İslam İnkılabı Zafer Yıldönümü-6
Bu bölümde savunma ve caydırıcılık gücünün güçlendirilmesinin siyasi düzenin kırmızı çizgisi olduğuna ve nasıl bağımsızlık ve güvenliğin garantörü olduğuna bakacağız.
İran İslam Cumhuriyeti dünya emperyalizminin Baas Rejimini maşa olarak kullanarak İran'a dayattığı sekiz yıllık savaş boyunca güvenliği alanında kimseye ödün vermeyeceğini ve aynı yaklaşım çerçevesinde askeri caydırıcılık gücünü tehditlere uygun bir şekilde arttıracağını göstermiş oldu.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise İran milletinin gücünün temel bileşenlerini tanımlamasında " İslami düzenin caydırıcılık gücü " siyasetinden güdülen amacın küresel zorbaların İran'ı taciz etme düşüncesini önlemek olduğunu vurguladı.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei bu hususta sözlerine şu şekilde açıklık getirdi: " Düşmanlar, İran'ı taciz etme ve İran'a saldırma düşüncesine kapılırlarsa sert bir tepki ile karşılaşacaklarını bilmeliler. Çünkü onlar bu süreci başlatabilirler ancak işin sonu İran tarafından belirlenecektir. "
Devrimin zaferinin başlangıcından itibaren askeri arenada İran ile doğrudan yüzleşmek, düşmanların İslam Cumhuriyeti'ni devirme seçeneklerinden biri haline geldi. Ancak bu komplo 8 yıllık kutsal savunma sırasında başarısız oldu. Yine de bu komplolar ihmal edilmemeli ve tehditler hafife alınmamalıdır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei İran Silahlı Kuvvetleri baş komutanı olarak her zaman savunmayı çeşitli boyutlarda güçlendirmeye, kapasitelerin ve yeteneklerden azami şekilde yararlanmaya çalışmaları tavsiyesinde bulunmuş ve İran düşmanlarının hareketlerine karşı uyanık ve teyakkuzda olunmasına vurguda bulunmuştur. Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, bu konuda yaptığı açıklamada, İran Ordusu Hava Kuvvetleri ve Hava Savunma Kuvvetleri komutanları ve personeli ile bir araya gelerek, İran'ın başta savunma olmak üzere her alanda güçlenmesi gerektiğini vurguladı. Savunma alanında, zayıflığın düşmanı harekete geçirmek için cesaretlendireceğini belirterek, şu açıklamalarda da bulundu:" Herhangi bir ülke veya milleti tehdit etmek istemiyoruz. Ancak ülkenin güvenliğini sağlamak ve tehdidi önlemek istiyoruz."
İran Silahlı Kuvvetleri artık askeri kabiliyetlerini güçlendirmiş ve doğrudan muharebe alanında verimli kuvvetler eğitmiş ve imkanlar yaratmıştır. İran şimdi de caydırıcı güçlerini ve kollarını daha yüksek bir seviyeye çıkarmış ve herhangi bir tehditle başa çıkmak için en yüksek askeri hazırlığa sahip olmuştur. İran savunmasının en önemli bölümlerinden biri de, caydırıcılık hususunda stratejik öneme sahip olan füze savunma kabiliyetidir. İran'ın füze alanındaki kabiliyetinin bir kısmı, 15'inci Büyük Peygamber saa tatbikatında sergilendi.
Tatbikat sırasında, Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Selami şu açıklamalarda bulunmuştu: "Bu tatbikatın mesajı, İran İslam Cumhuriyeti'nin ulusal egemenliğini , İslam'ın kutsal sistemini ve değerlerini İran ve İslam düşmanları karşısında savunmadaki kararlı iradesidir "
İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Komutanı Tümgeneral Selami şöyle bir vurguda da bulundu:" 15'inci Büyük Peygamber tatbikatında balistik füzeleri fırlatmak ve hedefleri büyük başarı ile isabetle imha etmekle birlikte, gelişmiş yönlendirme ve kontrol teknolojileri ve yapay zeka ile donatılmış çok sayıda taarruz savaş uçaklarının uçuşları, muhteşem sahneler yaratarak İslami İran'ın savunma gücünü ve otoritesini gösterdi."
Günümüzde yeni nesil füzelerin ve saldırı İHA'larının kullanılmasıyla yeni bir kabiliyet yaratıldı. Bu bağlamda empoze edilen savaş, İran Silahlı Kuvvetlerine savunma sanayisindeki üretim kapasitesini değerlendirme ve savunma deneyimini kullanma fırsatı verdi. Kendi kendine yeterlilik seviyesine ulaşmak için savunma faaliyetleri daha da hızlandırıldı.
