İslam İnkılabı Zafer Yıldönümü-1
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i161226-İslam_İnkılabı_zafer_yıldönümü_1
Bu bölümde İran'ın 42 yıldır sulta düzeni karşısında Amerika'nın dayattığı sekiz yıllık savaş, yaptırım ve terörizmi karşısındaki direnişini ele alacağız.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Şubat 02, 2021 05:49 Europe/Istanbul

Bu bölümde İran'ın 42 yıldır sulta düzeni karşısında Amerika'nın dayattığı sekiz yıllık savaş, yaptırım ve terörizmi karşısındaki direnişini ele alacağız.

İran İslam İnkılabının zafere kavuşması 20'nci yüzyılın en büyük  olayı idi.  İran milletinin   düşmanın büyük saldırıları karşısındaki  direnişi ve dayanıklılığı aslında   acı olayları geride bırakma ve zafere kavuşma anlamına geliyordu.  Bu zafer,  direnişi, bölgedeki güç denklemlerinde yeni bir söylem olarak ortaya çıkardı. 

İslam İnkılabı  tüm tehditlere, yaptırımlara, komplolara ve sekiz yıllık savaş gibi dayatılan süreçlere karşı sağlam bir duruş sergilemiş ve başarı zirvelerine ulaşmıştır. Bu doğrultuda  düşmanlar için düşünülmesi bile zor ve inanılmaz olan  alanlar fethedilmiştir.  

İran milleti  eşi az görülen birlik ve  azmi sayesinde  zaferin zirvesini  düşmanlar ile savaş cephesinde tecelli ettirdi.  Bu yüzdendir ki  İslam İnkılabı adalettalep  milletler tarafından  ilgi görmüştür.  İslam İnkılabı aslında  İslam'ı tanımak ve İslami maarifi tanımak için de açılan bir kapı gibi idi. 

Uluslararası arenada tanınan sosyolog  Anthony Gidens  İslam İnkılabının önemi hakkında şöyle diyor:" İslam İnkılabı  Marksizm olsun Liberalizm olsun herkesin İslam'a yönelik ilgisini uyandırdı. 

İran milletinin   sulta ve emperyalizmin aşırı taleplerine karşı  direnişi ve sonuçta bu sınavdan başı dik ve muzaffer  çıkması  ayrıca  dayatılan savaş, yaptırım, terörizm ve bölgesel krizlerden başarılı  bir şekilde ayrılması ve sonuçta bölgede oluşturduğu direniş ekseni, İran milletinin direnişini dünya emperyalizmi ile mücadele hususunda başarılı bir örneğe ve modele dönüştürdü.  

Günümüzde  İslam İnkılabı bereketi sayesinde İran İslam Cumhuriyeti  en yüksek düzeyde  sınırlarını koruma gücüne sahip olmasının yanı sıra bölgesel güvenliğin korunmasında ve bölgesel siyasi istikrarın sağlanmasında da en etkin aktörlerden birine dönüşmüştür. 

Aslında İslam İnkılabı,  emperyalizm karşıtı hareketlerin, devrimlerin ve akımların da tetikleyicisi oldu.  Bu açıdan   İslam İnkılabının  en hayret verici etkilerinden birinin de İslami uyanışı tetiklemesi olduğu söylenebilir.  Bu yüce konum ve de  İran İslam Cumhuriyeti'nin   bölgesel güç denklemlerindeki değişikliklerdeki stratejik rolü   düşmanları da harekete geçirdi.   İslam İnkılabı ve İslam Cumhuriyeti düşmanları   farklı düşmanlık yöntemlerine, özellikle de fitne yapmaya, şom tekfirci  düşünceleri yaymaya ve vekalet savaşları dayatmaya  baş vurarak İslam Cumhuriyeti düzenini ve  İslam İnkılabının kurtarıcı düşüncelerini saptırmaya ve ters yüz göstermeye çalıştılar. 

Amerika saldırgan ve tacizci bir güç olarak  İran milletine karşı zalimane yaptırımlar ve topyekun ekonomik savaş başlatarak aklı sıra İran milletini ve İslam Cumhuriyeti düzenini teslimiyete zorlamak istedi.  Amerika  özellikle de Trump'ın  Beyaz Saray'daki şom döneminde  küstahça, hor ve kabaca davranışlarda bulunarak  İran İslam Cumhuriyeti izzetini ve bağımsızlığını hedef aldı. Böylece  ortakları ve müttefiklerine  sözde Amerika karşıtı  asil devrimin sonu ve akıbetinin teslimiyet olacağını lanse etmeye çalıştı.  Ancak İran milleti  övgüye değer bir direniş örneği sergileyerek   sulta düzenine karşı  direndi ve  devrimci düşüncelere dayanarak  Rahmetli İmam Humeyni'nin düşüncelerini devam ettirdiğini, izzet, başı diklik ve bağımsızlıktan yana olduklarını gösterdi.  İşte bu moral ve bu göstergeler devam ettiği sürece  hiçbir güç de İran milletine zarar veremeyeceği kesindir. 

İslam İnkılabı  Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, bu parlak ve gurur kaynağı yolda tüm zorluklara, yabancıların komplolarına ve iç sorunlara rağmen, Devrim'in hedeflerine ve ideallerine doğru ilerlemenin yolunu aydınlattı ve İslam İnkılabının İkinci Adımı kapsamını belirledi. 

