Şafak’ta On Gün; Allah’a iman, zafer sırrı - 2
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i142402-Şafak’ta_on_gün_allah’a_iman_zafer_sırrı_2
İran İslam inkılabının dünyanın diğer devrimlerine nazaran önemli özelliği maneviyata, Allah’a iman ve tevekküle dayanıyor olmasıydı, nitekim bugüne dek bu özelliğini de korudu.
(last modified 2023-09-08T06:51:29+00:00 )
Şubat 02, 2020 18:51 Europe/Istanbul

İran İslam inkılabının dünyanın diğer devrimlerine nazaran önemli özelliği maneviyata, Allah’a iman ve tevekküle dayanıyor olmasıydı, nitekim bugüne dek bu özelliğini de korudu.

Değerli dostlar, İran İslam inkılabını zafere götüren ve Şafak’ta on gün olarak adlandırılan on günü idrak ediyoruz. 1 – 11 Şubat 1978 tarihlerinde yer alan on günlük tarihi süreç, İmam Humeyni’nin 14 yıl süren sürgünün ardından yurda dönüşü ile başlayarak İran İslam inkılabının zaferi ile sonuçlanan süreçtir.

İmam Humeyni -ks- kader belirleyici bu günlerden ilahi günler “Yomullah” olarak söz etti. İmam Yomullah hakkında şöyle buyurdu:

Yomullah sırasında yaşanan gelişmeler tarih boyunca hem insanlar ve hem tarih açısından ibret verici ve uyandırıcıdır. Kur'an'ı Kerim’in de bazılarından söz ettiği tarihin büyük hadiseleri toplumları, insanları ve çağımızın inkılap çağı olan çağımızı inşa etmek için bereketli bir örnektir. Büyük hadiselere şahit olduğumuz bu günleri Yomullah olarak saymalı ve onları zikrederek anlatmalıyız.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de tarihte dönüm noktalara vesile olan ve insan ilahi gücün elini hadiselerde gördüğü günleri Yomullah olarak adlandırıyor.

Çağımızda dünya genelinde birçok devrim ve büyük gelişme yaşandı ve bir çoğunun sonucu sadece iktidarların el değiştirmesi oldu. Ancak İran İslam inkılabı tüm küresel güçleri reddetmek ve sadece ilahi güce tevekkül etmek ve İslam dinine kurtarıcı din olarak vurgu yapmak ve ilkelerine dayanmakla gerçekleşti. Bu inkılap, dönemin iki süper gücü Amerika ve Sovyetler Birliği onların düşünceleri ve nüfuzunun dışında bir inkılap gerçekleşebileceğini hayal bile edemedikleri bir sırada gerçekleşti.

Eski Sovyetler Birliği’nin komünist ideolojisinde din milletlerin gaflet ve habersizliğinin etkeni olarak tanımlanırken, liberalizm ideolojisinde de dini siyasetten ayrı ve sadece bireysel ibadetle sınırlı bir anlayış şeklinde ifade ediliyordu. Ancak İran İslam inkılabı zafere ulaşınca dünya ancak Allah’a iman ve tevekkülü mücadelesinde en ön planda tutan bir harekete şahit oldu. İmam Humeyni -ks- bu düşünceyi şöyle beyan etti: ... ve Allah teala size zafer vadetti. Ayaklarınızı sağlam yere basın ve ilahi yumruk olan sıkmış yumruklarınızı koruyun ve hiç bir süper güçten korkmayın ve hiç bir iç ve dış propagandadan paniklemeyin. Biz ancak kendi yolumuza gideriz ve bu yol, Allah’ın yoludur.Gerçekte Allah’a iman ve tevekkül, İran İslam inkılabının zafer sırrı oldu ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının da temellerini pekiştirdi. Kuşkusuz kim Allah yolunda hareket ederken O’na tevekkül ederse, adımları asla  sarsılmaz ve iradesi asla gevşemez. Nitekim Kur'an'ı Kerim ayetleri ve rivayetlerde bu konuya vurgu yapılmıştır.Hz. Musa’nın -s- öyküsünde belirtildiği üzere o hazret ve izleyenleri gece vakti Mısır’dan ayrılarak Filistin’e doğru hareket ettiklerinde Firavun maceradan haberdar oldu. Firavun adamlarını çevreye yolladı ve insanları zorla devşirerek büyük bir ordu hazırlanmasını ve İsrailoğulları takip edilmesini ve Filistin’e ulaşmadan yok edilmelerini emretti.

