39. Uluslararası Fecr film festivali raporu
Uluslararası Fecr film festivali, İran İslam Cumhuriyeti’nın her yıl Şubat ayında düzenlenen en önemli sinema ve kültürel etkinliklerinden biridir. Bu yıl festival korona virüs salgını gölgesinde farklı bir şekilde düzenlendi.
Geçen sene dünyanın hemen hemen her yerinde tüm büyük kültürel etkinlikler korona virüs pandemisinden etkilendi ve bu arada sinema dünyasının büyük festivalleri bu krizden en ağır şekilde zarar gören etkinlikler oldu. Yani sinema dünyasının gelişmelerini simgeleyen her şey, sinema seyircilerinden tutun ta bir araya gelmeleri ve film seyretmelerine kadar korona virüs salgınını şiddetlendirmeleri muhtemeldi ve bu yüzden bu tür etkinlikler önceliklerini kaybetti ve bir kenara bırakıldı.
Korona virüs salgını sinemaları tatile sürüklemenin yanında, sinema ekonomisine de ağır darbe indirdi ve dünya genelinde birçok önemli film festivalinin feshedilmesine yol açtı. Örneğin Cannes film festivali uzun süre tartışmaların ardından korona virüs salgını yüzünden 73. festivalini düzenlemekten vazgeçmek zorunda kaldı. Yine lukarkon film festivali, karlovivari film festivali, İskoçya’nın uluslararası Edinburg film festivali, Kanada’nın Dax film festivali, uluslararası Traibeka film festivali, Çek Cumhuriyeti’nde uluslararası Prag film festivali ve Pekin film festivali, 2020 yılında düzenlenmeyen bazı önemli film festivalleriydi.
Bu festivallerden başka Amerika’da 46. Seattle film festivali, Türkiye’de İstanbul film festivali, Tayvan film festivali, Brüksel film festivali, Washington DC film festivali ve Lüksemburg film festivali de korona virüs pandemisi yüzünden ya iptal edilen ya da ileride bir tarihe ertelenen diğer bazı film festivalleriydi.
İran İslam Cumhuriyeti’nde de korona virüs salgını yüzünden dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi 38. Uluslararası Fecr film festivali 2020 yılında düzenlenmedi ve seneye ertelendiği açıklandı.
Ancak Fecr film festivali İran İslam Cumhuriyeti’nin sinema alanında en önemli kültürel etkinliğidir ve 1983 yılından bu yana her yıl Şubat ayında düzenli olarak düzenlenmiştir. Bu festivalin özel ödülünün adı “Billur Simurg”dur ve festivalin yarışma bölümlerinde eserlerini ekran eden ve eserleri seçilen yarışmacılara verilir. Billur Simgurg ödülünden başka onur diploması ve altın plaket de festivalde yarışmalara katılan sanatçıların kazanabilecekleri diğer bazı ödüllerdir.
Bu sene 39. Fecr film festivali İran İslam inkılabının 42.zafer yıldönümü dolayısıyla Seyyid Muhammed Mehdi Tebatebainejad sekreterliğinde 1 – 10 Şubat tarihleri arasında düzenlendi. Bu yıl festivale katılan eserler 30 eyalette ve beş serbest iktisadi bölgede 70 sinema salonunda seyircileri ile buluştu. Bu yıl ilk kez festivalin ana bölümü olan Simurg Sevdası bölümüne ilk kez film yönetmeye başlayan yedi genç yönetmen katıldı.

Aslında bu yılki festivali, genç yönetmenlerin ilk eserleri ile katıldıkları bir festival nitelemek mümkün. Bu yıl festivalde İran sinemasının eski ve deneyimli yönetmenler yoktu; fakat onların yerine büyük coşku ile sinema dünyasına atılan ve eserlerini festivalde seyircileri ile paylaşarak tepkilerini görmek isteyen genç yönetmenler festivale katılmıştı. Bu yönetmenlerden bazılarının eserleri İran sinemasına parlak bir gelecek vadeder nitelikteydi.
İnsanların hayatını ve sosyal ilişkilerini hedef alan ve birçok sanat dalının mahiyetini etkileyen korona virüs salgını bu etkinliği de olumsuz yönde etkiledi ve halk tarafından pek sıcak karşılanmamasına yol açtı. Ancak buna rağmen son bir yılda ışıkları sönen sinema salonlarının ışıkları yeniden yakıldı ve sinema sektörünün çalışanlarının son bir yılda çalışmaları seyircilerin yorumlarına ve eleştirilerine sunuldu.
Bu süreçte sağlık bakanlığı tarafından açıklanan sağlık protokollerine, örneğin sinema salonlarının kapasitelerinin ancak yüzde 30 kadarının kullanılması, seyircilerin arasında sosyal mesafe kuralı, salonların sürekli havalandırılması ve dezenfektan kullanılması gibi kurallara tam olarak uyuldu.
Fecr film festivalinin kapanış töreninde bu yılki festivalin Billur Simurg ödülü Keskin Nişancı adlı eseri yönetmeni Ali Gaffari ve yapımcısı İbrahim Asgeri’ye verildi.
