İran'da Öğrenciler Günü-2(Son bölüm)
Bu bölümde de Amerika'nın İran'a müdahaleleri ve İran milletinin özellikle de öğrencilerin emperyalizme karşı mücadelesini konu edineceğiz.
Amerika'nın İran'a yönelik Ağustos 1953 darbesi aracılığı ile müdahaleleri aleni aşamaya ayak basmış oldu. Bu olay İran'ın siyaset tarihinde ve ardından gelen olaylar üzerinde de büyük etki yaptı.
İran milletinin Pehlevi Rejimine karşı mücadelelerinin ardından ise Amerika destekli Pehlevi Rejimi Şubat 1979 yılında İslam İnkılabı zaferi ile devrildi. 16 Azer gibi tarihlerde kanları yere dökülenlerin emeklerinin meyvesi verildi ve böylece İran milletinin devrimci mücadeleleri sürecinde yeni bir aşamaya ayak basıldı. İran milletinin devrimci hareketi Amerika'nın İran'daki casusluk yuvası büyükelçiliğinin ele geçirilmesi ile devam etti ve İran milletinin özellikle de basiretli gençlerin ve devrimci öğrencilerin Amerika karşısında durduğunu ve Amerika'ya eskisi gibi İran milletine musallat olmasına müsaade etmeyeceğini gösterdi. İran milleti ve İslam Cumhuriyeti'nin düşmanları son 41 yılda farklı komplolar kurarak İslam Cumhuriyeti düzenini zayıflatmaya ve devirmeye çalışmışlardır. Düşmanlar İran milletini dayatılan savaş ve ekonomik kuşatma ile dize getiremediğini görünce psikolojik savaş ve yumuşak savaş stratejisine yönelerek kendi zanlarınca İran milletini umutsuzlaştırmak ve ülkedeki güvenliği ve bağımsızlığı zedelemek istediler. Ancak düşmanların tüm bu komploları ve girişimlerine rağmen İslam Cumhuriyeti ve devrim temelleri hiçbir şekilde zarar görmemiştir. Amerika'nın İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı düşmanlığı belli bir Amerikan devlet adamları kesimine has değildir. Aslında Amerika hükümetlerinin hepsi İran İslam Cumhuriyetine karşı koyma hayali ile yatıp kalkmışlardır.
Amerika'daki ister Cumhuriyetçi ister Demokrat kanat farklı senaryolar ile İran İslam Cumhuriyetini değiştirmeye ve devirmeye çalışmışlardır. İçten yumuşak güç aracılığı ile devirme, askeri güce, tehdide ve yaptırıma baş vurmak bu alanda Amerikan devletlerinin belli başlı devirmeye yönelik girişimlerinden sayılır. Amerikan devlet adamları farklı senaryolar ile bu yönde hareket etmişlerdir. Şimdi de Amerika başkanı Trump İran aleyhindeki özel hedeflerine varmak için geçmişteki hataları tekrarlamaktadır. Mevcut Amerikan hükümeti İran İslam Cumhuriyeti'nin de bölgedeki rejimler gibi temelsiz ve gevşek olduğunu düşünerek eskiden daha güçlü bir şekilde İran'ı tehdit edebileceğini ve sonunda da kendine uydurabileceğini düşünüyor.
Washington Post gazetesi Kasım 2016'da yayımladığı makalede Amerika'nın Ağustos 1953 İran darbesine ve Amerika'nın yeni makamlarının İran'da yönetimin değişmesine dair açıklamalarına değinerek şöyle bir yazıya yer verdi: ".... Amerikan makamları tarihi unutkanlıklarını gözler önüne sererek yenilgilerine yol açacak tehlikeli bir oyun oynamaktadırlar. "
Amerika mevcut dönemde hesap hatası yaparak İslam İnkılabı zaferinden 41 yıl geçtiği ve İslami Devrimin güçlü ve köklü bir ağaca dönüştüğü sırada geçmişte peşinde olduğu hedeflerin peşine düşmüştür.
Amerika'nın Heidelberg siyasi bilimler hocası Arnold Olivier bu hususta şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır: "Amerika'nın İran ile davranışları hususunda mantıklı ve bilinçli milli bir tartışma başlatmalıyız. Bu tartışmaları başlatmak için 1953 darbesinin ardından yaşanan birçok önemli olayları ve sonuçlarını incelemeliyiz. .... Bu olayları dikkatli bir şekilde incelediğimizde İran milletinin neden Amerika'ya karşı nefret dolu olduklarını anlamak daha kolay. "
Amerika yıllarca önceden beri İmam Humeyni çizgisindeki Müslüman Öğrencilerin Amerika casusluk yuvasını ele geçirmesinin ardından İran aleyhindeki askeri tehditleri ve ekonomik baskılarını uygulamaya başladı. Bu doğrultuda Amerika defalarca kendi savaş gemilerini Fars Körfezi'ne gönderip her an İran'a saldırabileceğini bildirmiş ancak bu senaryoda da hiçbir zaman başarılı olmamıştır.
