Allame Meclisi'yi Anma Günü
Bu özel sohbetimizde ünlü Şia alemi fakihi ve muhaddislerinden olan Allame Meclisi'nin hayatı ve eserleri ile ilgili sizlere bilgi vermeye çalışacağız.
Bugün Hicri Şemsi 30 Mordad, 21 Ağustos günü Allame Meclisi'yi anma günüdür. Hicri Kameri 1037 ila 1110'da yaşayan Allame Meclisi veya İkinci Meclisi adları ile de bilinen Muhammed Bakır Meclisi, Şia aleminin ünlü ve tanınmış fakih ve muhaddislerindendir. Onun en tanınmış eseri hadislerden oluşan Bihrar-ül Envar adlı kitabıdır.
Bu kitap, dini maarif kitaplarında hadisin konumunu pekiştiren ve yeniden önemini gözler önüne seren bir kitap olmuştur. Allame Meclisi çok sayıda eser yazıp birçok öğrenci yetiştirerek aynı zamanda eserlerinin çoğunu da Farsça'da yazarak Şia kültürü ve kendinden sonra gelen alimlerin üzerinde büyük etkisi olmuştur.
Birçok İranlı Allame Meclisi'nin eserleri sayesinde Ehlibeyt'in hadisleri ve bilim hazinesini tanımış oldu. Bu büyük alimin Şia aleminin bilimsel mirasının toplanması ve korunmasına yönelik bitmek tükenmek bilmeyen çabaları ve de toplumun sosyal ve kültürel sorunlarını çözme doğrultusundaki emekleri aynı zamanda da kişisel yüce ahlakı ve ihlası onu ölümsüz ve takdire şayan bir örnek insan haline getirdi.
Meclisi ailesinin soyu Lübnan'ın Cebel Amil bölgesine dayanmaktadır. Onun ecdadı o bölgenin özel bir siyasi ve toplumsal durum yaşadığı bir dönemde İran'a göç etmişlerdir. Aslında bu soydan gelen birçok bilim adamı ve alim vardır. Birinci Meclisi olarak ün yapan Allame Meclisi'nin babası da büyük ve zahit bir insandı. Birinci Meclisi Hicri Kameri 1037 yılının Ramazan ayı günlerinden birinde Meclisi soyunun alimliğini zirveye taşıyan ilim ve takvada doruğa ulaşan bir çocuk sahibi oldu. İmam Bakır as'a olan sevgisi yüzünden çocuğunun adını Muhammed Bakır olarak koyup onun eğitimi ve yetiştirilmesinde büyük çaba harcadı.
Çocukluk çağından beri yeteneklerini ve zevkini gösteren Muhammed Bakır, ibadetkar ve alim babasının da kılavuzluğu ve eğitimi ile günün bilimlerini öğrenmeye başlayıp buna paralel olarak her anda babasından ahlaki kerametleri ve yüce vasıfları elde etmeye başladı. Muhammed Bakır Meclisi 14 yaşındayken İslam aleminin büyük alimi ve filozofo Mollasadra'dan rivayet izni alıp kısa bir sürede zaman, sarf ve nahiv, maani ve beyan, lügat ve hesap, tarih, felsefe, hadis ve rical, dirayet ve usul aynı zamanda fıkıh ve kelam'da da hocalık derecesine ulaşıp eserler yazmaya başladı.
Allame Muhammed Bakır Meclisi en büyük eseri sayılan Bihar-ül Envar kitabının önsözünde bu bilimleri o dönemin ilmi havzalarında öğrendiğine değinerek meraklı, araştırmacı ruhunun günün bilimlerine bile doymadığını ve gerçek marifet susamışlığını gidermek için bilimin ve marifetin kaynakları yani vahiy kelamı ve Ehlibeyt imamlarının sözlerine yöneldiğini yazıyor.
Allame Meclisi hadis ve rivayetler bilimine odaklanarak Ehlibeyt rivayetleri ve hadislerinin eşsiz ve büyük hazinelerini yeniden oluşturmaya gayret etti. Ancak tarihi dönemin gereği İslami ülkelerde ortaya çıkan savaşlar ve kaoslar ayrıca İslami ülkelerin yönetimlerinin Şiilere yönelik kısıtlamaları ve zor koşulları yüzünden Şia hadis kitaplarının çoğu yok olmuş ya da farklı diyarlarda dağınık bir şekilde uzak noktalarda bulunuyordu.
