Kutsal Savunma Yıllarında Değerlerin Tecellisi-5
Bugünkü bölümde kadınlar ve annelerin kutsal savunma yıllarındaki rolünü ele alacağız.
Kutsal savunma yıllarında tecelli eden ve bir sonraki nesillere de aktarılan değerler sırf savaşta mücadele edenlere mahsus bir şey değildir. Anneler, eşler ve kadınlar da tüm zorluklara ve sıkıntılara rağmen çocuklarını, eşlerini ve kardeşlerini cephelere gönderiyorlardı. Anneler, eşler ve kadınlar sevdiklerini kaybetme korkusu ve ızdırabı yaşamalarına rağmen İslam İnkılabını desteklemek ve vatanlarını korumak amacı ile yakınlarını mücahitlere katılmak üzere uğurluyorlardı.
Şehit Mecit Kanberi'nin annesi çocuğunun Allah yolundaki fedakarlığı ile ilgili şöyle diyor:" Mecid gitmeye karar verdiğinde 18 yaşında idi. Babası şöyle demişti: Sen kal ben giderim. Döndüğümde sen gidebilirsin. " Ancak o kabl etmedi ve ben gideceğim dedi... Tam yola koyulacağı gün ona şöyle demiştim:" Mecitciğim! Seni eli veya ayağı kırılmış olarak görmek istemiyorum. Kendine iyi bak. Yaralı olmanı istemiyorum. " Gülümsedi ve şöyle dedi:" Hayır merak etme anne. Öyle giderim ki artık cenazem bile dönmez. " Bu da nasıl bir söz dediğimde sessiz kaldı ve bir şey söylemedi... Cepheye sevkıyat başladığında tüm anneler garnizonun avlusunda toplanmış çocuklarının yanında idiler. Ancak Mecid asla yanımda durmuyordu. Ben de çocuğumun diğer gönüllü güçler gibi biraz olsun yanımda kalmasını istiyordum. Ancak geldiği her defasında yanağımı tutup şöyle diyordu:" Ne olmuş anne! beti benzin neden solmuş? Neden üzgünsün? " Ona " Bu da ne demek? Hayatımdan ayrılıyorum. Bu son anlarda tüm gönüllüler annelerinin yanındalar. Sen neden hep hareketlisin ve oturmuyorsun? " Önce sözü değiştirmeye çalışıp cevap vermemeye çalıştı. Çok ısrar ettiğimde şöyle dedi:" Anneciğim! Yanına oturduğumda, annelik duygularını yüzünde gördüğümde şeytana uyup burada kalacağımdan korkuyorum. Korkarım bu anne sevgisi benim gitmemi önleyebilir. Bu yüzden yanında durmuyorum. ...Tam yola koyulurken yanıma geldi ve beni öptü. Şöyle dedi:" Anne! Bindiğimde otobüsün ortasında duracağım ve sana bakacağım. Sen de bana bak. Olabildiğince bir birimize bakalım. .. "
Otobüs hareket ettiğinde son ana kadar elimi sallıyordum o da aynı şekilde son ana kadar elini salladı. Bu son görüşmemiz oldu. Bir kaç gün sonra şehadet haberini getirdiler. Kendisinin de dediği gibi cenazesi bile dönmedi. Evet hala onun cenazesi dönmemiştir... "

Gerçekte İranlı aileler İslam İnkılabı ve kazanımlarını savunmaktaki farklı dönemlerde özellikle de Saddam Rejimi'nin İran'a dayattığı savaşta hayret verici müthiş bir izlenim bıraktılar. Başka bir ifade ile savaşın, yapılan fedakarlıklar ve özverilerden söz edilip anneler ve eşlerin önemli rolünden söz edilmezse bu husustaki gerçekler tam olarak anlatılmamış olacaktır.
