İhsan ve İyilik Yapma Günü
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i164448-İhsan_ve_İyilik_yapma_günü
Nevruzun yaklaşması ve doğanın canlanması ile, İran takvimi ile 21 Esfend günü İhsan ve İyilik Yapma haftası olarak kutlanmaya başlamaktadır. Biz de bu bağlamda sizlere özel bir program hazırladık.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Mart 05, 2021 16:54 Europe/Istanbul

Nevruzun yaklaşması ve doğanın canlanması ile, İran takvimi ile 21 Esfend günü İhsan ve İyilik Yapma haftası olarak kutlanmaya başlamaktadır. Biz de bu bağlamda sizlere özel bir program hazırladık.

Sohbetimize büyük İranlı şair Hafız-ı Şirazi'nin bir beyti ile başlamak istiyoruz: 

Tekrar ilkbaharı gördük ya, şükürler olsun 

İyilik komşumuz olsun, gerçekleri aramak yolumuz olsun

Büyük İranlı şair Hafız,  doğanın canlanması ve  ilkbahar güzelliklerinin  başlamasını  iyilik yapmakla kutlamaktadır.  Bu doğrultuda   Nevruz bayramının yaklaşması ile İran takvimi ile  Hicri Şemsi takvimin son ayı Esfend'in  21'inden itibaren İhsan ve İyilik Yapma haftası olarak kutlanmaktadır.  Bu milli  etkinlik ve hareket, aslında  yoksulluk, miskinlik ve çaresizliğin  kirli yüzünü silmek ve toplumun ihtiyaç sahibi ve kırılgan kesimlerine yardım etmek amacı ile  başlanıyor.  

Şimdi de  yardımlaşma, sinerji ve hayırseverlik  insanların hayatında dönüm noktası oluşturmuştur. Her kes elinden geldiğince, kendisinin uygun gördüğü şekilde  bu kavramları gerçekleştirmeye çalışıyor.  Böylece  ihsan ve iyilik yapmak sayesinde gönüllerde yer edinmeye çalışıp  dostluk ve şefkat ile ruhunu neşelendirmek ve tazelemek ve aşk ve iyilik  ağacını sulamak istiyor. 

Bilindiği üzere  29 Behmen akşamı  İran'ın  Güney Batı bölgesinde bulunan   Kohkiluye ve Boyer Ahmed eyaletinde bulunan Sisaht bölgesinde  5.6 büyüklüğünde deprem yaşandı. Bu şehrin ahalisi  ise dehşet, evsizlik ve soğuk içerisinde bir geceyi geçirdi.   Ancak bu doğal afet olayının gerçekleştiği ilk andan itibaren   cihatçı gruplar, halk gönüllü güçleri,  yürütme kolları ve din adamları gibi farklı kesimler, sıcak yemekler dağıtarak, enkazları kaldırarak, çadırlar kurarak, battaniye, ısıtıcı cihazlar ve ilaçlar gibi gerekli eşyaları dağıtarak   Sisaht bölgesi ahalisine yardım etmeye başladılar.   İnsanlar, sahip oldukları şeyleri infak edip   vatandaşlarının  huzuru ve rahatlığı için çaba gösterdiler. 

 Zaten koronavirüs pandemisi dünyayı  ciddi bir salgınla karşı karşıya bırakmıştır. İranlı bir çok vatandaş da  bu hastalığın kurbanı olmuştur. Buna ilaveten  bu yolda kimi sağlık kadrosu ve sağlık çalışanı da bu hastalığa  kurban gitmiştir.  Son haftalarda ise   koronavirüse yakalanan  hamile bir hemşirenin de  şehit düştüğünü duyduk.   Bu hemşirenin eşi  Mesut Babayi de zaten sağlık çalışanlarından ve koronavirüs ile mücadele eden isimlerden biridir. 

Mesut Babayi şöyle diyor:"   Eşim CPR veya  Kardiyo Pulmoner Resusitasyon ünitesinde çalışıyordu.   Koronavirüs pandemisi ortaya çıktığından beri gönüllü olarak koronavirüs yoğun bakım ünitesine gitti.  Dört ay sonra   hamile oldu. Baş hemşire ve sorumluları  var olan tehlikeli durumlardan dolayı  onu başka bir üniteye göndermek istediler.  Ancak eşim bunu kabul etmedi ve  hastane yetkililerinin  ısrarlarına rağmen  hamileliğinin üçüncü ayına kadar yine gönüllü olarak  koronavirüs yoğun bakım ünitesinde çalışmaya devam etti.  Hamileliğinin üçüncü ayında   hemşireler müdürü ona yazılı bir mektup verdi ve  onu zorunlu olarak başka bir bölüme gönderdi.  Eşim o kadar  koronavirüs hastalarına hizmet vermeye istekli idi ki  istemeden, gönül rızası olmadan  koronavirüs yoğun bakım ünitesini terk etti ve hayatının son aylarını  hastanenin  yaralananlar yoğun bakım ünitesinde geçirdi. "

