Kutsal Savunma Yıllarında Değerlerin Tecellisi-2
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i153715-kutsal_savunma_yıllarında_değerlerin_tecellisi_2
Bugünkü bölümde maneviyet ve ahlakın kutsal savunma yıllarındaki rolünü ve bıraktığı etkileri ele alacağız.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Eylül 25, 2020 16:59 Europe/Istanbul

Bugünkü bölümde maneviyet ve ahlakın kutsal savunma yıllarındaki rolünü ve bıraktığı etkileri ele alacağız.

Maneviyat ve ahlak insanın yaşamına can ve ruh kazandırıp onu maddi dünyanın kargaşaları ve ahlaki kötülükler karşısında korur. Kendini yaratana yakı gören  ve öbür dünyayı kendi kalıcı mekanı olarak düşünen insan  bu dünyada  liyakatli ve iyi bir insan olmaya, kalıcı cennette uygun bir şekilde yerini almak için Allah rızasını kazanmaya çalışır.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise bu hususta şöyle buyurmuşlardır:"  Maneviyat ve ahlak, tüm kişisel ve toplumsal faaliyetler ve hareketlerin yönlendiricisi ve toplumun asıl ihtiyacıdır. Bunların olması hayat ortamını  tüm maddi eksik yanlarına rağmen cennete çevirir. Bunların olmaması ise tüm maddi imkanlara rağmen hayatı cehenneme çevirir. 

Saddam Rejiminin İran İslam Cumhuriyeti'ne dayattığı savaşta İran cephesinde  her şey maneviyat kokup maneviyat renginde idi.   O dönemde  en güzel ilahi yalvarışlar ve yakarışların tecellisi için fırsat oluşmuştu.  Namaz ve Kuran'ın yanı sıra  hak yolunda savaşanlar dua ederek de  savaş meydanının zorluklarını alt etmeye çalışıp manevi güçlerini arttırıp sonuçta fiziksel olarak da enerji depoluyorlardı. 

Savaş meydanlarındaki askerlerin ve savaşçıların dualar, yalvarışlar, yakarışlar ve gece ibadetleri, ülkenin ortamını manevileştirmişti.   İslam'ın kahraman ve cesur komutanı Şehit Çemran'ın  arifane mırıldanmaları  yeni bir irfan ve ilahi aşk kapılarını aralamıştı.  

Şehit Çemran şöyle diyordu:" Allah'ım beni boşluklardan ve bağlılıklardan  azat ettiğin için, zulüm ve küfr ile mücadele etmek tadını tattırdığın için,  hayatın gerçek anlamını bana gösterdiğin için sana şükrediyorum....  Allah'ım   bana tevekkül ve rızanı kazanma nimetini verdiğin için, en zor fırtınalı dönemlerde kaderimle, senin bana mukadder kıldığınla  barışmam için bana verdiğin güven ve huzurdan dolayı şükrediyorum. "

Kutsal Savunma yıllarının etkileri ve sonuçlarından biri de  toplumda ahlaki faziletlerin ve maneviyatın gelişmesi idi.  Öyle ki  İran toplumunun farklı kesimleri  hak cephelerinde mücadele edenlerin davranışları ve tavırlarının etkisi altında kaldı. Savaşın bu yanı  kutsal savunma yıllarının en görkemli  özelliklerinden sayılır.    

Savaşçılar   zor ve imkansız görünen görevlerde ve işlerde bir birlerini sollamaya çalışıyorlardı.  Komutanlar  o kadar mütevazı davranıyorlardı ki onları ayırt etmek çok zordu.  Pilot Şehit  Abbas Babayi, İslam ordusunun büyük komutanlarından  ve generallerinden  kimi zaman uçuşlarının ardından  su tankerinin yanında oturup  zor savaş cephesi koşullarında   savaşçılara ve askerlere su dağıtırdı.  

Iraklı komutanlardan biri İranlı mücadeleciler hakkında  şöyle diyor:" Mayın tarlaları ve mayınlı alanlardan  geçip bize saldıran  İranlıları görüyorum. Iraklı askerleri ise botlarını çıkararak  sessiz sedasız kaçtıklarını görüyorum. Bu asker ile savaşmak ne mümkün. "

İşte İranlı askerlerin bu faziletli duruşunun doruğu ise  13 yaşındaki bir gencin  kendine el bombaları bağlayıp kendisini  düşman tankının altına atması ve tankın ilerlemesini engellemesidir. 

