Japon İranolog'un Tahran'da takdir edilmesi
Bu programda genel olarak Japonların İran kültürüne olan bakışı ve Yoşifusa Seki'nin bu alandaki görüşlerini konuşmaya çalışacağız.
Japonya İran ve İslam araştırmalarına önem veren bir ülkedir. Bu ülkede İranoloji ve İslamoloji geleneğine dayanarak yapılan araştırmalar, yazılan makaleler ve kitapların sayısı gözle görülür derecede fazladır. Bu alanda faaliyet gösteren araştırmacı ve uzmanlardan biri de Yoşifusa Seki'dir. Bu ünlü İranolog için İran'ın başkenti Tahran'da takdir töreni düzenlendi.
Japonlar her zaman Asya'nın Batısını, kültürünü ve medeniyet kaynaklarını tanımaya meraklı bir millet olmuşlardır. Bu doğrultuda Japonlar geçen yüzyılda İran dilleri özellikle Soğdca ve Pehlevice'yi öğrenmek için çaba göstermişlerdir. Japonya'da Horyu-ji Budist Tapınağında bulunan Pehlevice ve Soğdca yazılı yazıtlarının keşfedilmesi ve bu tarihî eserin Tokyo Milli Müzesine taşınması ile Japonya Şarkiyatçılık çevrelerinin dikkati İran'a ve İran dillerine yöneldi.
1987 ilkbaharındaki bu keşfin önemi o kadar fazla idi ki Japonya'nın önemli gazetelerinden Yumyori gazetesi 9 Mayıs 1987'de ilk sayfasında bu hususta şöyle bir yazı paylaştı: "Şarkiyatçılar, Sasani devrini İran kültürünün ve medeniyetinin Japonya'yı da etkilediğinin doruk noktası olarak tanımlamaktadırlar. Sasanilerin düşmesinin ardından ise İran halkının büyük bir bölümü ve büyükleri Orta Asya bölgesine göç ettiler. Bu tarihi göçle İran kültürü ve medeniyetinin adabı ve özellikleri Çin'e ve oradan da Japonya'ya taşındı. … Kimilerine göre ise Sasani imparatorluğunun dağılmasının ardından Sasani prensleri ve büyükleri Japonya'ya doğru yola çıktılar."
Uzmanlara göre Japonya'da bulunan ilk Farsça yazılar, Zeytin Limanında Japonya'dan Hindistan'a giden bir rahibin isteği üzerine bir veya birkaç İranlı tüccarın yazdığı birkaç beyit şiirdir. Fars Dili ve Edebiyatı orta çağlarda Çin'de ve özellikle de Çin'in batı bölgelerinde yaygın bir dildi.
13'üncü yüzyılda Kamakura tarihi devrinde birkaç rahip Buda'nın çıktığı nokta sayılan Hindistan'ı ziyaret etmek için Çin'den geçerken Zeytin limanında birkaç İranlı tüccar ile karşılaşıp onlardan kağıt üzerinde hatıra olsun diye bir yazı yazmalarını istediler. Onlar da bu kağıt üzerine şiir yazıp Japonlara verdiler. Japonlar ana topraklarına döndüklerine bu yazıların hangi dile ait olduğunu ve ne anlama geldiğini bile bilmeden yazıları yanlarında Japonya'ya götürdüler. Daha sonra bulunan bu 32.7 santimetre ve 50 santimetre çaplarında tarihi kağıt üzerinde bir rübai ve iki beyitlik Farsça şiirler yazıldığı tespit edildi. Bu kağıdın kenarlarında ise Japonca yazılar yazılmıştır. Bu şiirlerden biri de şöyledir:
Cihan Hürrem olsa sana kaç yazar
Felek verse var ya öbür elden erken alır
(Fahreddin Es'ad Gorgani)
Bu kağıtta yazılan bir başka beyit ise şöyledir: "
Cihan yadigardır biz ise giden kullarız
Biz insanların yadigarı ise insaniyetimiz
(Ebulkasım Firdevsi)
Tarihi eserlerin yanı sıra Japonya'nın kültürel hazineleri ve en önemlisi de Japonya'nın antik başkenti sayılan Nara şehrindeki Japon kraliyet hazinesinde bulunan kadim İran'dan yadigâr kalan tarihi eserlerdir. Bunlar İran ve Japonya'nın tarihi, kültürel ve medeni ilişkilerinin kanıtıdır.
