19'uncu Geleneksel dini Gösteriler Festivali
Bu programımızda İran'daki gösteri sanatları özellikle de tiyatroyu konu edinmeye çalışacağız.
Kültürel miras, ister somut veya maddi ister soyut veya manevi miraslar olsun, her milletin kimliğinin önemli ve vaz geçilmez bir parçasıdır.
Manevi veya soyut kültürel miras adından da anlaşılacağı üzere göğüsten göğüse, nesilden nesile aktarılan adap, gelenekler, toplumsal ayinler, inançlar ve inanışlar, törenler, yerel musiki ve makam üzerinden yapılan musiki, hayat tarzı, maharetler, gösteri sanatları, masallar ve mitlerden oluşmaktadır. Bir diğer ifade ile soyut kültürel miras inançlar ve yerli bilgilerden doğan faaliyetlerden oluşan, halk arasında özel maharetler ve gelenek ve görenekler olarak özgün bir konuma sahiptir.
İşte bu inançlar ve inanışlar toplumun gereksinimlerine göre özel ayinler, masal ve hikaye anlatımı, musiki ve yerel bilgi vs.'den oluşup bir halkın hüviyetinin simgelerini meydana getirmektedir. Bu yüzdendir ki dünyanın farklı yerlerindeki değerlerin herkesçe bilinmesi de uzun bir zaman almıştır. Demek manevi kültür maddi kültür kadar göz önünde olmadığı için yayılması da uzun bir zaman almıştır. Ancak unutulmamalıdır ki manevi kültürel miras insanların kalbinde ve fikrinde yer edindiği için maddi kültürel mirasın yaratılma nedeni ve kaynağı olmuştur. Bu konu ise manevi kültürel mirasın önemini göstermektedir. Başka bir ifade ile manevi kültürel mirası incelememiz gerekirse bir toplumun gelenekleri ve göreneklerini araştırmamız şart.
İran medeniyetinin binlerce yıllık mazisi vardır. Bu medeniyet günümüze kadar halkın hayatının içinde varlığını sürdürmüştür. İran, farklı etnik gruplardan, çeşitli yerli kültürlerden oluşmaktadır. İnsanlar bu çeşitlilikleri ile yüzyıllarca bu topraklarda beraber yaşamış ve aynı zamanda da milli birliklerini koruyarak yerli kültürlerine ve yaşamlarına da bağlı kalmışlardır.
Genel olarak İran'ın manevi kültürel mirası alanında İranlıların yaratıcılığa dayalı maharetleri ve sanatlarını gösteren önemli ayinler ve gelenekler mevcuttur. Bu hususlara verilecek önem ve duyulan ilgi ise insanların kültürü ve geçmişinin tanınmasında ve de antropolojik bakımdan özel bir konuma sahiptir. Aslında her toplumun kültürünü sonraki nesillere aktarabilecek en önemli araçlardan biri de gösteri sanatları özellikle de tiyatrodur.
Aslında gösteri sanatlarının doğum kaynağı ayinler ve geleneklerdir. Gelenekler ve ayinler eski zamanlardan beri insanda marifet olup inançların, adabın, tarihin ve törenin hafızalara yazılması görevi yapmıştır. Kadim tarihe sahip İran ise her daim tek tanrılı, insan dostu, asalete ve toplumsal birliğe dayalı dinler ve ayinlerin doğduğu topraklar olmuştur. İranlıların hayatı inançları ve inanışlarından kaynaklanan ayinleri ve gelenekleri ile yoğrulmuştur. Bu arada gösteri sanatları özellikle de tiyatro kültürel ve sanatsal yaklaşımın en bariz göstergelerinden biri olarak dün ve bugün insanının bağlayıcısı olmuştur. Bu çerçevede İran'da da geleneksel ve dini gösteri festivalleri düzenlenmektedir.
İran'da Geleneksel ve dini Gösteriler festivalinin 19'uncusu 10 Ağustos tarihinden itibaren Tahran'da aynı zamanda İsfahan eyaletinde bulunan Kaşan'da tiyatro sanatları hayranlarına ev sahipliği yapmaktadır. Tahran'daki festivalden iki gün önce başlayan festivalin Kaşan'daki kolunda ise uluslararası seminerler düzenlenmesinin yanı sıra açılış töreni, anlatım sanatı ve taziye ifaları, saha eserleri, gösteri sanatları, kuklacılık ve saire gibi programlar düzenlendi.
