Dayatılan 8 yıllık savaşın yıldönümü üzerine - 2
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i118309-dayatılan_8_yıllık_savaşın_yıldönümü_üzerine_2
Saddam rejiminin İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattığı savaş acı bir olaydı, ancak tüm acıları ve zorlu günlerine karşın bu savaş İran milletinin yazdığı hamasetler ve unutulmaz günleri ile doludur.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Eylül 24, 2018 19:10 Europe/Istanbul

Saddam rejiminin İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattığı savaş acı bir olaydı, ancak tüm acıları ve zorlu günlerine karşın bu savaş İran milletinin yazdığı hamasetler ve unutulmaz günleri ile doludur.

Irak’ın Baas rejimi küresel güçlerin geniş çaplı destekleri ile 21 Eylül 1980 tarihinde İran İslam Cumhuriyeti sınırlarını aşarak İran topraklarına tecavüz etti.

Kuşkusuz dayatılan bu savaş diğer tüm savaşlar gibi yıkım, ölüm ve büyük hasarlara yol açtı. Ancak kutsal savunma yılları bir çok uzmana göre İran milletinin insani değerleri e kalıcı maneviyatının gelişmesi ve büyümesi, ayrıca aralarındaki dayanışmanın ve fedakarlık ruhunun güçlenmesine vesile oldu.tüm bunlar 8 yıllık kutsal savunma yıllarının çok değerli kazanımlarıydı ve düşman karşısında savaşın zorlu ve kritik şartlarını bu değerlerin ortaya çıkma fırsatına çevirdi.

 

Bugün bu değerlerin her biri İran İslam İnkılabı tarihinde altın harflerle yazılan ve İslam inkılabının diriliğini ve kalıcılığını yansıtan birer değerdir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin tabiri ile Saddam rejimine küresel boyutta verilen desteğe karşı İran İslam Cumhuriyeti nizamı bir tek şeye sahipti ki o da mümin bir millet ve İmam Humeyni -ks- gibi muktedir ve güçlü bir önderdi ve bunun sonucunda küresel şeytani güçlerin tüm çabaları boşa çıktı ve İran milleti sekiz yıllık kutsal savunmada bu güçlere galip gelmeyi başardı.

İran milletinin iktidarını hakiki kaynağı aslında İslam inkılabının hakikatine inanmaları ve iman etmeleridir, nitekim bugün bu inkılabın üzerinden yaklaşık kırk yıl geçtiği bir sırada bu iman ve inanç ilk günkü gibi devam etmekte ve İslam inkılabının kültürüne ve söylemine dönüştüğü anlaşılmaktadır.

Batılı yazar Michael Fisher “İran, dini tartışmalardan inkılaba” adlı eserinde bu noktaya temas ederek, İran milletinde yaşanan değişim dini inkılapçı kültür sayesinde gerçekleştiğini ve bu milleti inkılap sırasında zafere götürdüğünü belirtiyor.

Evet, sohbetimizin başında da belirtildiği üzere, savaşlar mahiyetleri itibarı ile bir çok yıkıcı tesirleri vardır ve hatta bir ülkeyi tamamen yok edebilir veya en azından uzun yıllar siyasi, sosyal ve iktisadi tesirleri ile uğraştırabilir.

İran ve Irak savaşı hakkında bir çok araştırma yapan Yahudi uzman ve araştırmacı Afraim Karaş’a göre İslam inkılabının gündeme getirdiği yeni ülküler ve İran’ın o dönemde İslam dünyasına hakim olan duruma karşı çıkması ve ayrıca İran’ın askeri yapısının dağılmış olması, dayatılan savaşın başlamasına sebebiyet veren etkenlerdi. Karaş, öte yandan Saddam rejiminin İran’ı parçalamak istemesi de bu savaşı tetikleyen sebeplerden biri olduğunu belirtiyor.

Image Caption

 

Kuşkusuz böyle bir yaklaşımla yıkım, ölüm, sosyal tepkiler, siyasi ve güvenlik alanlarında yaşanan değişiklikler, savaşları bazı sonuçları olabilir. Ancak savaşların daha önemli tesiri, saldırıya uğrayan ülkenin insanları arasında dayanışma ve fedakarlık hissini takviye etmek ve düşman tehditlerine ve saldırılarına karşı birlik olmalarını sağlamaktır. Bu özellikler ancak zorlu ve kritik şartlarla ortaya çıkan ve ebedileşen çok değerli özelliklerdir. Kutsal savunma yılları ise bu değerlerden eşsiz örneklerle doludur.

