7 Tir Faciası
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i131984-7_tir_faciası
İran milleti İslam İnkılabı zaferinin ardından düşmanların ve terör gruplarının farklı hain saldırılarına hedef oldu.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 29, 2019 15:46 Europe/Istanbul

İran milleti İslam İnkılabı zaferinin ardından düşmanların ve terör gruplarının farklı hain saldırılarına hedef oldu.

Düşmanlar şom planlarını hayata geçirmek için hiçbir cinayetten çekinmeyip sıradan insanlara bile acımıyorlardı. Bu terör eylemlerinin büyük bir bölümü ise Münafıklar Terör Çetesi tarafından gerçekleşti.

Münafıklar Terör Örgütü 1979 ila 1981 yılında İslam İnkılabı yetkilileri, devrimci güçler ve de halkın farklı kesimlerine yönelik suikastlerin sorumluluğunu üstlenen bir örgüttü.

Bu örgütün hayata geçirdiği terör eylemlerinden biri de Hicri Şemsi takvimle 7 Tir 1360'a denk gelen 27 Haziran 1981'de gerçekleştirdiği terör olayı idi. İran'ın başkenti Tahran'da Cumhuri İslami Partisi toplanma salonundaki büyük bir patlama neticesinde Yargıtay Başkanı Seyyid Muhammed Hüseyni Beheşti'nin yanı sıra 4 bakan, 12 bakan yardımcısı ve 30 milletvekilin de aralarında bulunduğu 72 kişi şehit düştü.

Birkaç ay sonra ise 29 Ağustos 1981'de başka bir terör eyleminde İran'ın dönem cumhurbaşkanı Muhammed Ali Recai ve Başbakanı Muhammed Cevad Bahoner şehit edildi.

Böylece İran milleti İslam İnkılabı zaferinden beri terör kurbanı bir millet olmuştur. Bu terör olaylarında toplamda 17 bin günahsız sivil insan Batı desteğini arkasına alan terörizmin kurbanı olmuştur.

Terörizm ile mücadele ettiklerini iddia eden Amerika ve kimi Batılı ülkeler ise Münafıklar Terör Örgütünün 12 bini aşkın İranlıyı şehit etmesine ise hiçbir tepki göstermemesi İslam İnkılabına karşı kin ve nefretlerini ortaya çıkardı.

Amerika aynı bakış açısından hareket ederek Münafıklar Örgütünü desteklemeye devam ediyor.

Eski Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi ve Münafıklar grubunun en önemli destekçilerinden Raymond Tanter  bu grubun terör listelerinden adının silinmesi ile ilgili faaliyetlerine dair yazdığı kitabında şöyle diyor: "Bu grup, Amerika için İran aleyhinde savaşmaktan ve yaptırımdan daha etkili bir seçenektirler."

Amerika ve kimi Avrupalı ülkeler bu terör örgütünün binlerce günahsız sivil insanın kanını döktüğünü bildiği halde Münafıklar İran'dan kaçtıkları zaman onlara tam destek verdiler. Münafıklar bir süre Fransa'ya yerleşip Irak Baas Rejimi'nin İran'a dayattığı savaşın başlaması ile de Irak topraklarına yerleştiler. Bu süreç içerisinde bu terör grubu üyeleri Saddam Rejimi ile işbirliği yapıp İran'a karşı bile savaştılar. Amerika'nın Irak saldırısının ve de Saddam Rejiminin düşmesinin ardından bu terör örgütü Amerika ve Avrupalıların desteklerinden yararlanarak Arnavutluk'a yerleşip oradan serbestçe faaliyetlerini yürütmeye devam ettiler.

İşte bu süreç Amerika ve kimi Avrupalı ülkelerin terörizmi desteklemesinin aslında Washington'un bölgede müdahalesini meşrulaştıran ve İran'a darbe için yararlanılan bir araç ve strateji olduğunu gözler önüne serdi.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu hususta 7 Tir faciası şehitleri aileleri ile görüşmesinde şöyle buyurmuşlardır: "Batı'nın terörizm meselesine karşı bu çifte standartlı tutumu öyle açık ve nettir ki İran'da terör eylemeleri ile cinayetler gerçekleştirenler bugün Avrupa ve Amerika'da serbestçe faaliyet gösterip bu ülkelerin yetkilileri ile bile görüşmeler gerçekleştiriyorlar. Daha da kötüsü bu katiller için insan hakları başlıklı konuşmalar düzenliyorlar!"

