Batı’nın İran’ın içişlerine karışması üzerine
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i138963-batı’nın_İran’ın_içişlerine_karışması_üzerine
Batı dünyası İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra kurulan İslam Cumhuriyeti nizamına karşı sürekli hasmane bir tutum izledi ve bu doğrultuda çeşitli aşamalarda Saddam rejimi üzerinden İran’a savaş dayatmaktan daha sonra da İran’ın barışçıl nükleer faaliyetlerine aykırı iddiaları ileri sürerek ağır yaptırımları dayatmakla kendince İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirmek amacıyla baskı dayattı.
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Kasım 24, 2019 19:33 Europe/Istanbul

Batı dünyası İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra kurulan İslam Cumhuriyeti nizamına karşı sürekli hasmane bir tutum izledi ve bu doğrultuda çeşitli aşamalarda Saddam rejimi üzerinden İran’a savaş dayatmaktan daha sonra da İran’ın barışçıl nükleer faaliyetlerine aykırı iddiaları ileri sürerek ağır yaptırımları dayatmakla kendince İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirmek amacıyla baskı dayattı.

Batı’nın İran karşıtı bu sürekli çabasına Amerika önderlik ediyor. Amerika’nın ister demokrat ister cumhuriyetçi olsun, son kırk yılda işbaşına gelen başkanları türlü politikaları izleyerek İran İslam Cumhuriyeti nizamını zayıflatmak ve devirmek üzere beyhude çaba harcadılar.

Son günlerde yakıt fiyatlarına getirilen düzenleme bahane edilerek İran’ın bazı kentlerinde düzenlenen isyan ve kargaşa hareketi de başta Amerika ve bazı Avrupa ülkeleri olmak üzere Batı açısından İran’ın içişlerine müdahale fırsatı olarak telakki edildi. Bu zümre bu doğrultuda sadece isyancıları desteklemekle kalmadı, aynı zamanda kendilerince İran’a isyancılara ve anarşistlere karşı koymamak üzere baskı yapmak istedi. Oysa tüm işaretler ve deliller, Batı’nın İran’da huzursuzluk çıkarma ve yayma konusunda perde arkasında yer alarak plan yaptığını ortaya koydu. Nitekim İran genelinde kamu mallarına verilen geniş çaplı zarar da bu hareketlerin sıradan insanların işi olmadığını ve önceden hazırlanan bir senaryo çerçevesinde yapıldığını gösterdi.

Bu konuya daha fazla açıklık getirmek için ilkin ABD ve daha sonra bazı Avrupa ülkelerinin olaylara karşı tutumu ve amaçlarından söz etmek istiyoruz sizlere.

Amerika Başkanı Donald Trump her zaman İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı hasmane bir tutum izlemiş ve Tahran’a karşı Washington’un isteklerine boyun eğmesi için azami baskı politikasına vurgu yapmıştır. Trump buna karşın her fırsatta İran’ın içişlerine karışarak İran milletine yürek yaktığı iddiasında bulunmuştur. Bu doğrultuda Beyaz saray hemen geçen Pazar günü müdahaleci bir açıklama yaparak, itiraz hareketini saptıran ve bazı kentlerde huzursuzluk çıkararak kamu mallarını tahrip eden eşkıyayı desteklediklerini ilan etti. Beyaz saray açıklamasında İran halkını ve sözde barışçıl itirazlarını desteklediklerini ve itirazlara karşı ölümcül güç ve ağır kısıtlamaların uygulanmasını kınadıklarını iddia etti.

Beyaz sarayın müdahaleci açıklaması, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından da desteklendi. Amerika’nın İran işleri özel temsilcisi Brian Hook, 18 Kasım Pazartesi günü İran karşıtı mesnetsiz iddialarını tekrarlayarak müdahaleci bir açıklamada bulundu ve Amerika İran’daki isyanları güçlü bir şekilde desteklediğini belirtti.

İran’ın içişlerine müdahalede derin mazisi bulunan Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da 16 Kasım Cumartesi günü twitter hesabında İran’ın bazı kentlerinde itiraz hareketine işaretle Washington yönetimi İran milletini desteklediğini ileri sürdü. Oysa İran devletine göre Trump yönetimi bu durumdan sırf şom hedefleri doğrultusunda yararlanma peşindedir ve İran milleti hakkında hiç bir hayırlı niyeti de yoktur.

