Kutsal Savunma Dönemi-3
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i136578-kutsal_savunma_dönemi_3
Programımızın son bölümünde İran'a dayatılan savaşın düşmanlar karşısındaki caydırıcılık ve savunma gücünün arttırılmasındaki etkisini konu edineceğiz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ekim 04, 2019 17:18 Europe/Istanbul

Programımızın son bölümünde İran'a dayatılan savaşın düşmanlar karşısındaki caydırıcılık ve savunma gücünün arttırılmasındaki etkisini konu edineceğiz.

İslam İnkılabı zafere kavuşur kavuşmaz yeni bir İslami devrim sürecini başarılı bir şekilde sonuca bağlayan bir ülkeye uzun süreli ve topyekun bir savaş dayatıldı. Ancak bu 8 yıllık savaş tüm zorlukları ve kısıtlamalarına rağmen İran milleti için büyük bir direniş ve dayanıklılık sınavı sayılırdı. İran milleti bu sınavı da başarılı bir şekilde geçerek tarihinde büyük bir iftihara imza atmıştı. Aslında bu sınavdan elde edilen tecrübe İran milletinin geleceği inşa etmekteki yoluna ışık tuttu. 

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise İran İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetleri komutanları ile görüşmesinde Kutsal Savunma yıllarını İran milletinin onuru olarak adlandırıp şöyle bir vurguda bulundular: "Dayatılan savaşın maddi ve manevi masraflarının çok ağır olmasına rağmen, İran milletinin sekiz yıllık kutsal savunma yıllarından elde ettiği kazanımları daha büyüktür... Sekiz yıllık kutsal savunma yıllarında elde edilen deneyimler, tüm zorluklar ve baskılara, tüm mali ve ekonomik sorunlara rağmen küresel güçlerin yersiz beklentileri ve zorbalıklarına karşı koyulabileceğini göstermiş oldu.... İran milletinin sekiz yıllık kutsal savunma yıllarındaki direnişi sayesinde Müslüman ve gayrı Müslim ülkelerdeki etkin şahsiyetler ve aktif zihinler, eli boş da olsa kendi inançlarını savunmaya başladılar. "

Bu yüzdendir ki İran milleti kutsal savunma yılları dönemini iftihar ve onur yılları olarak görmektedir. 

İran'a dayatılan sekiz yıllık savaş boyunca İran milleti düşmanlara karşı tek saf olarak birlik ve beraberlik içerisinde tek vücut bir varlık sergiledi. Bu dönemde ister ordu, ister Devrim Muhafızları Ordusu, ister Gönüllü Güçler ve emniyet güçleri  saldırgan düşmanlar karşısında direndi. 

Dayatılan sekiz yıllık savaş tüm ağır darbeleri ve sonuçları ile İran'ın geleceğinin inşası açısından büyük bir deneyim birikimi sayılıyor. Bu deneyimlerin bir bölümü tehditlere karşı İran'ın caydırıcılık ve savunma gücününün arttırılması yönünde kullanıldı. Bu deneyimler sayesinde bu alanda ciddi atılımlar gerçekleştirildi. 

İslam İnkılabının zaferinin ardından savaşın başlaması ile  İran İslam Cumhuriyeti, Doğu ve Batı bloku ülkelerinin ağır ve geniş çaplı yaptırımlarına maruz kaldı. Öyle ki İran'a dikenli tel  bile satılmıyordu. Bu dönemde askeri alanda kullanılabilecek ancak sivil sayılan cihazlar ve eşyalar bile satılmıyordu. Bunların yanı sıra daha önce parası ödenen askeri teçhizatlar ve silahlar bile Amerika tarafından İran İslam Cumhuriyeti'ne verilmedi. 

Saddam Rejimini İran'a saldırmaya teşvik eden ve isteklendiren hususlar arasında, uygulanan ağır yaptırımlar, Amerika'nın Baas Rejimini desteklemesi ve onların İran'ın savunma gücü konusundaki yanlış hesaplarına değinebiliriz. İslam İnkılabı öncesine kadarki dönemde İran, savunma alanında montajın ötesine geçmeyerek hafif silahlar üretiyordu. İslam İnkılabı öncesine kadar İran dikenli bir tel bile üretmiyordu. 