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu çifte standartlı tutumun Avrupa ve Amerika için büyük bir rezalet olduğuna değinerek sözlerine şunları da eklediler: "Bu terör örgütü halkı savunmak ve hatta İslam'ı savunmak bahanesi ile İran milletinin despotluk ile mücadele sürecine katılan bir gruptu. Ancak onlar bu sürecin devamında 7 Tir faciası ve sıradan insanları öldürmek gibi facialara yol açtılar. Nihayetinde de Saddam gibi bir kişinin yanında yer alıp şimdi de Amerika'nın desteklerinden yararlanmaktadırlar. "

Fransa haber ajansı Associated Press ise son zamanda Amerika'nın bu terör örgütüne verdiği destekleri hakkında ifşaatta bulunarak kimi Amerikan Senatörlerinin Münafıklardan rüşvet alıp onları desteklediklerine değinerek şöyle bir yazı yayımladı: "Amerika Başkanı Donald Trump kabinesi makamlarından biri ve ayrıca en az danışmanlarının biri, Münafıklar grubuna para karşılığında konuşma yapmıştır."

Bu haber ajansı ayrıca Trump hükümetinin ulaşım ve taşımacılık bakanı Elaine Chao'nun 2015 yılında 50 bin dolar karşılığında Münafıklar grubu için 5 dakikalık bir konuşma yaptığını duyurdu.

Bu haberle birlikte ayrıca New York'un eski belediye başkanı Rudy Giuliani'nin de belli bir para karşılığında Münafıklar lehine konuştuğu ifşa edildi.

Bu skandal o kadar büyüdü ki eski Amerikan Başkanı Barack Obama bile bu sürecin durdurulması için maliye bakanlığından Amerikan siyasetçilerinin yaptıkları konuşmaları karşılığında para alıp almadıklarını ve Münafıklar grubu ile mali ilişkilerinin olup olmadığının araştırılmasını istedi.

Son kırk yıldaki acı terör olaylarından elde edilen tecrübeler Birleşmiş Milletler Teşkilatı özellikle de Güvenlik Konseyi'nin bu alanda çözüm üretmek için artık çifte standartlı davranışları ve tutumları bir kenara bırakıp bu hususta şeffaf ve net tavırlar ortaya koyması gerektiğini göstermektedir. Böyle bir siyaset sayesinde küresel güvenlik ve terörizm ile mücadele için ortak irade oluşturulabilir.

Ünlü siyasi analist Noam Chomsky Paris'in terör eylemleri ile sarsıldığı zaman Amerikan ve ortaklarının siyasetleri yüzünden böyle olayların yaşandığını söyledi.

Chomsky, acaba Amerika terörizmi yok etmek mi yoksa teşvik etmek mi istiyor sorusunu ortaya atarak şöyle dedi: "Terörizmi sonlandırmak için ilk önce terörizmin neden yaşandığını bilmeniz gerekiyor. Sebeplerini ve köklerini bulmanız gerekiyor. Daha sonra benim ortaya attığım soruya yanıt aramaya başlayabilirsiniz. "

Terörizm ile mücadele için köklerine inip mali ve finans desteğini kesmek gerekiyor. Terörizm ile mücadele ve savaşın hala bitmediği tehditleri ile hala karşı karşıya olduğumuzu unutmamamız gerekiyor.

Bu alanda ise İran terörizm ile mücadelede 17 bin şehidi ile bu konunun farkına varıp terörizmin ve köklerinin kurutulması için en çok çaba gösteren ülke olmuştur. İran'ın terörizm ile mücadeledeki karnesi ortadadır. İran İslam Cumhuriyetinin terörizm ile mücadeledeki başarıları ise bu gerçeği onaylatacak niteliktedir.

Son on yıllarda ise uluslararası hukuki belgelerin çoğunda da terörizm ile mücadeleye vurgu yapılmış terörizmin uluslararası camia için  yarattığı tehlikelerin belli boyutları üzerinde durulmuştur. Bu doğrultuda birçok konvansiyon da onaylanmış ve ülkeler tarafından imzalanmıştır.

Terörizm ile mücadele konulu Birleşmiş Milletler Teşkilatı denetimi ile imzalanan çok taraflı konvansiyonların ve birkaç bölgesel anlaşmalarının hepsinde de terörizm ile mücadelede ilkesine vurgu yapılmıştır.

Tüm bu girişimler ve konvansiyonlara rağmen terörizm gibi şom bir olayın kökünün kazınması için tüm iç ve dış nedenlerinin araştırılması gerekiyor. Bu şom olayın, siyasi, toplumsal, ekonomik ve ideolojik yanlarına inerek bu olay daha rahat şekilde çözülebilir. Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti her daim terörden ortak bir tanımın verilmesine ve ardından uluslararası mücadelenin devam etmesine vurgu yapmaktadır.