İslam İnkılabı Zafer Yıldönümü-4
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i161670-İslam_İnkılabı_zafer_yıldönümü_4
Bu bölümde İran dış siyasetinde İslam İnkılabının ardından çok taraflılığın eksen konumda olduğunu ele alacağız.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Şubat 06, 2021 11:25 Europe/Istanbul

Bu bölümde İran dış siyasetinde İslam İnkılabının ardından çok taraflılığın eksen konumda olduğunu ele alacağız.

 Çok taraflılık  uluslararası toplumun  olmazsa olmaz ihtiyaçlarından biridir.  Mevcut dünyada  çok taraflılık her zamandan daha fazla bir zarurete dönüşmüştür.  Mevcut dünyada  çok taraflılık  bir gerçek olarak uluslararası arenada kabul görmüştür.  İki yıl  önce  73'üncü BMT Genel Kurulunda, 20 Aralık 2018 tarihinde  Bağlantısızlar Hareketinin  önerdiği karar onaylandı.  Bu öneriye göre  24 Aralık günü  çok taraflılık ve  barış için diplomasi günü olarak adlandırıldı. 

 BMT üyeleri bu kararı onaylayarak  bu günün  BMT değerlerinin geliştirilmesi anlamına geldiğini ve  çok taraflılığa ve uluslararası yasalara saygıya ve barışın da diplomasi yolu ile inşa edilmesine önem verdiklerini gösterdiler.  Bu düşünceye göre  İran İslam Cumhuriyeti,  dış siyasetinde de   çok taraflılığa dayalı  en iyi ilişkiler kurmaya çalışmaktadır. İran İslam Cumhuriyeti  kolektif çıkarların  sırf işbirliği ve çok taraflılık çerçevesinde gerçekleşebileceğini savunuyor. 

İran'da uluslararası araştırmalar derneği ve düşünce kuruluşu merkezi başkanı Dr. Saidreza Ameli ise  " İran İslam Cumhuriyeti dış siyasetindeki  çok taraflılık" ile ilgili  şöyle diyor:"  İran İslam Cumhuriyeti'nin dış siyaseti  başlangıçtan beri herkese saygı duyma ve  sultadan uzak durmaya dayalıdır.  İran bölge ülkelerinde de hep  sürekli bir şekilde  sultaların sonlandırılması doğrultusunda çalışmıştır. Aynı zamanda   İran İslam Cumhuriyeti'nin  sulta düzeni ile mücadele ve Doğu ve Batı  sultasını kabul etmeme özelliği  eksen siyaset haline gelmiştir.  İran İslam Cumhuriyeti en başından beri  farklı bir doktrin çerçevesinde  Batı ve Doğu sulta düzenine iki büyük hayır demiştir. "

İran İslam Cumhuriyeti  Kur'ani öğretilerine dayanarak  ne sulta peşindedir ne de her hangi bir sultaya boyun eğecektir.  İran İslam Cumhuriyeti cumhurbaşkanı  Hasan Ruhani   BMT 2019 Genel Kurulunda   Hürmüz Barış planını sundu.  Bu planın detayları ise  Fars Körfezi çevresi 6 ülkesi ve Irak ülkelerine gönderildi.  Bu planın amacı,  barışın, istikrarın, kalkınmanın gelişmesi, karşılıklı anlayışın sağlanması ve Fars Körfezi çevre ülkeleri ve Hürmüz Boğazı ülkeleri arasındaki barışçıl ve dostane ilişkilerin  sağlanmasıdır. Bu  öneri  aslında  Tahran'ın  çok taraflılığa dayalı  Fars Körfezi istikrarı ve  güvenliğini geliştirecek  bölgesel yaklaşıma sahip olduğunu gösterdi. 

 Uluslararası toplum  günümüzde  eşsiz ve görülmemiş sorunlar ile karşı karşıyadır.  Bu da  Amerika'nın tek taraflı yaklaşımından kaynaklanmaktadır.  Terörizm, radikalizm, uluslararası kurum ve kuruluşların  rollerinin  azalması, ahitler ve anlaşmaların  mükerrer bir şekilde ayaklar altına alınması,  ülkelerin egemenlik haklarının göz ardı edilmesi, bağımsız  ülkelerin içişlerine  müdahaleler, Amerika'nın despotluğa dayalı siyasetleri gibi durumlar  hep uluslararası barış için ciddi bir tehdit sayılmış ve  çok taraflılığa dayalı  düzenin kurulmasında başlıca engel sayılmıştır. 

 Birçok kanıt ve belge de   uluslararası toplumun  bu siyasetlerden yorulduğunu ve bu siyasetlerin tehlikesini sezdiğini gösteriyor. 

İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif   çok taraflılığın özellikleri hakkında şöyle bir açıklamada bulunmuştur:" Günümüz dünyası geçen yüzyıllarda  sahip olduğu koşullardan, Batı'da olup bitenlerden ve Batı'da alınan kararlardan  ve tekelden  çıkmış  ve artık post-Batı dünyası şekillenmiştir.  Böyle bir dünyada     hem güç odakları hem de coğrafi ve siyasi açıdan çok taraflılığa dikkat edlimelidir.  Çünkü  güç kaynakları ve odakları da çoğalmış ve değişmişlerdir. "

 İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı  ayrıca  BMT Genel Kurulu çok taraflılık ve barış için diplomasi gününe özel  üst düzey  oturumunda da  şöyle bir açıklamada bulunmuştu:"   Çok taraflılığı savunmak adına, Amerika'nın  yasa dışı girişimleri üzerinden aklısıra öngördüğü çıkarlarını elde etmesini engellemek lazım.  Amerika'nın diğerlerine yaptığı baskı karşısında tam kuvvet engel oluşturmak lazım.  Böylece  onun Güvenlik Konseyi kararlarını ve uluslararası hukuku ihlal etmesi de reddedilmelidir.  Tek taraflılığın reddedilmesinde, hepimizin sorumluluğu  bulunmaktadır.  Kolektif olarak  yasa dışı  girişiminin sonuçları hususunda devletlerin sorumlu tutulması gerekiyor. "

 Aslında Amerika'nın tek taraflı girişimleri uzun bir listeye tekabül etmektedir.  Örneğin  iç yasalarını sınır ötesine dayatmaya çalışması,  uluslararası taahhütleri ve uluslararası adalet mahkemesi kararlarını gözardı etmesi.  diğer ülkelerin silahlı kuvvetlerinin bir bölümü terörist olarak adlandırması,  terör rejimlerinin desteklenmesi, siyasi amaçlar ile  radikalizmin yayılmaya çalışılması ve savaş suçlarını desteklemesi ve de Siyonist Rejim İsrail'in  Filistin topraklarını yasa dışı bir şekilde  ilhakına arka çıkmasına değinmek mümkün. 

 Yaptırım ve tehdit gibi tek taraflı  kaba kuvvete dayalı  girişimlere baş vurması ve  askeri müdahaleye baş vurması  da Amerika'nın  diğer  tek taraflı siyasetlerinden sayılır. 

Tek taraflılıkla ABD hükümeti sadece dünya barışına ve istikrarına temel bir engel oluşturmamış, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma için temel bir ön koşul olan adil ve eşit bir uluslararası düzene de engel olmuştur. 

Son kırk yıldır ABD, İran halkına karşı tek taraflı dayatmalara dayalı önlemler uyguladı. ABD'nin yeni yaptırımlar uygulayarak "azami baskı" kisvesi altında yürüttüğü ekonomik savaş, sadece İran halkını hedef almakla kalmadı, diğer milletler için de zararlı sonuçlar doğurdu ve dünya ticaretini aksattı.

Amerika Birleşik Devletleri'nin BERCAM nükleer anlaşmasından çekilmesi ve tek taraflılığını açıkça göstermesi, bu tür davranışların yalnızca bir örneğidir.  Kudüs'ün Siyonist rejimin başkenti olarak tanınması, uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye atabilecek tek taraflı eylemlerinin de tam bir göstergesi idi. Bu yüzden dünya  yasaların egemenliğini  kaba kuvvet, dayatma ve tek taraflılığın  alternatifi olarak doruğa taşıması gerekir.  

Avrupa Birliği dış siyaset sorumlusu Josep Borrel  dünya çok taraflılık günü dolayısı ile yayımladığı görüntülü mesajında şu ifadelere yer verdi: "Koronavirüs krizi, çok taraflılığın bizim için ne kadar hayati olduğunu gösterdi. Koronavirüs ile mücadele sınır tanımıyor. . Küresel bir çözüm bulmak için çabaları bütünleştirmek ve birleştirmek.Bunu yapmaktan başka seçenek yok. "

Avrupa Birliği üst düzey diplomatı  Amerika'nın Trump dönemindeki başına buyruk ve  tek taraflı siyasetlerini dolaylı bir şekilde eleştirerek   şöyle bir açıklamada da bulundu:"  "Çok taraflılık, hiçbir ülkenin tek başına karşılaşamayacağı bir tehditle yüzleşmenin tek etkili yoludur." 

Kuşkusuz tek taraflılık, çok taraflılık isteyen tüm bağımsız ülkeler için bir tehdittir