İslam İnkılabı Zafer Yıldönümü-2
Bu bölümde İran İslam Cumhuriyeti'nin Amerika'nın tüm yalnızlaştırma politikaları ve girişimlerine rağmen bölgesel ve küresel arenalardaki güçlü varlığını konuşmak istiyoruz.
İran İslam Cumhuriyeti'nin hayatının 40'ıncı yıllarına ayak basması eşiğinde İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, daha büyük gelişmeler ve başarıların elde edilmesi için İslam İnkılabının İkinci Adımı başlıklı bir bildiri yayımladı.
İslam İnkılabı Lideri bu bildiride, ülke içindeki ekonomik fırsatlara değinerek şöyle bir açıklamada bulundu: " İran dünya nüfusunun yüzde biri kadarına sahip olsa da, dünyanın maden rezervlerinin yüzde 7'si kadarına sahip olup, büyük yeraltı kaynakları, Doğu ve Batı, Kuzey ve Güney arasındaki müstesna coğrafi konumundan dolayı, büyük milli piyasası ve bölgesel piyasalara erişimi, 600 milyon nüfuslu 15 ülke ile komşuluğu, çeşitli ve büyük ekonomisinden ötürü büyük bir potansiyele sahiptir. Halbuki bu zenginlikler ve kapasiteleri el değmemiş bir şekilde kalmıştır. "
Bu kapasitelerin bir kısmı, diğer ülkeler ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi yönünde kullanılmış ve sonuçta İran'ın dışa yönelik ilişkilerini özellikle de ekonomik ve ticari ilişkilerinin artmasına yol açmıştır. Amerika'nın son yıllarda özellikle de BERCAM nükleer anlaşmasından çekilmesinin ardından İran İslam Cumhuriyeti'nin yalnızlaştırma politikasını izlediği ve yaptırımlar uyguladığı bir ortamda bu tür ilişkilerin geliştirilmesi ve arttırılması büyük bir öneme sahiptir.
İran, eşsiz coğrafi konumundan dolayı ekonomik gelişme ve kalkınma yolunda büyük bir potansiyele sahiptir. Tabii uzun vadeli ekonomik hedeflere varmak, mevcut ekonomik kapasiteler ve potansiyelin ekonomik diplomasi başlığı altında kullanılmasına bağlıdır.
İran, potansiyel bir ekonomik güç olarak dünyada öyle bir konumdadır ki yaklaşık dünyanın yüzde 10 kadar petrol rezervlerini, yüzde 17 kadar da doğalgaz rezervlerini elinde bulundurmaktadır. Ayrıca İran iki büyük enerji havzası sayılan Hazar Denizi Güneyinde ve Fars Körfez'inin de Kuzeyinde yer almaktadır. İşte bu stratejik konumdan yararlanarak bölgesel piyasalara dahil olmak da ülkenin ekonomik ve ticari siyasetlerinden olmalıdır. Böylece ülke dışa açık duruma da gelir.
Bu doğrultuda İran İslam Cumhuriyeti, serbest ticaret bölgelerini kurmak ve geliştirmek sureti ile çeşitli fırsatlar yaratmıştır. Üretimin geliştirilmesi, ihracatın arttırılması, istihdam fırsatlarının yaratılması ve yatırımcının ülkeye getirilmesi hedefi ile kurulan bu özel ticari bölgeler, dışa açılma stratejisi olarak birçok dünya ülkesi tarafından da dikkate alınan bir husustur.
Aslında serbest ticaret bölgeleri, yeniden ihracat ve küresel ekonomi ile etkileşim için iyi bir fırsattır. Bu bölgeler aslında daha çok üretimin yapıldığı endüstriyel bölgeler de sayılmaktadır.
Bunlara ilaveten serbest ticaret bölgelerinin kurulmasından güdülen bir başka hedef de teknoloji aktarımıdır. Genel olarak, birçok ülkenin bu bölgeleri kurmaktan güttüğü hedefin, küresel ekonomik düzene ve serbest ticaret sistemine entegre olmak olduğu söylenebilir. Özel ekonomik ve serbest ticaret bölgeleri, bu çerçevede, endüstriyel rekabet ve sonunda da ekonomik gelişmek hedefi doğrultusunda dış yatırım için altın bir fırsat yaratmaktadır.
Bu sebepten dolayı İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, yayımladığı İslam İnkılabının İkinci Adımı başlıklı bildirisinde de ekonominin, İslami toplumun son hedefi olmadığını, ancak onsuz da hedeflere ulaşılamayacağına vurgu yapmıştır.
Bu çerçevede İran'ın ekonomik gelişmesi çerçevesinde kilit hedeflerinden biri de petrole bağımlılığın azaltılmasıdır.
Aslında geçen yüzyılda petrole bağımlılık tamamen İran'ın milli çıkarlarının zararına olmuştur. Enerjinin ekonomi ve üretimin verimliliğini ve randımanını arttırmasına rağmen, ham petrol satmamaya dayalı bir ekonomik stratejinin geliştirilmesi de kaçınılmazdır. Son on yıllarda İran'ın en önemli ekonomik altyapılarından, petrol ihracatı ve sektörü, yaptırımlar ile hedef alınmış ve Amerika'nın bu sektörü çökertme ve gelirini yok etme çabaları ile ağır bir baskı altında kalmıştır.
Amerika başkanı Donald Trump, Mayıs 2018'de İran ile yapılan BERCAM nükleer anlaşmasından çekilerek İran aleyhinde yaptırımların yürütülmesine karar verdi. Bu çerçevede İran'ın petrol sektörüne yönelik yaptırımlar da 4 Kasım 2019'dan uygulanmaya başlandı.