Şehit Abdurresul Zerrin’in hayat öyküsünden esinlenerek sinemaya yansıtılan Keskin Nişancı adlı eserin adından da anlaşıldığı üzere şehit Zerrin’in düşmanları silahı ile avlamakta özel yeteneğini anlatıyor. Şehit Zerrin keskin nişancılıkta özel mahareti vardı, öyle ki bazıları ona tek kişilik alay diyordu. Eserin yönetmeni bu konudan oldukça gergin ve inişli çıkışlı geçen bir eseri yaratmakta yararlandı. Eserde şehit Zerrin’in bazı kişisel özellikleri olduğu gibi korundu. Örneğin şehit Zerrin İsfahan yöresinin şivesi ile konuşuyor, yedi çocuk babası, şefkatli ve namaz kılanları veya Iraklı askerleri hedef almayan ve sadece Baas ordusunun komutanlarını avlayan biri olduğu anlatılıyor.
Aslında Keskin Nişancı adlı eserin senaryosunda şehit Zerrin’in kişiliği anlatılırken, kişisel ve sosyal yaşamının tüm detayları anlatılmıyor ve sadece Saddam rejiminin İran’a dayattığı sekiz yıllık savaş günlerinde hamasetleri anlatılıyor. Gerçekte Keskin Nişancı adlı eser hamaset dilini kullanan ve şehit Zerrin’in yaşamının tek boyutunu sunan bir eserdir. Eserin yöntemi filmde gördüğümüz her şey, şehit Zerrin’in yaşamının gerçekleri olduğunu ve tam 15 yıl boyunca bu saygıdeğer şehidin anılarını çocukları ve silah arkadaşları ile görüşmelerde ortaya çıkardıkları anıları olduğunu ve bu anıları sinemaya aktardıklarını belirtiyor. Eserin yönetmeni ayrıca yakında şehit Zerrin’in hayatını ve anılarını içeren “Tek kişilik alay” adlı eser de piyasaya sürüleceğini ve meraklılar bu kahramanın yaşamı ile daha fazla tanışabileceğini kaydediyor. Yönetmen şehit Zerrin’in yaşamındaki gerçeklere bağlı kalmakla beraber, görsel cazibelerini arttırmak için esere bazı bölümleri eklediklerini, örneğin filmin sonundaki sesler şehidin silah arkadaşlarının sesi olduğunu, filmin ortalarında bazı sahnelerde de şehidin çocuklarının sesini kullandıklarını ifade ediyor.
Bu yılki Fecr film festivalinde bazı noktaları da hatırlatmakta yarar görüyoruz.
Bu yılki festivalde seyircilerle buluşan eserlerde dikkat çeken eğilimlerden biri, varoş hayatı, uyuşturucu bağımlılığı, yoksulluk ve kentsel yaşamın sıkıntıları gibi sosyal konuların üzerinde odaklanmasıydı. Bu yıl yoksulluğun doğurduğu zararların gösterilmesi ve sınıflar arasındaki mesafeye vurgu oldukça fazlaydı ve senaryolarda dramatik ilişkiler en çok karakterlerin arasındaki iktisadi farklılıktan kaynaklanıyordu. Gerçekte hükümetin iktisadi politikalarına yönelik eleştiriler, eserlerde en çok göze çarpan bir konuydu.
Ancak uzmanlara göre sinema eserlerin uyuşturucu madde veya sigara kullanımı, intihar girişimleri ve hatta senaryo gereği karakterlere uygulanan psikolojik baskılar önemli konular olmalarına rağmen yaş grupları gözetilerek ekran edilmelidir. Maalesef bu konu sinema dünyasında pek umursanmadığı anlaşılıyor.
Bu yılki Fecr film festivalinde bazı eserler de sosyal meseleleri eleştirme ve hatta sosyal sorunlara patolojik yaklaşımla yapılmıştı ki her biri kendi yerinde eleştirilere ve hatta takdir edilmeye açıktır; ancak yine de bu eserlerin tüm yaş grupları için uygun olmadığı ve ekran edildikleri zaman bu konunun gözetilmesi umulmaktadır.

Bir başka önemli nokta, İran sinemasında önemli gelişmeler iki dalda gerçekleşmiş olmasıydı. İlkin İran sineması teknik açıdan önemli ilerleme kaydettiği gözlendi. Eserlerde bundan önce teknik açıdan zayıf olan bazı sahnelerin çok iyi yapıldığı ve özel efektlerin çok iyi kullandığı ve eserleri olumlu yönde etkilediği anlaşıldı. Gerçekte teknik ilerlemeler senaryo yazarlarına hayal gücünü geliştirmeye ve eskiden çekimi teknik açıdan mümkün olmayan sahneleri yazmalarına katkısı olduğu söylenebilir. Bu konu özellikler “Bir zamanlar Abadan” adlı eserde çok belirgindi.
İran sinemasının ilerlediği ikinci alan, kadın yapımcıların bu yılki Fecr film festivalinde boy göstermeleriydi. Nitekim bayan yapımcı Nergis Abyar festivale katıldığı eseri ile sinema eleştirmenleri ve seyircilerin takdirini toplamayı başardı. Bu eser seyircilerin seçtiği en iyi eserin Simurg ödülünü kazandı. Yine bayan Ayda Penahende de senaryo yazarlığı ve yönetmenlik alanında İran sinemasında kadınların profesyonellik ve yenilikçilik alanında yeni bir tanım sunmayı başardı.
Bundan başka İran sinemasında kadın sanatçıların gelişmeleri de bu alanda büyük emek harcadıklarını ve kadınlara seçkin konum kazandırdıkları söylenebilir.012