Gerçekte İslam İnkılabına kadar binlerce Amerikan askeri müsteşarı ülkedeki ordu işlerinin neredeyse tamamını üstlenmişti. Bu dönemde savunma sanayii ve askeri teçhizat ve silahların onarımı ve bakımı bile yabancılar tarafından yapılıyordu. Böylece İranlı uzmanlar ve mühendisler alınan teçhizat ve silahların onarımı ve bakımında hiçbir yere sahip değillerdi. Bu  çerçevede İranlıların bu teçhizata dokunmasına ve bunlara yaklaşmasına bile müsaade edilmiyordu. 

İslam İnkılabının Kurucusu İmam Humeyni ra İslam İnkılabının en başından beri " biz yapabiliriz" şiarı ile hep yaptırımlar ve savaşı müstesna bir fırsat niteliyordu. Rahmetli İmam Humeyni savaş ve yaptırımların ülkenin kendine yeter duruma gelmesi için altın bir fırsat olduğunu söyleyerek konuşmalarının birinde bu hususta şöyle buyurmuşlardır: "Bu savaş, ekonomik yaptırımlar ve yabancı uzmanların ülkeden atılması bizim onlardan gafil olduğumuz ilahi hediyeler idi. Şimdi ise hükümet ve ordu, kendilerini, dünyayı yutanların mallarından uzak tutarsa, yaratıcılık ve çaba gösterirse, ülke kendine yeter hale gelip düşmandan dilencilik yapmaktan kurtulur." 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise Rahmetli İmam Humeyni'nin yolunun devam ettirilmesi babındaki konuşmasında da aynı konuya vurgu yaparak  on yıl önce Şiraz halkına yaptığı konuşmada şöyle buyurmuşlardı: "Size ambargo uygulayacağız, sizi ekonomik olarak kuşatacağız diye tehditler savuruyorlar! Peki İran milletini son otuz yılda az ya da çok ekonomik olarak kuşattığınızda kim zararlı çıktı? Biz yaptırımları kendi kalkınmamız ve gelişmemiz lehimize kullandık. Bir zamanlar askeri araçlara ve teçhizata ihtiyacımız vardı. O dönem kimse bize en basit askeri teçhizat ve araç gereci satmıyordu. Bize " Yaptırım var" diyorlardı. Biz bu yaptırımlardan yararlandık. Bugün İran milleti o kadar kabiliyet kazanmıştır ki o günlerde bizi yaptırımlara tabi tutanlar bile bugün İran milletinin bölgenin ilk askeri gücüne dönüşmesinden el ayakları tir tir titriyor! Tabii bu sizin yaptırımlarınızın sayenizde oldu. Bu yaptırımlar bize zarar vermedi. Biz bu tehdidi bir fırsata çevirdik. Bugün de aynı şey geçerlidir. Biz Batı'nın yaptırımlarından korkmuyoruz. İran milleti, ilahi irade ve meşiyeti sayesinde her türlü yaptırım ve ekonomik kuşatma karşısında çaba gösterip günden güne artan, kat kat daha fazla başarı elde etmeye devam edecektir. "

İslam İnkılabının zafere kavuşmasının ardından İran Silahlı Kuvvetlerinin, askeri teçhizat ve tesisler yapımındaki teknik ve mühendislik çalışmaları da dayatılan savaşın başlangıcından itibaren başlamış oldu. Bu doğrultudaki çalışmalar ise kutsal savunma yıllarının son bulması ile zaman içerisinde geliştirilen kısa menzilli karadan karaya füzelerin ilk örneklerinin yapımı ile doruğa ulaştı. 

İran İslam Cumhuriyeti, balistik füzeler, balistik olmayan füzeler, nokta vuruşu yapan karadan karaya füzeler, radara yakalanmayan füzeler, ultrasonik füzeler, lazer ve güdümlü seyir füzeleri ve de diğer füze türlerinin yapımında yerli teknolojiye sahip bir ülkedir. 

