Büyük düşünürlerinin İran İslam İnkılabı hakkındaki görüşleri
Bugünkü sohbetimizde dünyanın önde gelen büyük düşünürlerinin İran İslam İnkılabı hakkında düşüncelerini gözden geçirmek istiyoruz.
Aslında İran İslam İnkılabı hakkında dünyanın önde gelen büyük düşünürlerinin dikkatini çeken en önemli nokta, bu muazzam inkılabın neden ve nasıl gerçekleştiğiydi. Söz konusu büyük düşünürler birçok kez ve defalarca İslam inkılabını takdirle karşıladıklarını itiraf ederken, bazıları da açıkça bu muazzam inkılabın boyutlarını idrak etmekten aciz olduklarını belirttiler
İran İslam İnkılabı hiç kuşkusuz ve tartışmasız, çağdaş dünyamızın en büyük hadiselerinden biriydi. Bu muazzam inkılap dünyanın ister doğusunda ister batısında olsun ve hangi inanca mensup olursa olsun, büyük düşünürleri diz çökerek saygı göstermeye zorlamıştır. Hatta bu inkılabın resmen muhalifleri arasında yer alanlar bile bu büyük hadisenin azametini ve ihtişamını gözardı edememiş ve gerçekleşmesinden duydukları şaşkınlığı ve hayranlığı gizleyememiştir.
Gerçekte bir milletin eli boş ve silahsız olarak, dönemin en gelişmiş askeri imkanları ve silahları ile donanmış bir rejime ve bu rejime kayıtsız şartsız tam destek veren Amerika gibi bir süper güce karşı zafer kazanması, hakikaten dünyanın önde gelen büyük düşünürlerini ve politikacılarını hayrete düşürmüştü. Bu inkılapta iman gücü Batı’nın tüm maddiyatçı güçlerine karşı zafer kazanmış ve büyük bir hızla ateizm ve sekülerizm uçurumuna doğru sürüklenen bir dünyada ilahi bir dinin temelinde hükümet kurmuştu.
Sohbetimizin başında da belirtildiği üzere, aslında İran İslam İnkılabı hakkında dünyanın önde gelen büyük düşünürlerinin dikkatini çeken en önemli nokta, bu muazzam inkılabın neden ve nasıl gerçekleştiğiydi. Başta Batılı büyük düşünürler olmak üzere söz konusu düşünürler birçok kez ve defalarca İslam inkılabını takdirle karşıladıklarını itiraf ederken, bazıları da açıkça bu muazzam inkılabın boyutlarını idrak etmekten aciz olduklarını belirttiler.Şimdi hep birlikte bazı düşünürlerin İran İslam İnkılabı hakkında neler söylediklerini kısaca gözden geçirelim.
Eserleri şimdiye dek 23 dile çevrilen Amerikalı Yahudi kökenli şarkiyatçılarından prof. Bernard Lewis “Nefsullah, İslam dünyası ve Batı: Kültürlerarası savaş” (Der AtemAllahs, Die islamische Welt u.der Westen Europa Verlag) adlı eserinde, İslam ülkelerinde dini düşüncenin ihya edildiği yeni hareketlerin başarılarını birbiriyle karşılaştırarak şöyle yazıyor: Mısırlı radikaller sırf hükümdarlarını yok etmeyi başardılar, ancak Mısır rejimi kurtuldu ve halen politikalarını sürdürüyor. Ancak İranlı radikaller daha fazla başarılı oldular. Onlar rejimi yok ettiler ve ünü İslam dünyasını baştan başa saran geniş kapsamlı bir inkılabı zafere kavuşturdular.
Hristiyan ilahiyatçı ve İslam bilimcisi ve “İslam’ın siyasi misyonu” (Der politische Auftrag des Islam) adlı eserin yazarı prof. Andrea Meier kitabının 299. sayfasında şöyle yazıyor: İslam inkılabının sonucu olan İran İslam İnkılabı nizamının kurulması ile beraber İslam’ın siyasi misyonu şimdiye kadar görülmemiş düzeyde kurumsal hale geldi. Dünyada ilk kez inkılapçı bir yönteme dayanan İslamcılığın içinden çıkan siyasi bir nizam, Batı yandaşı seküler bir rejimin yerine geçti. Bu gelişme birçok Müslümanın gözünde, sömürücü ve post sömürücü üstünlükçü bir güce karşı zaferiydi. Şu Batılı üstünlükçü güçten maksat, Amerika süper gücüdür. Bu yüzden İran’da zafere kavuşan İslam inkılabı, dünya genelinde tüm Müslümanlar için İslamcı ideal devletin tam olarak gerçekleşmesine örnek oluşturdu.