Firavun ve ordusu Hz. Musa -s- ve İsrailoğullarını takip etti. İsrailoğulları Nil kıyılarına gelince ardına baktılar ve peşlerinden gelen dişine kadar silahla donanmış Firavun ordusunu gördüler. O sırada İsrailoğullarının feryat ve figanı göklere yükseldi ve korkudan hepsi ölecek gibi oldu ve bu yüzden Hz. Musa’ya -s- dönüp şöyle dediler: Ey Musa, Firavun ve ordusu bize yaklaşıyor ve bizim onlarla mücadele edecek veya onlara karşı direnecek gücümüz yok. Şimdi önümüzde deniz ve ardımızda düşman ordusu varken, sen söyle ne yapmalıyız?

Hz. Musa -s- İsrailoğullarını şöyle dedi: Ey İsrailoğulları, korkmayın, Rabbim benimledir ve bana kurtuluş yolunu gösterecektir.

İşte bu nokta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin birçok kez üzerine vurgu yaptığı en önemli noktadır. Ayetullah Hamanei şöyle buyurur:

İran İslam Cumhuriyeti ilahi güce dayanmak ve halkın meydanlarda varlığının doğurduğu güce inanarak dünyada hiç bir güçten korkmaz. Eğer birileri İsrailoğullarının pasif psikolojisine uyarak hepimiz helak oluruz, diyecek olursa, biz de Hz. Musa -s- gibi Allah bizimle, deriz.

İran İslam inkılabı ve zafere ulaşması ilahi peygamberlerin ve izleyenlerinin kıyamlarına büyük benzerlik arz eder ve bu kıyamlar gibi maneviyat, Allah’a iman ve tevekkülle doludur ve şimdiye kadar da öyle olmaya devam etmiştir. Bu maneviyat Müslüman İran halkının İmam Humeyni’nin peygambervari liderliğine olan inancından kaynaklanmıştır. Gerçekte İmam Humeyni ilahi peygamberlerin yolunu ve yöntemini örnek alarak maneviyatı siyasetle birleştirdi ve mücadelede yeni bir yöntem sundu. İmam Humeyni eli boş ve dünyadaki hiç bir güçten yardım almaksızın muazzam bir inkılabı zafere ulaştırdı. Bu inkılap İmam Humeyni için ilahi görev ve Allah’ın emrini yerine getirmek ve rızasını kazanmaktı.

Gerçekte İran İslam inkılabının büyük lideri İmam Humeyni’nin kalbi Allah tealaya imanla doluydu ve bu yüzden sözleri ve amelleri ilahi ve etkileyiciydi ve insanların kalbinin derinlerine kadar nüfuz ediyordu. Müslüman İran halkı liderlerinin melekuti çağrısını duyunca dini korumak ve fasık Pehlevi rejimi ile mücadele etmek üzere İmam’la ahit bağladı. İran milleti de eli boş, ama Allah’a iman ve tevekkül dolu bir kalple mücadele meydanına ayak bastı ve askeri ve güvenlik gücünden yararlanarak onları şiddetle bastıran ve ABD ve Avrupa ülkeleri gibi büyük güçlerden destek alan despot bir rejime karşı ayaklandı.İran milleti İmam Humeyni’nin önderliğinde zalim ve despot Pehlevi rejimini devirmek için İmam Hüseyin’in -s- Kerbela’da gerçekleştirdiği kıyamı örnek aldı, nitekim inkılap günlerinde en büyük yürüyüşler ve protesto eylemleri Tasua ve Aşura ve Erbain günlerinde düzenlendi. İmam Hüseyin -s- kıyamının örnek alınması İran milletinde zulümle mücadele ve şehadet ruhunu daha da geliştirdi. Nitekim bu durum inkılapçı İran milletine devam etti ve Saddam rejiminin dayattığı sekiz yıllık savaşta cephelere akın etmeleri ile kendini gösterdi. Eşit şartlarda olmayan bu savaşta Müslüman İran halkı Allah’a tevekkül ve iman ve İmam Humeyni’nin ilahi önerdiğinde dişine kadar silah kuşanmış Baas ordusuna galip geldi.

