İslam İnkılabı Zafer Yıldönümü-5
Bu bölümde İran İslam Cumhuriyeti'nin dinamikliği ve gücünün bileşenlerini İslam İnkılabı Lideri Seyyid Ali Hamanei açısından ele almak istiyoruz.
İslam İnkılabı değerlerinin kalıcılığı ve sağlamlaşmasının nedenlerinden biri de İslam İnkılabı zaferinin ardından gelen onyıllarda devrim ülkülerine bağlı kalmak olmuştur. Demokratik İran İslam Cumhuriyeti düzeni İslam İnkılabının en önemli kazanımı olarak engebeli süreçleri geride bırakmasına rağmen hala temel sloganlarına dayanarak hareket ediyor. Gerçekte bu ileriye dönük hareketin en önemli nedenlerinden biri de devrim sloganları ve ülkülerinin unutulmaması olmuştur. Devrim sloganlarına bağlı kalmak ve onlara inanmak ve onları unutmamak, gerçekte İslam İnkılabının köklerinin derinleşmesi ve gelişmesinin önemli faktörlerindendir.
İslam İnkılabının ülküleri ve değerlerini devrimin ülke içi amaçları ve küresel etkileri olmak üzere iki alanda incelemek gerekir. Bu bağlamda özellikle de İslam alemi gelişmeleri üzerinde bıraktığı izlenimler ve etkiler büyük öneme sahiptir.
Ülke içi anlamında dine dayalı halkın yönetimin başına geçmesi ve cumhuriyetin kurulması İslam İnkılabının en önemli kazanımı idi. Bu da İslam Cumhuriyetinin kurulması ve diktatörlük düzeninin dağılması ile gerçekleşmiş oldu.
İmam Humeyni toplumun farklı kesimlerini harekete geçirerek bu hareketi zafere doğru kılavuzluk etti ve İslam İnkılabı zaferinin hemen ardından yönetimin şeklini seçmeyi bile halka devretti. Sonuçta halkın referanduma katılımı ile dine dayalı demokrasi halkın arasında meşru dini ve siyasi yönetim şekli olarak kabul edildi.
İslam İnkılabının bir başka ülküsü ise emperyalizm ile mücadele ve adalettaleplikti. Bu ülkü, hala halkın ve farklı hükümetlerin en büyük hedefleri arasında yer almaktadır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei İslam İnkılabının ilkelerinden birinin de " ülkücülük " olduğunu vurgulayarak bu hususta şöyle bir açıklamada bulundu:" Ülkücülüğü unutmayın. Peki ülkü nedir? Adil bir toplum kurmak, hür bir toplum, gelişmiş bir toplum, imanlı bir toplum, imaja sahip bir toplum, ortak ve beraber toplum, güçlü ve sağlam toplum, bağımsız toplum kurmaktır. Bunlar ülküdürler. "
Hicri Şemsi 1404 yılına kadar öngörülen 20 yıllık vizyon belgesine göre İran İslam Cumhuriyeti dine dayalı demokrasinin güçlendirilmesi, işlevli gelişme, ahlaki toplum yaratma, düşüncede yaratıcılık, toplumsal ve düşünsel dinamikliği, İslami birliği ve bölgesel yakınlaşma doğrultusunda esin kaynağı olmalı, özellikle İslam aleminde aktif ve etkin rol oynamalıdır.
İslam İnkılabının zafere kavuşması ile şekillenen değerler arasında milli birlik ve İslami birliktir. Günümüzde ise İslam İnkılabının sağlam direği ve temeli ise İran milletinin birliği ve kenetlenmesidir. İran İslam Cumhuriyeti'nin birliği sayesindedir ki ülke, birçok zorluğu ve sıkıntıyı geride bırakmıştır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei bu hususta şöyle buyurmuşlardır:" Devrim ve devrim sloganları kadar büyük ve güçlü bir dinamo yoktur. Bugün buna ihtiyaç duyuyoruz. Uzun yıllar da buna ihtiyacımız olacaktır. "
İslam İnkılabının diğer ülkülerinden biri de İslami ülkelerde milli birliğin ve İslam ülkeleri arasında da kenetlenmenin oluşturulmasıdır. İslam İnkılabı kurucu İmam Humeyni ve şimdi de İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise sürekli bu yönde beyanatlar vermişlerdir. Bu olgu aslında düşmanların İslami toplumlara ve İslam alemine sızmasını ve Müslümanlar arasında tefrika ve ihtilaflar oluşturma girişimlerini engelleyip İslam aleminde kutuplaşmalar ve gruplaşmaları engelleyebilir.
Birlik öğesinin yanı sıra geleceğe umutlu olma ve direnmek de İnkılabın değerlerinin korunmasında ve sürdürülmesinde ve sonuçta devrimin değerlerinin hedeflerine varmakta önemli rol oynamaktadır. İmam Humeyni'nin ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei'nin karakteristik özelliklerinden biri de büyük güçler karşısında paniğe düşmemeleridir. İslam İnkılabı kurucusu İmam Humeyni çok güçlü, çok sağlam, zorluklara boyun eğmeyen bir karaktere sahiptir. İmam Humeyni İran milletini direnebileceğine ve dayanabileceğine inandırdı.
