Silahlı güçler, güvenlik ve huzurun koruyucuları -2 son
İslam inkılabının zaferi ardından düşmanların İran ordusunu zayıflatmak ve tefrika oluşturmakla ülkede güvenliği bozma ve kargaşa çıkarma peşinde oldukları bir dönemde, İslam cumhuriyetinin büyük kurucusu İmam Humeyni –ra- ordunun korunması zaruretine vurgu yaptığı bir mesajda ordunun vahdeti, birlikteliği ve uyumu bağlamında önemli ve tarihi bir direktifte bulunarak, miladi 17 Nisan gününe denk gelen hş 29 Ferverdin gününü “ordu günü” olarak adlandırdı.
Sohbetimizin ikinci ve son bölümünde İran İslam cumhuriyetinin savunma stratejisine değinmek istiyoruz.
İran’a 8 yıl Irak devrik diktatörü Saddam Hüseyin tarafından İran’a dayatılan savaş tecrübesi, düşmanlar ve saldırganlara karşı güçlü olmak gerektiğini gösterdi, böylece gerektiği her mekan ve her zaman, güvenliği bozan unsurlara karşı mücadele edilebilir.
Bu stratejik temel ilkeye dayanarak, İran İslam cumhuriyeti silahlı güçleri ve ordusu, savunma teçhizatlarına sahip olmayı önceliklerine aldılar.
İran genel kurmay başkanı tümgeneral Muhammed Bakıri bu önemli konuya vurgu yaparak şöyle dedi:
“İslam öğretileri ve İslam cumhuriyeti ülkülerine göre, hiçbir ülkeye saldırı, tecavüz niyetinde değiliz ve topraklarına göz dikmemişiz; zira ülkemizin makro stratejilerinde savunma stratejisi, İran halkı ve ülkenin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve milli çıkarlarını savunma anlamındadır, fakat operasyon ve taktik düzeyinde sırf savunma ve pasif davranacağımız anlamında da değildir. Bu yüzden kendi çıkarlarımızın korunmasında saldırgan bir yaklaşımda olabiliriz ki ecnebiler onun sonuçlarını görerek ülkemizin çıkarlarına saldırı fikrini başlarından çıkarsınlar.”
İran İslam cumhuriyeti savunma hazırlığı ve caydırıcı gücün korunmasına vurgu yaparken aynı zamanda küresel barış ve güvenlikten yanadır ve bölgede askeri stratejilerin güvenliğin, kalıcı istikrarın ve güvenin sağlanması doğrultusunda olması gerektiğine inanıyor.
Stratejik askeri düşünceler çalışmaları ve gözlemcilerin de itiraf ettikleri gibi, İran İslam cumhuriyeti silahlı güçleri, bu cümleden ordu güçleri ihtiyaç duyulan alanlarda savunma sanayisini yerlileştirerek kendine yeter duruma gelmişlerdir.
Rusya “Batı Asya araştırma merkezi” başkanı Maksim Shevchenko İran’ın savunma gücü hakkında şöyle diyor:
“İran batı Asya bölgesinde en güçlü orduya sahiptir. Bu ülkenin silahlı güçleri, çeşitli modern silahları üretmeyi başarmışlar; İranlı güçlerin tatbikatlarında onları kullandıklarına şahit oluyoruz.”
Savuna sanayi alanında bu cümleden hava uzay konusunda İran ileri teknoloji İHA’lar üretmekle günümüzde bu alanda önde gelen ilk 5 ülke arasında yer alıyor.
İran silahlı güçleri ayrıca, çeşitli anti-gemi seyir ve balistik füzeleri üretmeyi başarmıştır; bu cümleden Kâdîr, Nur ve Gadir seyir füzelerine değine biliriz.
Bu alanda kazanılan başarılar ve kaydedilen ilerlemelerle silahlı güçlerin ihtiyacı olan çeşitli destroyer, deniz altılar ve füze ile donatılan hücum botları yerli bilgi ile üretildiler.
