Kutsal Savunma Haftası, Asker Günü
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i118310-kutsal_savunma_haftası_asker_günü
Evet, biraz önce de belirtildiği üzere kutsal savunma haftası dolaysıyla İran İslam Cumhuriyeti’nde bu haftanın ikinci günü “İlim ve marifet, seçkinler ve asker günü” olarak adlandırılmıştır. Bu gün sonbahar mevsiminin ilk günü ve İran’da okullarda ve üniversitelerde eğitim yılının ilk gününe denk geldiği için bu adla adlandırılmıştır.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Eylül 24, 2018 19:15 Europe/Istanbul

Evet, biraz önce de belirtildiği üzere kutsal savunma haftası dolaysıyla İran İslam Cumhuriyeti’nde bu haftanın ikinci günü “İlim ve marifet, seçkinler ve asker günü” olarak adlandırılmıştır. Bu gün sonbahar mevsiminin ilk günü ve İran’da okullarda ve üniversitelerde eğitim yılının ilk gününe denk geldiği için bu adla adlandırılmıştır.

İran’da asker günü aslında 1980’li yıllarda Saddam rejimi tarafından İran İslam Cumhuriyeti’ne dayatılan sekiz yıllık savaş sırasında onbinlerce öğrencinin yazdıkları hamasetleri ve fedakarlıklarını anmak üzere bu şekilde adlandırılmıştır.

Aslında askerlik dönemi tüm ülkelerde önemli bir dönemdir. Nitekim kim özellikle ülkesi savaştayken askerlikten kaçmışsa toplumda ona karşı asla iyi bir bakış söz konusu olamaz.

Sekiz yıllık kutsal savunma yıllarında ve İran milletinin Saddam rejiminin Doğu ve Batı süper güçleri ve uydularının destekleri ile İran’a dayattığı savaşta sergiledikleri direniş çerçevesinde İranlı yüzbinlerce genç askerlik yaşına gelmeden önce gönüllü seferberler olarak silahlı kuvvetlerin organize ettiği halk güçlerine katılmaya ve ülkelerini savunmaya başladı. Hatta savaş cephelerine sevkedilebilecek uygun yaşta olmayan ergen çocuklar sırf saldırgan Baas ordusu ile çarpışmak ve ülkenin topraklarını savunmak için nüfus cüzdanlarını değiştirerek şansını denemeye çalışıyordu.

 

Gerçekte kutsal savunma yıllarının en muhteşem hadiselerinden biri tüm idari ve yasal kısıtlamalara ve engellemelere rağmen savaş cephelerine giden ve yetişkin askerlerle vatanını saldırgan düşman güçlerine karşı savunan ergenlerin ve yaşı küçük çocukların savaş cephelerine akın etmeleriydi. O yıllarda İranlı gençler ve ergenler sınır bölgelerinde yer alan kentlerde ve köylerde Saddam rejiminin tecavüzüne karşı unutulmaz hamasetleri yarattılar.

Kutsal savunma yıllarında direniş tarihinde en parlak ve aynı zamanda en acıklı sayfalardan biri İran’ın güneyinde, Irak sınırına yakın Hürremşehir kentinde gençlerin ve çocukların sergilediği direniştir.

Hürremşehir kentini savunan mücahitler Baas ordusunun bir kaç zırhlı ve piyade tümenini  ve çok sayıda tugayını tam 34 gün boyunca kentin kapılarında durdurmayı başardılar. Bu mücahit gençler son ana kadar saldırgan Baas ordusu ile savaştılar ve direnişleri ve fedakarlıkları ile büyük ve aynı zamanda acıklı ve mazlumane bir hamasete imza attılar.

Associated Press muhabiri Aleks Afnay Hürremşehir kentinde gerçekleşen o günlerin hamaseti hakkında şöyle yazdı: Hürremşehir kentinde duvarları üzerinde mermi ve havan topu izi olmayan bir ev bulamazsınız. Bu işaretler, İranlı savaşçıların nasıl ev ev bu kenti savunduklarını gösteriyor. Iraklı bir komutan o günlerde Hürremşehir kentini canı pahasına savunanların çoğu deneyimsiz ergenlerden ve gençlerden oluştuğunu itiraf etti.

 

Hürremşehir kentinde hamaset yazan bu çocuklardan biri de 13 yaşındaki Behnam Muhammedi adında bir çocuktu. Behnam Muhammedi, 1967 yılında Hürremşehir kentinde büyük babasının evinde dünyaya geldi. Eylül 1980’de Saddam rejiminin Hürremşehir kentine saldıracağı haberi her tarafa yayılmıştı. Behnam, Hürremşehir kenti Baas ordusunun eline geçebileceğine asla inanmıyordu, ama savaş gerçekten başlamıştı. Behnam savaş başladıktan sonra kentte kalmaya karar verdi. Kent bombardıman edildiğinde 13 yaşındaki Behnam yaralıların yardımına koşuyordu. Hürremşehirli gençler dişine kadar silahla donanmış Baas ordusuna karşı kenti sadece koktel molotof ve bir kaç uzun namlulu otomatik silahla savunuyordu.

Hürremşehir kentinde Irak’ın Baas ordusuna karşı direnişte adını duyuran çocuklardan biri de yine 13 yaşındaki Muhammed Hüseyin Fehmide adında bir çocuktu. Şehit Muhammed Hüseyin Fehmide de Behnam Muhammedi gibi 1967 doğumluydu, fakat Behnam’dan farklı olarak İran’ın Huzistan eyaletinde doğmamıştı.

