Üstad Murtaza Mutahhari’nin şehadet yıldönümü
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i108052-Üstad_murtaza_mutahhari’nin_şehadet_yıldönümü
Hş. Takvimine göre 12 Ordibehaşt günü, büyük üstad şehit Murtaza Mutahhari’nin şehadet günü İslam inkılabı tarihine öğretmenler günü olarak adlandırılmıştır.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Mayıs 05, 2018 19:05 Europe/Istanbul

Hş. Takvimine göre 12 Ordibehaşt günü, büyük üstad şehit Murtaza Mutahhari’nin şehadet günü İslam inkılabı tarihine öğretmenler günü olarak adlandırılmıştır.

12 Ordibeheşt günü İran milleti için unutulmaz acı günlerden biridir. bu günde büyük bir alim şehit düştü ve bu yüzden bu gün öğretmenler günü olarak adlandırıldı. Her yıl bu günde İran’ın okullarında ve üniversitelerinde öğretmenleri ve hocaları takdir etmek için özel bir heyecan yaşanıyor. Öğrenciler ister 6 yaşındaki ilkokul birinci sınıf öğrencisi olsun, ister üniversite öğrencisi ve hatta orta yaşlı insanlar her biri bir nevi öğretmenlerini ve hocalarını emeklerinden ötürü sevindirmek üzere bir çiçek veya bir yazı sunarak bu günü kutluyor

 

İslamî kültürde öğretmenlik, peygamberlerin mesleği olarak bilinir ve öğretmenin İslamî toplumda çok özel yeri vardır. İmam Ali –s– bu konuda şöyle buyurur: Baban ve öğretmenine saygı göstermek için önlerinde ayağa kalk, hatta hükümdar olsan bile.

 

İran’da bu günün öğretmenler günü olarak adlandırılmasını öyküsüne gelince, bundan yaklaşık kırk yıl önce böyle bir günde İslamî İran’ın büyük öğretmenlerinden üstad Murtaza Mutahhari bir terör örgütünün düzenlediği suikast sonucu şehit düştü. Şehit Mutahhari sınıfı bir İran kadar geniş olan bir öğretmen ve İslam Peygamberi’nin –s– tealimini yansıtan saygıdeğer bir alimdi, ancak onu şehit edenler aydın düşüncelerine tahammül edemediklerini ortaya koydu.

 

Şia alemi gaybet dönemi başladığı günden beri o masum imamın –s– gaybetinden kaynaklanan zorluklarla karşı karşıya kalmış, ama hiç bir zaman gelişmekten geri kalmamış ve kendini İslam Peygamberi’nin –s– soyundan gelen son masum imamın –s– evrensel hükümeti için hazır hale getirmiştir. Bu, Mehdeviyet düşüncesidir. Hikmetin İmam Mehdi’nin –s– gaybeti üzerine mukadder olan yüce Allah kullarının yolunu kapatmamış ve İslam Peygamberi –s– ve ehli beyt –s– fertlerinin dilinden yücelmenin yolunu müminlere beyan buyurmuştur. Bu yollardan biri, gaybet döneminde din alimlerinin merci olmasıdır. Bu arada şehit Mutahhari gibi alimler önemli rol ifa etmişti. Şehit Mutahhari bereketli ömrünü öz İslamî düşünceyi öğretmeye adadı ve bu yolda asla yılmadı ve yoluna devam etti.

 

Ayetullah Murtaza Mutahhari İslam tarihinin eşsiz şahsiyetlerinden biri ve güçlü bir İslam bilgini ve araştırmacılarından sayılırdı. Şehit Mutahhari büyük bir çaba ve emek sarfederek İslamî maarifin tüm dallarında derin bir düşünceye kavuştu ve felsefe, fıkıh ve usul gibi bazı alanlarda içtihadın zirvesine yerleşti.

Şehit Mutahhari Allame Tebatebai ve İmam Humeyni’nin –ks– talebelerinden biriydi ve çağdaş İranlı alimlerin arasında öz İslam öğretilerinin günün ihtiyaçlarına göre tefsirinde yetenekli bir alimdi.

 

Şehit Mutahhari İslamî felsefe ve kelamda çok maharetli biriydi ve bu alanlarda bazı eserlere imza attı. İslam inkılabından önce şehit Mutahhari İran’da marksist akımlarla mücadelede ve gençlerin ilhadi düşüncelere yönelmelerini engellemekte etkili rol ifa etti. İslam ve Şia mezhebinin öğretilerini güncelleştirerek öğretmek, şehit Mutahhari’nin ideolojik faaliyetlerindendi. Mutahhari bundan önce karmaşık ifadelerle beyan edilen İslam öğretilerini kendi tarzı ile ve gayet sade ve akıcı bir dille muhataplarına sunuyordu. Çeşitli dini konuların üzerine yazdığı kitapları çeşitli dillere çevrildi. Şehit Mutahhari ayrıca İran İslam inkılabının fikri liderlerinden biriydi.

