7 Aralık öğrenci günü, İran halkının istikbar ile  mücadele günü
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i157747-7_aralık_öğrenci_günü_İran_halkının_istikbar_ile_mücadele_günü
7 Aralık 1953 tarihi İran takviminde öğrenci günü olarak kayda alınmıştır. Bugün İran halkının dünya istikbarına karşı amansız mücadelesinin kalıcı bir dönemini hatırlatmaktadır.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 13, 2020 13:59 Europe/Istanbul

7 Aralık 1953 tarihi İran takviminde öğrenci günü olarak kayda alınmıştır. Bugün İran halkının dünya istikbarına karşı amansız mücadelesinin kalıcı bir dönemini hatırlatmaktadır.

 7 Aralık 1953 tarihinde Tahran Üniversitesi'nde bir grup öğrenci Amerika’nın İran'daki müdahaleci siyasetlerine karşı bir hareket başlattılar;  bu hareketin etkileri üniversite öğrenci toplumunu aşarak geniş çapta yayıldı.

 7 Aralık 1953 tarihinde bir grup üniversite öğrencisi  Amerika dönem Başkan Yardımcısı Richard Nixon’un İran ziyaretini protesto ederek Amerika’nın İran'daki müdahalelerini kınadılar. Bu öğrenci hareketi şahlık rejiminin güvenlik güçleri tarafından  kurşunla karşılık buldu ve Tahran Üniversitesi öğrencilerinden 3'ü  şehit oldu; fakat onların akan kanları İran halkına ve dünya istikbarına karşı yılmaz mücadelesine yeni bir hayat kazandırdı.

7 Aralık Öğrenci Günü ve  Küresel İstikbar ile Ulusal Mücadele Günü olan 4 kasım gibi günlerde yaşanan olayların her biri Amerika’nın İran'a karşı müdahalelerinin belirtileridir.  Amerika 60 yıldan beri İran'a karşı hasmane tutumlarını sürdürüyor. İran halkı Amerika ile ilişki tarihinde  sahtekarlık, ihanet, insanlık dışı girişimler ve müdahaleden başka hiçbir şey  görmemiştir. İslam inkılabından önce yaşanan geri kalmışlık yılları ise işte bu ilişkilerin sonucudur.

İslam inkılabı zaferi ardından Amerika tarafından çeşitli yaptırımlar dayatılırken, darbe için komplo ve tehdit, mütecaviz Saddam rejimi tarafından savaşın dayatılması ve diktatör Saddam'a destek verilmesi, İran ortamını güvensizleştirmek için teröristlere siyasi ve ekonomik destek sağlanması ve İran'a maksimum baskı hedefi ile ülkenin ekonomi ilerleme ve gelişme sürecinin sabote edilmesinden başka siyaset izlenmesi.

Tüm geçen yıllarda sergilenen bu siyasetler çeşitli yöntemlerle günümüze kadar devam etmiştir.  Son 10 yılda Amerika, çeşitli yaptırımlar ayrıca CIA ve MOSSAD  düşünce odalarında tasarlanan yumuşak savaş yöntemleri ve uydu kanalları yayınları ile İran İslam Cumhuriyetine  baskıları yoğunlaştırdı. Washington yönetimi İran'a maksimum ekonomik baskı ve yaptırımların etkinliğinden ümitsizliğe kapılınca maksimum güvenlik baskı siyasetini başlattı.

 3 Ocak 2020 tarihinde İslam Devrimi muhafızları ordusu Kudüs gücü komutanı Korgeneral Kasım Süleymani, Irak hükümetinin resmi davetlisi olarak bu ülkeye düzenlediği ziyaretinde Bağdat havaalanı yakınlarında terör saldırısına uğraması bu hasmane siyasetin sonucuydu.  Aynı yıl  Kasım ayında İran Savunma Bakanlığı Araştırma ve İnovasyon Kurumu Başkanı  Muhsin Fahrizade’ye yönelik  terör saldırısı düzenlenerek bu şeçkin bilim insanı şehit edildi. Mevcut kanıtlar terör saldırısında Amerika, siyonist rejim ve münafıklar terör grubunun işbirliği ile gerçekleştiğini gözler önüne sererken, aynı zamanda İran'a yönelik  düşmanlığın boyutlarını daha da gün yüzüne çıkarttı.

Şehit Muhsin Fahrizade cinayeti, söz konusu seçkin   savunma ve nükleer bilimcinin, İran'da  bilim insanlarından oluşan bir takımın başkanlığında, tüm İranlı vatandaşlar için ilk yerli  Corona teşhis kiti ve aşısını  üretmek ayrıca bu ölümcül hastalığı kontrol altına almak için uluslararası çalışmalara ortaklık ettiği bir sırada gerçekleşti.

