Katsa kanunu; İran ile mücadeleyi şiddetlendirme çabası - 2
Son kırk yılda Amerika yönetimi İran İslam Cumhuriyeti milleti ve devletine baskı uygulamak için iktisadi yaptırım kararları alarak bu kararları uygulamaya başladı.
Bu kararların bazıları İran ve Amerika arasındaki ikili iktisadi ilişkileri hedef alıyor ve bunlara birincil yaptırımlar adı veriliyor. İkincil yaptırımlar olarak ün yapan diğer yaptırımlar ise İran ile başka ülkelerin ticari ve iktisadi ilişkilerini hedef alıyor.
Bu arada Katsa adı ile anılan Amerika’nın düşmanları ile yaptırımlarla mücadele kanunu, Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti nizamına yönelik son yaptırım örnekleri sayılır. Amerikalı yetkililer bu yaptırımları İran’a uygulanan en geniş yaptırımlar olarak adlandırırken bazıları bu yaptırımlara yaptırımların anası diyor.
Geçen bölümde İran’ın istikrarsızlaştırıcı uygulamaları ile mücadele yasa tasarısının nasıl hazırlandığı ve bu tasarıya Rusya ve Kuzey Kore’ye yaptırımların da etkilenerek Amerika’nın düşmanları ile yaptırımlarla mücadele yasa tasarısı şeklinde Amerikan kongresinde ele alınarak onaylandığını anlattık.
Bugünkü sohbetimizde ise İran’a dayatılan yaptırımların mahiyetini ve tesirlerini gözden geçirmek istiyoruz.
Katsa adı ile anılan Amerika’nın düşmanları ile yaptırımlarla mücadele kanunu,bir yandan beyaz sarayda Donald Trump başkanlık koltuğunu Barack Obama’dan teslim aldığı ve öbür yandan ABD’nin yeni Başkanı Trump defalarca İran ve 5+1 arasında imzalanan nükleer anlaşmanın kötü anlaşma olduğunu dile getirdiği bir sırada onaylandı.
Öte yandan İran İslam Cumhuriyeti’nin füze programlarında kaydettiği ilerleme ve bölgede başta tekfirci IŞİD terör örgütü olmak üzere bölgede teröristlere nefes aldırmaması, İran milletinin düşmanları arasında bazı kaygılara yol açmıştı.
İşte bu yüzden Amerikan kongresindeki İran karşıtı kanat, nükleer anlaşma ve İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma ve güvenlik politikasına karşı olduğunu ortaya koymak için harekete geçti.
Ancak buna karşın nükleer anlaşmanın bozulması ve İran İslam Cumhuriyeti’nin tepkisinden duyulan kaygı kongredeki İran karşıtı kanadı Bercam nükleer anlaşmasını doğrudan hedef almak yerine İran’ın füze programını ve İslam inkılabı muhafızlar ordusunu hedef almaya karar verdi. Bu yüzden İran’ın istikrarsızlaştırıcı uygulamaları ile mücadele yasa tasarısında İran’ın füze programına yönelik bazı yaptırımlar gündeme getirildi ve ilk kez İslam inkılabı muhafızlar ordusu terör hamisi telakki edilerek hakkında bazı yaptırımlar belirlendi.
İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma ve füze programı Amerika elebaşılığındaki Batı ile İran arasında önemli anlaşmazlık konularından biri olmuştur. İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra ve İran Batı’nın sultasından kurtulmasının ardından savunma alanında kendine yeter hale gelme süreci de başlamış oldu. Bu arada İran’a dayatılan sekiz yıllık savaş da İran milletine düşmanlara karşı kendini savunabilmek için kendi imkanlarına dayanmaktan başka çaresi olmadığını gösterdi. Zira İran kentleri baas ordusunun füze saldırıları ve kimyasal bombalarının hedefi olurken, Batı İran’a kendisini savunabilmesi için bir tek mermi bile satmıyordu.
Buna karşın büyük İran milleti milli birliğini korumak, silahlı kuvvetlerin fedakarlıkları ve liderlerini izlemekle sonunda eşit şartlarda olmayan bir savaştan galip çıktı ve İran topraklarından tek bir karışın bile düşman elinde kalmasına izin vermedi.
Savaş sona erdikten sonra ise ülkenin savunma gücünü onarmak ve bu güce yeni yeni güçler ve imkanlar kazandırmak İranlı devlet adamlarının gündemine alınan önemli konu oldu.
Ancak Batı İran İslam Cumhuriyeti’ne silah satışı yasağını sürdürdüğü için İranlı uzmanlar harekete geçti ve sonuçta Ortadoğu bölgesinde en güçlü ve en etkili tamamen yerli füze savunma sistemlerini geliştirdi. Bu sistemler tamamen savunma amaçlıdır ve İran’a yeni bir sekiz yıllık savaş dayatılmaması için geliştirilmiştir.
Ancak buna karşın son 40 yılda bölge ülkelerinde yüz milyarlarca dolar silah satan Batılı devletler İran’ın savunma amaçlı füze sistemlerini bölgenin ve dünyanın güvenliği ve barışına yönelik tehdit şeklinde tanıtıyor.
Son yıllarda Amerika, AB ve hatta BM güvenlik konseyi Batı’nın etkisi altında kalarak İran’ın füze programına karşı bazı yaptırım kararları aldı.
Gerçekte Amerikalı yetkililer İran’ın orta menzilli ve balistik füzeleri geliştirmesini engellemeye çalışıyor. Bazı Amerikalı politikacılar ve uzmanlar hatta İran için 300 km menzilin ötesinde menzili olan füzelere yasak getirilmesini gündeme getiriyor. Bu kesime göre 300 km menzilin üzerindeki füzeler özellikle İran’ın yerli imkanlarına dayandığından Amerika ve müttefiklerinin Ortadoğu bölgesinde çıkarlarını tehdit eden unsurdur.
