Kutsal Savunma Haftası üzerine – 3
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i136580-kutsal_savunma_haftası_üzerine_3
Bugünkü sohbetimizde yazılı eserlerde kutsal savunma haftasının mirasını gözden geçirmek istiyoruz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ekim 04, 2019 17:26 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizde yazılı eserlerde kutsal savunma haftasının mirasını gözden geçirmek istiyoruz.

Saddam rejiminin İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattığı sekiz yıllık savaş yüz binlerce İslam mücahidinin yüreğine birçok anıyı ve hatırayı da kazdı.

Kökleri genellikle bu insanların karşılaştıkları tehlikelere uzanan bu anılar ve hatıralar, bir yandan bu anıları yaratanların sadakat, şecaat, salabet ve aynı zamanda tevazu ve alçak gönüllü olduklarını beyan ederken, öbür yandan da dinleyen veya okuyan her insanı adeta hayran bırakır. Buna göre bu anıları ve hatıraları yazmak ve kayda geçirmek, kutsal savunma yıllarının mirasını koruma yönünde sarf edilmesi gereken önemli çabalardan biridir.

Tarihî belgelerde ve kaynaklarda 22 Eylül 1980 günü, Saddam rejiminin İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattığı sekiz yıllık savaşın başladığı gün olarak geçmiştir. Bu savaş 20. yüzyılda Vietnam savaşından sonra en uzun süren klasik savaşların ikincisidir.

Dayatılan bu savaş sekiz yıl sonra ve Ağustos 1988 tarihinde ağır can ve mal kaybını geride bırakarak sona erdi, fakat savaş sırasında yaşanan hadiseler tarihin hafızasında kayda geçti ve böylece İranlı mücahitlerin eşsiz kahramanlıklarını ve hamasetlerini ebedileştirdi.

Gerçekte kutsal savunma yılları büyük İran diyarının çağdaş tarihinde önemli bir evredir ve İran milletinin geleceğinin yolunu belirlemekte önemli ve hayati rol ifa etmiştir. Ancak günümüz kuşakları, çocuklar, ergenler ve gençler ve hatta İran sınırlarının ötesinde yaşayan ve çağdaş tarihin gerçeklerini öğrenmek isteyen herkes, kutsal savunma gerçeklerinin tarihçiler, yazarlar ve sanatçılarca ifade edilmesine muhtaçtır.

Kitap, hiç kuşkusuz kutsal savunma kavramlarını ve tarihî gerçeklerini şimdiki ve gelecek kuşaklara aktarmak için en iyi araçlardan biridir. Nitekim şimdi kutsal savunma yıllarının üzerinden yaklaşık otuz yıl geçtiği bir sırada bu savaşın teliflerde ve kitaplarda farklı bir çehre kazandığı gözleniyor.

Evet, bugüne kadar Saddam rejiminin İran milletine dayattığı sekiz yıllık savaş hakkında binlerce kitap yazıldı, basıldı ve yayımlandı. Bu kitapların her biri bu tarihî hadiseye farklı bir açıdan yaklaştı ve savaşın tarihî ve siyasi zeminlerini ve ayrıca etkilerini çeşitli açılardan masaya yatırdı.

Kutsal savunma yıllarına ait kitaplar çeşitli kalıplarda yazıldı. İslam mücahitleri, komutanlar ve aileleri ile mülakatlar ve anılarını dilmekten, yazarların, şairleri ve sanatçıları kendi açılarından bu hadiseye bakarak yazdıkları romanlar, şiirler ve kitapların her biri bu kalıplara birer örnektir.

Kuşkusuz herhangi bir tarihî olayı yazmak ve titiz bir şekilde kayda geçirmek için olaya uygun bakış açısını tespit etmeyi gerektirir. Nitekim savaş tarihini yazmak için yazarın analitik yorumları ile savunma ilkelerini, temellerini ve doktrinlerini anlaşılır hale getirmesi şarttır.

Kutsal savunma yılları üzerine çok sayıda kitap yazan İranlı yazar Muctaba Rahmandust, zaman sürecinde kutsal savunma edebiyatının buluğa ermesini muhatapların bu tür eserlere ilgi göstermelerinin temel nedeni olduğunu belirterek şöyle diyor:

Kutsal savunma alanının birçok yazarı bizzat bu savaşa katılan mücahitlerden sayılır ve o yıllarda yaşananları kendi gözleriyle gören insanlardır. Bu insanlar savaştan sonra yazarlık alanında gerekli olan pişkinliğe kavuşmuş ve sonuçta bu alanda çok seçkin eserlere imza atmıştır.