Latin Amerika’nın katolik üniversiteleri rektörü papaz Dr. Fosberi ise şöyle diyor: İmam Humeyni İslami kültürel köklerden yararlanarak kendi milletinin tarihî hareketine vesile oldu. İmam Humeyni dini – siyasi bir inkılapla İslam ülkelerinde muazzam bir hareket başlattı. İmam Humeyni manevi mahiyetimizi ve ilahi gücü ve Allah’a imanı yeniden bulma imkanından ibaret olan bir yolu bizlere gösterdi. İmam Humeyni bu yolu açarak Batı’nın manevi vicdanını derinden sarstı, gerçi Batılı medya organları bunu örtbas etmeye ve gizlemeye çalıştı.
Fransız çağdaş filozof, tarihçi ve düşünür Mişel Fuko (Foucault) toplum, siyaset ve tarih alanlarında görüşleri ile ün yapan yirminci yüzyılın en tanınmış düşünürlerinden biridir. Fuko İran milletinin mücadele verdikleri en zorlu günlerde, yani İslam inkılabı zafere kavuşmadan bir kaç ay önce iki kez İran’ı ziyaret etti ve bu ziyaretlerinde Tahran, Kum ve Abadan gibi kentlerde bazı ulusalcı ve dini liderler ve inkılapla ilgisi olan çeşitli örgütlerin liderleri ile görüştü. Fuko bu iki ziyareti esnasında gerçekleştirdiği görüşmeleri “İranlılar hangi rüyayı besliyor?” başlığı altında yayımladı.
Mişel Fuko ta o günlerden itibaren İran İslam İnkılabından iyilik ve azametle söz ederek şöyle yazıyor:İran’da Pehlevi rejimini reddetmek, muazzam ve sosyal bir olaydır, fakat bu durum bir şaşkınlık veya duygusal manada değil, ya da bilinçsizce olan bir şey değil, bilakis yaygınlaşma biçimi çok etkili olan bir durumdur. Grevlerden protestolara, çarşıdan üniversitelere, anketlerden öngörülere kadar,... ve yaygınlaşma araçları da esnaf, din adamları, işçiler, hocalar ve öğrencilerdir. Siyaset düzeninde bu hareketin ne eşi benzeri vardır ne de tezahürü ve cilvesi.
Mişel Fuko ayrıca İran milletinin gerçekleştirdiği inkılabın eşsiz lideri İmam Humeyni -ks- ve kişiliği hakkında da şöyle yazıyor: Ayetullah Humeyni’nin kişiliğinin rolü daha çok efsaneyi andırıyor. Bugün hiç bir devlet reisi ve hiç bir siyasi lider, hatta ülkesinin tüm medya organları onu desteklese bile, halkı onunla bu denli güçlü ve özel bağları ve ilişkileri olduğunu iddia edemez. Ayetullah Humeyni “Hayır”dan başka bir şey demiyor; şah rejimine hayır, bağımlı rejime hayır. Ayetullah Humeyni siyasi biri değil; ne Humeyni adında bir siyasi parti ve ne de Humeyni adında bir hükümet vardır. Hiç bir şeyin engelleyemediği bu irade neyin peşinde acaba?! Onun hareketi, amacı hem dış sultadan kurtulmak ve hem iç yanlış siyasetten kurtulmaktır.
Gerçi Fuko post modern ilkelerine bağlılığı yüzünden daha sonraları bu inkılabın tüm boyutlarını idrak etmekten aciz kaldı ve buna göre de inkılaba bazı eleştirileri yöneltti. Ancak bu eleştiriler Fuko’nun İslam inkılabını post modern bir hadise olarak idrak edemediğini ortaya koydu.
Anthony S. Black, İslam’ın siyasi düşünce tarihi adlı eserinde İran İslam İnkılabına ve önemine işaret eden bir başka Batılı yazar ve düşünürdür. Black şöyle yazıyor:Ayetullah Humeyni’nin siyasi düşüncesi doğru kişi veya kişilerin iktidarın başında bulunmaları üzerinde ısrarı bakımından dünyanın diğer inkılapçılarından tamamen farksız ve belki de çağdaş dünyada eşsiz ve emsalsizdi. İslami hükümet başlığının bir de velayeti fakih alt başlığı vardır. Yabancı emperyalizmin ajanı olarak şahı itibarsızlaştırmak bu hedefini gerçekleştirme aracıydı. 1960’lı yılların sonları ve 1970’li yılların başında Ayetullah Humeyni ve diğer bazıları hükümetin gaspçıların ve zalimlerin elinde olduğunu gündeme getirerek adil bir fakihin İslami hükümetin başına geçmesi ve Müslümanların arasında düzen ve adaleti sağlaması gerektiğini belirttiler.
