İslam İnkılabı Zafer Yıldönümü-8
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i143517-İslam_İnkılabı_zafer_yıldönümü_8
Bu bölümde Amerika ve İslam Cumhuriyeti düşmanlarının 41 yıllık düşmanlıkları, bu düşmanlıkların kökenleri ve nedenlerine göz atacağız.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Şubat 25, 2020 16:50 Europe/Istanbul

Bu bölümde Amerika ve İslam Cumhuriyeti düşmanlarının 41 yıllık düşmanlıkları, bu düşmanlıkların kökenleri ve nedenlerine göz atacağız.

İran'ın siyasi tarihi, Amerika'nın komploları, müdahaleleri ve husumetleri ile doludur. Bu hasmane tavır yarım yüzyılı aşkın geçmişe sahiptir. Ancak Amerika'nın İran'daki müdahalelerinin ilk açık örneği Ağustos 1953 darbesinden ve İran'ın yasal hükümetini devirmekle başladı. 

Daha sonraki yıllarda bu darbe ile ilgili Amerika ve İngiltere casusluk teşkilatları ve ajanları tarafından ifşa edilen belgeler ve bilgiler de Amerika ve İngiliz hükümetlerin her ikisinin de planlı bir şekilde İran'a musallat olmak için doğrudan bu darbeyi yönlendirdiklerini ve desteklediklerini gösteriyor. 

Amerika'nın bu darbeden hedefi, despot Pehlevi rejiminin korunması, İran'ın petrol kaynakları ve zenginliklerini yağmalaması ve İran'ın Batı Asya'daki jeopolitik konumunu suiistimal etmesi idi. 

Sicence Monitor gazetesi Amerika'nın bu darbeden güttüğü hedefler ile ilgili şöyle bir açıklamada bulunmuştur: " Kuşkusuz Musaddık Hükümeti devrilmeseydi bir iki ay sonra da İngiltere hükümeti devrilecekti. Böylece İngiltere'de iş başına gelecek bir sonraki hükümet de ister istemez Musaddık hükümeti ile daha yumuşak davranıp, İran'ın petrol meselesini insani ve kamuoyunun kabul göreceği bir şekilde çözmesi ve İngiltere'yi bu çıkmazdan kurtarması gerekiyordu. " 

Amerikalıların itiraflarında göre özellikle de Amerika Merkezi İstihbarat Teşkilatı tarafından ve Amerika dışişleri bakanlığı tarafından Haziran 2000'de yayımlanan belgeler de İngiliz güvenlik ve ajanlık teşkilatının İran'daki yasal Musaddık hükümetinin devrilmesini ve Batı'ya bağlı bir hükümetin işbaşına getirilmesini CİA'e önerdiğini gösteriyor. Bu çerçevede Amerika da Mart 1952'de bu çağrıya ve öneriye olumlu yanıt vermiştir. 

Amerika'nın bu alanda uzun vadeli hedefler de güttüğü söylenmelidir. Bu çerçevede Roosvelt şöyle bir açıklamada bulunmuştur: " İran'daki darbe Truman hükümetinin son aylarında  CİA tarafından bir başka yabancı hükümete karşı gizlice yürütülen ilk darbe idi. "

Aslında İslam İnkılabının zafere kavuşması ile Amerika İran'daki tüm imkanlarını kaybetti. Bu gelişme Amerika'nın bölgedeki siyasi ve askeri denklemlerini de altüst etti. Böylece Amerika'nın İran İslam Cumhuriyeti aleyhindeki hasmane girişimleri de yeni bir aşmaya ayak bastı. 

İslam İnkılabının zafere kavuştuğu günün ardından itibaren ülkeyi bölgeye yönelik faaliyetler Amerika'nın kışkırtmaları ile başladı. Mevcut belgeler ve kanıtlar da Amerika hükümetinin İslam İnkılabının zafere kavuştuğu ilk günlerden itibaren İran'da bölücü hareketleri desteklediğini böylece İslam Cumhuriyeti'ni zayıflatmak istediğini gösteriyor. 

Amerika'nın o yıllardaki Tahran'da bulunan casusluk yuvası büyükelçiliğinden elde edilen bazı belgeler Amerika'nın İran'daki etnik fayları oynatmak ve onları bölünmeye teşvik etmek istediğini gösteriyor. Bu belgeler, Amerika'nın gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Amerikalıların İran aleyhindeki düşmanlıkları hiçbir zaman durdurulmadı. Zaten BERCAM nükleer Anlaşması da hiçbir zaman Amerika'ya güvenilmemesini göstermiş oldu. 

Amerika hiçbir zaman İran'ı bağımsız bir ülke olarak kendi sultacı siyasetlerinin en önemli engeli olarak görmek istememişti. 

İran'ın Tabes çölündeki Amerikalıların başarısız rehine kurtarma operasyonları ve İslam İnkılabı zaferi sonrası Maske adlı Askeri darbesi de Amerika'nın devirme siyasetini kendi stratejisi edindiğini göstermiştir. Tabes Çölü başarısız operasyonu Amerika'nın İran'a karşı ilk askeri girişimi idi. Bu operasyon İslam İnkılabı zaferinin ardından gerçekleşip ilk aşamada ağır bir yenilgi ile sonuçlandı. 