Yazar Rahmandust, kutsal savunma yıllarında yaşanan hadiselerin ve gelişmelerin çeşitliliği ve cazip oluşu, bu alanda yazılan eserlerin başarılı olmalarının bir başka sebebi olduğunu belirterek şöyle diyor:

İran milletinin sekiz yıllık kutsal savunmasında bu savaşı başka savaşlardan farklı kılan unsurlar göze çarpıyor. Örneğin bu savaşa katılan insanların büyük bir bölümü asker değildi ve sadece dini ve milli sorumluluk duygusu onları savaş cephesine çeken sivil insanlardan ibaretti.

Kutsal savunma yılları alanında yazılan kitaplar bir kaç genel başlığın altında toplanabilir. Bunlar anılar, tarihi kitaplar, biyografiler, mizah, roman, kısa öykü, şiir, tiyatro ve sinema senaryoları gibi başlıklardır.

Aslında dayatılan savaşın tarihini yazma çalışması savaşın ta ilk günlerinden itibaren başladı ve çeşitli şekillerde devam etti. O günlerde toplumda fedakarlık ve şehadet kültürünü canlı tutmak ve genç kuşaklara intikal ettirmek için kutsal savunmanın yazılı tarihinde acı tatlı anıları anlatmak daha çok rağbet görüyordu. Hş. Yetmişli yılların sonu ve seksenli yılların başında kutsal savunma yazarları bu kez savaşın köklerini bulmaya ve irdelemeye yöneldiler. Nitekim şimdi de bir kaç yıldır savaş tarihi yazarlığı daha belirgin hale geldi.

Kutsal savunma yılları alanının ünlü yazarı ve araştırmacılarından Muhammed Durudian, İran Irak savaşı tarihinin yazarlığında sergilenen eğilimlerin ve yöntemlerin hakkında şöyle diyor:

Tarih yazarlığı, toplumun bir olaya karşı inançları, idrakı ve duygularının toplamıdır. Bir olayın veya amelin tarih yazarlığı mantığı o tarihî olaya bağlıdır. Gerçekte tarihî bir olaydan sonra o olaya karşı bir takım inançlar şekillenir ve ardından yaşanan olayın hakkındaki mevcut inançlar irdelenir ve buradan yeni idraklara ulaşılır ve sonuçta yeni eğilimler ortaya çıkmaya başlar.

Aslında hepimiz savaşın, insanoğlu tarih boyunca beraberinde getirdiği en çirkin fenomenlerden biri olduğunu biliyoruz. Ama yine de savaşların köklerini araştırmak, her zaman bazı tarihçilerin üzerinde durduğu savaşın tarihî işlevlerinden biri olmuştur.

Tarih bilimi savaşlarla ilgili bilgileri toplamak ve sebeplerini irdelemek için bir takım yöntemleri geliştirerek yararlanmıştır. Bu yöntemlerden biri, şifahi tarihtir. Şifahi veya diğer adı ile sözlü tarih, savaşlarla ilgili bilgi ve rivayetleri toplama yöntemlerinden biridir ve Saddam rejiminin İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattığı sekiz yıllık savaşta da yazılı kaynakların yetersizliği yüzünden bu belgeleri tamamlamak üzere önemli bir referans ve kaynak sayılır.

İran’da kutsal savunma belgeleri milli merkezi, kutsal savunma alanında zati görevi gereği, dayatılan savaş yıllarında İslam mücahitlerinin sözlü tarihini kayda geçirmek üzere geniş çaplı bir faaliyet yürütmüş ve savaş yıllarının anılarını birer sermaye olarak toplamış ve koruma altına almıştır.

Bu kurum, kutsal savunma yıllarında yaşanan hadiselerin canlı şahitlerini bulup anılarını toplamaya ve kayda geçirerek değerli bir miras şeklinde gelecek kuşaklara emanet etmeye çalışıyor. Nitekim kurum şimdiye kadar bu doğrultuda onlarca kitap yayımlayarak piyasaya sürdü.