26'ıncı Dr. Mahmut Afşar tarihî-edebî Ödül töreni 14 Haziran Cuma günü akşamı Tahran'daki Pars Dili merkezinde düzenlendi. Bu dönemde Japon İranolog Yoşifusa Seki bu tarihî-edebî ödülü kazandı. Ömrünü İran sanatı yoluna adayan bu Japon İranolog değerli çalışmalarından dolayı takdire şayan görüldü.
Yoşifusa Seki Tahran Üniversitesinde İran'ın Setar sazını çalıp İran musikisini okudu. Bu İranolog'un ruhu, fikri ve dili yarım yüzyıldır Fars Dili ve İran kültürü ile haşır neşir olmuştur. O, halihazırda 70 yaşındadır. Bu ödül ise onun Fars dili ve İran sanatına verdiği 52 yıllık hizmetlerinden dolayı uygun görülmüştür. Öyle bir ödül ki geçen yıllarda diğer ünlü İranologlara verilmiştir. Bunlar arasında, Richard N. Frye, Gilbert Lazard, Charles Henri de Fouchecour'a değinebiliriz.
Yoşifusa Seki bu ödül ve takdir törenindeki konuşmasında şöyle dedi: "Dr. Afşar Yezdi Ödül ve Takdir Töreni için çağrıldığımı anladığımda sevinip aynı zamanda mahcubiyet de duydum. Çünkü bu ödülü daha önce kazananlar çok ama çok ünlü İranologlardı. Ancak benim araştırmalarımın sonuçları o büyük isimlerin eserlerine yaklaşamaz bile. Tabii ben hala kendimi bir araştırmacı değil öğrenci olarak addediyorum. "
Yoşifusa Seki konuşmasında sözlerine şunları da ekledi: "1970-1982 yılları arası, İran'da musiki eğitimi gördüm. Japonya'ya döndüğümde ise araştırmalara başladım. İran'a geldiğim her defasında araştırmalarımın sonuçlarını Bay Afşar ile paylaşıyordum. O büyük şahsiyet ise nüshaların tanınmasında büyük bir maharete sahipti. Beni her zaman bu süreçte destekledi. Sonraları yazılar ile ilgili raporları tamamlamadan ölemem diye düşündüm. 50 yıldır İranlılar ile yakından ilişkiliyim. Bu süreçte birçok dostum bana yardımcı oldu. Gerçekten onlara kendimi borçlu hissediyorum. Böyle bir sermayeye sahip olduğum için çok mutluyum. "
Seki, İran, halkı ve kültürü ile tanışması hakkında ise şöyle diyor: "Üniversiteyi kazanmadan önce İranla ilgili bildiğim hiçbir şey yoktu. Beşeri bilimleri, mühendislik ve tıbbi bilimlerinden daha fazla sevdiğim için Şarkiyatçılık branşını seçtim. Toplamda Fars dili ve İran kültürü ile tanışmamın tesadüf olduğunu söyleyebilirim. Üniversitenin ilk sınıfındayken Asya dillerinden birini seçmemiz gerekiyordu. Ben Farsça'yı gönlüme hitap ettiği için seçtim. Ancak daha sonra da doğru bir seçim yapıp dünyanın en tatlı dillerinden birini seçtiğimi anladım."