Kutsal savunma yıllarında  maneviyat ve ilahi motivasyon çok büyük bir konuma sahip olup İranlı komutanlar ve mücadelecilerin en önemli güç kaynağı idi.  Allah'a tevekkül ederek yorulmaktan uzak kalmak, maneviyat, sade yaşama, samimi ve iddiasızlık  tüm mücadeleciler özellikle de genç İslam ordusu mücadelecilerinden en çok göze çarpan özelliklerdi.   

Gençler  cephelerde  gece namazı kılıp Allah yolunda cihat etmekle  övünüyorlardır.  Bu onlar için gurur yaratıcı bir durumdu. Onlar  kolaya kaçmayıp kayıtsız kalamayarak  cephenin ön saflarına katılmak için bir birleri ile rekabete bile girdiler.  Bir genç toprağa düştüğünde aynı aileden başka bir genç  onun yerini dolduruyordu. 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise maneviyatı düşmanın gücü karşısında  başarı etkeni adlandırıp şöyle buyurmuşlardı:"  Bizim karşımızda sırf Irak değildi. Doğu, Amerika, NATO, bölgedeki gerici ülkeler, para, silah, teçhizat ve donanım, taktik, uydu üzerinden haberleşmelerdi... Tüm dünya onlara yardım etti. Ancak bunların tüm zafiyetlere, bütçe açıklarına,  teçhizat zafiyetlerine, yapılanma ve örgütlenmede, disiplindeki zafiyetlere, ihtilaflara rağmen  İslami İran'ı tam garip bir tampon gibi koruyan güç, onların hedeflerini ve maksatlarını önleyen neydi?   İşte dünya bundan büyük bir ders aldı... Bu neyin etkisi idi?    Evet bu maneviyatın etkisi idi. "

Kutsal Savunma yıllarında hak ordusunda savaşanlar  namaz kılarak Allah'ı hatırlamaya çalışıp   namazlarında sorular ve sıkıntıları geride bırakmak için de  destek istiyorlardı.  Nitekim Kuran-ı Kerim'de de  " sabır ve namazdan medet umun " diye buyrulmuştu.  Böylece tam bir inanç içerisinde namaz ve maneviyattan yardım alıp  maneviyatlarını geliştirmelerine ilaveten  sorunları da çözüyorlardı.   

İslam ordusu savaşçılarından biri,  Sahib Ez Zaman operasyonu ile ilgili şöyle diyor:"  Cemaat namazı kılıyorduk.  Dua ve yakarış ıtrı her yerde hissedilebiliyordu.  Tugay komutanı   aynı operasyonda şehit düşen Tugay komutan yardımcısı Abbasali Sahaveti'nin elini tutarak sıktı ve şöyle dedi:"  Sizin çocuklarınızın kıldığı namazı gördüm.  Eminim bu gece  Ümmetin İmamı'na güzel bir haber ileteceğiz. " Öyle de oldu.  İslam ordusunu kahramanlarının  büyük baskını ile düşman büyük bir yenilgiye uğradı. "

41'inci Sarallah tümeni komutanlarından Şehit General Hüseyin Yusufullahi hakkında da şöyle anlatılmaktadır:" Yer içinde kazılmış sipere  girer girmez herkesin yere yattığını gördüm.  Kesin Iraklı devriyelere rastladığımızı zannettim. Ancak birden herkesin secdeye kapıldığını anladım.   Ardından herkes başını kaldırdı ve iki rekat namazını bitirdi.  Çok şaşırmıştım. Hüseyin'i yanıma aldım ve şöyle dedim:"   Ne yapıyorsunuz?"  O da  " Kardeşlerim   şükran secdesi yaptılar. Bu bizim her gece yaptığımız şeydir. "dedi.  

Ben de " Neden burada? bekleyin de geriye dönünce bunu yapın." deyince  o da  " hayır biz her gece  geçide girdiğimizde  dönüş yolunda düşmanın mayınlı sahasının arkasında  şükran secdesi edip  iki rekat namaz kılar ardından döneriz. "