Dayatılan 8 yıllık savaşın yıldönümü üzerine - 1
İran İslam Cumhuriyeti’ne dayatılan 8 yıllık savaş yıllarında Doğu ve Batı istikbar güçleri ve onların uydu rejimlerinden geniş bir cephe İran karşısında kuruldu.
Bu geniş cephenin amacı İslamî nizamı zayıflatmak ve iç sorunlarla uğraştırarak sonuçta İran İslam Cumhuriyeti nizamını çökertmekti. Ancak İran milleti tüm yetersizliklere ve büyük sorunlara rağmen bu cephenin karşısında durdu ve düşmanla savaş meydanından başı dik çıkmayı başardı.
Kutsal savunma yılları olarak adlandırılan o yıllar bir bakıma bir tecavüzün hezimete uğraması ve bir bakıma da İran İslam Cumhuriyeti nizamının temellerinin pekişmesiydi. Dayatılan savaş aslında İran İslam Cumhuriyeti nizamını çökertme hayalini bir hafta içinde altüst etti. Bir başka ifade ile kutsal savunma yılları sulta düzeni ile mücadelede ve İslamî direniş arenalarında başarılı bir model oluşturdu.
Öte yandan İran milletinin 8 yıllık kutsal savunmada sergilediği direniş bir nevi kimlik ihyası ve fedakarlık ve şehadettaleplik gibi değerlerin yeniden elde edilmesiydi. 8 yıllık kutsal savunma yılları İran milletinin geri adım atması ve teslim olmasına yol açmadığı gibi derin dini ve manevi ve milli tesirleri ile küresel istikbar ve sulta düzenine karşı direnişi ruhunu güçlendirdi.
Dayatılan savaş yıllarından sonra ise İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma ve askeri kapasiteleri tehditlere uygun olarak gelişmeye başladı, öyle ki bugün İran İslam Cumhuriyeti caydırıcı ve savunma gücü ve gerektiğinde tehditleri bertaraf etmek üzere düşmana saldırma gücü bakımından oldukça uygun düzeye kavuşmuştur.
Buna göre sohbetimiz boyunca kutsal savunmanın yıldönümü dolaysıyla bu bileşenleri gözden geçirmek istiyoruz.
Eylül 1980, Saddam rejiminin İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattığı 8 yıllık savaşın yıldönümüdür. Irak’ın devrik lideri Saddam, İran’a karşı bir hafta gibi kısa bir sürede zafere kavuşacağı hayali ile 12 piyade tümeni, 4500 tank ve zırhlı araç, 360 savaş uçağı, 400 kadar askeri helikopter ve yığınla askeri teçhizatı kullanarak İran topraklarına saldırdı.
Saddam rejimi 8 yıllık savaş boyunca şom hedeflerine ulaşmak için Amerika ve Batılı müttefikleri ve bölgedeki kukla rejimlerin desteklerinden başka bu savaşta her türlü illegal araç gereci kullanmaktan çekinmedi. Örneğin Saddam savaş boyunca İran’ın kentlerini ve sivil hedeflerini geniş çapta bombardıman etti. Saddam ayrıca savaş cephelerinde ve sivil yerleşim merkezlerine karşı yasak kimyasal silahları kullandı ve binlerce masum insanı katliam etti. Bu savaşta yolcu uçaklarının hedef alınması, ticari gemiler ve petrol tankerleri ve tesisleri ve limanların vurulması ve her türlü insani ve hukuki ilkenin çiğnenmesi, Saddam ve hamilerinin işledikleri diğer bazı cinayetlerdi.
Bu savaşta zorba güçler Saddam rejimine kendi çıkarları doğrultusunda destek verdi ve sürekli İslam inkılabı ve yeni yeni ayakta durmaya çalışan İslamî nizamı devirmeyi hayal ettiler.
8 yıllık savaş yıllarında Irak’ın dönem Başbakanı Taha Yasin Ramazan İran İslam Cumhuriyeti ile savaşın amacını İslam inkılabı ile mücadele etmek şeklinde açıklayarak şöyle demişti: Bu savaş 1975 Cezayir anlaşması veya bir kaç yüz km Ervend ırmağı için değil, İslam Cumhuriyeti nizamını devirmek içindir.