Bugün İran İslam İnkılabı, ideallerinin arkasında duruyor; küstah güçlere karşı sağlam duruş sergiliyor ve dünyaya, iradeye sahip bir milletin dünya güçlerinin denklemlerinde ve hesaplamalarında bile büyük bir değişimin kaynağı olabileceğini gösteriyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise bu hususta şöyle bir hatırlatmada bulunmuşlardır:" "Amerika'nın İran milletine karşı derin düşmanlığı Amerikalıların hesap yapan gözlerini kör etti ve hatalarını onlara tekrarlattı."

İslam İnkılabı Lideri sözlerine şunları da ekledi:" Amerikalılar aynı sonuçsuz komplolara baş vurmaya devam ediyor çünkü düşmanlık ve kötü niyet onları gerçekleri görme ve anlama ve bunları doğru bir şekilde değerlendirme becerisinden mahrum bırakmıştır."

Bu tür yanlı hesaplar ve planlar ancak İran'ı hedeflerine ulaşmak için bir bahane haline getireceğini düşünen "zihinsel geriliğin" sonucu olabilir.  İran milletinin, düşmanın büyük saldırısına direnmesi, acı olayların üstesinden gelmesi ve zafer noktasına ulaşması demektir. Bu zafer, direnişi bölgedeki güç denklemlerinde yeni bir söyleme dönüştürmüştür

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei'nin de değindiği gibi  "İrade Savaşı"ndaki devrim, daha parlak bir gelecek umuduyla "şanlı yol"da devrimin ikinci adımını sürdürecektir.

İran milleti, bölgedeki tüm ABD politikalarını ve planlarını yenmeyi başaran tahakküm ve sulta sistemine karşı bir güç odağı kurma ve direniş modeli ve tezahürü olarak görülüyor. Devrimin zaferinin 42. yıldönümü, İran İslam Cumhuriyeti'nin düşmanlarının komploları karşısında devrimin ilk yıllarından çok daha fazla güce ve özgüvene sahip olduğu bir zamanda kutlanıyor. Amerika’nın İran’a düşmanlığı ABD’nin baskıcı politikasını kabul etmemesinden dolayıdır. Böylece düşmanlığı sona erdirmenin tek yolu Amerika'yı ve tahakküm düzenini hayal kırıklığına uğratmaktır.

Günümüzde, insanlık toplulukları her zamandan daha fazla , hegemonik ve tahakküm rejimleri ve aşırılık yanlısı materyalizmiden ve onların aşındırıcı ve yıpratıcı savaşlarından acı ve çile çekiyor, her zamankinden daha fazla ayrımcılığa maruz kalıyor.  Amerika bu acının yaratılmasında kilit bir rol oynadı. Amerika Birleşik Devletleri dünyaya hükmetmeye çalışıyor ve gerçek bir kibir ve tahakküm örneği olarak, sulta kurmak için bir ülkenin ilaca ve tıbbi donanıma erişiminde bilim ve teknoloji ve insani ve mesleki bilginin geliştirilmesi sürecinde de ciddi engeller oluşturmak istiyor. 

11 Eylül terör saldırılarının ardından Amerika Birleşik Devletleri, sözde önleyici savaş siyaseti çerçevesinde tehlikeli bir tek taraflılık sapkınlığını başlattı. Amerika Birleşik Devletleri Fars Körfezi bölgesinde ve Afganistan'da üç savaşa girdi. Bölgeye yüzbinlerce insanı öldüren, bölgeyi yok eden ve yıpratan, aşırılık ve terörizmi teşvik eden birçok savaş ve çatışma dayattı ve IŞİD ve ABD destekli diğer terörist grupları vekalet savaşları yürütmeye seferber etti. 

İran İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Kudüs Kuvvetlerinin şehit komutanı General Kasım Süleymani'nin  IŞİD terör örgütünün yolun sonuna geldiğini resmi olarak açıklaması, İran toplumu için onuru sonsuza dek kayda geçen büyük bir olaydı. Bu konunun önemi, dünyadaki 100'den fazla ülkenin Doğu ile Batı arasında bir çatlak ve uçurum yaratmak için IŞİD'lileri eğittiğini ve donattığını bildiğimiz sırada  artmaktadır. Ancak İran'lıların tüm şeytani güçlere karşı koyduğunu ve IŞİD'in sona ermesiyle İran'ın gücü de açıkça ortaya çıktı. 

Bu süreçlerde, Amerika Birleşik Devletleri'nin İran milletine yönelik düşmanca politikası, Amerika'nın  kibirli mizacının tükenmez niteliklerinin bir parçası olmuştur.Amerikan davranışının doğası geçmişten günümüze değişmemiştir çünkü hala Amerika'da küresel sultanın izleri  mevcuttur. ABD'li yetkililer İran'a saldırmak için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını gösterdiler, Beyaz Saray'ın İran halkına yönelik düşmanlığının yöntem ve mazeretleri, görünüşe göre her noktada farklılaştı. Ancak ABD-İran ilişkilerinin çalkantılı tarihi,kara olaylar, komplolar, müdahaleler ve düşmanlıklarla dolu.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei'ye göre, Amerikalılar tehditlerden, darbelerden, yaptırımlardan, etnik kışkırtmalardan, ayrılıkçılıktan, ayaklanmalardan, ekonomik ablukalardan, sızmadan ve diğer araçlardan hiç kaçınmadılar ve her şeyi mübah saydılar.