11. İslami Şura Meclisi Seçimleri - 8 ve 9
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i143520-11._İslami_Şura_meclisi_seçimleri_8_ve_9
11. dönem İslami Şura Meclisi seçimlerini ele aldığımız sohbetimizin bugünkü bölümünde İslami nizamın halkın oylarına dayandığından ve seçim rekabetlerinde etkilerinden söz etmek istiyoruz.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Şubat 25, 2020 17:25 Europe/Istanbul

11. dönem İslami Şura Meclisi seçimlerini ele aldığımız sohbetimizin bugünkü bölümünde İslami nizamın halkın oylarına dayandığından ve seçim rekabetlerinde etkilerinden söz etmek istiyoruz.

İran İslam Cumhuriyeti’nde demokrasinin en önemli kriterlerinden biri, İslam inkılabı zafere kavuştuktan kısa bir süre sonda ülkenin yeni nizamını belirlemek üzere düzenlenen referandumla halkın oylarına başvurulması ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının kurulmasıdır.

Bu demokratik hareket ta baştan İslam inkılabına göre her seçimde halkın oyları esas kriter olduğuna inandığını ortaya koydu. Bu yüzden de İran’da seçim sonuçları milletin verdiği karara bağlıdır ve buna göre de nizamın demokrasi ilkesi korunmuştur.

İran İslam Cumhuriyeti nizamının halkın oylarına dayanması, İslam inkılabının büyük İslam medeniyetine doğru hareketinde köklü ve sarsılmaz bir ilkedir. İslami öğretilerde ve inançlarda üzerine vurgu yapılan bu ilke, nizamın temellerini oluşturan toplumda bireysel ve sosyal hakların bir parçasıdır.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İslami nizamın halkçı olma ilkesinin anlamını şöyle beyan ediyor:

Nizamın halkçı olması demek, halka hükümette rol vermek demektir; yani halk hükümetin yönetilmesinde ve hükümetin kurulmasında ve yöneticinin belirlenmesi ve hatta hükümet ve siyaset biçiminin belirlenmesinde rol ifa eder. Bir başka ifade ile, İslami hükümetin halkçı olması demek, İslami hükümetin halkın hizmetinde olması demektir. Bu hükümette yönetici için söz konusu olan şey, belli kişilerin veya belli bir kesimin veya belli bir sınıfın değil, kamu çıkarlarıdır.

Ayetullah Hamanei ayrıca İmam Humeyni -ks- açısından halkın rolünü de şöyle ifade ediyor: Halkçı olmak tüm nizamlarda ve hatta despot rejimlerde iddia edilir, ancak önemli olan şu ki hakikaten nerede halkın şanı ve mevkili ve hakkı tanınır.

İran İslam Cumhuriyeti’nde seçimlere katılmak yasal açıdan zorunlu değildir ve sadece dini ve sosyal bir görev olarak toplumda bireysel hakların çerçevesinde tanımlanır. Dini demokraside halkın talepleri din ve toplumun değersel hedefleri doğrultusundadır ve bu yüzden demokrasi ilkesi demokratik nizamların ilkelerini korumakla beraber  dini değerleri de korur.

İran İslam Cumhuriyeti anayasasında İslami nizamın halkın destekleri, oyları ve istekleri olmadan bir hiç olduğu vurgulanmıştır. Dolaysıyla İslami nizamın tüm erkanları halkın iradesine dayanarak kurulmalıdır. Bu çerçevede İran milleti seçimlerde, hatta en zorlu şartlarda, savaş yıllarında ve en ağır siyasi ve iktisadi durumlarda özgürce seçim sandıklarının başına gelmiştir.

İran’da bu süreç, Belçika, Avustralya ve Avusturya gibi ülkelerde seçimlere katılmak zorunlu olduğu ve insanlar mecburen seçimlere katılmaları gerektiği halde serbesttir.  Söz konusu ülkelerde herhangi bir vatandaş seçimlere katılmadığı takdirde vatandaşlık haklarından mahrum bırakılır ve birçok siyasi ve iktisadi bedele katlanması gerekir.

Bu tür farklılıklar İran İslam Cumhuriyeti’nde cumhurbaşkanlığı, bilgeler meclisi, İslami Şura Meclisi seçimleri ve diğer seçimlere  katılmanın dayatma ve zorlama temelinde olmadığını, bilakis halkın oylarının değerinin gerçek olduğu temelinde mantıklı bir davranış olduğunu gösteriyor.

İran İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra birçok seçim düzenlendi. İran milleti 38 seçime katılarak seçmeyi bir hak ve ayrıca bir sorumluluk olarak algıladığını ortaya koymuştur.