Amerika başkanı Barack Obama ise  "Ümidin Cesareti" isimli 2006'da senatörlük yaptığı dönemde yayımlanan eserinde 1953 darbesine değinerek bu girişimin Amerika hükümetlerinin diğer ülkelerine içişlerine müdahalenin tam örneği olduğunu ve diğer ülkeler ile birlik oluşturmak için belli bir devlet adamını destekleme politikası doğrultusunda yapıldığını söylemiştir. 

İslam İnkılabı zaferi sonrası yaşanan Tabes olayı da Amerika'nın saldırganlığı ve agresifliğini ispatlayan bir başka olaydı. Amerika'nın başarısız Tabes çölü operasyonu sonrası tavırları ve tutumu bir kez daha eski yenilgilerden ders almadığını gösterdi. Gerçekte ise Amerika'nın İran'a karşı hasmane girişimleri hiç durdurulmadı. 

Demokrat parti temsilcisi Bernie Sanders ise  CNN kanalı ile mülakatında Amerika'nın 1953 darbesine müdahalesi ile ilgili şöyle dedi: " İran'daki demokratik süreçlerce seçilen yasal başbakan Musaddık'ın devrilmesi ile Amerika'nın yasal ve ahlaken hükümetleri devirmek için hakkı olduğunu sanmıyorum. Bu çabalar ise çoğu zaman ters tepmiş ve birçok bölgede istikrarsızlık oluşturmuştur. "

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ise halkın kesimlerinden binlercesine yaptığı konuşmada Amerikalıların Tabes çölündeki başarısız operasyonuna değinerek şöyle bir açıklamada bulunmuşlardır: " Onlar birçok şeyi anlamıyorlar ancak muhtemelen İran'a saldırının sonuçlarını  kavradıkları ve düşünebildiklerini sanıyorum. "

Amerika'nın İran aleyhindeki hasmane girişimleri ve davranışları İslam İnkılabının farklı olaylar ve durumlarda yaptıkları konuşmalarında da değindikleri gibi devam etmektedir. İslam İnkılabı Lideri Amerika'nın düşmanlıkları ve hedeflerini açıklamalarında şöyle buyurmuşlardır: "Amerika, isteklerini İran milletine dayatmak için fırsat kolluyor. Şimdiki Amerika'nın zatı ve özü,  Reagan dönemi Amerika'nın özü ve zatı olup demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında da bir fark yoktur. 

Hiroşima ve Nakazaki'yi nükleer bombalar ile hedef alan, İran'ın Airbus yolcu uçağını füzelerle vuran ve düşüren, Yemenli çocuklar ve kadınlar genel olarak da sivillerini öldürmek için Suudi Arabistan'a silah yardımında bulunan Amerika,  Saddam Baas Rejiminin İran ve Irak halkı aleyhindeki kimyasal saldırılarında da işbirlikçi idi ve bundan da hiç pişmanlık duymamıştı. 

Saddam Amerika ve Avrupa armağanı kimyasal silahlar ile İran ve Irak  halkını canice katletmişti. 

O dönemde Amerika ve Batılı devletler geniş çaplı bir şekilde Saddam'ı geniş çaplı bir şekilde donatıp Baas Rejiminin İran halkını katletmekle elini güçlendirmeyi hedeflemişlerdi. Örneğin Saddam, Amerikan silah üretici şirketinden  500 tonu aşkın kimyasal madde almıştı. Halbuki bu maddenin satışı uluslararası kurallarca yasaklanmıştı. "

Amerika ilk kez 1763 yılında Amerikalıların asıl sahipleri sayılan  Kızılderilileri öldürmek için kimyasal silah kullanmıştı. 

Amerika Birinci Dünya Savaşı sırasında 5 bin tonu aşkın kimyasal madde üretti ve kimyasal silah üretiminde kullandı.  Bu çerçevede üretilen kimyasal maddelerin bir kısmı da Avrupa'ya gönderildi. İstatistikler de Amerika'nın Vietnam savaşında 75 milyon litre zehirletici kimyasal maddeyi Vietnamlı siviller ve köylüler üzerine döktüğünü ve bölgedeki binlerce hektarlık ormanlık alanı yok ettiğini gösteriyor. Bu turuncu zehirletici maddeler sonucu 300 bini aşkın Vietnamlı hayatını kaybetti ve yüz binlerce çocuk da birçok anadan doğma engellilik ve sorun ile karşı karşıya kaldı. 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei  halkın farklı kesimlerinden binlercesi ile görüşmesinde de Amerika ile müzakereler hususunda şöyle buyurmuşlardır: " Amerikalılar ile, güçlü deliller ve geçmişteki tecrübelerden dolayı ve de zorba ve hilekar bir rejim ile müzakerenin vereceği zararlardan dolayı bir masaya oturup sonuca varamayız. Halkın ve yetkililerin bir ve beraber olması sonucu bu aşamayı da en iyi şekilde geride bırakacağız. 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise  Amerikan yetkililerinin son aylarda daha da edepsizleştiği ve küstahlaştığına değinerek şöyle bir hatırlatmada da bulundular: " Onlar daha önce de sözlerinde siyasi ve diplomatik etiğe riayet etmediler. Ancak mevcut Amerikan rejimi yetkilileri daha küstah, daha utanmaz ve daha edepsiz bir şekilde dünya ile konuşup artık hayaları kalmamış bir şekilde davranıyorlar. "