Ancak buna karşın İran İslam Cumhuriyeti şimdiye kadar bir çok kez füze programının tamamen savunma amaçlı olduğunu ve ülkenin savunma gücü başkaları istiyor diye pazarlık konusu olamayacağını belirtmiştir. Bu yüzden de son 40 yılda İran’a karşı uygulanan hiç bir yaptırım İran’ın füze alanında ilerlemesine mani olamamıştır. İran İslam Cumhuriyeti Batı’nın yaptırımlarına rağmen füzelerinin menzilini bir kaç yüz kilometreden iki bin kilometreye yükseltmeyi ve cruise füzelerin teknolojisine kavuşarak ürettiği füzelerin nokta vuruşu yapmasını sağlamayı başarmıştır. Amerika ile buna rağmen İran milletine yeni yaptırımlar uygulamaktan bir türlü vaz geçmemiştir.
Katsa kanunu İran’ın füze programı alanında bazı eski yaptırımları yeniden hatırlatırken bazı yeni yaptırımları da öngörüyor. Genelde İran’ın füze programı ile bağlantısı bulunan özel ve tüzel kişiler, bu programa yardım edenler veya füze alanında dayatılan yaptırımları delenler Amerika’nın yaptırımlarının kapsamına giriyor. Söz konusu özel ve tüzel kişilerin mal varlığına el koyma konusunda da da füze programı ile ilgili olanların tüm mal varlıkları ve bu yolda elde ettikleri gelirlerin bloke edileceği ifade ediliyor. Katsa yasasında söz konusu kişiler ayrıca Amerika’ya giriş vizesinden mahrum bırakılıyor.
İran İslam Cumhuriyeti’nin Batı Asya bölgesinde ifa ettiği role karşı mücadele ve İslam inkılabı muhafızlar ordusunun gücünü kontrol altına almak, Katsa kanununda yer alan diğer bazı temel hedeflerdir. Bu kanun İran, İslam inkılabı muhafızlar ordusu ve özellikle Kudüs gücünün yardımları ile tekfirci IŞİD terör örgütü gibi bir çok terör örgütünün yok edilmesinde etkili rol ifa ettiği bir sırada çıkarılmıştır. Yine Irak’ta Tikrit ve Musul gibi ve Suriye’de Halep ve Deyrizzur gibi kentler İran’ın yardımları olmadan teröristlerin işgalinden kurtarılması hemen hemen imkansızdı.
Buna karşın Amerikalı yetkililer Suud hanedanı ve siyonistlerle birlikte bu zaferleri İran’ın bölgeye musallat olma çabası şeklinde gündeme getirerek bu durumla mücadele edilmesine istiyor. Bu çerçevede kongrede bir kanat, İslam inkılabı muhafızlar ordusuna yaptırım uygulamayı gündemine aldı. Gerçi bundan önce de İran’a karşı sınırötesi tehditlerle mücadeleden sorumlu olan Kudüs gücü Amerika’nın yaptırım listesine alınmış ve Kudüs gücü komutanı General Kasım Süleymani de yaptırıma maruz kalanların arasındaydı.
Buna karşın 2017 yılına kadar İslam inkılabı muhafızlar ordusu bir bütün olarak ve kongrede çıkarılan bir kanun çerçevesinde yaptırım listesine alınmamıştı. Amerika içinde ve dışında İran karşıtı akım İslam inkılabı muhafızlar ordusu İran ekonomisine musallat olduğu gibi iddiaları ileri sürerek bu orduya baskı yapıldığı takdirde İran’ın Ortadoğu bölgesinde başarıları engellenebileceğini iddia ediyordu.
Her halükarda Katsa kanunu çıkarıldıktan sonra ilk kez İslam inkılabı muhafızlar ordusunun adı Amerika’nın iddia ettiği terör örgütleri listesine alınmış oldu. Bundan önce ise bir ülkenin resmi askeri kurumu terör örgütü olarak ilan edilmesi görülmemiş bir durumdu. Ancak Amerika’nın İran’ın bölgedeki başarılarından duyduğu derin kaygı, Washington yönetimini her türlü ilke ve kuralı hiçe sayarak İslam inkılabı muhafızlar ordusunu terör örgütü ilan etmesine sebebiyet verdi.
Gerçi başta askeri komutanlar olmak üzere İranlı yetkililerin sert uyarılarından sonra Donald Trump yönetimi İslam inkılabı muhafızlar ordusunun adını Dışişleri Bakanlığı değil de Hazine Bakanlığı listesine almak zorunda kaldı. Bu hareketle birlikte İslam inkılabı muhafızlar ordusunun terör hamisi olarak hedef alınmasından vaz geçilmiş oldu, zira İran bu konuda uyarıda bulunarak bu durumda iki ülkenin askeri yüzleşmesine yol açabileceğini belirtmişti.
Her halükarda kongrenin Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye karşı çıkardığı Amerika’nın düşmanları ile yaptırımlarla mücadele kanunun onaylanması ve yürürlüğe girmesinin üzerinden bir kaç ay geçtiği bir sırada her üç ülke bu yaptırımlara rağmen ilerlemeye devam ettiler.
İran konusunda Katsa yasası İran’ın savunma amaçlı füze programını asla engelleyemedi. Bu yüzden Trump bu kez Bercam nükleer anlaşmasından çekilme tehdidini gündeme getirdi. Trump bu şekilde İran’ı savunma ve füze programlarından vaz geçirmeyi hayal ediyordu, oysa deneyimler İran İslam Cumhuriyeti Amerika’nın her türlü yaptırımını fırsata çevirdiğini ve ilerlemesine devam ettiğini gösteriyor.