İran, Tevhit ve yegane Allah’a tapmanın beşiği
geçenlerde “Urumiye’nin Asur Doğu Kiliseleri ve Ayinleri” başlıklı kitabın tanıtıldığı bir tören düzenlendi. Görsel antropoloji ve belgeselleştirme temelinde yapılan bu araştırma İran piyasalarında meraklılarına sunuldu.
İran harikalar diyarıdır ve Mehrdad Bahar’ın tabiri ile tevhit ve yegane Allah’a inancın beşiklerinden biri sayılır. Bu toprakların mirasının bir bölümünün, İran’da yaşayan Hristiyanlar, Asuriler, Ermeniler ve Zerdüştiler gibi dini grupların Allah tealaya inancının mirası ile ortak paydası bulunduğunu düşünmek, oldukça hoş ve değerli bir duygudur. Buna göre kültürel çeşitliliğin, günümüz dünyasında üzerinde savaşların yaşandığı renk ve ırk gibi kriterleri aşmak ve inanç mirası ve manevi vahdetle derin irtibatı bulunduğu söylenebilir.
Son yıllarda antropoloji araştırma merkezinin İran’da yaşayan Zerdüşti, Ermeni ve Yahudi gibi dini azınlıkların durumu, İran’da Yahudilerin sosyal ve siyasi mazisi ve durumu, Ermenilerin ve Hristiyanların tarihî geçmişi, İran’da katolik kilisesi, Asur Doğu kilisesi bilgi bankası, Zerdüştilerin kumaş dokumacılığı geleneği, Zerdüştilerin Bibi Kog oyuncak bebeği ve milli miras olarak kayda alınması, Zerdüştilerin arasında vakıf kültürü, bir bölümü Zerdüştilere ait olan Mehrgan dosyası gibi başlıkların üzerinde araştırma yaptığı bilinmektedir. Nitekim yapılan bu tür araştırmalara bakıldığında İran’ın kültürel mirasının ne denli geniş kapsamlı boyutları ve kabiliyetleri bulunduğu ve araştırmacıların bu diyarın kültürel mirasını yeniden anlatmak, yorumlamak ve yayımlamak istedikleri anlaşılır.
“Urumiye’nin Asur Doğu Kiliseleri ve Ayinleri” başlıklı kitabın tanıtımı gerçekleştirilen törende eserin yazarı Abbas Tahvildar büyük takdirle karşılaştı. Tahvildar bundan önce üç sinema eserinin senaryosunu yazmaktan başka karnesinde aşiret savaşları, Delhi tarihî eserleri, İran Mehr diyarı, Bicar Aşurası,... gibi televizyon için 30 kadar belgeselin yapımı da yer alıyor.
Tahvilder yeni eserinde ise Asur Doğu kilisesinin Kuddise sırruh merasimi, İsa Mesih’in milat bayramı, Kıyam bayramı, düğün ve ölümle ilgili merasimlerini ve benzeri özel ayinlerini ele alıyor.
Bu araştırmayı yapan belgeselci ve fotoğraf ustası Abbas Tahvildar şöyle diyor:
İran’da bir kaç kent kültürel ve etnik çeşitlilik bakımından ünlüdür ve bu kentlerden biri, adının mitolojik anlamı “su” olan Urumiye kentidir. Urumiye’de 80 kilise bulunuyor, ki çoğunluğu Asur Doğu kilisesine aittir ve bu kitap İran mirası olan 20 eski kilisenin mirasının görüntülerini içeriyor. Gerçi arşivimizde Asur Doğu kiliselerinin birçok fotoğrafı vardı, fakat bu kitap için hiç bir eski fotoğrafı kullanmadım ve tüm ayinlerin fotoğraflarını yeniden çektim. Asuri çeşitli ayinler ve merasimler bu kiliselerde düzenleniyor ve bu ayinlerin ve merasimlerin düzenlenmesinde papazların ve kiliselerin hademelerinin önemli rolü bulunuyor.