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei şehit Mutahhari hakkında şöyle diyor: Mutahhari Şia mezhebinin düşünceleri ve öğretilerinin talimi için büyük çaba harcadı ve bir çok esere imza attı. Mutahhari bu alanda kendisine özel görüşlerini beyan etti, öyle ki bu görüşleri bazen İran’da şia mezhebinin atmosferi ile pek uyuşmuyordu ve bazı geleneksel alimler onun düşüncelerini pek benimsemezdi. Mutahhari fikri gücü ve güçlü düşünceleri ile o zamana kadar İslamî meselelerin alanında hiç kimse ayak basmadığı meydanlara ayak bastı. Şehit Mutahhari o günlerde İran’da yaygın olan düşüncelerle, yani Doğu ve Batı’dan ithal düşüncelerle derin ve geniş ve sonsuz bir ilmi mücadeleye girişti. Mutahhari marksistlerle mücadelede de akılcı bir cihadı başlattı ve aynı zamanda Batılı liberal düşüncelerle mücadele cephesinde yer aldı. Bu rolü çok önemliydi, zira hem cesaret ve hem özgüven, hem fikri güç, hem tüm alanlarda içtihat, hem iman ve yakin isteyen bir durumdu. Bu büyük insan tüm bunlara sahipti. Hem alimdi, hem de çok mümindi, üstelik imanına yakini vardı ve ayrıca özgüveni yüksekti. Tüm bunlar gerekliydi.

 

Şehit Mutahhari’nin en bariz özelliklerinden biri soruları olumlu karşılamasıydı. Üstad Mutahhari’ye göre İslam dini diri ve neşeli ve akıl ve düşünce temelinde inşa edilen bir dindi ve her söylediğine delil getiriyordu. Şehit Mutahhari’ye göre İslam dini hakkında soru sormak bu dine zarar vermediği gibi, daha da canlı ve neşeli olmasına vesile oluyordu. Şehit Mutahhari, dinde soru sormak, cahillikleri ve tahrifatı yok ediyor ve dinin güzel yüzünü gün ışığına çıkarıyordu.

 

Dini konuların hakkında soru sorulmasından çekinen ve bunu din için tehlikeli sanan bazı dindar kesimlerden farklı olarak şehit Mutahhari emsalsiz bir şekilde, açık yüzle ve İslamî düşünceye tam güvenli kuşkularla ilgili soruları karşılıyor ve açık ve akıcı bir dille sorulara cevap veriyor, bu konuda kitaplar yazıyor ve konuşmalar gerçekleştiriyor ve başka alimleri de soru cevap celseleri düzenlemeye davet ediyordu.

 

Şehit Mutahhari sürekli toplumun kültürel hareketlerini takip ediyor ve sorulara ve başkalarının din ve mezhep hakkındaki şüphelerine karşı her daim duyarlı ve hassas davranıyordu. Şehit Mutahhari çeşitli kitapları ve konuşmaları takip ediyor ve kültürel akımların izlediği yolu gözetliyordu. Şehit Mutahhari karşılaştığı herhangi bir şüphe durumunu kolay kolay gözardı etmiyordu. Şehit Mutahhari, genç kuşaklar için yeteri kadar kitap yazılmadığına inanıyor ve dini doğru tanıttıkları takdirde gençlerin asla kirli kaynaklara yönelmeyeceklerini savunuyordu.

 

Şehit Mutahhari Doğu ve Batı’dan ithal edilen yanlış düşüncelere karşı durduğu gibi bazı dindarların yersiz bağnazlıklarından kaynaklanan sapmalara karşı da mücadele veriyordu. Şehit Mutahhari dinin sapmalardan korunması için başkalarını hoşnut etmeyi asla düşünmüyor ve sırf ilahi rızayı kazanmaya çalışıyordu.

Şehit Mutahhari’nin bu bağlamda açık sözlü oluşu hatta dini çevrelerce hakaretlere uğramasına yol açmıştı, fakat bu bile onun şia mezhebinin çerçevesini korumakta çelik iradesini etkileyemedi.

 

Şehit Mutahhari’nin yılmaz çabaları ve has ihlası yüzünden günümüzde bu değerli şehidin eserleri hatta şehadetinden kırk yıl sonra gençlerin referansı olmaya devam ediyor.

Şehit Mutahhari hş. 1325 yılından itibaren çeşitli felsefi, sosyal, ahlaki, fıkhi ve tarihi alanlarda eserleri kaleme almaya başladı ve 70’i aşkın esere imza attı. Şehit Mutahhari’nin bazı eserleri kendisi hayattayken ve bazıları da şehit düşmesinin ardından yayımlandı. Şehit Mutahhari’nin konuşmaları ve ders celseleri de çeşitli eserlerde toplanarak yayımlandı. Bunlardan başka kendisinden 30 bin sayfa araştırma notu da geride kaldı.

 

İran İslam inkılabının büyük önderi İmam Humeyni –ks– Mutahhari’nin şehadetinden sonra bu büyük insanın imamın nezdinde ne denli değerli biri olduğunu yansıtan önemli bir mesaj yayımladı.

Sohbetimizin İmam Humeyni’nin –ks– şehit Mutahhari hakkında yayımladığı mesajla noktalıyoruz. İmam –ks– şöyle buyurmuştu:

 

Bendeniz, bu aziz şahsiyetle ilgili duygularımı beyan edemiyorum. Mutahhari hakkında arzetmem gereken şey şu ki İslam ve ilime büyük hizmetleri oldu ve canilerin eli bu verimli ağacı ilmi ve İslamî merkezlerden kesmiş olması büyük talihsizliktir. Mutahhari benim için aziz bir evlat ve dini ve ilmi merkezler için güçlü bir dayanak ve millet ve ülke için faydalı bir hizmet adamıydı. Mutahhari kısa ömründe ebedi eserleri yadigar bıraktı ki her biri onun Şia mektebine sonsuz aşkını ve uyanık vicdanını yansıtıyor.