Ayetullah Hamanei’nin ABD ile müzakereye muhalefetinin sebebi
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i118292-ayetullah_hamanei’nin_abd_ile_müzakereye_muhalefetinin_sebebi
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei görüşmede Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti nizamı ve İran milleti ile mücadele planlarına değinerek müzakere önerisini değerlendirdi.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Eylül 24, 2018 16:46 Europe/Istanbul

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei görüşmede Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti nizamı ve İran milleti ile mücadele planlarına değinerek müzakere önerisini değerlendirdi.

Ayetullah Hamanei, Amerikalı yetkililerin eski ve bayat bir yönteme baş vurduklarını, biri çıkıp önşartsız müzakere edeceğini öbürü çıkıp şart koyduğunu belirtti.

 

Amerikalı yetkililerle müzakere edilmemesinin sebeplerine değinen Ayetullah Hamanei, şöyle dedi: onlar müzakere için özel formülleri var, bu formülü anlamak lazım, ardından da şu soruya cevap vermek gerekir: acaba hiç bir akıllı insan bu formüle göre müzakere eder mi?

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei siyasi örfe göre müzakerenin karşılıklı alış veriş olduğunu belirterek şöyle devam etti: Amerikalı yetkililer her müzakerede askeri ve mali ve propaganda güçlerine dayanarak hedeflerine karşı her türlü direnişi boşa çıkarmaya çalışıyorlar.

Amerika’ya müzakerelerde güvenmemenin bir çok mısdakı vardır ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de bunlara doğru olarak işaret etmiştir. Bercam nükleer anlaşması ile sonuçlanan müzakereler Amerikalı yetkililerin güvenilmez olduklarının en somut örneğidir. Amerika uzun yıllar süren müzakerelerin ardından varılan anlaşmada verdikleri hiç bir sözü tutmadı ve BM güvenlik konseyinin onayladığı uluslararası bir anlaşmadan tek yanlı olarak çekildi. Bu hareket, Amerikalı yetkililerin asla dürüst ve samimi olmadıklarını ve her türlü şartlarda bir tek kendi çıkarlarını düşündüklerini ortaya koydu.

 

Amerikalı uzman Holly Dagres ise bu konuda şöyle diyor: İranlılar karşılıklı saygı çerçevesinde müzakereye inanıyor, fakat Donald Trump yönetimi buraya kadar Bercam nükleer anlaşmasından tek yanlı olarak çekilmekle güvenilmez bir aktör olduğunu ispat etti.

Amerikalı yetkililerin en son Kuzey Kore ile yürüttükleri müzakerelerde sergiledikleri tutum da bir kez daha sırf kendi çıkarlarını gözetlediklerini gösterdi ve bundan daha da ilginç olan şey, Amerikalı yetkililerin bu eğilimlerinden hareketle karşı taraftan bir an önce onların isteklerini yerine getirmelerini istemeleridir. Bu durum yapılan müzakerelerin alış veriş çerçevesinde yürütülen bir müzakere olmadığını gösteriyor.

Bu yüzden İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen günkü halkla görüşmesinde Amerikalı yetkililerin müzakerelerde görecede güzel sözlerle vaatlerde bulunduklarını fakat karşı taraftan nakit puanlar almak istediklerini kaydetti.

Amerikalı yetkililerin müzakerelerde kullandıkları formül, kendini üstün konumda görme formülüdür ve hedeflerini tam olarak beyan ettikten sonra da pazarlık sırasında hiç bir hedeflerinden bir tek adım bile geri atmak istemezler.

Oysa alış veriş manasında müzakere demek, müzakere eden tarafların bazı hedeflerinden geri adım atmaları ve müzakereleri sonuca ulaştırmaları demektir. Bercam bu tür müzakerelerin bir örneğiydi, fakat Amerikalı yetkililer müzakerelerin sırasında verdikleri hiç bir sözü tutmadılar ve hatta Amerika’da yeni yönetim işbaşına gelince başka konuları gündeme getirdiler ki bu konuların hiç biri Bercam müzakereleri ile uzaktan yakından hiç bir ilgisi yoktu.

Amerikalı yetkililerin bu tutumu, bu zümrenin müzakere sırasında tüm hedeflerin beyan etmediklerini ve daha sonra çeşitli zaman dilimlerinde bazı hedeflerini beyan ederek pratikte mantıklı ve dürüst müzakere ilkelerine bağlı olmadıklarını ortaya koyuyorlar.

 

Bercam nükleer anlaşması sadece İran’ın nükleer programıyla ilgiliydi ve bu müzakerelerde İran’ın ne füze programı ve ne de bölgedeki varlığı gündeme gelecekti. Ancak Donald Trump beyaz saraya girdikten sonra bu konular da Bercam çerçevesinde alınmaya çalışıldı, fakat İran İslam Cumhuriyeti’nin açık ve net muhalefeti ile karşılaştı ve sonunda beklendiği üzere Trump illegal bir adım atarak Bercam’dan çekildi ve bir kez daha Amerika’nın uluslararası anlaşmaları hiçe saydığını ortaya koydu.

Tehdit ve yaptırım, Amerika Başkanı Donald Trump yönetiminin en önemli dış politika ilkesidir. Trump yönetimi bu ilkeden İran İslam Cumhuriyeti ve Kuzey Kore’ye kaşı tutumunda yararlanıyor. Bu siyasetin amacı karşı tarafa baskı yapmak ve sonuçta geri adım atmaya zorlamak ve en son Amerika’nın istediği müzakerelere yanaştırmaktır. Bu yöntem en son Kuzey Kore ile müzakerelerde kullanıldı. Ancak iki ülke liderlerinin Singapur’da görüşmesi ve Trump’ın medya önünde şov yapmasına karşın Piyong Yang yönetimi Amerika’nın Kuzey Kore’yi silahsızlandırma istediğine uymaya karşı çıktı.

Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo geçen Salı günü bir açıklama yaparak, Kuzey Kore yönetimi nükleer gücünü yüzde 70 düzeyinde düşürmeyi kabul etmediğini belirtti.

Bu gelişme Amerika’nın müzakerelerde izlediği hedeflerde hiç bir denge bulunmadığını ortaya koyuyor. Amerika Kuzey Kore’ye dayattığı yaptırımları kaldırmadan bu ülkenin silahsızlanması gerektiğini belirtiyor. Bu politika ise İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin Amerika sürekli nakit puan peşinde olduğu yönündeki yorumunu doğruluyor.

Gerçi Kuzey Kore Amerika ile müzakerelerin ilk günlerinde iyimserdi, ancak şimdi Amerikalı yetkililerin sadece kendi çıkarlarını gözetledikleri sonucuna vardığı gözleniyor. Bu bağlamda Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı geçen Perşembe günü bir bildiri yayımlayarak Washington yönetimini müzakere ortağına hakaret etmek ve güven yaratma yönündeki samimi çabalarını yok etmekle suçlayarak bu şartlarda yürütülen müzakerelerde sonuca ulaşmayı beklemenin ahmaklık olacağını belirtti.

Amerika Başkanı Donald Trump Kuzey Kore ile pek de başarılı olmayan bir deneyimi elde ettikten sonra ve Singapur’da Kuzey Kore lideri ile görüşmeyi kendisi açısında siyasi bir zafer sayarak birden biri ve onca tehdit ve suçlamaların ardından bir twit atarak İranlı yetkililere önşartsız müzakere önerisinde bulundu. Ancak Trump’ın bu önerisi bir kaç saatten fazla sürmedi ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo şefinin önşartsız müzakere önerisine önşart belirledi. Pompeo müzakerenin önşartını İran’ın bölgesel davranışını değiştirme şeklinde açıkladı.

Aslında Amerikalı yetkililerin davranışlarında göze çarpan istikrarsızlık, İran karşısında şaşkınlıklarını gösteriyor. Ancak Amerikalı yetkililer İran İslam Cumhuriyeti Kuzey Kore olmadığını ve onların oyunlarına kanmayacağını çok iyi biliyor. Gerçekte Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti’ni münzevi etme tehdidi, Washington’un uluslararası arenada inzivaya itilmesi tehlikesini beraberinde getiriyor, zira İran, Çin ve Rusya ile ilişkilerinden Amerika’ya baskı aracı olarak yararlanabileceği anlaşılıyor.

Şimdi Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından sonra şartlar Trump’ın düşündüğü gibi gelişmediği gözleniyor. Gerçekte İran yaptırımı İran’ı inzivaya itemiyor, zira bugün Avrupa birliği beyaz sarayın tek yanlı tutumuna karşı tavır koyuyor ve Amerika’ya bu yaptırımlarda eşlik etmiyor. Bu çerçevede Amerikalı politikacılar da artık İran’a karşı uluslararası ittifak bulunmadığını itiraf ederek Donald Trump yönetimini bu oyunda hatta Avrupalı müttefiklerini bile kaybettiği konusunda uyarıyor.

Gerçekte bugün artık herkes müzakerelerin sadakat ve yükümlülüklere bağlı kalma temelinde yürütülmesi gerektiğini çok iyi biliyor, oysa Amerikalı yetkililer Bercam nükleer anlaşmasından çekilerek pratikte bu ilkeye bağlı olmadıklarını ortaya koydular.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin belirttiği üzere bir ülke bir yandan zalimane ve illegal yaptırımları dayatırken öbür yandan müzakere etmek istediği iddiasında bulunamaz. Nitekim böyle bir müzakere hiç bir zaman sonuca ulaşamayacağı da kesindir. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin de belirttiği üzere  Amerikalı yetkililerin formülüne göre müzakere etmek karşı tarafı sıkıntıya sokar ve ancak Washington’un güdümünde olan bir devlet bu tür bir müzakerede sonuca ulaşabilir, gerçi hali hazırda Amerika hatta Avrupa’ya bile kafa tutuyor.

Amerika’nın şimdiki yönetimi bu ülkede işbaşına gelen en sahtekar yönetimdir ve Trump Başkan olduğu günden beri bir bir uluslararası anlaşmalardan çekilmiş ve başka ülkelere karşı ticari savaş başlatmış ve böylece dünya ticaret örgütünün risaletini de tehlikeye atmıştır.

Bu durum, böylesine hiç bir yükümlülüğüne bağlı kalmayan ve müzakerelerde sırf zorbalık yapan ve mantıktan anlamayan bir rejimle müzakere etmenin hiç bir faydası olmadığını gösteriyor.

Uluslararası ilişkiler uzmanları Amerika Başkanı Trump’ın çelişkili davranışlarına ve İran’a karşı hasmane tutumuna ve tehditlerine değinerek, Trump’ın ona dayanarak İran ile müzakere yolunu açabilecek hiç bir iyi niyet sergilemediğini  belirtiyor.

İşte bu yüzden İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei halkla görüşmesinde Amerika ile müzakere etmenin yasak olduğunu belirterek hatta farzı mahal Amerikalılarla müzakere edilecek olsa bile kesinlikle şimdiki yönetimle müzakere etmezdik, dedi