Şinzo Abe'nin Tahran Ziyareti
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i131452-Şinzo_abe'nin_tahran_ziyareti
Bu programımızda bu tarihi ziyaretin nedenlerini ve doğurabileceğini sonuçları ele almak isiyoruz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 18, 2019 06:10 Europe/Istanbul

Bu programımızda bu tarihi ziyaretin nedenlerini ve doğurabileceğini sonuçları ele almak isiyoruz.

Son kırk yılda Tahran ilk kez Japonya Başbakanını ağırlayacaktır. Japonya Başbakanı Abe Şinzo'nun 12 Haziran'da Tahran'a yapacağı üç günlük ziyareti, iki ülkenin ilişkilerinin gelişmesi için dönüm noktası olarak görmektedir. İki ülkenin siyasi, kültürel ve toplumsal çevrelerinin gözleri büyük umutlar ile bu tarihi ziyarete çevrilmiştir.

Tarihi kanıtlar İran ve Japonya'nın ilişkileri boyunca hiçbir zaman gerilim dönemi yaşamadıklarını gösteriyor. Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika ile stratejik tarihi ilişkileri İslam İnkılabı zaferinin ardından da devam edip Tahran ve Washington arasındaki şiddetli husumete rağmen karşılıklı saygı çerçevesinde sürdürüldü. Tahran ve Tokyo arasındaki ticarî ilişkiler ise her daim uygun bir seviyede seyretmeye devam etti.

İran ve Japonya'nın resmi ilişkileri 1929 yılında iki ülke arasındaki dostluk anlaşmasının imzalanması ile başladı. Gerçekte bu tarih iki ülkenin dostluğunun temelinin atıldığı gündü.

Bu dostane ilişkiler İran İslam İnkılabının 1979 yılındaki zaferinin ardından da ciddi bir şekilde devam edip iki ülkenin farklı arenalardaki ilişkilerinin gelişmesine yol açtı.

İran İslam Cumhuriyeti'nin işbaşına geldiğinden günümüze kadar kırk yıl boyunca iki ülke farklı siyasi, diplomatik, kültürel ve ekonomik delegeler gönderip konferansalar düzenlemek ve üst düzey makamlarının ve liderlerinin görüşmeleri ile ilişkilerini sürdürmeye ve geliştirmeye çalışmışlardır.

Bu doğrultuda İran İslam Cumhuriyeti Hasan Ruhani Japonya Başkanı Abe Şinzo ile New York'taki farklı oturumların kulisinde sekiz kez görüşüp müzakereler yapmıştır. Bu da iki ülke arasındaki ilişkilerin ne denli samimi ve sıcak olduğunu gösteriyor.

Böylece Japonya ve İran arasındaki samimi ve mantıklı ilişkiler Washington'un tüm baskılarına rağmen her daim gelişme yaşamıştır.

İran ve Japanya Parlamentoları Dostluk Grubu Başkanı Fumio Kişida bu hususta şöyle bir açıklamada bulundu:" İki ülke ilişkilerinin geçmişi İpek Yolunun oluşturulmasına uzanmaktadır. 1929 yılında ise iki ülke tarihindeki ilişkilerin yeni dönemi, 90 yıldır sürmektedir."

Bu ziyaret Japonya başbakanlarının son kırk yılda İran'a yapacakları ilk ziyaret olmasına rağmen ancak bunun iki ülkenin bu süre zarfında ilişkilerinin az olması anlamına gelmemektedir. İran ve Japonya köklü tarihi ve kültürel bağlara ve ortak çıkarlara dayalı ilişkiler kurarak bu süre zarfında da ekonomi, siyaset, kültür, bilim teknoloji vb alanlarda ilişkilerini de geliştirmeyi başarmışlardır.

41 yıl önce Japonya'nın dönem başbakanı Takeo Fukuda ve daha sonra da 1983'te Japonya dönem başbakanı bugün aynı makamda olan Şinzo Abe'nin babası Şintaru Abe İran'a ziyaret gerçekleştirmişti. Bugün ise oğlu Şinzo Abe 36 yıl sonra özel hedefler ve ajanda çerçevesinde Japonya'nın bölgedeki önemli rolünü gözler önüne sermek için ziyaret gerçekleştirecektir.