Allah tealaya has kulluk, O’na iman ve tevekkül etmenin sonucudur. Son günlerde ve İran İslam inkılabının üzerinden yaklaşık 41 yıl geçtiği bir sırada dünya halkı İran toplumunda maneviyattan emsalsiz bir harekete tanık oldular. ABD terör devleti İranlı büyük ve ihlaslı komutan General Hac Kasım Süleymani’yi şehit edince milyonlarca Müslüman ve inkılapçı halk sokaklara döküldü ve ABD terör devletinden nefretini haykırdı. Halkın milyonluk katılımı, bu milleti kırk yıl boyunca sadece askeri ve kimyasal silahlarla değil, aynı zamanda her türlü gelişmiş kitle iletişim aracı ve ahlaksız yayınlarla kültürel ve fikri açılardan da bombardıman eden zorbaları şaşkına çevirdi.

Bundan yıllar önce İran İslam Cumhuriyeti nizamının büyük kurucusu İmam Humeyni şöyle demişti: Milletimiz tarihin akışını değiştirdi. Düşmanlar bir şeyin dışında her şeyin hesabını yapıyordu, ki o da maneviyattı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de ilahi irade, İran milletini zafere götürmeye yönelik olduğuna vurgu yaparak inkılapçı İran milletine şöyle dedi: Hangi etken, ilahi güçten başka bu mucizeyi gösterebilirdi? Bu hadiselerde ilahi gücün izlerini göremeyen ve meseleleri maddi açıdan analiz edenler geride kalırlar.

Şimdi de İslam inkılabı 41. zafer yıldönümüne yaklaştığı bir sırada inkılapçı İran milleti Allah’a iman ve tevekkülle yoluna devam ediyor. Bu inkılap kökleri İslami inanca dayandığı gibi, hedefini ve dinamiğini de dinde arıyor. Bu inkılap yegane Allah’a iman ve mutlak hakimiyet O’na ait olduğu inancı ve O’na karşı teslimiyet ve ilahi vahye ve yasaların temeli olduğuna iman etmenin üzerinde kurulmuştur. Bu inkılap bu dünya görüşü ile İranlı kültür ve medeniyet ve İslam ilkeleri ve değerleri temellerinde inşa edilen halkı bir nizamla taçlandırılmıştır, ki bu da başlı başına küresel zorba güçlerin tüm hesaplarını altüst etmiştir.

Değerli dostlar bir kez daha Şafak’ta on gün adıyla anılan bu günleri kutlayarak sözü İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin beyanatı ile noktalamak istiyoruz. Ayetullah Hamanei İran İslam inkılabı hakkında şöyle diyor:

Bu inkılap halk tarafından, halk iradesi ve gücü ve Allah’a iman ve tevekkülü ile gerçekleştirildi ve aynı güçle kendisini savundu ve aynı güçle ayakta kaldı ve kök saldı. Asıl düşmandan korkmayan, bu milletti, aziz İran milletiydi ki direndi ve Al-i İmran suresinde şu ayetin mısdakı oldular:

Bir kısım insanlar, müminlere: "Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!" dediler.