Deniz savaşı alanında da İran ordusu ve devrim muhafızları deniz kuvvetleri, ülkenin güneyinde Fars Körfezi ve Umman denizi, kuzeyde ise Hazar Denizi’nde İran kara sularının güvenliğini sağlamakla birlikte, serbest sulardaki muktedir varlıkları ile İran İslam cumhuriyetine ait ticari gemilerin güvenliğini dünyanın çeşitli bölgelerinde sağlamıştır.
İran İslam cumhuriyeti tüm bu ilerlemeleri ve savunma kapasitesini, geniş çaplı yoğun yaptırımlara maruz kaldığı bir dönemde kazandı. İran İslam cumhuriyeti silahlı güçleri İslami İran sınırlarının güvenliğini temin etmekle birlikte bölgede de güvenliği bozanlarla savaşta belirleyici rol oynadı.
IŞİD fitnesi ile savaşmak ve bu terör örgütünün hakimiyetine son vermek ayrıca İslam inkılabına karşı çeşitli hile ve komplolara karşı ordu ve devrim muhafızlarının inkar edilemeyen başarıları düşmanın çaresizliğine sebep olmuştur.
Bölge güvenliğinin sağlanmasında rol almak, İslam cumhuriyetinin iftiharlarından biridir.
İslam inkılabı rehberi Ayetullah seyit Ali Hamenei yaptığı aydınlatıcı konuşmalarında İran halkı iktidarının başlıca kriterlerini açıklarken, “İslami nizamın caydırıcı gücü” siyasetinden hedefin küresel zorbalar tarafından İran’a saldırı düşüncesini bile engellemek olduğunu belirtti.
Ayetullah Hamenei, düşmanların İran’a saldırı düşüncesine kapıldıklarında sert bir tepki ile karşılaşacaklarını bilmeleri gerektiğini, zira onların başlayan taraf olabilecekleri fakat işin sonunun onların elinde olmayacağını bilmeleri gerektiğini açıkça belirtti.
İran İslam cumhuriyeti bölgede yabancıların sultacılık ve zorbalıklarına karşıdır ve müdahale etmeme ilkesine vurgu yaparak bölge ülkelerini bölge sorunlarının çözülmesi için ortak çalışmalar yürütmeye ve bölgesel çözüm yolları bulmaya teşvik ediyor. Bu strateji bölge güvenliği ve istikrarının güçlenmesi, her hangi saldırgan tarafından saldırı veya muhtemel maceracılığı önlemeye dayalıdır.
İran İslam cumhuriyeti genelkurmay başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri bu konuya vurgu yaparak şöyle diyor:
“İslam öğretileri ve İslam cumhuriyeti ülkülerine göre, hiçbir ülkeye saldırı ve tecavüz niyetinde değiliz ve topraklarına göz dikmemişiz; zira ülkemizin makro stratejilerinde savunma stratejisi, İran halkı ve ülkenin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve milli çıkarlarını savunma anlamındadır, fakat operasyon ve taktik düzeyinde sırf savunma ve pasif davranacağımız anlamında da değildir. Bu yüzden kendi çıkarlarımızın korunmasında saldırgan bir yaklaşımda olabiliriz ki ecnebiler onun sonuçlarını görerek ülkemizin çıkarlarına saldırı fikrini başlarından çıkarsınlar.”
Aslında İran, birçok teorisyen ve stratejistin itiraf ettiği üzere dünyanın en önemli coğrafyasında bulunuyor.
Bu yüzden bu bölgede güvenliğin sağlanması ve istikrarın korunması büyük önem taşıyor. Bu bağlamda İran silahlı güçleri kendi zati görevleri ve verilen görevler icabında, güçlü varlık göstermek, düşmanların saldırıları ve bölgede güvenlik ve istikrarı bozanlara karşı mücadele etmeyi, en üst düzeyde çalışma programına almıştır. Bu siyaset İran’ın bölgede en güçlü, en etkin ve en çok nüfuza sahip askeri, sosyal ve siyasi yapı olarak gündemde olmasına sebep oluyor.
İslam inkılabı rehberi ve silahlı güçler başkumandanı Ayetullah seyit Ali Hamenei, silahlı güçlerin üst düzey komutanlarından bir grup ile görüşmede, silahlı güçlerin başlıca hedeflerinin iktidar, güvenlik, izzet ve gerektiği zaman yeterli kabiliyete sahip olmak olduğunu belirtti.