Kuşkusuz İran ve Japonya'nın ekonomik ilişkileri, toplam ilişkilerin en önemli boyutudur. İran İslam Cumhuriyeti dünyanın ikinci en büyük doğalgaz rezervleri ve dördüncü petrol rezervlerine sahip olan ülke olarak dünyanın üçüncü en büyük ekonomik  olan Japonya için büyük bir öneme sahiptir. Japonya Amerika ve Çin'in ardından en çok petrol ithal eden ülke olup bu yüzden İran'ın enerji kapasitesine göz yumması mümkün görünmüyor.

Japonya 2011 öncesine kadar günlük olarak 315 bin varil petrol İran'daki ihtal ediyordu. Ancak Amerika yaptırımlarının ardından 2015 yılından beri bu rakam 170 bin varile indi. Buna rağmen 2015 yılının Ocak ayında Japonya'nın İran'dan ithal ettiği ham petrol miktarı günlük olarak 195 bin varile ulaştı.

Bercam Nükleer Anlaşmasının ardından İran'ın Japonya'ya petrol ihracatı bir süre günlük olarak 300 bin varil seviyesine ulaştı. Bu rakam 2018 yılında ortalama olarak 210 bin varili aştı.

İki ülke arasındaki ilişkilerde petrolün önemli rolüne paralel olarak Japonyalıların yaptırımlar sonrası dönemde de İran'ın farklı ekonomik alanlarına yaptıkları yatırımların hala devam etmektedir. Ancak aynı zamanda iki ülke arasındaki işbirliklerin diğer Avrupa ve Asya ülkelerine göre daha yavaş yürütülmesi ve iki ülkenin birçok ekonomik kapasitesinden yararlanılmadığı meselesi konusunda da eleştireler mevcuttur. İki ülke arasındaki ilişkilerde önemli olan bir başka konu da ikili ticari ilişkilerde Japonya petrol sanayisinin İran petrolüne uygun bir şekilde faaliyet göstermesidir. Öyle ki bu sanayinin kullandığı petrol türünün değişmesi Japonya ekonomisine büyük bir darbe indirebilir. Bu yüzden Tokyo her daim Batı Asya'daki gerilimleri azaltmaya çalışarak daha ucuz ve daha güvenli şekilde enerji kaynaklarından yararlanmak istiyor.

Japonya hükümeti her daim İran aleyhindeki yaptırımlar ve tek taraflı siyasetlere karşı çıkmıştır. Tokyo makamları son yıllarda Amerika'nın İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı memnuniyetsizliğini defalarca dile getirmişler.

Zaten Tokyo Bercam Nükleer Anlaşmasının imzalanmasının ve yaptırımların kalkmasının hemen ardından İran ile yatırım anlaşmasını imzalamıştı.

Genel olarak Japon hükümeti ve özel sektörü İran ile ilişkilerin geliştirilmesinden yanadır. Öyle ki zaten Japon yetkililer de özellikle Bercam Nükleer Anlaşmasının ve yaptırımların geçici olarak kalkmasının ardından Japon şirketlerini İran piyasasında büyük yatırımlar yapmaya davet etmişlerdi.

Tokyo defalarca Japon şirketlerinin ve özel sektörünün İran'a gelmesinin iki taraf için de önemli olduğunu ve ikili ticaret hacmini ciddi derecede arttıracağını söylemişlerdir. Japon Times gazetesi yayımladığı özel bir yazısında Japon şirketlerinin fırsatları kaçırmak istemediğini ve bu amaçla da 2017 yılından beri İran ile ekonomik ilişkileri geliştirmek için büyük planlar yaptıklarını bildirdi.

Aslında İran ve Japonya arasındaki ilişkiler siyaset ve ekonomik alanlarının yanı sıra kültür ve sanat alanında da gelişmektedir. İran İslam Cumhuriyeti eski Japonya büyükelçisi Murtaza Rahmani Muvahhid, Japon muhabirler ile bir araya geldiği basın toplantısında şöyle bir açıklamada bulundu:" İran ve Japon ilişkileri tarihi geçmişe sahip olan ve de kültürel ve halkların bağları ile pekiştirilen ilişki türündendir."

2019 yılı iki ülkenin siyasi ilişkilerinin resmi olarak kurulduğu 90'ıncı yıldönümü  olarak iki ülkenin bilimsel, kültürel ve turizm alanındaki ilişkileri ve halkların ilişkilerinin güçlendirilmesi için altın bir fırsattır. Böylece iki milletin, Asya'nın antik milletleri olarak birbirinin medeniyeti ve kültürünü tanımak için iyi bir zemin de hazırlamış olur.