Amerika'nın İran'ın Tabes çölündeki askeri hezimeti, Maske Darbesi hezimeti, İran'ı uluslararası arenada tecride sürüklemeye çalışması, İran'ı şirret ekseni listesine alması, Fars Körfezi, Hürmüz Boğazı bölgelerinde gemiciliği güvensizleştirmesi ve İranofobi ekseninde bölgesel askeri koalisyonlar oluşturması Amerika'nın İslam İnkılabı zaferinin ardından İran'a karşı hasmane ve saldırgan girişimlerinin bir kaçıdır.
Bu girişimler ve genel olarak bu süreç, Amerika'nın tüm başkanları özellikle de ulusal güvenlik düşünürlerinin her zaman İran'a karşı hasmane siyasetler uyguladıklarını gösteriyor. Mevcut Amerikan hükümeti de Trump'ın karakterinden ve de onun ulusal güvenlik takımından yola çıkarak bu siyaseti daha sıkı bir şekilde uyguladığını söylemek mümkün.
Bir kaç ay önce görevinden alınan Trump'ın eski danışmanı ve İran'ın yeminli düşmanlarından olan John Bolton Temmuz 2017'de Münafıklar Grubu toplantısında yaptığı küstahça konuşmada şu ifadelere yer vermişti: " Bugün Tahran yönetimine tamamen karşı olan bir Amerikan başkanı vardır. Amerika başkanı, 1979 yılında kurulan yönetimin 40 yaşına ayak basmaması için siyasetler yürütmelidir. "
Bu saçmalıklar aslında Amerika Ulusal Güvenlik Araştırmalar Kuruluşu tarafından hazırlanan Beyaz Saray güvenlik makamlarına yakın fikir üretme odasının ürünü olan Henson adlı projenin bir kısmıdır. Bu proje Amerika'nın Bercam'dan çekilmesinden iki gün sonra bir rapor halinde Washington Free Beacon medya organı tarafından yayımlandı.
Anılan proje Trump hükümetinin İran'da halk arasında ihtilaflar oluşturmak ve tefrikaya odaklanmak sureti ile yönetimi devirmek istediğini gösterdi.
Henson projesine göre sunulan önerilerden biri de halk kitlelerini ayrı düşürmek ve hatta halk ve yönetim arasında ihtilaflar oluşturmaktır. Bu projeye göre bu senaryo İran'a karşı hep uygulanmalıdır. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei bu hususta şöyle bir hatırlatmada da bulunmaktadır:" Amerika'nın İran milletine karşı derin husumeti Amerikalıların hesap hatası yapmalarına ve hatalarını tekrarlamalarına neden olmuştur. "
İslam İnkılabı Lideri şöyle bir hatırlatmada da bulunmuşlardır: " Amerikalılar geçmişte olduğu gibi sonuçsuz komplolar kurmaya devam ediyorlar. Çünkü husumet ve kincilik onların gözlerini boyamış ve onları gerçekleri görmekten ve doğru değerlendirmekten mahrum bırakmıştır. "İşte Amerikan devlet adamlarının körü körüne yaptıkları bu hesaplar Amerikan üst düzey yönetim seviyesinde zihinsel geri kalmışlığın göstergesi olabilir. Çünkü onlar İran'ı bahane ederek kendi hedeflerine ulaşabileceklerini düşünüyorlar.
Aslında İran'daki öğrencilerin protesto yaptığı 16 Azer olayını da bu açıdan ele almak gerekir. 16 Azer olayı İran milletinin hiçbir zaman Amerika'nın sultacılığı ve müdahaleciliğine boyun eğmeyeceğini gösteriyor. Amerikan hükümetlerinin İran'a karşı son gayesinin sadece İslam cumhuriyetini devirmek olmadığı ve bu yönde adımların devam edeceği söylenmelidir.
Bu yüzdendir ki 16 Azer olayı hiçbir zaman İran milletinin tarihi belleğinden silinmeyecektir. Bu tarihi gün aslında yarım yüzyılı aşkın İran milletine karşı müdahaleci girişimlerde bulunan emperyalist gücün asıl yüzünü gün yüzüne çıkaran olayın yaşandığı tarihtir. Amerika ve küresel emperyalizm farklı planlar ve komplolar ile İran'ı kendi sultası altında tutmaya çalışsa da ancak hiçbir zaman bu arzusuna varamamıştır.