Urumiye’nin Asur Doğu kilisesi papazlarından Daryaveş Azizyan “Urumiye’nin Asur Doğu Kiliseleri ve Ayinleri” başlıklı kitabın yayımlanmasını eşsiz ve bu kilisenin İran’daki iki bin yıllık mazisi kadar önemli bir hadise niteleyerek şöyle diyor:
Asur Doğu kiliselerinin faaliyetlerini görsel bir kalıpta anlatan bu değerli ve nefis kitap, İran İslam Cumhuriyeti devletinin konuya verdiği değeri gösteriyor. Bu kitap İran İslam Cumhuriyeti devletinden İranlı Asuri camiaya sunulan bir hediyedir ve biz de onu dostlarımıza hediye edebiliriz.
Urumiye’nin Asur Doğu kilisesi papazlarından Daryaveş Azizyan açıklamasının devamında Asur Doğu kilisesinin konumu ve kuruluşu ve İran’da faaliyete başlamasına işaret ederek şöyle devam ediyor:
Kutsal kitapta İran toprakları Pars diyarı olarak tanıtılıyor ve bu kitapta sürekli önemli varlık sergiliyor. Asur Doğu kilisesi İranlı kültürü geliştirmek amacıyla geniş çapta faaliyet yürütmüştür, ki bu faaliyetlerin bir bölümü sayın Abbas Tahvildar’ın ve yine kültürel miras ve turizm araştırma kurumuna bağlı antropoloji araştırma merkezinin emekleri ile bu kitaba yansımıştır. Asur Doğu adı ile de bilinen Meryem Ana kilisesi, Urumiye’nin Hayyam caddesinde ve geniş bir alanda yer alıyor. Son yıllarda kiliseye yeni bir alan eklendi, ayrıca yanı başında da bir kule inşa edildi. Kilisenin alçak kapısından içeri girebilmek için eğilmek gerekir. içeri giren her ziyaretçinin dikkatini, Allah tealanın Hz. Musa’ya mesajını hatırlatan ve üzerinde “patiklerini çıkar, durduğun bu yer, kutsaldır” cümlesi yazılan bir kitabe çekiyor. Kilisenin içi, başka kiliselerden aklımızda bulunan görüntüye hiç benzemiyor ve labirenti andıran alçak tavanlı iç içe koridorlar dikkat çekiyor.
Meryem Ana kilisesinin, arkasında mavi renkle boyanmış ve Hz. İsa’nın resmi ile süslenmiş resmi yer alan sade mihrabı, papazın ayin sırasında durduğu yerdir. Meryem Ana kilisesi diğer kiliselerden farklı olarak elle dokunan halılarla döşenmiş ve yaşlı insanların kullanılması için salonun sonuna küçük bir iskemle yerleştirilmiştir.
Kilisenin mihrabı ise kubbeli ve iç içe şeklinde küçük bir oda gibidir ve sadece papazlar bu bölüme girebilir. Mihrabın önündeki basamakların ve küçük rafın üzerinde Hz. İsa’nın çeşitli pozisyonlarda resimleri farklı biçimlerde göze çarpıyor.
Meryem Ana kilisesinde Hz isa’nın resimleri ve iğne işleme tabloları, havarilerin münebbet işleme tabloları, Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem’in kucağında görüntüsü ve Hz. İsa’nın gülümsediği yüz ifadesini içeren şamdanlıklar da bulunuyor.
Ziyaretçilerin vaftiz için geçtikleri ve mumları yaktıkları koridor ve yine 12 metrekarelik bir oda içindeki süs eşyaları ve çeşitli tabloları ile birlikte mihrabın sağ tarafında yer alıyor.
Asurilerin tarihî rivayetlere göre, Meryem Ana kilisesi dünyanın en eski ve en önemli kiliselerinden biridir. Zira tarihî belgelere göre Hz. İsa’nın veladetini öngören üç Zerdüşti rahip, ilahi peygamberin doğumundan haberdar olduktan sonra Urumiye’ye geliyor ve bu mekanı kiliseye dönüştürüyor. Tarihî kitaplarda bu üç rahipten ikisinin adı Melkom ve Baht Nasr şeklinde geçiyor, fakat üçüncü rahibin adı bilinmiyor.
