Kutsal Savunma Dönemi-1
Bu programda bir milletin saldırgan düşman karşısındaki direnişini ve destansı dayanışmasını konu etmeye çalışacağız.
Irak Baas Rejimi 21 Eylül 1980'de İran İslam Cumhuriyeti sınırlarını geçerek saldırganlığın timsali olan bir savaşın alevini yakmış oldu.
Dayatılan bu savaş belli hedefler ile başlatılan bir savaştı. Bu hedeflerden biri yeni kurulan İslam Cumhuriyeti'nin devrilmesi ve İran topraklarının bir parçasının işgal edilmesi idi. Ancak İran milletinin düşmanlarının bu rüyası ters bir sonuç doğurup başlatılan savaş Batı ve Baas Rejimi'nin istediği gibi ilerlemedi.
Dayatılan sekiz yıllık savaş döneminde İranlı gençlerin milli gururu ve birlik duygusundan beslenmesinden dolayı düşman karşısında şecaatli ve kudretli bir direniş sergilendi.
Saddam Rejimi İran'a yönelik başlattığı saldırgan savaşında Batı ve Doğu'nun desteklerinden yararlanıp her türlü kitle imha silahı ve kimyasal silahları da kuşanmıştı. Savaş sırasında ise İran'ın birçok şehri, Saddam'ın füzeli saldırılarına maruz kaldı. Bu saldırılarda binlerce günahsız insan hayatını kaybetti. Ancak saldırgan düşman tüm bu cinayetlerine rağmen İran'dan bir karış toprak bile koparamadan geri püskürtüldü.
İran halkı, dayatılan sekiz yıllık savaş döneminde ortak saflarda yer alarak düşmanların karşısında büyük hamasetler, destanlar yaratıp fedakarlıklar ve özverilerde bulunarak düşmanların heveslerini kursaklarında bıraktı.
Halka dayalı direniş güçlerinin cephelere akın etmesi ve de cephe arkasındaki büyük halk kitlelerinin destekleri İran'ın kutsal savunma yıllarındaki başarılarının kilit sebepleri idi. Bu halk desteği sayesinde ise Hürremşehr'in kurtarılması gibi büyük hamasetler ve destanlar yazıldı.
Fransa'nın Liberation gazetesi Hürremşehr'in kurtarılmasının ardından şöyle bir analiz yayımlamıştı: "Hürremşehr'in İran tarafından kurtarılmasının ardından Amerika, Avrupa ve kimi Fars Körfezi çevre ülkeleri bu savaşı bitirmek için farklı yollara baş vurdu. Onlar Saddam Rejimini kurtarmak için yeni arayışlara girmişlerdi. "
Saddam Rejiminin İran'a saldırısının ardından saldırgan güçlerin Irak topraklarının ta içlerine kadar geri püskürtülmesi Batı ve Baas Rejiminin tüm denklemlerini bozmuş oldu.
Baas Rejiminin hamileri yani Amerika, Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi ülkeler Irak Baas Rejimine mali yardımlarda bulunarak Saddam'ı bölgenin ilk gücüne dönüştürseler de İran'a yaptığı saldırganlığın böyle bir sonuç vereceğini akıllarının ucundan bile geçirmiyorlardı.
Amerika Fars Körfezi bölgesinde gemiciliğin tehlikeye girdiği bahanesi ile kendi petrol akışını devam ettirmek ve görünüşte Kuveyt'in gemilerine refakat etmeye yönelik çağrısı üzerine bölgede varlık gösteriyordu. Böylece Amerika en büyük deniz filosunu Fars Körfezi bölgesine konuşlandırmıştı. Amerika bu girişimlerinin yanı sıra Birleşmiş Milletler Teşkilatı Güvenlik Konseyi daimi üyeleri gibi büyük güçleri de İran ile savaş medyanına çekip bu konuyu küreselleştirerek İran'a yönelik baskıları maksimuma yükseltmek istiyordu. Böylece Amerika bu baskı sayesinde Saddam Rejimi aleyhinde savaşı bitirmek niyetinde idi. Ancak tüm komplo ve tezgahlara rağmen Amerika bu savaşta istediği amaçlara ulaşamadı. Aslında İran'a dayatılan sekiz yıllık savaş, dönem ve günümüz İran halkı için büyük, kalıcı ve değerli bir deneyim sayılır.
İslam İnkılabı Rehberi ve İran Silahlı Kuvvetler Baş Komutanı Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, Silahlı Kuvvetler komutanları ve Malik Eşter Festivali seçkin isimleri ile görüşmesinde şöyle bir vurguda bulunmuştur: "İran silahlı kuvvetleri, milletin düşmanlıklar karşısındaki dayanıklılığını korumak için azimli, iradeli, icraatçı ve düşünce sahibi insani güce sahiptir. "
İran İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetleri savunma bakanı Tümgeneral Emir Hatemi bu hususta şöyle diyor: "Bazıları İran ile tehdit dili ile konuşmaya devam ettiği sürece İran da savunma bünyesini güçlendirmeye devam edecektir. "
Bir ülkenin savunma kapasitesi o ülkenin düşmanların askeri tehditleri ve girişimleri ile mücadelenin temel bileşenlerinden sayılır. Bir ülkenin askeri teçhizat ve silahları alanındaki her türlü zafiyet ise telafi edilemez hasarlara ve zararlara yol açacaktır.
İslam İnkılabı Rehberi'nin de hatırlattığı gibi Kutsal Savunma yılları bir hazinedir. Düşmanlar bu hazineyi unutturmaya çalışmaktadırlar. Ancak İran milleti ve özellikle de gençler farklı meydanlarda, milli gelişme ve kalkınmayı sağlamak için bile bu hazineden yararlanmışlardır. Bundan dolayı bu hazine her zaman yaşatılmaya çalışılmalıdır.