Bu çerçevede İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei, Kum halkının tarihi ayaklanmasının yıldönümü münasebetiyle televizyonda canlı yayınlanan konuşmasının bir bölümünde güçlü olma ve güvenliğin önemini vurgulayarak, ülkenin Saddam'ın hava saldırılarına dayanamamasının acı deneyimini hatırlatarak, şunları kaydetti: " İran o günlerde Tahran'ın ve farklı şehirlerin bombardıman yağmuruna tutulmasına karşı çaresiz ve savunmasızdı. İslam Cumhuriyeti ülkeyi bu koşullar altında savunmasız bırakmaya hakkı yoktu. "
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei İran'ın göklerinde bir Amerikan saldırgan uçağının vurulduğunu veya Ayn el-Esad üssünün dağıtılması gibi durumları, İran'ın bugünkü savunma gücünden örnekler olarak sundu. ve bu gerçekler karşısında düşmanın hesaplarında ve kararlarında İran'ın güç ve savunma kabiliyetlerini de göz önünde bulundurması gerektiğini belirtti.
İran İslam İnkılabı birçok düşmanla karşı karşıyadır. Bu düşmanlık İslam İnkılabının emperyalizm ile mücadelesinin devam etmesi nedeni ile dinmek bilmiyor. Bu nedenle İran Silahlı Kuvvetleri tehditlere orantılı olarak büyümelidir. Savunma ve caydırıcılık kabiliyetlerini yüksek bir seviyeye çıkarmalıdır. Böylece günümüzde herhangi bir tehditle başa çıkmak için kendini hep üst hazırlık seviyesinde korumalıdır.
Cinayetlerin beşiği ABD, İran milletinin temellerini sarsmak amacıyla 3 Ocak 2020'de Trump tarafından emredilen bir terör eyleminde, İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Kudüs Kuvvetleri komutanı General Kasım Süleymani'ye karşı suikast düzenledi. Amerika'nın İran'a karşı kin ve nefretinin derinliğini gösteren bu suikast saldırısında Kudüs Kuvetleri Komutanı, Irak Haşdi Şabi başkan vekili Ebu Mehdi Mühendis ve birkaç arkadaşı hem de Irak hükümetinin resmi daveti sırasında şehit edildi. İslam Devrim Muhafızları Ordusu ise 8 Ocak'ta Irak'ın batısındaki Anbar eyaletindeki ABD askeri üssüne 13 füzeyle saldırı yaparak ABD cinayetine tepki gösterdi.Bu cesur tepki, İran'ın savunma güçlerinin sabotaj ve düşman komplolarına karşı sert tepki göstereceğini açıkça gözler önüne serdi. Böylece İslam İnkılabı Muhafızlar ordusu gücünü yeni bir seviyeye taşıdığını ve küstahlara karşı bu gücü kullanarak durduklarını gözler önüne serdiler.
İran Savunma Bakanı Tuğgeneral Emir Hatami, ABD'nin bölgedeki müdahaleci varlığını yeniden arttırmak ve İran İslam Cumhuriyeti'nin nüfuzunu ve caydırıcılığını azaltmak için General Kasım Süleymani'ye yönelik suikast düzenlendiğini belirtti ve Devrim Muhafızlarının füze tepkisinin Amerika Birleşik Devletleri'nin ve kibirli rejimin hegemonyasını yok ettiğini ve İran'ın savunma gücü ve otoritesinin kapsamını dünyaya kanıtladığını söyledi.
İran İslam Cumhuriyeti artık Batı Asya bölgesinde savunma ve askeri caydırıcılık göstergelerine dayanan güçlü bir ülke olmasının yanı sıra , en modern füzelerin ve askeri teçhizatın yerlileştirilmesi ve sekiz yıllık kutsal savunma tecrübesi ile harmanlamasını başarmıştır. Böylece İran bu tecrübeler ve çalışmaları sayesinde bölgede stratejik bir güç haline gelmiştir.
İslam Devrim Muhafızları komutanı General Hüseyin Selami, İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunun Fars Körfezi kıyısındaki stratejik deniz füze üslerinden birinin 8 Ocak 2021'de açılış töreninde şunları kaydetti: " Toprak bütünlüğümüzü, ülkenin bağımsızlığını ve İslam İnkılabı kazanımlarını savunmaktaki mantığımız güçlenmeye dayalıdır. "
Açılışı yapılan bu kompleks, İslam İnkılabı muhafızlar ordusunun stratejik füzelerini barındıran füzeler ve fırlatıcı rampaların ve bataryaların bulunduğu en gelişmiş üslerden sayılır. Bu komplekste bulunan füzeler yüzlerce kilometrelik menzilleri ile nokta vuruşu yapan düşmanın elektronik harp cihazlarına yakalanmayan füzelerdir.
İran İslami Şura Meclisi üyeleri geçen Ağustos ayında Savunma Sanayi günü eşiğinde yayımladıkları bildiride İran'ın savunma gücü ve caydırıcı gücü ihtiyacına işaret ederek, füze endüstrisini destekleyerek İslam Cumhuriyeti'nin füze ve silah gücünün korunmasına vurgu yaptılar.
İran İslam Cumhuriyeti, farklı uygulamalarla çeşitli balistik füzeleri tasarlayıp üreterek askeri caydırıcılığı sağlamada büyük adımlar atmış ve bu gücü asıl savunma faktörü haline getirmiştir. Bu kapasite, düşmanı askeri saldırganlıktan caydırmak için etkili askeri, savunma ve taarruz gücüne sahip olduğu anlamına gelir.