Allame Meclisi ise azimli bir şekilde Şia aleminin bu alandaki eserlerini toplamaya başladı. Allame Meclisi Ehlibeyt'in rivayetlerini içeren eserleri dünyanın farklı noktalarından toplamak için birçok bölgeye elçi gönderdi. Böylece Şia aleminin belli başlı dört yüz ana kaynak kitaplarından 200'ünü toplamayı başardı. Böylece Allame Meclisi Şia aleminin en nefis ve en değerli kitaplarını bulunduğu İsfahan'da topladı. Buna ilaveten bu eserlerin korunması ve unutulmasını önlemesi için yüce azmi ile bir kez daha bilimi ve yaratıcılığından ayrıca toplumsal konumundan yararlanarak en büyük ve değerli eseri Bihar-ül Envar adlı kitabını kaleme aldı.
Tam adı Ehlibeyt İmamlarının Sözlerinin İncilerini İçeren Nur Denizleri anlamına gelen " Bihar-ül Envar, El Camia-tu Li-durer-i Ahbar-il Aimme-tül Athar " adını taşıyan Bihar-ül Envar Allame Meclisi'nin en önemli eseri olup Şia aleminin büyük hadis ansiklopedisidir. Bu ansiklopedide tarih, fıkıh, kelam, kur'an tefsiri ve saire gibi dini ilimler ve konuların hepsi ele alınmıştır.
Bu kitap Peygamber Efendimiz ve pak Ehlibeyt'inden 85 bini aşkın hadisi içermektedir. Bu husustaki önemli nokta ise Allame Meclisi'nin bu kitabı yazmak için yararlandığı ve elinde bulunduğu kimi kaynakların yok olmasıdır. Böylece Allame Meclisi bu hadisleri o kaynaklardan almayıp başka bir kitapta kaydetmeseydi şimdi de bu değerli hazinelerden bazı bölümleri elimizde bulunmayacaktı. Bu büyük eserin yazılması ise yaklaşık 30 yıl sürmüştür. Bu süreçte Allame Meclisi'nin öğrencileri de hocanın denetimi altında bu değerli eserin hazırlanışında büyük payları olmuştur.
Bihar-ül Envar, Ehlibeyt imamlarından naklen rivayetleri kaynak göstererek anlatması, hadisleri kategorileştirmesi, rivayetleri açıklaması ve şerh etmesi ayrıca kelam, tarih, fıkıh, tefsir, ahlak, hadis ve lügat alanındaki bilgiler vermesinden dolayı her daim araştırmacılar nezdinde yüce bir konuma sahip olmuştur. Öyle ki hacimli olmasına rağmen yazıldığı dönemden itibaren el yazma nüshaları yayılmış ve daha sonra da basım endüstrisinin gelişmesi ile tümü yada bazı bölümleri geniş çaplı bir şekilde dağıtılmaya başlandı. Şimdi ise bu kitap, 110 cilt halinde basılarak araştırmacıların kullanımına sunulmuştur.
Allame Meclisi ayrıca Şiiliğin Erbaa Kitaplarını da tecritten uzaklaştırıp ilmiye havzası dersleri müfredatına eklenmesine neden oldu. Şiiliğin Erbaa Kitapları, Usul-i Kafi, El Tahzip, Men La Yahzaruh-ul Fakif ve El İstibsar kitaplarından oluşmaktadır.
Allame Meclisi bu kitapları korumak ve çoğaltmak için öğrencilerini bu yönde faaliyet göstermeleri için teşvik etti. Bu teşvikler neticesinde ise Erbaa kitaplarından binlerce nüsha bu öğrenciler tarafından yazılmış oldu.
Allame Meclisi Ehlibeyt mektebinin saygınlığını korumak için farklı kültürel ve fikrî akımlar ayrıca Şialık ve İslam düşmanları karşısında durmaya mecburdu.
Allame Meclisi o dönemde Batılı temsilcilerin, Sufilerin saptırmaları, devletler yapısına nüfuz eden papazlar ve rahipler, yabancıların komploları ve hatta putperestlerin ortamı germe ve zehirletme karşısında Şiiliğin hakkaniyetini savunmaya çalıştı.
Allame Meclisi yüce azmi ile bu tarihi sorumluluğunun üstesinden de gelip Ehlibeyt düşüncelerinin temellerini sağlamlaştırmayı başardı.
Allame Meclisi'nin Şiilik ve İslam düşmanları karşısında müsamaha göstermemesi Şia olmayan tarihçiler ve şarkiyatçıların bile onu karşı görüşe sahip olanlara sert tepki göstermekle suçlamasına neden oldu. Böylece bu gruplar eserlerinde özellikle de siyasi alanda Allame Meclisi'ye sert ve boş ithamlarda bulundular.
