Dayatılan 8 yıllık savaşın yıldönümü üzerine - 3
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i118311-dayatılan_8_yıllık_savaşın_yıldönümü_üzerine_3
Tarih sayfalarında bir çok savaş kaydedilmiş ve her biri çeşitli açılardan irdelenmiştir.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Eylül 24, 2018 19:19 Europe/Istanbul

Tarih sayfalarında bir çok savaş kaydedilmiş ve her biri çeşitli açılardan irdelenmiştir.

Alman sosyolog George Zimel gibi bazı teorisyenler savaşlar ve münakaşaların sosyal yaşamı oluşturan unsurlardan sayıldığını belirtiyor. Tarihin gerçekleri bu açıdan bakıldığında, ibret vericidir. Ancak bazen bu savaşlar gelecek kuşaklara, bilinen sosyal ve siyasi tezler ve teorilerle örtüşmeyen ve beyan edilemeyen dersler vermektedir.

Bu açıdan bakıldığında, İran İslam Cumhuriyeti’ne dayatılan sekiz yıllık savaş, tarih sayfalarından asla silinmeyecek hamaset ve direniş dersleri ile doludur. Saddam rejiminin İran’a dayattığı bu savaşın değerleri bu türdendir. Sekiz yıl süren bu savaşta dünyanın zorba güçleri şom hedefleri uğruna Saddam rejimine destek verdiler ve kurdukları bölgesel ve küresel ittifaklarla Baas rejimini İran İslam İnkılabını yenmek ve yeni yeni ayakta duran İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirmeyi gündemlerine aldılar.

 

Fars körfezi ve Ortadoğu meseleleri uzmanı James Bill bu savaşın gerçek nedeni hakkında kitabında şöyle yazıyor: bu süreçte Saddam rejimi İran inkılabını işin başında yok etmeyi umuyordu.

Bu şom hedeflere bakıldığında, savaşın kapsam alanı sadece cephelerle sınırlı olmadığı da anlaşılıyor. Düşman halk arasında panik ve dehşet yaratmak amacıyla yerleşim merkezlerini, okulları, hastaneleri ve bir çok kentte ve köyde altyapı tesislerini bombardıman etti veya füzeleri ile vurdu. Bu, şimdi Suud rejimi Yemen’de ve korsan İsrail rejimi Gazze şeridinde işlediği cinayetlerin aynısıydı. Bu savaşta İran limanlarına doğru seyreden yük gemileri ve petrol tankeleri defalarca hedef alındı ve Amerika’nın Arabistan’da konuşlanan Awax casusluk uçakları bu saldırılarda Irak savaş uçaklarına istihbarat sağlıyordu.

Saddam rejimi İran İslam Cumhuriyeti topraklarına saldırısında uluslararası ittifakın silah, mali ve siyasi desteklerinden sınırsız bir şekilde yararlanıyordu. Batılı yazar Alen Feridman beyaz saray yetkililerinden birinden naklen şöyle diyor: Bizim güçlerimiz savaş meydanlarında Iraklı askerlere askeri taktik bakımından bol bol yardım ediyor ve hatta bazen Iraklı askerlerle omuz omuza İran sınırında faaliyet yürütüyordu. Bu durum 1987 yılına kadar aynı şekilde devam etti.

 

Irak’ın Baas rejimi bu savaşı dayatmadan bir yıl önce 12 milyar dolar silah ve askeri teçhizat satın aldı, öyle ki Stohkolm barış müessesesi savaşın sonunda Baas ordusunu askeri teçhizat ve donanım bakımından dünyanın beşinci gücü ilan etti. Amerika, Fransa, Britanya ve eski Sovyetler Birliği, Irak rejiminin ihtiyacı olan silahları karşılayan ülkelerde. Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkeleri ise Saddam rejiminin kimyasal silahlarını karşılıyordu. Fars körfezinde yer alan Arap emirlikleri ise Saddam rejiminin petrol ve mali ihtiyaçlarını karşılayan taraflardı.

Amerikalı gazeteci yazar Timerman “Ölüm ticareti” adıl kitabında bu desteklerin hakkında şöyle diyor: Saddam Haziran 1982 tarihinde Sixco adında Belçikalı bir firma ile 830 milyon dolar değerinde bir anlaşma imzaladı. 505 projesi adlı şifreli adla anılan bu yüklü anlaşmanın amacı, Irak’ın gelişmiş savaş uçaklarına yerin 50 metre derinliklerinde 800 kadar sığınak inşa etmekti. Belçika yönetiminin ihracat ödeneklerinden faydalanan Sixco firması 4 yıl içinde Irak’ta 17 hava üssü ve bir kaç askeri karargah inşa etti. İran’a dayatılan savaş sırasında Irak hava kuvvetlerinin miraj uçakları bu sığınaklardan çıkarak havalanıyordu.