İslam İnkılabının diğer ülkülerinden biri de mazlum milletlerin hak ve hukukunu savunması ve her türlü, taciz ve işgalciliğe karşı çıkmasıdır. İmam Humeyni ise İslami hareketin başlangıcından beri İslam İnkılabının büyük ülkülerinden birinin de sulta ve tahakküm düzeni ile mücadele olduğunu belirtmiş ve dünya mazlumlarını desteklemeyi örnek olarak tanıtmıştı. Bu ülkü sayesinde Filistin meselesi de İslami toprakların kaderi olarak, zulüm ve mağduriyet yaşamış bir mesele olarak önemli bir mesele haline geldi. Böylece Filistin milletinin haklarının savunulması ve Kudüs'ün gayrı meşru Siyonist Rejim İsrail pençesinden kurtulması siyasi bir amaca dönüştü. İslami İran milletinin iradesinden kaynaklanan İslam Cumhuriyeti ise bu yöndeki ülkülerine bağlı kalmayı sürdürmektedir.
İslam İnkılabı Lideri ise hükümet yetkilileri ve İslami ülkelerin büyükelçiliklerini ağırladığı konuşmalarında şöyle buyurmuşlardır:" Günümüzde İslam Dünyasını tehdit eden büyük tehlikelerden biri de önemli olan Filistin meselesinin unutturulmaya ve önemsizleştirilmeye çalışılmasıdır. Bu çok büyük bir tehlikedir. Filistin İslam aleminin ilk meselesidir. İslami bir ülke topyekun gaspedilmiştir. Sözkonusu küçük bir toprak parçası veya köy değildir. Sözkonusu bir ülkedir. "
Bu ülkülere ve ilkelere bağlı kalmak bu devrimin zaferi, kalıcılığı ve dinamikliğinin parolasıdır. Bu devrim bugüne kadar İslam İnkılabının başarı temellerini korumuş ve devrim ülkülerinin de sürdürülmesine yol açmıştır. İslam İnkılabı 42'nci zafer yıldönümünde bu yolda sağlam bir şekilde yoluna devam etmektedir. İslam İnkılabı Lideri ise bu aydın yolunda devamı hususunda İran milletine özellikle de genç kuşağa hitaben İslam İnkılabının İkinci Adımı çerçevesinde İslam İnkılabının büyük ülküsü olan modern İslami medeniyetin kurulması yönünde çalışmalarına ve çaba göstermelerine vurgu yaptı.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei bu bağlamdaki bildirilerinde şöyle buyurdu:" İran milletinin görkemli devrimi, çağdaş dönemin en büyük ve en halkçıl devrimidir. Kırk yıl boyunca ülkülerine ihanet etmeyen ve tüm direnilmesi zor vesveseler karşısında sloganlarının asaleti ve kerametinden vazgeçmeyen ve şimdi de kendini yetiştirme, toplum oluşturma ve medeniyet kurma aşamasına gelen tek devrimdir. "
İran İslam İnkılabı görkemli ve güçlü bir şekilde sahaya ayak basmıştır. Çerçeveleri ve klişeleri kırmış, basmakalıpların işe yaramazlığını, dine ve dünyanın yan yana gelebileceğini göstermiş ve yeni bir dönemi ve çağı başlatmıştır. İslam İnkılabı sloganlarına ve ülkülerine bağlı kalarak harekete devam etmektedir.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei sözlerinin devamında her iş için etkin bir kullanım tarihi biçilebileceğini ancak bu dini devrimin evrensel sloganları için böyle bir tarihin belirlenemeyeceğini hatırlatıp bu devrimin sloganlarının hiçbir zaman faydasızlaşmayacağını çünkü tüm asırlardaki insanlığın fıtratı ile bağdaşık olduğunu belirttiler.
Hürriyet, maneviyat, ahlak, adalet, bağımsızlık, izzet, akılcılık, kardeşlik gibi ülkülerin hiçbiri tek bir nesle veya topluma ait değildir. Bunlar tek bir dönemde parlayan unsurlar değildir. Bu kutsal vizyonlardan vaz geçen insanları düşünmek mümkün değildir. İslam İnkılabı da yapısını oluşturmasının ardından rehavet ve uyuşukluğa kapılmamış ve kapılmayacaktır da. Devrimden gelen coşku ve hareketliliği ile toplumsal ve siyasi düzen arasında bir zıtlık görmeyerek ebediyen İnkılap Düzenini savunacaktır. İran İslam Cumhuriyeti ilkelerine sağlam bir şekilde bağlıdır ve düşmanları ve rakipleri ile arasındaki mesafeyi korumaya da pek duyarlıdır. Temel ilkeleri hususunda ihmalkarlığa mecal vermemesinin yanı sıra nasıl ve neden kalmaya devam edeceğine de büyük önem vermektedir.