Geleneksel ve dini Gösteriler Festivali Sekreteri Davud Fethali-Beygi ise bu yıl bu festivale farklı dallarda 150 eserin katıldığını söyleyerek 7'den 70'e insanların bu festivale katıldıklarına da işaret etti. Buna ilaveten ülke eyaletlerinin üçte ikisi kadarı da bu festivallere katılmış bulunuyor.
Geleneksel ve dini Festivalin 7'inci semineri ise farklı geleneksel gruplardan meydana gelerek Kaşan şehrine yakın güzel ve ufak bir kasaba olan Kamsar'da düzenlendi. Bu seminerde gösteri sanatlarının tecrübeli isimleri makalelerinde geleneksel ve dini sanatlardaki kavramları ele alırken gençler de İran'daki gösteri sanat dallarının detaylarına yöneldi.
Bu seminer Hamid-reza Erdelan sekreterliğinde, İran gösteri sanatlarının ilkeleri ve kuralları, İran'da ve yakın ülkelerde perde üzerinden hikaye anlatma sanatı-nakkallığın özellikleri, taziye gösteri geleneğinin diğer sanat dalları ile ilişkisi ve geleneksel gösterilerde irfan, felsefe ve mitlerin konumu ekseninde düzenlendi.
Bu seminerde makale dalında 13 ve poster dalında da 7 eser seçkin eserler olarak seçilip görücüye çıkarıldı.
" Adem yada hiç mitolojisi", "yeni devirde hiç kavramı", " Çağdaş İran tiyatrosunda geleneksel gösterilerin siyasetlerinin belirlenmesi", " neşe uyandıran sanat, musiki", "akıllı şehir ve toplumsal ilişkilerdeki geleneklerin değişmesi" ve "kadın hikaye anlatıcılarının folklor anlatımdaki rolü ve önemi" bu seminerde ele alınan ve seçilen araştırma eserlerinin bir kaçı idi.
Bu seminerde bir kaç yabancı makale de eserler arasında görülüyordu. Bunlar arasında Antonio Salerno eseri " Kadim tiyatronun şekilleri ve gelişimi", Yolanda Capriclione eseri " Tiyatro ve Tarih Kavramı", Ebu-Talib Muzafferi eseri olup Afganistan'daki Hazaraların geleneksel gösterilerini konu eden" Kudgubabe gösterisi"'ne değinebiliriz.
Bu seminerin son gününde ise İranlı yazar ve mitolog Celel Settari'ye bu alanda verdiği hizmetler ve harcadığı emeklerden dolayı teşekkür edildi.
Kaşan'da düzenlenen 19'uncu Geleneksel ve dini festivali ise ülkenin dört bir yanından gelen 400 sanatçının katılımı ve bu sanatçıların 37 gösteri grubu halinde şehrin Nukli evi, İhsan evi, Veli Sultan meydanı ve Eminuddevle Timçesi gibi tarihi mekanlarda performans yapması ile sona erdi. Bu performanslara paralel olarak, Kaşan'ın Kemalülmülk meydanında Şehname okuma ve şehname stantları gibi programlar da düzenlendi. Bunların yanında festivalin geçen dönemlerinde olduğu gibi eğitim kursları ve atölyeleri gibi etkinlikler de Kaşan şehrinde düzenlendi.
İran'da düzenlenen Geleneksel ve dini Gösteriler Festivali esasında beş farklı ana dalda yapılmıştır. Saha eserleri dalı, taziye gösterileri ve araştırma bu dalların en önemlisidir. Burada ilginç nokta ise bu festivalde daha önce bilinmeyen taziye ve benzer gösteri sanat dalları ile ilgili yeni gerçeklerin ortaya çıkmasıdır.
Ayrıca bu festivalin en geniş çaplı dallarından biri de kahveler ile ilgili eserlerdir. Bu alandaki eserlerin değerlendirilmesi ise Tahran'ın 12'inci bölgesinde yapılmaktadır.