Batılı yazar Anthony H. Kurdzman ise şöyle diyor: Anlaşılan Irak rejimi gayet basit bir düşünce ile saldırısı, İran’ı birleştirmekten ziyade parçalanması ile sonuçlanacağını zannetmişti. Hatta Irak liderleri daha sonraki açıklamalarında saldırıları İran nizamı ve liderine destek vermek üzere halkı ayaklandıracağını asla tahmin edemediklerini itiraf ettiler.
İran’a dayatılan savaş başta uluslararası camianın ve süper güçlerin umursamazlığı ile karşılaştı, zira uluslararası çevreler küresel güçlerin nüfuzu altında hareket ediyordu. Bu yüzden bu ülkelerin sessizliği Saddam rejiminin savaşı ve cinayetlerini genişletmesine yol açtı.
Merkezi Cenevre’de bulunan güvenlik politikaları etüt merkezi araştırma bölümü Başkanı Şehram Çubin bu savaşın beklenmedik bir savaş olmadığını ve İran’da İslamî nizamın kurulmasını savaşın başlama gerekçesi olarak gösteriyor.
Amerika’nın Virjinia üniversitesi emekli hocası prof. Ramazani’ye göre Irak diktatörü Saddam İran İslam inkılabının sonuçlarından ve özellikle Irak’ta radikalizm karşıtı ve Arap milliyetçi kimliğine muhalif olmasından hoşnut değildi ve bu yüzden bu savaşı başlattı.
Yine Virjinia üniversitesi William Mary koleji Başkanı ve siyasal bilimler uzmanı James Bill savaşın gerçek nedeni Fars körfezine musallat olmak ve bu bölgede üstünlük kurmak için devam eden siyasi çatışmanın uzantısı olduğunu belirterek şöyle diyor: Saddam rejimi bölgeye siyasi açıdan musallat olmak ve bölge ülkelerinin siyasi statülerine bir tehdit olarak gördüğü İslam inkılabını yok etmek istiyordu.
Bir çok durumda savaş, bir ülkeye tecavüz etmek ve siyasi nizamını devirmek ve hatta o ülkenin milletini yok etmek için dayatılır. Irak’ın Baas rejiminin İran’a dayattığı savaş da bu hedef doğrultusunda dayatıldı. Ancak İran milleti 8 yıllık kutsal savunma yıllarında saldırgan düşmana ve hamilerine karşı direndi ve tüm dünyaya küresel zorbalara teslim olmayacağını gösterdi ve güçlü bir savunma sergileyerek düşmanı İran topraklarından attı.
BM dönem genel sekreteri Havier Perez De Kueyar İran milletinin kutsal savunması hakkındaki görüşünü şöyle beyan ediyor:
... bunda hiç bir kuşku yoktur ve bu, bir milletin ülkesine yapılan tecavüze karşı yapabileceği en iyi işti. İki askeri ordu birbiriyle savaştığında mesele, bir ordu karşısında bir milletin direnişini gördüğü meseleden farklıdır. İran’da düşman saldırısına karşı direniş, halk direnişiydi ve bu, İran’ın zafer kazanmasının tek sebebiydi. İzin verin buna zafer diyelim, zira siz gerçekten zafer kazandınız ve saldırgan tarafın karşısında direnerek onları geri püskürtmeyi başardınız.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu bağlamda Nur Yolcuları kafilelerine katılan öğrencileri kabulünde yaptığı konuşmada, kutsal savunma yılları İran ve İslam inkılabı tarihinin altın sayfalarından biri olduğunu belirterek şöyle buyurdu: bugün İran İslam Cumhuriyeti nizamının izzetini, iktidarını, emniyetini, istiklalini, özgürlük ve selametini 8 yıllık kutsal savunma ya borçluyuz.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei beyanatında bir çok kez İran milletinin iktidar bileşenlerine değinerek İslamî nizamın caydırıcı gücünün amacı küresel zorbaların İran’a taarruzda bulunma kuruntusunu önlemek olduğunu belirtti. Ayetullah Hamanei, düşmanlar İran’a el uzatma düşüncesine kapıldıkları takdirde en sert tepki ile karşılaşacaklarını bilmeleri gerektiğini, zira belki onlar savaşı başlatan taraf olabileceklerini ama kesinlikle bu savaşın sonu ve sonucu onların elinde olmayacağını vurguladı.