Amerikalı gazeteci yazar Timerman şöyle devam ediyor: Amerika yönetimi Bağdat’a büyükelçi göndermeden önce bu kentte kurduğu istihbarat merkezine bir Başkan atamıştı. Amerikalı bu yetkili Saddam nezdinde önemli bir yeri vardı, öyle ki Saddam her büyük operasyondan önce mutlaka ona istişare ediyordu.

Saddam rejimi dayatılan savaş yıllarında ayrıca Batı’dan temin ettiği kimyasal silahlarla defalarca İran’da sivil yerleşim merkezlerini ve cepheleri bombardıman etti. Saddam hatta Halepçe kentinde Iraklı Kürtleri kimyasal silahla vurup büyük bir katliama imza attı.

İran’ın sınır kentlerinden Serdeşt, Temmuz 1987’de Saddam rejiminin kimyasal saldırısına uğradı. Böylece 12 bin nüfusu olan kentte büyük bir savaş suçu işlenmiş oldu.

Bu cinayetten bir kaç ay sonra Saddam rejimi Kuzey Irak’ta Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı Halepçe kentine de kimyasal saldırı düzenledi. Bu saldırıda Iraklı Kürtlerden en az 5 bin kişi hayatını kaybetti, 7 bin kişi de kimyasal saldırıdan etkilendi. Bu cinayetin etkileri halâ devam ediyor.

 

Irak’ın Baas rejimi İran’a dayattığı sekiz yıllık savaşta tüm uluslararası yasaları ve konvansiyonları çiğnedi. Cezayir anlaşması, kimyasal silahların kullanımını men eden konvansiyon, sivil yerleşim merkezlerine saldırmayı men eden konvansiyon, savaş esirlerine insani davranışa vurgu yapan konvansiyon, havacılık güvenliğini koruma zaruretini öngören konvansiyon, denizlerin güvenliği ile ilgili konvansiyon ve diğer onlarca uluslararası konvansiyon ve yasa, dayatılan savaş yıllarında Saddam rejimi ve Baas ordusu tarafından çiğnenen bazı konvansiyonlar ve yasalardı. Oysa dünyada barış ve güvenlik ve insan hakları iddiasında bulunan Amerika ve Avrupa bu ihlallerin tümüne karşı sessiz kaldı. İran İslam Cumhuriyeti ise tüm bu cinayetlere karşın asla Saddam ordusuna karşı kimyasal silah veya başka türlü kitle imha silahlarını kullanmadı.

Savunma Bakanı General Emir Hatemi, İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma alanında elde ettiği kazanımlarının önemine işaret ederek şöyle diyor: Biz şer’i hürmetler gereği ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin buyruğu üzerine hiç bir zaman kitle imha silahları veya nükleer silah yapımı peşinden gitmedik ve gitmeyeceğiz, ancak milli çıkarlarımıza el uzatılmasına da asla müsaade etmeyiz. Biz dünyada barış ve huzur istiyoruz.

Dayatılan 8 yıllık savaşın üzerinden 38 yıl geçtiği bir sırada başta ABD olmak üzere küresel zorba güçlerin tüm planları ve kumpaslarının hezimete uğraması, düşmanların kutsal İslam Cumhuriyeti nizamını ve İslam inkılabını yok etmek istediklerini ancak bu şom hedeflerine ulaşamadıklarını gösteriyor. Zira İran milleti direnişi ve iman gücü ile zorluklara katlanması ile birlikte bu savaşın kaderini farklı bir yöne çevirdi. Bu yeni yönde dayatılan savaşta İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgesel ve küresel düşmanları büyük bir hezimete uğradı.

Kuşkusuz İran milletinin 8 yıllık kutsal savunma yıllarında sergiledikleri direniş İran İslam Cumhuriyeti nizamının iktidarının en seçkin bileşenlerinden biridir. İslam mücahitlerinin ülkenin milli istiklali ve onuruna vesile olan değerli ve emsalsiz kazanımları hiç kuşkusuz ülkenin genç kuşağı için değerli bir örnek oluşturmaktadır.