Aslında Amerikalı yetkililer ister geçmiş ister günümüzde İran'a darbe vurmak için her yola başvurdular. Düşmanca siyasetleri devam etmesi Amerikan’nın, hala  eski asırlarda olduğu gibi İran'a tepeden bakma ve emperyalist  düşünceler ile yaklaştığını gösteriyor. Üstelik bu düşmanlığın bir sonu da yoktur, zira Amerika’nın emperyalist mahiyetinin bir parçasıdır. Amerika’nın dünyaca tanınmış eleştirmeni, teorisyeni ve siyasi meseleler yorumcusu Noam Chomsky Amerika'nın İran'a karşı hasmane tutumunun sebebi  hakkındaki yorumunda şöyle diyor:

“Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail,  kendilerini sahibi olduklarını düşündükleri bölgede bağımsız bir gücün varlığına  tahammül edemiyorlar.”

Aslında Amerika İran'a karşı düşmanlığının başlıca sebeplerinden biri bölgede Suriye, Lübnan ve Irak gibi ülkelerde İsrail rejimi ile birlikte tasarladıkları komplo ve entrikalarının etkisizleştirilmesidir, zira İran, Amerika ve İsrail'in tefrikacı ve ayrılıkçı senaryolarını altüst etmiştir.  Son  41 yılda İran İslam Cumhuriyeti düşmanları çeşitli komplolar tasarlayarak İran halkını umutsuzluğa ve yılgınlığa sürüklemeye çalıştılar, fakat tüm konularda bekledikleri sonucun tam tersi yaşandı.

Korgeneral Kasım Süleymani ve İran'lı nükleer bilimci Muhsin Fahrizade terör olaylarında İran halkı tüm düşmanların beklentilerine rağmen tek vücut olarak birlik içinde sıkı saflarda bir arada  kenetlendiler. Bu hareket her seferinde Amerikanın hesaplarını altüst ederken İran İslam Cumhuriyeti nizamının temellerini daha da güçlendirdi.

Hiç  şüphesiz Beyaz Saray’ın İran İslam Cumhuriyeti ile düşmanlığı bu ülkede belirli bir hükümet veya özel bir parti ile sınırlı kalmamıştır,  zira her zaman hepsi elinden geldiği kadar İslam Cumhuriyeti ve inkılabına karşı düşmanlığa  kalkışmıştır. İslam Cumhuriyeti nizamını devirmek için çeşitli tehdit, yaptırın ve askeri güce başvurmak, ayrıca içten yumuşak savaş hareketleri Washington yönetimi tarafından İran'a karşı yürürlüğe konuldu.Amerika başkanı Donald Trump utanç dolu  başkanlık döneminde İran'a karşı hedeflerine ulaşmak için aynı hataları tekrarladı.  Siyonist rejime bağlı unsurlardan ve İran’a karşı  düşmanlığı ile bilinen John Bolton bir süre Trump yanında onun danışmanı  olarak bazı stratejiler sunmakla kalmayıp münafıklar terör grubu toplantısında Temmuz 2017'de küstah açıklamalarda bulunarak, "Günümüzde Amerika'da Tahran hükümetine tamamen karşı olan bir başkanımız var.  Amerika başkanı siyasetlerini gözden geçirmesinin sonucu,  1979 yılında oluşan (İmam) Humeyni hükümetinin, 40. yılını görmemesi gerekiyor" dedi.

Bu içi boş ifadeler Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından illegal bir şekilde ve hiçbir gerekçe göstermeden çekilmesinden 2 gün sonra Free Bacon Medya tarafından yayınlanan  Ulusal Güvenlik Araştırmalar Enstitüsü tarafından "Henson" olarak bilinen  bir projenin parçasıdır.

Ohio'da Heidelberg College'de Siyaset Bilimi Profesörü Arnold Oliver,  Amerika'nın İran'a karşı müdahaleci ve kışkırtıcı tutumlarına işaretle, "yaşanan olayları  insaflıca değerlendirmesi  sonucu İran halkının Amerika yetkililerine  duydukları nefretin sebebini ortaya çıkarıyor" dedi. İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’nin  de  belirttiği gibi, " Amerika’nın İran halkına olan derin husumeti,  Amerikalıların  hesaplama gözünün kör olması ve yanlışlarını tekrarlamasına sebep olmuştur.”

 Amerika'nın  geçmiş ve günümüz davranışlarında  önemli olan konu Amerikalılar’ın  gerçeklerin mahiyetini anlamak için gerekli basirete sahip olmamalarıdır.

 7 Aralık  olayına  aslında bu açıdan bakmak gerekiyor.  Bu olay İran halkının bilinçli ve uyanık olduğunu ve Amerika'nın müdahalelerine asla boyun eğmeyeceğini gösteriyor.