Şimdiye kadar İran’a her türlü suçlamayı yönelten ve bu doğrultuda İran’ı davranışlarını değiştirmek ve Pompeo’nun 12 maddede açıkladığı Amerika’nın gayri meşru isteklerine boyun eğdirmek isteyen Donald Trump yönetimi büyük bir utanmazlık örneği sergileyerek İran halkına yürek yaktığını iddia ediyor. oysa ABD Başkanı Trump Bercam nükleer anlaşmasından çekildiğini ve nükleer yaptırımları yeniden dayattığını ilan ederek, İran milletine karşı iktisadi savaş başlattı. Trump’ın amacı İran halkını yoksullaştırmak ve sonuçta huzursuzluk çıkarmalarını sağlamaktı.

Amerika Başkanı Trump ve diğer bazı üst düzey yetkilileri şimdiye dek birçok kez İran milletine şimdiye kadar görülmemiş baskı uyguladıklarını ve kendilerince yoksulluk ve isyan politikası çerçevesinde İran halkını İslami nizamla karşı karşıya getirmek istediğinden söz etmiştir. Bu durum Trump ve adamlarının İran İslam Cumhuriyeti nizamını yenemedikleri için  İran milletine yönelik şiddetli kin ve nefretini gözler önüne seriyor.

Amerika devleti İran’da huzursuzluk çıkarmak ve yönetmek için sürekli çaba harcıyor. Amerikalı uzman Danial McAdams, Amerika’nın casusluk örgütü CIA’nin İran’daki isyan hareketinde eli bulunduğunu ifşa etti. 19 Kasım Salı günü RT kanalına konuşan McAdams İran’da son günlerde çıkan olaylara işaretle, bu olayların sırf yakıt fiyatlarına yapılan zamdan kaynaklanmadığını, bu isyan Amerika’nın işbirlikçileri tarafından ve CIA’nin modelleri izlenerek İran’da çıkarıldığını vurguladı. McAdams Amerika’nın işbirlikçilerine münafıklar terör örgütünü örnek vererek, bu tür huzursuzlukların Trump yönetiminde planlanan CIA’nın icraatı olduğunu ve sorumluluğu geçen sene bu örgütün “Ayetullah Mike” lakaplı Michael De Andria adında bir subayına devredildiğini kaydetti.

New York Times gazetesi çok tepki toplayan bir raporunda, CIA’de De Andria başkanlığında İran’da isyan çıkarma planını ifşa ederek bu plan Suudi Arabistan ve BAE tarafından desteklendiğini yazdı.

Aslında İran’da yaşanan son kargaşa ve isyan olaylarının mahiyeti ve Amerikalı yetkililerin son haftalarda yaptıkları açıklamalar da Amerikalı yetkililerin İran’da bu isyan hareketi için çok önceden plan yaptıklarını gösteriyor. Amerikalı demokrat temsilcisi Gary Gonoli İran’da son kargaşa olaylarından bir kaç gün önce bir iddiada bulunarak İran genelinde itirazlar din adamlarının hakimiyeti gerilediğini ve İran daha fazla özgürlüğe ihtiyaç duyduğunu belirtmişti.Korsan İsrail’de yayımlanan Haaretz gazetesi de daha önce Amerika devletinden naklen şöyle yazmıştı:

Amerikalı politikacılar şimdi İran rejimini devirmek için eşsiz bir fırsat olduğuna inanıyor.

Amerika devletinin gözetiminde bulunan uluslararası güvenlik etüt merkezi de İran’da isyan ve itiraz zeminleri hakkında detaylı bir rapor yayımladı. Bu rapor Amerikalı yetkililerin sürekli İran’ın iç gelişmeleri üzerine plan yaptıklarını gözler önüne serdi.

Amerikalı yetkililer İran’ın bazı kentlerinde Ocak 2018’de yaşanan olayların ardından İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirmek üzere bazı planlar yapmaya başladılar ve Trump ve hükümetinin adamları İran’a baskı yapma konusunda daha ciddi hareket ettiler. İki yıl önce yaşanan itiraz hareketleri Amerika devletinin Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesi ve İran’a azami baskı uygulamak üzere yeni yaptırımları dayatmasında etkili oldu.

Aslında Amerikalı yetkililerin İran içinde huzursuzluk çıkarma yönünde titiz plan yaptıkları gerçeğini Amerikalı yetkililerin açıklamalarında açıkça görmek mümkün.