Muhammed Hüseyin Fehmide İran’ın merkezinde, Kum kentinde dünyaya geldi. İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra şehit Fehmide, İmam Humeyni -ks- fermanı üzerine kurulan gönüllü seferberler kurumuna katıldı.

İran’ın küçük kahramanı Muhammed Hüseyin Fehmide Saddam rejimi İran topraklarına saldırdıktan sonra hemen Irak sınırında Güney cephelerine koştu. Şehit Fehmide İran İslam İnkılabının büyük önderi İmam Humeyni -ks- müridi ve hayranıydı. Ancak Muhammed Hüseyin yaşı küçük olduğu için savaş cephelerinden geri gönderildi. Bunun üzerine şehit Fehmide şöyle dedi: Boşuna yorulmayın, eğer İmam emrederse, neresi olursa olsun, oraya gitmeye hazırım. Ben vatanıma hizmet etmeliyim. Ben geri dönmeyeceğim, diye söz vermem.

Böylece Muhammed Hüseyin Fehmide tüm muhalefetlere rağmen bir kez daha İran’ın güneyindeki cephelere ulaştı.

Savaş sırasında bir cephede Muhammed Hüseyin Fehmide, Iraklı tankların saldırıya geçerek ilerlemeye başladıklarını görünce beline bağladığı ve elinde tuttuğu bir kaç el bombası ile birlikte tanklara doğru yürümeye başladı. O sırada bacağına bir kurşun isabet etti ve onu yaraladı, fakat çelik iradesini asla etkileyemedi. Böylece Muhammed Hüseyin Fehmide hiç tereddüt etmeden kararı hayata geçirdi ve her taraftan üzerine yağan mermilere rağmen en önde hareket eden tankın önüne geçti ve üzerindeki el bombalarını patlatarak öncü tankı imha etmeyi başardı ve kendisi de param parça olup şehit düştü. Öncü tankın infilak ettiğini gören Iraklı askerler büyük bir saldırıya uğradıklarını zannederek morallerini kaybetti ve tankları bırakarak kaçmaya başladılar.

 

Sekiz yıllık kutsal savunma yıllarında henüz askerlik çağına gelmeyen 36 bin İranlı kahraman genç ülkeyi ve inkılabı savunma yolunda şehit düştüler. İranlı gençler dayatılan sekiz yıllık savaşı komuta etmekte de önemli rol ifa ettiler. O yıllarda savaş komutanlarının ortalama yaşı 25’in altındaydı. Bu gençlerin hiç biri harp akademilerinde eğitim almamıştı, ancak askeri uzmanların hayrete düşüren operasyonları tasarlayıp uyguluyordu. Bu genç komutanların çoğu savaş başlayınca eğitimlerini bırakıp ülkeyi savunmak için cephelere koşan üniversite öğrencileriydi. Bu gençler çok kısa bir sürede halk güçlerinden kurulan askeri birlikleri komuta edebilecek kadar deneyimli oldular ve Baas ordusunun işgal ettiği bir çok bölgeyi kurtarmak için gerçekleştirilen büyük operasyonlar bu genç komutanlar tarafından tasarlandı.

İranlı genç öğrenciler kutsal savunmayı yönetmekte ve bunun için gerekli olan operasyonları tasarlamakta emsalsiz bir yetenek sergilediler. O günlerde İran İslam Cumhuriyeti bugün olduğu gibi hem iktisadi ve hem askeri kuşatma altındaydı  ve dış dünyadan İran’a hiç bir yardım yapılmıyordu. İran İslam Cumhuriyeti kendi ayakları üzerinde durmak ve düşmanla 1200 km sınır boyunca savaşmak için ihtiyacı olan kendi teçhizatını kendisi temin etmek zorundaydı. Ancak savaşta ihtiyaç duyulan lojistik ve askeri teçhizatın karşılanması için ileri bilim ve teknoloji gerekiyordu. İşte bu noktada İranlı genç ve yaratıcı öğrenciler savaşın bu tür ihtiyaçlarını karşılamakta önemli rol ifa ettiler

Öte yandan İran’ın füze sanayiinin temelleri de bu dönemde atıldı. Saddam rejimi İran kentlerini uzun menzilli füzeleri ile hedef almaya başlayınca İranlı genç uzmanlar bir kaç füze ele geçirdikten sonra bu füzelerin üzerinde çalışarak düşmanlara karşı kullanılacak uzun menzilli füzelerin teknolojisini elde ettiler. O yıllarda şehit Tahrani Mukaddem bu görevin kendisine verilen gençlerden biriydi. Tahrani Mukaddem sonunda da İran’ın füze teknolojilerini geliştirme uğruna şehit düştü.

Bugün yeni iktisadi ve askeri yaptırımların altında da yeni teknolojilerin geliştirilmesi İranlı gençlerin görevidir. Bugün İranlı nükleer bilimcilerin ortalama yaşı 30’un altındadır. Bu durum nano teknoloji, kök hücre ve diğer bir çok teknolojik alanda da geçerlidir.

Aslında İran İslam Cumhuriyeti nizamının kırk yıllık ömründe Amerika ve müttefiklerinin İran milletine dayattıkları zalimane yaptırımlar bazı kısıtlamalara yol açmasına karşın aynı zamanda İranlı gençlerin yaratıcı gücü ve yetenekleri de ortaya çıkmaya başladı. Buna göre İran milleti yeni dönemde de kutsal savunma yıllarında olduğu gibi yine Amerika ve müttefiklerini dize getirecektir.