Gerçekte İran İslam Cumhuriyeti seçimler işleri yetkili ve sorumlu insanlara vermektir. Buna göre de yetkililerin halkın oylarına karşı yasalarda belirlenen görev ve sorumlulukları bulunuyor.

Her seçimde İran halkı milletvekillerinin uygulamalarını gözden geçirmeye ve daha uygun adayları seçme fırsatını yakalıyor. Bir başka ifade ile seçimler, milletin siyasi şuur ve bilincini önemsemektir. Seçimler İran İslam Cumhuriyeti nizamının temellerini güçlendirirken aynı zamanda yeni zevklerin faaliyetine de zemin hazırlayarak çeşitli görüşlerin gündeme gelmesine katkı sağlıyor. Bu durum başlı başına halkın siyasi nizama güvenmelerine ve bu nizamı kendilerine ait bilmelerine ve her türlü zorlukta yanında durmaya teşvik ediyor.

İran’da seçim sürecinde siyasi partiler bazen güzel sloganlarla siyaset meydanına çıkıyor ve kadrolarını açıklıyor, fakat halkın bu partilere rağbet göstermemeleri ile birlikte söz konusu partiler de devre dışı kalıyor.

Siyaset meydanına çıkan siyasi partiler güç ve konumlarını korumaları gerekiyor. Siyasi partiler birbiriyle rekabet ediyor ve daha güçlü olan partiler yükselerek halkın desteği ile ayakta kalıyor. Siyasi partiler güçlü olduklarını pratikte ve yürüttükleri faaliyetlerde göstermeleri gerekiyor ve ancak bu şekilde halkın ilgisini çekebilecekleri anlaşılıyor.

Nizamın maslahatını belirleme kurumu sekreteri Muhsin Rızai şöyle diyor:

Siyasi partileri sadece seçim kampanyaları sırasında istemek ve böylece bazı adayları hükümetin içine yerleştirmek ve bir sonraki seçimlere kadar bu partileri unutmak, siyasi partilerin hükümette yer almaları meselesini bir kez daha ciddi bir şekilde gözden geçirmemiz gerektiğini gösteriyor. İran İslam inkılabının zaferi üzerinden kırk yıl geçtiği bir sırada şimdi siyasi partilerin veya kanatların arasında değil de, kuşaklar arasında bir intikal sürecine gelmiş bulunuyor. İnkılabın birinci ve ikinci kuşakları veda ediyor. inkılabın ta başından beri İran’da cumhurbaşkanları özgürlük, İslam, İranlı ve inkılapçı olmak, adalet, İslam ve inkılap ve ilerleme özellikleri ile işbaşına geldiler. Yani iki Cumhurbaşkanı adalet, iki Cumhurbaşkanı ilerleme ve bir Cumhurbaşkanı da özgürlük sloganları ile iktidarın başına geçtiler. Bunlar halkın çeşitli dönemlerde zevklerini yansıtıyor. Dolaysıyla kırk yılın ardından siyasi partiler bu zevklere göre şekillenerek ayakta kalmaları gerekiyor.

Siyasi partilerin ve kanatların seçimlerde ifa ettikleri rollerinde dikkat çeken önemli nokta, millete değer veren inkılap ve nizam sevenleri hangi kanatta yer alırsa alsın inkılap ülkülerinden oluşan tek eksen etrafında toplanmalarıdır. Zira bu söylem İslam inkılabını zafere götüren ve Saddam rejiminin dayattığı savaşta düşmanı geri püskürterek nizamı koruyan ortak paydadır. Dolaysıyla her seçimde siyasi ihtilaflardan kaçınmak, toplumun önemli zaruretidir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu konuda şu tavsiyede bulunuyor:

Ben herkese bu doğru çizgiyi izlemeyi tavsiye ediyor. biz İslam dünyasını vahdete davet ederken düşman İslam cumhuriyetinde ihtilaf ve tefrika çıkarmamasına özen göstermeliyiz. Zaferlerin şartı, İslam cumhuriyetinde tüm kanatların birbirine saygı göstermeleri ve birlik olmalarıdır. İslam cumhuriyetinde seçim, seçim rekabeti çerçevesinde değil, daha salih olanı seçmektir. Bu tür kavgalar ve rekabetler, Allah’tan ve dinden hiç bir şey anlamayan Batılı demokrasilere aittir. Bazılarının yaptıkları şeyler İslam cumhuriyetine yakışmaz. Burada seçim, daha salih olanı seçmektir.012