Amerika hükümet sözcüsü Brian Hook ise İran'ın petrol sektörüne yönelik yaptırımların başlatılmasından bir ay sonra şöyle bir açıklamada bulundu: " İran'a yönelik yaptırımlar kararının uygulanması ile İran'ın günlük olarak 2.7 milyon varil petrol ihracatı, günlük olarak 1 milyon varilden daha az bir miktara düşecektir. " Biran Hook, Amerika'nın İran'ın petrol ihracatını sıfırlamak istediğini iddia etse de çoğu uzmanlar bunun imkansız olduğunu ileri sürmektedir.
Amerika'nın İran'ın petrol sektörüne karşı yaptırımlarının başlamasından 6 aylık bir süre geçse de Amerika'nın bu siyasetinde yenilgiye uğradığı emareleri ortaya çıktı. Kimi Amerika medya organları raporlarında bu yanlış kararın Amerika için ağır siyasi ve ekonomik sonuçlar doğuracağını belirtmişlerdi.
Bu çerçevede Amerikalı gazeteci ve Atlantik Konseyi Düşünce Merkezi üst düzey uzamanı Barbara Slavin, Amerika'nın İran'ı yalnızlaştırma siyasetinin yenilgiye mahkum olduğuna değinerek şöyle bir değerlendirmede bulunmuştu: "Trump hükümeti var gücü ile dünya ülkelerinin İran'dan petrol ithalatını sıfırlamak istiyor. Ancak bunun imkansız olduğunu bilmelidir. Özellikle de Çin, Hindistan ve Türkiye gibi ülkeler İran'dan petrol alımına göz yummayacaklardır. "
Bu doğrultuda, Suudi Arabistan gibi kimi gerici Fars Körfezi kıyı ülkeleri de Amerika'nın bu hasmane siyasetlerine paralel olarak İran'ın petrolünün piyasalardaki boşluğunu telafi etmek için üretimlerini arttırdılar. Bu çerçevede Suudi Arabistan, petrole talebin artması ile petrol üretimini arttırmaya karar verdi. Ancak bunu yapmakta aciz kaldı. Aslında Yemenlilerin geçen sonbaharda Suudi Arabistan'ın ARAMCO petrol tesislerine saldırması Amerikalılar ve Suudilerin bu rüyasını kabusa çevirdi.
Şimdi de Trump İran'ın petrol sektörüne uyguladığı 10 aylık yaptırımın ardından bu hasmane girişimlerinden bir sonuç alamamış ve İran'ın bu alandaki gelirlerini durduramamıştır.
İran İslam Cumhuriyeti petrol bakanı Bijen Zengene ise Eylül 2019'da yapılan törendeki konuşmasında Amerika'nın İran'ın petrol gelirlerini ve satışlarını sıfırlamaktaki başarısızlığını resmen açıkladı.
Ekonomi uzmanları, İran'ın sahip olduğu kapasitelerden dolayı, yakın zamanda İran ve bölge ülkeleri özellikle de Rusya, Türkiye, Hindistan, Çin, Hindistan, Umman, Katar ve Orta Asya ve Kafkasya ülkeleri arasında ilişkilerin derinleşeceği ve istikrarlı olacağını düşünüyorlar.
Uluslararası meseleler uzmanı Murtaza Hansari şöyle düşünmektedir: " İran ve Rusya, petrol ve doğalgaz alanında büyük enerji kaynakları ve rezervlerine sahip olup , dünyada enerji güvenliği ve yönlendirilmesinde önemli bir konuma sahip olmuştur ve dünyayı çoğu ülkeler tarafından da dolaylı bir şekilde desteklenen çok kutuplu düzene götürebilirler. "
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei bir yıl önce Rusya devlet başkanı Vladimir Putin ve yanındaki heyet ile Tahran'daki görüşmesinde İran, Rusya ve Türkiye'nin Amerika tarafından yaptırımlara hedef olmasının, iş birliği için de ortak bir nokta olduğuna değinerek şöyle bir açıklamada bulundu: "İran İslam Cumhuriyeti ve Rusya, siyasi ve ekonomik iş birliklerini arttırmalarının yanı sıra, Tahran konferansında varılan anlaşmaları ciddiyetle izlemeliler. "
İslam İnkılabı Lideri ayrıca ticari ve ekonomik işlemlerin dolar kuru haricinde yapılması gerektiğine de vurgu yaptı.
Rusya başkanı da bu görüşmede Amerika'nın mali işlemlere kısıtlama getirme siyasetinin tam bir stratejik hata olduğuna değinerek bu kısa süreli siyasi başarının küresel arenada dolara güveni azalttığını ve bu para birimini zayıflattığını belirtti.
Tüm bunlara rağmen İran ve Avrasya Ekonomik Birliği arasında yapılan serbest ticaret bölgesi anlaşması da Kazakistan'da 17 Mayıs 2019'da imzalanan bir başka önemli ekonomik gelişme adımı idi. İran İslam Cumhuriyeti'nin Avrasya Ekonomik Birliğine katılması ile İranlı tüccarın da Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Ermenistan ve Belarus gibi ülkelerle ticaret yapması kolaylaştırıldı
Bunların yanı sıra şimdi de İran ve Rusya arasında ticari bir birliğin oluşturulması hususundan söz edilmektedir. Bu çerçevede Rusya ticaret ve sanayi odası ile İran-Rusya ortak ticari konseyi istişareleri ve müzakereleri sürmektedir.
İşte bu gelişmeler çerçevesinde, İran'ın Avrasya ile özellikle de Rusya ile stratejik iş birliği imkanı yaratılmıştır. Aslında bu iş birlikleri, Amerika'nın ekonomik ve ticari arenadaki yaptırımları ile mücadele ekseninde oluşmuştur.