İran milleti ve savaşçıları ve gazilerinin İslam inkılabı savunmak için sergiledikleri şecaat hiç kuşkusuz İran’ın iktidarı ve bölgede önemli bir güce dönüşmesinde önemli bir etken olmuştur, öyle ki bugün Ortadoğu gibi kaos ve kriz dolu bir bölgede İran İslam Cumhuriyeti’nin huzur ve güvenliği emsalsiz sayılır.

Öte yandan dayatılan 8 yıllık savaşın bir başka önemli tesiri, inkılapçı değerleri kalıcı bir harekete dönüştürmesiydi. Bu büyük hareket inkılap değerlerini evrensel değerlere çevirdi ve dünyanın mustazaf ülkeleri için küresel istikbarla mücadelede büyük umut kaynağı oldu.

İran İslam İnkılabı rahmetli İmam Humeyni’nin belirlediği çizgide hareket ederken, hiç bir koşul altında ve tüm baskılara ve sabotajlara rağmen değerlerinden ve ülkelerinden taviz vermedi. Bu yüzden İslam inkılabı dünyanın siyasi ve sosyal arenalarında haktalep bir akımın simgesine dönüştü. Bugün yine İran İslam Cumhuriyeti hiç bir zorba devletten çekinmeksizin elinden geldiğince bölgede huzur ve güvenliğin sağlanması için çaba harcıyor. Ancak İran bu yaparken asla bölgede savaş çığırtkanlığı yapan bazı mali devletlerin sahtekarlıklarına ve uydurma ittifaklarına ne aldandı, ne de girdi.

Kuşkusuz küresel istikbarın İran İslam Cumhuriyeti nizamı ile düşmanlığı asla son bulmayacaktır. Amerika devleti son kırk yılda İran’a dayatılan 8 yıllık savaşta var gücüyle Saddam rejimini desteklediği ve türlü iktisadi ve siyasi yaptırımları uygulamak ve her türlü komployu kurmak ve İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı çeşitli ittifakları kurmakla İslam inkılabı değerlerinin yayılmasını önlemeye çalıştı. Ancak kutsal savunma yıllarının deneyimleri bu komploların hiç bir yere varamayacağını açıkça ortaya koydu.

Bu bağlamda İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei kutsal savunma yıllarını büyük ve cesur İran milleti için büyük bir ders olarak değerlendiriyor ve bu millet bir bütün olarak vatanını savunma sınavından başı dik çıktığının altını çiziyor.

 

İran milletinin 8 yıl boyunca kutsal savunmasının saiklerine işaretle bu milletin İslam’ı izleyerek manevi gelişmeyi ve maddi refahı yakaladığını vurguluyor. Ayetullah Hamanei ayrıca kutsal savunma yıllarında İran milletinin büyük dini ve milli cihadı gerçekleştiğini ve bu cihadın sonucunda milli özgüven duygusunun takviye edildiğini ve mevcut yetenekler ve kapasiteler ortaya çıkarak ülkenin bilimsel ilerlemelerinin temeli atıldığını kaydediyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei silahlı kuvvetlerin üst düzey komutanları ile görüşmesinde kutsal savunma yılları İran milletinin onur kaynağı olduğunu belirterek şöyle diyor:

Gerçi dayatılan savaşın maddi manevi bedelleri ağır oldu, ancak İran milletinin 8 yıllık kutsal savunmada elde ettiği kazanımları ödediği bedellere kıyasla çok muazzam oldu. 8 yıllık kutsal savunma yıllarının deneyimleri, tüm sıkıntılara ve baskılara ve mali imkanların yetersizliğine rağmen zorbalığa ve küresel güçlerin haksız beklentilerine karşı koymanın mümkün olduğunu gösterdi. Nitekim İran milletinin 8 yıllık kutsal savunmasında Müslüman ve gayri müslim bir çok ülkede etkili şahsiyetler bir milletin eli boş olsa bile ülkesini savunabileceğine kesin inanmaya başladı.