Seki sözlerinin devamında şöyle diyor: "Bu arada tamamen tesadüf bir şekilde Şarkiyatçılık aracılığı ile Batı Asya'nın musiki kültürü ile tanışıp İran musikisi ile de tanışmış oldum. İranlı Setar hocası Ahmed Ebadi'yi dinlediğimde bu musikinin başka milletlerin musikileri ile farklı olduğunu anladım. İşte o zaman kendi kendime keşke bir gün İran'a gidebilsem Setar'ı öğrenebilsem dedim.
Bu Japon araştırması ilk başta Fars dil bilgisini öğrendiğini ve daha sonra basit metinlerle Farsça'yı başlangıç seviyesinde öğrendiğini söylüyor. Daha sonra Fars alfabesini ve yazısını öğrenen bu Japon İranolog bu dilin tadına varınca bu işin peşini bırakmamıştır.
Seki hocasının önerisi ile öğrenci takası projelerinde İran'a geldiğini söylüyor. Seki 1971 yılından itibaren Tahran Üniversitesi musiki fakültesi öğrenciliğini yapmıştır. Bu Japon araştırmacı İran musikisi ve kültürünün hayranı olup İran musikisini en iyi hocalar nezdinde öğrenmiş ve günden güne bu kültüre daha büyük ilgi duymaya başlamıştır. Onun tezi ise ünlü İranlı musikicisi " Abdülkadir Maragaî'nin Makâsıd-ul Elhan'ın İkinci Babının Şerhi" üzerine yapılmıştır.
Yoşifusa Seki İran'da eğitiminin ardından Japonya'ya döndüğünde Japonya'nın Şarkiyatçılık müzesinde çalışmaya başlar. Daha sonra ise Tokai üniversitesinde Fars Dili eğitimi ile meşgul olup 2016 yılına kadar bu işe devam eder.
Seki, yaklaşık bir yıldır İran'da yaşayarak yeni araştırmalar yapmaktadır. Yoşifusa Seki Murakka sanatına aşırı ilgi duyduğunu ve Tahran Üniversitesi Murakka eserleri üzerinde çalıştığını söylüyor.
Murakka sanatı hattatlık ve resim sanatlarının bir araya getirilmesi ile ortaya çıkan bir sanat türüdür. Bu sanatın eserleri ise padişahlar ve krallar tarafından koleksiyonlar halinde toplanmıştır. Geçmişte İran'da güzel hat yazıları ve resimlerin korunması diye bir şey yoktu. Ancak yaklaşık 400 yıl önce Timurlular döneminde tüm güzel hat yazıları ve resimler, bozulmuş olsalar bile sağlam bir kağıt üzerine yapıştırılıp kitaplar gibi bir araya getirildi. İşte bu eserlere Murakka adı verilmiştir. Özel bir düzenle bir araya getirilen bu eserler sonunda musiki enstrümanı olan akordeonu insanın aklına getirecek şekilde açılıp kapanıyorlardı.
Murakka eserleri tarihi ve kültürel açıdan büyük bir öneme sahiptirler. Çünkü bu eserlerin analizi sayesinde sanatçıların düşünceleri, ruhsal durumları ve de sanat akımları ve gelişim süreçleri ile ilgili önemli ve değerli bilgiler elde edilebilir. Tarihten günümüze yadigar kalan Murakka eserlerin çoğu ise günümüzde İran ve dünya müzeleri ve kütüphanelerinin süsü olmuştur.
Seki ise bir araştırmacı olarak takdire şayan bir kişiliği vardır. Seki şöyle diyor: "Benden önce kimsenin bilmediği bir şeyi anladığımda sorumluluk duyup bunu paylaşmak istiyorum. Belki de bu düşünce tarzı başkalarına gülünç veya gurur kaynağı olduğunu zannediyorlar. Ancak şimdiye kadar ne yazdıysam aynı saikle yazdım. "
Birçok Farsça makalesi bulunan bu Japon İranolog, Farsça makaleler yazmasının nedeninin yazılarının İran sanatı ile ilgili olduğu ve en iyi okur ve en iyi eleştirmeni sayılan İranlılara sumak istediği olduğunu söylüyor.