Başkumandan bu hedefin önemine vurgu yaparak, bu dönemin İran İslam cumhuriyetinin izzet dönemi olduğuna işaretle şöyle dedi:
İslami nizama mevcut benzersiz saldırıların sebebi, bu nizamın her gün artan gücüdür; zira düşmanlar bu artan güçten şiddetle tehlike hissediyor ve saldırılarını arttırıyorlar.
İslam inkılabı rehberi Ayetullah seyit Ali Hamenei bu konu hakkında İmam Ali -as- askeri fakültede ordu subaylarının mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, günümüz sömürücülerin bizlerle olan kavgalarının sebebinin gücümüzün bölgeyi sarması olduğuna işaretle şöyle buyurdu:
… Bu İslam cumhuriyetinin iktidarıdır. Bizim açımızdan ulusal güç olan unsur, düşmanımız açısından can sıkıcı bir unsurdur ve onunla savaşıyor. İslam cumhuryetinin bölgede ve bölge dışı milletler arasında iktidarının yayılmasına muhalefet ediyor, zira iktidar faktörüdür, zira ülke stratejisinin derinliğidir; ülkenin savunma gücüne ve ülkenin askeri gücüne muhalefet ediyorlar; bizim düşmanlarımız her türlü ulusal iktidar unsuru ve güç aracına muhalefet ediyorlar.
İran İslam cumhuriyeti ordusu ve devrim muhafızları, güçlü dayanakları ile ülkenin savunma ve askeri sütunları olarak stratejik düzeyde savaş gücü ve kabiliyetine sahipler ve müdahaleci güçlerin kriz yaratmak, vekalet savaşı ve terörizm ile İran ve bölgenin güvenliğini tehlikeye düşürmelerine izin vermiyorlar.
Ayetullah Hamenei bu bağlamada müstekbir güçlerin orduları ve İslam cumhuriyeti ordusu arasındaki doğal olan farklılıklarına işaretle şöyle buyurdu:
Müstekbir güçlerin ordularının başlıca sorumlulukları, diğer ülkelere tecavüz, gasp ve darbe vurmaktır; fakat İslam cumhuriyeti silahlı güçlerinin mantık ve felsefesinde, kendini savunma konusu güçlü ve sıkı bir şekilde mevcutken saldırının asla bir yeri yoktur.
İslam inkılabı rehberi Ayetullah seyit Ali Hamenei son yüz yılda İngiltere, Amerika ve Fransa ordularının Hint altkıtası, Asya’nın doğu ve batısı ayrıca Afrika’nın kuzey ve ortasındaki cinayetlerine işaretle, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bu orduların başlıca sorunları, müstekbir güçlere dayanmalarıdır. Günümüzde İran halkı, ordu, devrim muhafızları, Besic ve güvenlik güçlerinden oluşan tüm silahlı güçlerin iktidarla, ülkenin güvenik ve istikrarını tehdit eden unsurlara karşı durduğu bir dönemde ordu gününü kutluyor. İran silahlı güçlerinin iftiharlarından bir diğeri de sel ve deprem gibi olay ve hadiselerde insanların canını kurtarmak için cihat alanında hazır bulunmalarıdır.
İslam inkılabı rehberi ve başkumandan Ayetullah Hamenei 12 Mart 2020’de bir direktifle, İran genelkurmay başkanı Tümgeneral Muhamemd Bakıri’yi ülkede Koronavirüs ile mücadele alanında halka verdiği hizmetleri takdir ederek, salgının daha fazla yayılmasını engellemek için bu hizmetlerin “tedavi ve sağlık karargahı” kapsamında koordine edilmesine vurgu yaptı.
Böylece İslam cumhuriyeti ordusu ve devrim muhafızları, toplumun sağlığını savunmak amacı ile sağlık bakanlığı ve sağlık kadroları ile omuz omuza vererek, Koronavirüs ile mücadele bağlamında tüm imkanları ve olanaklarını kullanarak etkin rol üstleniyor.