Geçen senelerde dünyanın en kadim antik bölgelerinden sayılan Tahtı Cemşid yani Persepeolis'te tiyatro gösterileri yapılmıştı. Bu ise İran sanatı için önemli getirileri olup güzel bir girişim olarak anılıyordu. Şimdi de uluslararası geleneksel ve dini gösteriler festvalinin 19'uncu döneminde de dünyanın en kadim ve antik bölgelerinin birinin yanında gösteriler yapılma imkanı yaratıldı.
Bu çerçevede 11 Ağustos akşamı Kaşan'ın tarihi Tabatabai evi'ndeki Uluslararası Geleneksel ve dini Gösteriler Festivalinin açılış töreninin ardından İran'ın seçkin tarihi şahsiyetlerini temsil eden dev bebekler ve kuklalar ile Kaşan'da gösteriler düzenlendi.
Bu gösteriyi yapan grup 7 bin yıllık Siyelk tepelerinin yanı başında halk tarafından çok iyi karşılanan bir performans sergiledi. Siyelk tepeleri, merkezî İran'ın ilk medeniyet eserlerinden biridir. Kaşan kentinin Fin bölgesinde yer alan Siyelk arkeolojik alanı 7 bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu tepe aslında İran'ın antik çağına ait Ziggurat'ları yani tapınak kulelerinin kalıntılarını barındırmaktadır. Arkeolojik bilgilere göre en kadim kırsal hayata sahip insanlar Siyelk tepeleri bölgesinde yaşayan insanlardır.
Kaşan, Siyelk tepeleri etrafında düzenlenen kukla gösterisi ise Fransa'nın Grand Personel şirketinin iş birliği ile düzenlenip çevreyi konu edindi. Bu gösteride kullanılan dev kuklalar çok kaliteli bir şekilde İran'ın kadim ve seçkin isimlerini temsil etti. Böylece yöre halkı ve katılımcılar için eşsiz bir hatıra meydana getirilmiş oldu.
19'uncu Geleneksel ve dini Gösteriler Festivalinin görülmeye değer gösterilerinden biri de bir kadın nakkalın perde üzerinden hikaye anlatanın savaş dönemindeki kadınların kahramanlıklarını anlatması idi. Abadan'dan olan Hura Tila adlı kadın nakkal, kutsal savunma yıllarında bir sivil kadının kahramanlıklarını anlatarak bu performansını uluslararası bir festivalde ölümsüzleştirdi.
Bu nakkal ve Şehname anlatıcısı " Farangis adlı anlatımı ile ilgili şöyle diyor: "Bu hikaye kutsal savunma yıllarında yaşamış gerçek bir karakterden uyarlanmıştır. Farangis Hayder-pur İran-Irak savaş yıllarında 18 yaşı civarında olan Kermanşah eyaletindeki bir köyde yaşayan bir kızın adıdır. Savaşın ilk yıllarında Baas Rejimi güçlerinin saldırıları sonucunda bu kız ailesi ve akrabaları ile birlikte köyünü terk etmek zorunda kalıp derelere ve tepelere sığınmak zorunda kalır. Farangis, bir süre sonra babası ile beraber köylerine azık almak için dönse de geri dönüş yolunda Baaslı güçler ile karşı karşıya kalır. Bu sırada kendini savunmaya başlayan bu kız Baasçıların birini öldürüp diğerini de esir düşürür.
Hura Tila bu hikayeyi anlatmak için neden nakkallığı seçtiği hususunda da şöyle der: "En önemli nokta bu hikayede olup bitenlerin destansı olması idi. Zaten destan mahiyeti taşıyan hikayeler için en uygun anlatım şekli nakkallık şeklidir. Buna rağmen kendim de bir kaç senedir Abadan bölgesinde nakkallık yapıyorum. Bu yüzden bu yöntem vesilesi ile bu hikayenin anlatımını daha keyifli hale getirebileceğimi düşündüm.Özellikle de Abadan bölgesinde 50 yılın ardından bu alanda faaliyet gösteren ilk kişi olmam insanların beni çok sıcak karşılamasına neden olduğunu düşünüyorum.
Uluslararası Geleneksel ve Ayinsel Gösteriler Festivali 17 Ağustos günü sona erdi.