Amerika’nın Almanya Büyükelçisi Richard Gernel  19 Kasım’da twitter hesabında yaptığı açıklamada şöyle dedi: Biz İran milletinin sesini duyuyoruz. Biz İran milletinin sorunlarının farkındayız, ancak şu anda yaptıklarımızın detayları hakkında daha fazla bir şöyle yayımlayamıyoruz.Öte yandan Almanya ve Fransa gibi bazı Avrupa ülkeleri de açıkça İran’da son isyan olaylarına destek vererek İran İslam Cumhuriyeti’ne baskıların arttırılmasını istediler. Bu tutum, Avrupalı yetkililer Bercam nükleer anlaşması meselesinde Amerika’dan farklı düşündüklerini ve bu anlaşmayı, gayet tabi kendi çıkarları doğrultusunda, korumak istediklerini ileri sürmelerine rağmen bu kez İran İslam Cumhuriyeti nizamı ile muhalefette ve bu nizamı zayıflatmak ve devirmekte Amerika ile birlikte hareket ettiler.

Bu doğrultuda Fransa Dışişleri Bakanlığı 18 Kasım’da müdahaleci bir açıklama yaparak, İran’a ifade özgürlüğü ve barışçıl itiraz hakkına saygı duyulmasına vurgu yaptı. Bu tepki Fıransa yönetiminin İran içinde yaşanan kargaşa olaylarına ilk tepkiydi ve müdahaleci bir ifade ile gerçekleşti. Fransa Dışişleri Bakanlığının İran’da barışçıl itiraz hareketi ile ilgili talebi, bu olaylardan sadece bir kaç gün önce Fransa’da sarı yeleklilerin barışçı itirazları Fransa polisinin müdahalesi ile sert bir şekilde bastırıldığı bir sırada gündeme geldi.

Almanya hükümeti de İran’daki son gelişmelere müdahaleci bir tepki göstererek protestocuların taleplerine kulak verilmesini istedi.

Almanya Başbakanı Merkel’in Sözcüsü 18 Kasım’da müdahaleci açıklamasında İran’da yasal itiraz olarak adlandırdığı duruma saygı gösterilmesini ve taleplere cevap verilmesini istedi. Alman Sözcü, insanlar iktisadi ve siyasi hoşnutsuzluğunu beyan edince, İran’da şimdi olduğu gibi, buna saygı duymak gerektiğini ileri sürdü.

Alman Sözcü açıklamasında İran yönetiminden bu itirazlara diyalog başlatarak uygun cevap vermesini istedi.

Amerika ve Avrupa’nın İran’da son kargaşa olaylarına karşı ortak tepkisi, Donald Trump yönetimi İran karşısında kötü polis ve AB troykası ve AB iyi polis rolü oynadıkları halde İran ile öz itibarı ile düşman olduklarından nihayetinde ortak bir hedefi yani İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirmeyi izlediklerini ortaya koyuyor. Amerika devleti psikolojik muharebe ve yıkıcı hareketleri ve şimdiye kadar görülmemiş iktisadi baskıları ile İran nizamını kendi isteklerine karşı boyun eğdirebileceğini zannediyor. Oysa Amerika’nın bu tutumu kesinlikle İran’ın içişlerine müdahale ve uluslararası hukuk ve yasalara ve BM bildirgesine aykırıdır.Aslında Amerika devletinin İran İslam Cumhuriyeti karşısında tutumu tamamen tehdit, zorbalık ve dayatmaya yöneliktir. Avrupa ülkeleri de diplomatik tepki ve Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirmemekle İslami nizamı zayıflatmak istemektedir.

Buna karşın İran İslam Cumhuriyeti son kırk yılda her daim ABD elebaşılığındaki Batı’nın zorbalıklarına ve dayatmalarına karşı direnmiş ve komplolarını etkisiz hale getirmeyi başarmıştır. İran Batı’nın hasmane politikalarına başarılı bir şekilde karşı koyabileceğini ispat etmiştir.

İran milleti de şimdiye dek birçok kez İslami nizama olan bağlılığını ve Batı’nın komplolarına karşı direnebileceğini göstermiş ve ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin İran milleti için timsah göz yaşı dökmelerine aldanmamıştır. Bu doğrultuda Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Seyyid Abbas Musevi ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun son isyan olaylarına destek bağlamında sarf ettiği müdahaleci sözlerine gösterdiği tepkide, onurlu İran milleti bu tür sahtekarca ve sincice sarf edilen sözlerin asla samimi iddialar olmadığının bilincinde olan bir millet olduğunu belirtti.012