Bin kilometreden fazla menzile sahip olan kısa ve uzun menzilli radar sistemlerinin, elektronik savaş sistemleri ve siber savaş tehçhizatı, telsiz türleri ve haberleşme sistemleri, optik sanayi ve gece görüş gözlüğünün üretimi de İran'ın askeri olarak imza attığı başarılardan sayılır. Şimdi üretilen bu askeri teçhizatların çoğunun ihracat aşamasına geldiği bile söylenebilir. Halbuki bu askeri teçhizat üretiminin sadece sayılı ülkeler tarafından yapılmaktadır. 

İran İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetleri özellikle de ordu güçleri gerekli alanlarda savunma sanayisini yerlileştirerek kendine yeter duruma gelmişlerdir. Bu da İran'ın caydırıcı savunma gücü alanında stratejik bir öneme sahiptir. 

Konvansiyonel savunma ilkelerine uygun caydırıcı ve askeri güce sahip olma her ülkenin meşru hakkı sayılır. Bugün ise İran İslam Cumhuriyeti hava uzay, füze, deniz ve kara gücü alanında tehditleri uzaklaştıracak kapasiteye sahiptir. 

İran İslam Cumhuriyeti'nin özellikle de füze savunma alanındaki gücü küresel stratejik araştırmalar merkezinin İran'ın askeri gücünü, belirleyici ve sabitlenmiş güçler arasında sınıflandırmalarına neden olmuştur. 

Rusya'daki Batı Asya Araştırmaları Merkezi Müdürü Maksim Şevçenko ise İran'ın savunma gücü ile ilgili şöyle diyor: "İran, Batı Asya bölgesinin en güçlü ordusuna sahiptir. Bu ülkenin silahlı kuvvetleri çeşitli gelişmiş silahları üretebilmiştir. Bu silahları ise İran silahlı güçlerinin tatbikatında kullanımına şahidiz."

İran İslam Cumhuriyeti çeşitli silahlar, radara yakalanmayan ultrasonik uçaklar ve savaş jetleri, gelişmiş İHA'lar ve gelişmiş balistik füze türlerinin üretimi ile bölgede güvenliğin korunması için stratejik bir güce dönüşmüştür. 

Bu alandaki atılımlar ve gelişimler o kadar artmıştır ki İran kısa bir sürede dünyanın İHA üreten ilk 5 ülkesi arasına girmiş ve radara yakalanmayan İHA'lar yapımında da ikinci sıraya yerleşmiştir. 

Siyasi meseleler uzmanı Şehab Şa'bani-niya bu hususta şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır: "İran İslam Cumhuriyeti sekiz yıllık savaş tecrübelerinden yola çıkarak dünyanın dördüncü füze gücüne dönüşmüştür. Düşmanın da artık İran'a saldırmadan önce bu füze gücünü göz önünde bulundurması bu konuda kafa yorması aşikardır. Onlar İran'a muhtemel bir taarruzda bu ülkenin füze gücü göz önünde bulundurulması gerektiğini de biliyorlar. Böyle bir taarruzun faydalarının yanı sıra ağır zararları da olacağı kesindir. Çünkü İran'ın füze yanıtı böyle bir saldırıya sert ve ağır olacaktır. " 

Günümüzdeki kaos ve kriz dolu Batı Asya bölgesinde İran'da sağlanan güvenlik ve huzur, emperyalist güçlerin hedefinde olan İslam Cumhuriyeti'nin iftiharlarından sayılır.

İslam İnkılabı Rehberi ise defalarca İran milletinin gücünün bileşenlerine vurgu yapıp İslami düzenin, caydırıcı güçten güttüğü hedefin küresel zorbaların İran'a taarruzu düşünmelerine müsaade etmemek olduğunu söylemişlerdir. 

İslam İnkılabı Rehberi sözlerinin devamında bu hususta şöyle bir açıklama yapmışlardır: "Düşmanlar İran'a saldırdıkları durumda sert bir tepki ile karşılaşacaklarını bilsinler. Çünkü onlar bu saldırıyı başlatmış olabilir ancak son noktayı onlar koymayacaktır."