Ancak kutsal savunma yıllarının anılarını nakletmek, şifahi tarihte yer alan rivayetlerden biraz farklı sayılır. Anıları anlatmak, kutsal savunma yıllarının mücahitleri ve ayrıca İranlı kitap okurları arasında en cazip ve taraftarı çok olan konulardan biridir. Nitekim son yıllarda birçok kitap İranlı mücahitlerin anlattıkları ilginç anıları yüzünden defalarca yeniden basılmış ve okurlarca yoğun ilgi görmüştür. Komutanlar, askerler ve genelde savaş meydanlarına katılan mücahitlerin günlük anılarını yazdıkları ve cephelerde yaşadıkları her anı aktardıkları hatıra defterleri bu eserlerin arasında yer almaktadır.

Sekiz yıllık savaş yılları ile ilgili olan ve kitap şeklinde veya basında yer alan anılar ve hatıralar belli bir kalıba uygun biçimde anlatılmıştır. Bu anılar genellikle genç mücahitlerce yazılmasına rağmen basım aşamasında bazı değişikliklere tabi olmak zorundaydı; atılan sloganlar, savaşın ve İslam inkılabının ülküleri, düşmanı aşağılamalar, kendi birliklerimizin moralini yükselten sözler, savaş sırasında halkın moralini olumsuz etkileyecek konuların yayımlanmaması gibi konulara mutlaka dikkat edilmeliydi.

Ancak şimdi kutsal savunma yıllarının üzerinden yıllarca geçtiği bir sırada yazılan anıların mahiyeti kısmen değiştiği anlaşılıyor. Şimdiki eserlerde kutsal savunma yılları ile ilgili birçok gerçek artık açıkça anlatılıyor ve savaşın o yıllarda halkın güncel hayatını, İslam mücahitlerini ve ailelerini nasıl etkilediği muhataplara beyan ediliyor. Nitekim şimdi çeşitli sanat alanlarında faaliyet yürüten sanatçılar için en güvenilir kaynaklardan biri İslam mücahitlerinin anılarını içeren kitaplar olduğu söylenebilir.

Her hamasetin iki parçadan veya iki önemli merhaleden oluştuğu rivayet edilir. Birinci parça veya merhale, mücadele meydanında yaratılan hamasettir. İkinci parça veya merhale ise yazılan hamasetin mesajını iletmektir. Bu ikinci görev, her hamasetten sonra silahını değiştiren ve yeni bir düzeni kurarak çeki düzen veren kesimin işidir.

Kutsal savunma tarihi ve edebiyatı kurumu Başkanı General Ameri bu konuda şöyle diyor:

Heer yıl kutsal savunma alanında yaklaşık 2 bin 500 kitap yayımlanıyor. Hamasetlerin tarih sayfalarında kalıcılığı ve bu hamasetlerin içerdiği kültürün yaygınlaştırılarak gelecek kuşaklara ulaştırılması, o hamasetleri yazan ve şahit olanlardan geriye kalan insanların sarf edeceleri çabaya bağlıdır.

Kutsal savunma tarihi ve edebiyatı kurumu Başkanı General Ameri şöyle devam ediyor:

Kutsal savunma yıllarının hamasetlerini kalem, beyan ve sanat diliyle gelecek kuşaklara beyan etmek üç önemli meziyeti bulunuyor. Birincisi, kuşakları hamasetler ve yaşandıkları dönemin hadiseleri ile birbiriyle bütünleştiriyor. İkincisi, bu kuşakları birbirinin deneyimlerini tekrarlamaktan bağımsız hale getiriyor ve üçüncüsü, önceki kuşaktan geriye kalan ve o kuşağın sonuna ulaşamadığı yolu bir sonraki kuşağa aktarıyor.

Kutsal savunma yılları alanında uzun süre çalışan ve o günlerin hadiselerini ve olaylarını kayda geçirmekle uğraşan Murtaza Serhengi ise şöyle diyor:

Savaş anılarını yazmayan asker, aslında savaşı eksik bırakmış olur ve savaş anılarını yazan asker ise ebediyen yirmi yaşında gibi kalır. Yirmi yaşındaki bu insanın sözünü tüm yirmi yaşındaki insanlar anlar.