Allame Meclisi, Safeviler döneminde çok etkili toplumsal ve siyasal faaliyetlerde bulunan ulemalardan sayılıyordu. Allame Meclisi'nin o dönem halkının alimleri ve sıradan insanları arasındaki bilimsel makamı ve konumu Şah İsmail Safevi'nin Hicri Kameri 1098 yılında ona Şeyhülislam lakabını vermesine neden oldu.
Şeyhülislam, o dönemde devlet yapısında birine verilen en yüksek dini makamdı. Bu makamda bulunun şahıs, şeri işler, yargı işleri, kadıların azli ve atanması, yetimlerin velayeti, hums ve zekatın Müslüman toplumdan toplanması ve sair işlerinden sorumlu idi.
Böylece Şeyhülislamlar her daim devlet tarafından büyük bir saygınlıkla karşılanıp genelde de danışmanlık durumlarında baş vurulan şahıslardı. Allame Meclisi de hayatını kaybeden dek bu makamda kalmayı başardı.
Allame Meclisi dört Safevi Padişahı ile aynı zamanda yaşayıp bu alandaki tecrübeleri ile her daim öğütleri ve danışmanlıkları ile devlet yapısındaki yolsuzlukları ve hataları düzeltmeye ve en aza indirmeye çalıştı. Buna ilaveten Allame Meclisi yazdıkları eserlerin bir kısmını da aynı hedef ile devlet adamlarına hitaben Şia öğretilerine dayanarak adil bir hakimiyetin yürütülmesi için kaleme aldı. Bu kitaplardan biri de " Hakimlerin Halka Yönelik Davranış Adabı"dır. Bu kitap aslında İmam Ali as'ın Malik Eşter'e adil hakimiyet ile ilgili yazdığı tavsiyelerinden meydana gelen Malik Eşter Ahitnamesi'nin çevirisi ve de eklenen şerhlerinden oluşmaktadır. Bu kitaba ayrıca üç hadis de eklenmiştir. Allame Meclisi bu kitabın yazılışından güttüğü hedefin " Devlet adamlarının ıslah edilmesi ve gafillerin uyandırılması" olduğunu beyan etmiştir.
Allame Meclisi'nin Safevi sultanlarının üzerindeki etkisinden dolayı bu tedbirli alim devrinde İran ve komşu Sünni ülkeler arasında bir gerginlik yaşanmadı ve İran'daki Sünni vilayetleri hiçbir Şii hareket tarafından rahatsız edilmedi ve İran tam bir huzur içerisinde yönetildi.
Tabii bu devirde Safevi Padişahı genç Sultan Hüseyin, fırsatçıların komploları ve hilelerinin pususuna düşerek alkollü olup fesatla zaman geçirirken ülkenin kontrolünü kaybetti ancak Allame Meclisi hayatta olduğu müddetçe buna rağmen İran bir zarar görmedi ve İran halkı huzur ve güvenlik içerisinde yönetildi.
Ancak Allame Meclisi'nin Hicri Kameri 27 Ramazan 1111 yılında vefatının ardından Safevi hükümetinin düşüşü ve çöküşü için geri sayım başladı.
Allame Meclisi çok bereketli 73 yıllık ömründe Farsça ve Arapça'da 100 kitap yazdı. Bunların en önemlisi ise sözünü ettiğimiz gibi 110 ciltlik Bihar-ul Envar kitabı idi. Allame Meclisi'nin eserleri arasında ise 49 kitap ve risale Farsça olarak dini ilimlerin halk arasında yaygınlaşması için yazılmıştı. Allame Meclisi'nin Farsça eserleri ise İran halkı tarafından coşkulu bir şekilde karşılandı. Öyle ki o dönemde her evde Allame Meclisi'ye ait bir kaç kitap veya eser vardı.
Allame Meclisi'nin Farsça eserlerinden ise peygamberlerin tarihi ile ilgili olan Hayat-ül Kulûb, Ehlibeyt İmamlarının hayatı ile ilgili olan Cela-ül Uyûn, yaşamanın adabı ve gelenekleri ile ilgili olan Hilye-tül Muttakin ve akayid konusunda yazılan Hakk-ul Yakin eserlerine değinebiliriz.
Allame Meclisi değerli ömürleri boyunca yüzlerce öğrenci yetiştirerek, yüzlerce faydalı kitap yazıp çevirerek Şia ve İslam alemine büyük hizmet vermesinin ardından Hicri Kameri 110 yılının mübarek Ramazan ayının 27'inci akşamında 73 yaşında vefat edip İsfahan'da alim babası Molla Muhammed Taki Meclisi'nin mezarının yanı başında defnedildi. Allame Meclisi'nin mezarı o dönemden itibaren her daim Müslüman kadınlar ve erkeklerin ziyaret amacı olmuştur.