Savaşın aslında erkeklere has bir gelişme ve şiddet olayı sayıldığı cesaret ve korkusuzluk gerektiren bir olay olduğu doğrudur. Ancak burada önemli olan nokta böyle bir ruhu ve insanı yetiştirmekte kadınların özellikle de annelerin rolünün belirgin olmasıdır. Nitekim bir değil üç, dört çocuğunu, canlarını ciğerlerini savaş cephelerine gönderen anneler olmuş ve onları kaybettiklerinde de sabırlı olmuşlardır. Evliliklerinden bir kaç gün veya bir kaç hafta geçerken eşlerini gönüllü olarak savaşa gönderen fedakar kadınlar olmuştur. Bu kadınlar, düşmanlar karşısında direnmenin ve mücahitlere paralel olarak hareket etmenin doruğunu yaşadılar. Sorumluluklarını tam ciddiyet ile yerine getirdiler.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise şehit annelerinin sabrı ve dayanıklığı ile ilgili şöyle buyurmuşlardır:" Kutsal Savunma yıllarının önemli tarafı da bu işte. Anneler. Onlar bu kimlikle, bu konumları ile, bu anlatılmayan, açıklanamayan duyguları ile çocuklarının savaş cephelerine doğru sevkedilmelerine dayandılar. Hem şehadetleri ile de övündüler. Sekiz yıllık kutsal savunma yıllarında ve ardından gelen dönemde annelerden bir şikayet duymadık. Tam tersi annelerimiz birçok babadan daha da hamasetli davrandı. Ben bizzat kimi şehit ailenin evine gidip oturma ve samimi konuşma şansı buldum. Şimdiye kadar, binlerce anne görmeme rağmen şehit çocuğundan şikayetçi olan bir anneyi hatırlamıyorum. Tam tersi anneler övünüyorlar, gurur duyduklarını söylüyorlar. Bu çok önemlidir. Fedakarca çocuklarını düşünen onun çalışırken bile aç kalmasına dayanamayan bir anne, tüm duygusallığına rağmen çocuğunun şehadetine dayanıyor. Hicretini sabırla karşılıyor. Onun ayrılmasını tahammül ediyor ve hiç bir şikayeti olmuyor. Bence bunlar çok önemli noktalar. "

Bir başka tarafta ise mücadelecilerin ailelerinin camilere coşkulu bir şekilde akın etmesi sonucu cephelere ve mücahitlere yardımlar da toplanıyordu. Mahallelerden gönüllülerin camilerden cepheye doğru sevk edildiklerinde yakılan üzerlik kokusu ve annelerin duaları mahallenin ortamını tamamen değiştirirdi. Şehitlerin cenazesi mahallelere döndüğünde ise herkes şehit ailesinin yanında gidip bir arada duygularını onlarla paylaşırdı ve cenaze töreni düzenlenirdi.
Yaşlı kadınlar atkı ve şapka örüp genç kadınlar da reçel, sebze ve farklı yemekler hazırlardı. Savaş döneminde bir mahallede insanların tam ailenin üyeleri gibi oldukları görülürdü. Günlerden biri beli bükük ve zayıf ayakları ile bir şehit annesi küçük bir torbayı camiye getirdi. Oturup soluklandı. Sağlam bir iple bağlanan torbasını açtı ve şöyle dedi:" Bu pirinçleri 10 kilo olana kadar topladım. Bunu mücahitlere göndereceğim. "
Torbanın içinde daha küçük keselere doldurulan pirinç vardı. Yaşlı kadının uzun süre tasarruf yaparak bu torbayı topladığı belli idi. Tabii sırf bu yaşlı kadın değil herkes kendi yediği içtiğinden mücahitlere gönderiyordu. Herkes aşk ve ihlasla çalışıyorlardı. İster cephede savaşanlar ister cephelerin arkasında olanlar.
Kutsal savunma yıllarında tüketicilik, refahtaleplik, lüks yaşam diye bilinen kavramlar toplumda yaygınlaşmamıştı. Çünkü toplumun tüm bireyleri ortak bir hedef peşinde koşuyorlardı. Bu hedef de vatanı, İslami devrimin ülkülerini savunmaktı. Bu yüzden maddi ve ekonomik meseleler önemli değildi. Öyle ki anneler ve eşler evlilik yüzüklerini ve alyanslarını bile satıp savaşçılara ve mücahitlere yardım yapıyorlardı.
Kutsal Savunma yıllarında değer sayılan aileler ve eşlerin duruma ve koşullardan dolayı gösterdikleri anlayış ve sergiledikleri basiretti. Burada sırf ekonomik çıkarlar söz konusu değildi. Daha ötesinde yer alan inançlar ve manevi değerler vardı. Bu yüzden kutsal savunma yıllarındaki ailenin sosyal ve kültürel özellikleri daha sonraki dönemlerde yaşayan aileler için örnek teşkil etti. Gerçekte o dönemde aile ve ebeveynlerin yaşadıkları onlarda değerleri pekiştirdi ve içselleştirdi. Bu da onların gelişmesine ve yücelmesine yol açtı.