nevruzhani oldukça neşeli ve aynı zamanda karşılıklı sevgi ve iyilik çerçevesinde düzenlenen bir etkinlikti. Nevruzhani sanatçıları gittikleri mahallenin veya köyün sakinlerini neşelendirmekten başka beraberlerinde götürdükleri yeşil dalları ev sahibine verir ve sağlığı için dua ederdi. Halk da bu sanatçıları evlerine davet etmeyi uğurlu bilir ve onlara yiyecek ve hatta para verirdi.

Nevruzhanilerde melodilerin akışı gayet sade ve akıcıydı. Bu müzik tarzı halk arasından çıkan sanatçıların geliştirdiği bir tarzdı ve hiç biri profesyonel müzik eğitimi almamıştı ki bu da icraların sade olmasına vesile oluyordu.

Bu sanatçıların icralarının her bölümünde kısa bir cümle vardı ve tekrarlanıyordu ve bazen şiirle uysun diye melodi hafifçe değiştirilirdi. Yine her yörede Nevruzhani sanatçıları o yörenin şarkılarından etkilenirdi. Nitekim bazı yörelerde icranın formu ve yapısı, melodik yapısını etkiliyordu.

Nevruzhanilerin bir çoğunda sanatçıların soru cevap şeklinde birlikte okumaları da yaygın bir adetti. Nevruzhani tamamen ritmik bir icra idi ve içinde hiç bir saz veya müzik aleti kullanılmazdı. Yine bu etkinlikte anlatılan konular da geniş bir yelpazesi söz konusuydu. Nevruzhani sanatçısı halkın ilkbahar ve Nevruz hakkında düşüncelerini ve ayrıca dini inançlarını anlatırdı. Bu sanatçılar hatta sosyal ve siyasi acı hadiseleri de mizah ve hiciv şeklinde ve temsili olarak anlatır ve adeta bir kitle iletişim aracının görevini yerine getirir ve haberleri herkese duyururdu.

Nevruzhani sanatçılarından başka yine Nevruz bayramını karşılama törenlerinde önemli rol ifa eden ve şarkıları ve nağmeleri ile ilkbaharı ve Nevruz’u karşılayan sanatçılar vardı. Honyager adı ile anılan bu sanatçılar eski İran’da ve gayet tabi tüm eski medeniyetlerde musikinin en belirgin simaları sayılırdı. Bu sanatçılar sadece müzik icra etmezdi ve bir ölçüde insanların ruhi ve manevi hidayete ermelerinde rol ifa ediyordu. Bu sanatçılar ait oldukları her yörenin milli ve dini rivayetlerini ve sözlü masallarını ezbere bilen ve anlatan ve mitolojileri bir kuşaktan bir sonraki kuşağa aktaran insanlardı.

Honyagerlerin bir çok özelliği vardı. Bu sanatçılar anında şiir söylüyor, anında şiir okuyor, anında beste yapıyor, rivayet anlatıyor, tarihi ve milli ve dini öyküleri ve aşk masallarını ezbere biliyor ve toplum üzerinde manevi nüfuzu bulunuyordu. Bu özellikler bu sanatçılara büyük önem ve itibar kazandırıyordu.

Öte yandan İslam dini İran’a geldikten sonra bu sanatçılar çeşitli dallara ayrıldı. Bazı honyagerler sadece milli ve mitolojik rivayetleri anlatırken, bazıları İslam dininin önderlerini ve hamasetlerini anlatmaya ve bazıları da başka alanlarda bu sanatı sürdürdü.

Bu arada bazı musiki ustaları vardı ki honyagerlik geleneğini tek başına yürütüyordu. Bunlar Gosanlar veya Ozanlar olarak ün yaptı. Bazıları ise bu kesime nazaran daha hafif icraları ve uygulamaları vardı ve sadece Nevruzhani ve Baharhani gibi konularla ilgilenirdi. Bunlar eski İran’da honyagerlik geleneğinden geriye kalanlardı ve bu geleneğin bazı bölümlerini kulaktan kulağa aktararak günümüze dek gelmesini sağladı.

Bu kesim İran’ın Nevruzhani sanatı yaygın olmadığı yörelerinde ilkbahar ve Nevruz bayramını şarkıların kalıbında anlatmaya çalışır.

Honyager sanatçıları profesyonel bir şekilde icra ettikleri için genellikle musikileri de daha karmaşık ve şekil itibarı ile daha düzgündü. Bu şarkılara genellikle bir veya bir kaç yerli saz eşlik ederdi ve köylerde icra edilen Nevruzhaniden farklıydı.

Evet, Nevruz nağmelerini irdelerken bir yandan İran’ın dört bir yanında halk arasında yaygın olan sade bir müzik tarzı ile karşılaşıyor ve öbür yandan honyager geleneği ve sanatı gibi tarihin bazı kesitlerinde Nevruz bayramı ile bütünleşen eski bir geleneğe rastlıyoruz. Daha sonra bu iki sanat birbiriyle irtibat kurmaya başlıyor, öyle ki hatta birbirini tamamlayan iki sanat haline geliyor. Gerçi günümüzde bunlardan pek fazla bir iz kalmadığını esefle belirtmeliyiz.

Günümüzde Nevruzhani ve honyagerlik geleneklerinden sadece kütüphanelerin düzeyinde belgelere rastlıyoruz, ki bu belgelerin bize bu iki sanatın yarattığı havayı hissettiremeyeceği açıkça ortadadır.