İran İslam Cumhuriyeti her zaman gerilim ve askeri çatışmadan uzak bir siyaset izlemiştir. İran İslam Cumhuriyeti düşmanlar ve saldırgan güçlere ise gerektiğinde güvenliğini savunmak için istikrar bozucu ve güvensizlik yaratıcı unsurlar ile ciddi şekilde mücadele vereceğini göstermiştir.
El Ray gazetesi yazarlarından Elijah Magnier yayımladığı Tweet'te İran'ın hava savunma gücüne değinerek şöyle bir yazı paylaşmıştır: "Nasıl olur da 2 bin 500 dolar değerindeki İran'ın yerli füzeleri, yaklaşık 123 milyon dolar değerinde olan Amerika RQ-4 Global Hawk İHA'sını düşürür?"
National İnterest Dergisi ise bu husustaki raporunda şöyle yazıyor: "Trump Amerikan İHA'sının düşürülmesinin ardından İran'a saldırı kararı aldığını ancak son dakikalarda vaz geçtiğini iddia ediyor. Trump bu kararından vaz geçişinin ardından İranlıları uyardığını ve askeri seçeneğin masada olduğunu da vurgulamıştı. Trump ayrıca İran aleyhinde askeri güç kullanmak gerektiğinde İran'a kara kuvvetlerinin gönderilmeyeceğini bunun yerine Amerika'nın büyük deniz ve hava kuvvetlerinden yararlanacağını söylemişti. Sanki Trump, Amerika ordusu için hiç kazanma şansı tanımıyordu. "
Bunlara rağmen Trump iddialı konuşarak böyle bir savaşın patlak vermesi halinde uzun bir savaş olmayacağını ve İran'ın yok olması ile sonuçlanacağını da iddia etmişti.
İran İslam Cumhuriyeti Devrim Muhafızları Kudüs Ordusu Komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani ise Donald Trump'ın İran'a karşı tehditlerine değinerek şöyle bir açıklamada bulundu: "İran ile savaşa girişmek demek Amerika'nın tüm imkanlarının yok edilmesi demektir. Böyle bir savaş Amerikan tarafından başlatılsa da ancak sonu İran tarafından belirlenecektir. "
Tümgeneral Kasım Süleymani Amerika'nın Afganistan'daki cinayetleri, ayrıca küresel arenadaki düşüşüne değinerek şöyle bir hatırlatmada bulundu: "Amerika, 110 bin askeri güç, binlerce tank ve zırhlı personel taşıyıcı, askeri teçhizat, yüzlerce savaş uçağı ve gelişmiş helikopterleri ile Taliban gibi donanımsız ve yıpranmış bir örgüte saldırıp da başarı sağlayamayan bir ülkedir. "
Tümgeneral Süleymani, Siyonist Rejimi'n Hizbullah karşısındaki 33 Günlük savaşı, Suudi Koalisyonun Yemen savaşındaki yenilgisine değinerek şöyle bir açıklamada bulundu: "Amerika İran'ı tehdit ettiği bir sırada hasmane girişimleri ile Kızıl Deniz bölgesini güvensizliğe ve istikrarsızlığa sürüklemektedir. Bu çerçevede yıllarca güvenli bir ülke olan Suudi Arabistan ateş altında kalmıştır."
Tümgeneral Süleymani Amerikan başkanına hitaben şöyle bir vurguda da bulundu: "İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Kudüs Güçleri, tek başına sizin karşınızda duracaktır. Bunun için İran İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerine bile gerek yoktur. "
Tümgeneral Süleymani Trump'a şöyle bir hatırlatmada da bulundu: "Düşünmediğin noktada biz varız. Çünkü zor günleri geride bırakan İran milleti şehadet sevdalısı bir millettir. "
İran İslam Cumhuriyeti savunma bakanı Tümgeneral Emir Hatemi ise İran İslam Cumhuriyeti düşmanlarına hitaben şöyle demişlerdir: " İran milleti aleyhindeki yaptırımlar, baskılar, karalama kampanyaları ve psikolojik savaş ne kadar artarsa tüm alanlardaki savunma gücümüzü arttırma irademiz de kuşkusuz artacaktır. İran'ın savunma doktrini, etkin ve aktif caydırıcılık ilkesine dayalıdır. Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti her türlü tehdidi en sert şekilde yanıtlayacaktır."
İslam İnkılabı Rehberi de yaptığı konuşmalarda İran milletinin iktidarının asıl bileşenlerini açıklayarak İslami düzenin caydırıcılık gücünün zorba küresel güçleri İran'a saldırgan bir tavırda bulunmaktan sakındırmak yönünde olduğuna vurgu yapmıştır. İslam İnkılabı Rehberi düşmanların İran'a saldırgan bir tavırda bulunmaları halinde sert bir tepki ile karşılaşacaklarını bilmeleri gerektiğine vurgu yaparak böyle bir durumda onların başlatan taraf olacağını ancak bu süreçte İran'ın son noktayı koyacağını belirtmişlerdi.
Bu gerçeklerden yola çıkarak Kutsal Savunma yıllarının, İran milletinin tehditler ile mücadelesindeki gerçek gücü ve kapasitelerinin tecelligâhı olduğu söylenebilir.
İran İslam Cumhuriyeti şimdi de aynı ruhu taşıyarak, güçlü ve hazırlıklı bir şekilde düşmanlar karşısında kararlı bir şekilde direnmiş ve kutsal savunma yıllarında altına imza atılan iftiharlar ve destanların devamını getirmeye çalışmaktadır.