Toplamda Şinzo Abe'nin 12 Haziran'a yapacağı ziyaretin tarihî bir ziyaret olarak iki ülke ilişkilerinde yeni bir devrenin başlangıcı olabileceği  hatta bölge denklemlerini de değiştirebileceği bir ziyaret olacağı söylenebilir.

Bu ziyaretin yaratacağı karşılıklı fırsatlara rağmen kimi çevreler Şinzo Abe'nin Tahran ziyaretinin Amerika ile İran arasındaki arabulucuk yapmak olduğunu iddia ediyor. Aslında İran İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamenei'nin mevcut Amerika'nın habaset dolu tavırlarının sürdüğü bir sırada bu ülke ile müzakere yapılmanın zehir mahiyeti taşıdığı açıklamaları göz önünde bulundurulduğunda bu ziyaretin bu açıdan akıbetinin belli olduğu söylenmelidir. Japonya Başbakanı Abe Şinzo da İran'ın bu doğrultudaki görüşünün değişmesi için Washington'un emperyalist tavırlarının değişmesi gerektiğini bilmesi lazım.

Japonya Başbakanı Şinzo Abe'nin Tahran'a yapacağı ziyaret,  son yıllarda Japonya'da iktidarda bulunan Liberal Demokrat Partisinin de ciddiyetle izlediği bu Japon siyasetçinin de Doğu ülkeleri ile ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan  "Tokyo'nun Doğu'ya Olan Bakışı "siyaseti çerçevesinde gerçekleşecektir.

Bu Japon makamın İran'a yapacağı ziyaretin eşiğinde Japonya'nın uluslararası konumu ve bu ülkenin uluslararası düzendeki potansiyellerinin ele alınması yerinde olacaktır.

İran İslam Cumhuriyeti'nin Batı Asya'daki seçkin konumu göz önünde bulundurulduğunda Şinzo Abe'nin Tahran ziyaretinin Japonya'da iktidarda bulunan Liberal Demokrat Partinin yanı sıra Japon kamuoyu için de önem taşıdığı ve ilgileri üzerine çektiği anlaşılmaktadır.

Japonya'nın yeni kuşak milliyetçi siyasetçilerinden olan Şinzo Abe'nin kibar ve sağlam kişiliği ona güçlü bir lider olarak rol üstlenmesine yol açmıştır. Abe Japonya'da genç kuşak milliyetçi ve siyasetçileri destekleyip onların isteği de olan Japonya'nın uluslararası ve bölgesel alandaki konumu ve rolünün güçlendirilmesi ve artmasından yanadır. Abe bu doğrultuda büyük çabalarda da bulunmuştur.

Japonya Başbakanı bu ülkenin son yıllarda Amerika ile stratejik ilişkilerine rağmen bölgede ve dünyada Amerika'dan bağımsız bir çizgide rol almaya çalışmıştır. Bu yüzdendir ki Şinzo Abe de Japon halkı arasında özellikle de gençler ve milliyetçiler arasında popüler bir kişiliktir.

Tokyo Üniversitesi Siyasi Bilimler profesörü Koiçi Nakano Japon başbakanının milliyetçi bakışları ile ilgili şöyle bir değerlendirmede bulunmuştur:" Şinzo Abe Amerika Başkanı Donald Trump döneminden önce yani 2012 yılında " Tekrar Japonya'yı Kurtaralım" gibi milliyetçi bir sloganı ortaya attı. Bu yüzden başbakan abe Japonya'yı güçlü bir bölgesel aktör haline getirmesi için savunma gücüne de vurgu yapmıştır. Bu yüzden Abe her zaman dünya arenasında varlık gösterebilen güçlü bir Japaonya'dan yanadır. "

Şinzo Abe'nin bu dönemdeki başarıları onun bu ülkede en uzun süreli başbakanlık yapmasına neden olmuştur. Böylece gelecek seçimlerde de Liberal Demokratlar Partisinin kazanması halinde onun tekrar başbakan seçileceği de konuşulmaktadır.