Bu bina miladi birinci yüzyılda inşa edilmiş ve çeşitli dönemlerde restore edilmiş, fakat temel yapısı el değmemiş şekilde günümüze dek kalmış ve tüm restorasyon çalışmaları temel bina üzerinde gerçekleştirilmiştir.
Meryem Ana kilisesinin şimdiki binası oldukça güzel simetri özelliğine sahiptir. Uzmanlar bu binayı Sasanilerin ateş tapınakları ile karşılaştırıyor. Tarihte anlatılanlara göre Befri adında Çinli bir prenses bu ülkenin 50 kadar büyük şahsiyetlerinin eşliğinde miladi 620 yılında Ninova’nın kardinalı ile görüşmek üzere Mezopotamya bölgesine geliyor ve ardından Urumiye’ye gelerek Meryem Ana kilisesinde ikamet ediyor ve kilisenin restorasyon çalışması ile ilgileniyor. Çinli prensesin bu ziyareti kilisenin içinde bir duvara asılı olan bir kitabede yazılmıştı. Bu kitabı ikinci dünya savaşına kadar buradaydı, fakat hali hazırda nerede olduğu ve başına ne geldiği bilinmiyor.
Kilise, Hristiyanların toplanma mekanı olarak ortaya çıktıktan sonra bu inancın gelişmesinde önemli rol ifa etmiştir. Gerçi tarihî belgelere göre ilk kiliseler Mehrkede’lerde şekillendi ve daha sonra da kiliselerin iç ve dış yapısı bu mekandan etkilendi, ancak çoğu Hristiyanlar kiliselerin inşa edilmesini Hz. İsa’nın adına mal etmek istiyor. Asuri Hristiyanlar da bu kaideden müstesna değildir.
Gerçi kilise, iman edenlerin asamblesi anlamına gelir ve buna göre de kilisenin yapısı önem arz etmemesi gerekir, fakat görünen o ki zamanla kilise yapısı iman edenlerin asamblesini etkilemekle kalmadı, aynı zamanda kilise kurumu bu zümreyi kontrol altına almaya başladı.
İran’ın Batı Azerbaycan eyaletinde birçok kentte ve köyde çok sayıda kilise bulunuyor. Bu kiliselerin en önemli olanlarından biri eyaletin kuzeyinde yer alan Kara kilisedir. Bu kilise de Hristiyanların en eski kiliselerinden biri sayılır ve Çaldıran’ın 20 km kuzeydoğusunda ve Hz. İsa’nın havarilerinden Tataus’un mezarı üzerinde inşa edilmiştir. Kara kilise UNESCO tarafından dünya kültürel mirası olarak kayda alınmıştır. Her yıl yaz aylarında dünya Ermenileri bu kilisede toplanarak Bodarak ayinini düzenliyor ve birçok Hristiyan bu ayine katılmak için Çaldıran’a akın ediyor.
Asur Doğu kiliseleri, Hristiyan kiliselerin genel geleneklerini izliyor. Urumiye kentinde bulunan kiliseler ise farklı mimarilerden yararlanıyor. Bu kiliseler inşa edildikleri dönemlerin zaruretlerine göre ve çoğunlukla sırf ibadet için inşa edilmiştir. Örneğin Meryem Ana kilisesinin mimari bakımdan hiç bir önemli özelliği yoktur ve ilk bakışta sade bir bina gibi durmaktadır, fakat iç alanı bir kaç küçük ve iç içe odadan oluşur. Giriş bölümünde iki alçak tavanlı küçük oda çok dar bir koridorla kilisenin mihrabı da içinde bulunan en büyük bölümüne uzanıyor. Mihrap doğuya bakıyor ve sadece üç metre uzunluğunda bir bölümü bulunuyor.
Meryem Ana kilisesi İran tarihi, medeniyeti ve kültürü ve içinde yaşayan dini ve etnik grupların en güzel cilvelerinden biridir. Nitekim dünyanın ikinci önemli kilisesinin Müslüman nüfusu çoğunlukta bulunan Urumiye kentinde bulunması da İran diyarında çeşitli dini ve etnik grupların vahdet içinde asırlar boyu bir arada yaşadıklarını ortaya koyuyor ve sonuçta birçok yabancı turistin de ilgisini çekiyor.012