Sırbistan’dan ünlü şarkiyatçı prof. Rade Bojoviç İran İslam İnkılabı dünya Müslümanlarının kalbini fethettiğini belirterek şöyle diyor:İran İslam İnkılabı İmam Humeyni -ks- önderliğinde İran’ı bölgesel büyük güce ve küresel barış etkenine çevirdi ve küresel düzende büyük değişime vesile oldu. Şimdi bu değişimler barış ve milletlerin haklarına saygı gibi çeşitli alanlarda tecelli etmiş bulunuyor.
Düşünürlerden başka, dünyanın önde gelen liderleri de İslam inkılabı hakkında ilginç görüşleri gündeme getirdiler. İran İslam İnkılabının muhaliflerinden biri olan ABD’nin eski başkanlarından Richard Nixon şöyle diyor: İslam inkılabının ispat ettiği ve dünyaya anlattığı şey şu ki İslam dini toplumu yönetme şayesteliğine sahiptir, zira semavi bir dindir ve bu yüzden Arap İslam ülkelerini etkilemiştir ve hali hazırda Arap ülkelerinde yaşanan inkılaplar İslam inkılabının meyvelerinden başka bir şey değildir.
Eski Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Gorbaçev de İran’ın komşusu olarak büyük bir inkılaba şahit olan bir lider olarak İmam Humeyni -ks- hakkında şöyle diyor: İmam Humeyni -ks- zamanın ötesinde düşünüyordu ve mekana da sığmayan bir liderdi. İmam Humeyni'nin dünya tarihinde büyük etkisi oldu.
Filistin İslami cihat hareketinin manevi lideri Şeyh Abdulaziz Avda’ya göre İslam inkılabının en önemli kültürel etkisi, dünyanın birçok ülkesinde yaşayan Müslümanları uyandırmaktı. Avda İmam Humeyni -ks- liderliğindeki İslam inkılabı gençlerin yüreğinde iman ruhunu canlandırdığını ve onları İslam’ın hayat veren tealimi ile tanıştırdığını belirterek şöyle diyor: İmam Humeyni -ks- ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin liderliğindeki İran İslam İnkılabı Müslümanların kaybettiği umudu yeniden ihya etti. İran İslam İnkılabı zafere kavuştuktan sonra artık dünya Müslümanları yetim değildir. Bu inkılapla beraber büyük bir güç doğdu ve onları destekledi ve desteklemeye de devam edecek. İran İslam İnkılabı, yüreklerde Müslümanların yine zafer kazanabilecekleri ve eski azamet ve ihtişamına kavuşabilecekleri ve düşmanlarını yenebilecekleri umudunu doğurdu.
Lübnanlı Şia Müslümanların lideri merhum Seyyid Muhammed Hüseyin Fazlullah da İran İslam İnkılabının zaferini bölgenin siyasi hareketlerinde yeni bir çizgi oluşturduğunu belirtiyor. Şeyh Fazlullah’a göre bu inkılap dünyanın tüm Müslümanlarına ve hatta dünya genelinde tüm mustazaflara aittir.
Aslında dünyanın önde gelen büyük insanları ve düşünürlerinin İran İslam İnkılabı hakkında düşünceleri bir tek programa sığmayacak kadar geniştir. Ama yine de elimizden geldiğince sizleri bu görüşlerin küçük bir bölümü ile tanıştırmak istedik. Böylece siz de dünyada başkaları bu büyük inkılaba nasıl baktıkları hakkında bir fikir sahibi olmuşsunuzdur.
Sohbetimizi İmam Humeyni’den -ks- bir cümle ile noktalamak istiyoruz. İmam, siyasi ilahi vasiyetnamesinde İslam inkılabını ilahi hibe ve gaybi hediye olarak tanımlayarak şöyle diyor:İran İslam İnkılabının tüm inkılaplardan farklı olduğundan asla kuşkunuz olmasın, hem ortaya çıkışı, hem mücadele biçimi ve saikleri bakımından ve kuşku yoktur ki bu inkılap bir ilahi hibe ve gaybi hediyedir ve Allah tarafından şu mazlum ve yağmalanmış millete inayet edilmiştir.012