Japonya başbakanı ile ilgili ikinci önemli husus ise onun iç, dış, bölgesel ve uluslararası arenada sözlerini hayata geçirmesidir. Abe pragmatist bir siyasetçi olduğunu Japonya'yı ekonomik durumlara ve koşullara paralel olarak siyasi ve askeri açıdan da güçlendirmeye çalışması ile ispatlamıştır. Zaten genç ve milliyetçi Japonların hükümetlere yönelttiği eleştirilerden biri de bu ülkenin küresel ekonomisine paralel olarak dünya siyaseti ve askeri alanında rol üstlenememesidir. Bu yüzden Şinzo Abe en önemli hedeflerinden biri de Japonya'nın savunma gücünün arttırılması doğrultusunda Japonya ordusunun bölgesel bir güç halinde gelmesidir. Abe bu hususta 2020 yılında Anayasanın değiştirilme referandumunun düzenlenmesi ile büyük adımlar atmaya hazırlanıyor.

Şinzo Abe'nin Amerika'nın Kore yarımadasına yönelik siyasetlerine ayak uydurmasına rağmen ancak son zamanda Kuzey ve Güney Kore liderleri ile Amerika ve Rusya arasındaki görüşmelerden doğan olumlu ve yapıcı ortamının,  sürdürülebilir bölgesel barış ve güvenlik için yarattığı fırsattan yararlanarak Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile müzakere etmeye hazır olduğunu bildirmiştir. Böylece Şinzo Abe daha çok kaçırılmış Japon vatandaşları ile ilgili olan iki ülke arasındaki sorunları diyaloglar yolu ile çözmeye hazır olduğunu gözler önüne sermiştir.

Japonya daha önce de İran İslam Cumhuriyeti ile Afganistan barış sürecinde işbirliği yapmış ve şimdi de aynı doğrultuda olumlu roller üstlenmek istiyor. Japonya'nın yeni nesil siyasetçisi Şinzo Abe, İkinci Dünya Savaşı öncesi Japonya'dan akıllarda kalan negatif düşünceleri göz önünde bulundurarak aktif bölgesel ve küresel roller üstlenerek bu ülkenin gerçek yüzünü dünyaya göstermek istiyor.

Japonya ve bölgesel siyasi çevreler açısından Şinzo Abe'nin ülkenin kamuoyunn Anayasa değişimine razı etme doğrultusundaki olumlu çalışmaları büyük bir öneme sahiptir. Japon siyasi çevrelere bağlı merkezler tarafından yapılan anketlere göre Japonların yüzde 51'i ülke anayasasının değiştirilmesine karşıdırlar. Bu kesime göre Tokyo hükümeti güçlü bir ordunun tekrar yayılmacılık ve bölgesel çatışmalar çıkartmaya yol açacağından dolayı kaygı duyuyor. Bu yüzden Abe Japon halkına bu konuda garantiler vererek hükümetin bölge ve dünya barışı ve güvenliği için bir tehdit oluşturmadığını göstermeye çalışıyor. Abe'nin bu çalışmaları sayesinde anayasa değişikliklerinin hayata geçirilmesinin şansı da artmıştır.

New York Times Gazetesi son zamanlarda yayımladığı yazıda Japonya Başbakanı Şinzo Abe'nin Amerika Başkanı ile samimi dostluk içerisinde olduğuna değinerek Trump'ı davranışları ve düşünceleri ile etkileyebildiğini ve böylece Japonya başbakanının Amerika'nın bencil ve aşırı milliyetçi başkanını kontrol edebildiğini ve onun potansiyelinden kendi hedeflerini gerçekleştirmek için yararlandığını yazdı. Bu mesele Abe'nin gerçek bir politikacı gibi davrandığını gösteriyor. Bu başarılı performans ise Kore yardım adasında ve de Batı Asya'da güvenliğin sağlanmasından yana olan ve buna ihtiyacı olan Japonya için büyük bir önem taşımaktadır.

Her halükarda Japonya bölgesel ve küresel bir güce dönüşmek için bölgesel rakibi Çin ile de rekabet edip nüfuz alanını da artmak zorundadır. Bu nedenden dolayı Japonya Başbakanı Abe aktif bir bölgesel ve küresel siyaset izleyerek İran İslam Cumhuriyeti ile de çok taraflı işbirlikler kurup Çin ile rekabette önemli bir avantaj elde etmek istiyor. Japonya'nın günden güne Batı Asya enerjisine artan ihtiyacı son yıllarda Tokyo'yu bu bölgede barışı ve güvenliği sağlamak için aktif bir siyaset izlemesine de neden olmuştur. Bu da Japonya'nın bölgesel konumunun kuvvetlenmesinde açık bir etki edecektir.