Koronavirüs pandemisi bir yandan da  farklı kesimlerden olan esnafların da büyük zarara uğramalarına yol açtı.  Bu talihsiz virüs  birçok esnafın kepenk indirmesine ve birçok vatandaşın da işsiz kalmasına yol açtı. Ancak   sözde medeni ve uygar ülkelerde  insanlar mağazaları ve dükkanları yağmaladığı ve birbirlerine kıydığı bir sırada  İran halkı  birbirlerinin yardımına koştu ve  mümince yardımlarını  ihtiyaç sahibi ve zarar gören kesimlere ulaştırdı ve sonuçta kimi kesimlerin olmazsa olmaz ürünlerinin ve ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli adımlar attı.  Bu bağlamda insanlara hizmet veren  gruplar,  şehirler ve köyleri dezenfekte edip, din adamları ve din talebeleri de  hastanelerde halk için sağlık paketleri hazırlamaya başladılar. Bu girişimler ise halk tarafından  hayranlıkla  izlendi. 

 İşte bunların hepsi  iyiliğin ta kendisidir.  İşte iyilik yapmak bu insanların  gönülden inandıkları ve öğrendikleri öğretilerden  kaynaklanmaktadır.  İhsan ve iyilik yapmak,  beğenilen normlar ve sosyal ameller arasında yer alıp  ahlaki faziletlerden biri sayılmaktadır.   Fıtratı açısından pak olan biri   muhakkak ki iyilik ve ihsan yapanları hep övecektir.  İslam kültüründe de  insan,  sermayesini ve enerjisini sırf dünyevi işlere ayırırsa o zaman büyük bir hüsrana uğrayacaktır. Ancak   bu enerji ve sermayeyi  yüce amaçlar uğrunda harcarsa  o zaman gerçek iflah yolunda adım atmış olur.  

Bu yüzdendir ki Kuran-ı Kerim'de de  Allah yolunda infak yapma ve cimrilik ve tamahtan uzak durmanın  iflaha erenlerin  gerçek özelliklerinden  olduğu söylenmektedir. Bu bağlamda  Tegabun suresinin 16'ncı ayetinde şöyle buyrulmaktadır: "  ﴾16﴿   O halde gücünüz yettiğince Allah’a saygısızlıktan sakının; dinleyin, itaat edin ve kendi iyiliğinize olmak üzere başkaları için harcayın. Kim nefsinin bencilliğinden korunmayı başarırsa işte kurtuluşa erecekler onlardır."

İyilik yapmak, manevi, sosyal ve kültürel olarak  farklı ve özel işlevlere sahiptir. Bu bağlamda gerekli maddi manevi güce sahip herkes  toplumdaki işlerin bir yanından tutup ihtiyaç sahiplerine yardım ederek toplumun sıkıntılarının giderilmesinde rol oynayabilir. Kuşkusuz  toplumdaki suçların ve anormalliklerin büyük bir bölümü, yoksulluk ve miskinlikten kaynaklanmaktadır.  Çünkü yoksulluk ve miskinlik, insana ve inançlara zarar verip aklı devre dışı bırakır ve  doğru yolu bulma gücünü de zayıflatıp  düşmanlıklara ve rahatsızlıklara yol açar.  Aslında iyilik ve ihsan yapma, bir kültüre dönüşürse, toplumun farklı kesimlerinde yaygın olarak görülürse  kesin bir şekilde  toplumun yoksulluktan ve mahrumiyetten doğan sıkıntılarının birçoğu da  çözülmüş ve giderilmiş olacaktır.  Böylece bu tür temel sorunların kökleri kazınacaktır. 

İhsan ve iyilik yapma haftası  bu yüce ahlaki ve dini vasıflara bürünmek için altın bir fırsattır.  Kuran-ı Kerim'de de  Allah'a ve peygamberine, Kur'an ve ahirete iman edip ihsan edenlerin  Allah Resulünün yanında yer aldıkları vurgulanmaktadır.  Böylece insanlara iyilik yapanlar hayırsever kesimler olarak  bu yolda gereken adımları atmış olurlar. 

Kuran-ı Kerim'de  Allah yolunda infak etmenin  700 kat normalden daha fazla sevaba ve ecre sahip olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda Sebe suresinin 39'uncu ayetinin son bölümünde şöyle buyrulmaktadır: "... Başkaları için ne harcarsanız Allah onun yerine yenisini verir. O rızık verenlerin en büyüğüdür."

 İhsan ve iyilik yapmanın   özel bir alana has olmadığı  hayatın tüm alanlarını ister duygusal, söylem ve eylemdeki alanları kapsadığını bilmek lazım.   Kuran-ı Kerim'de de  kimi kesimlere daha fazla iyilik yapılmasına vurgu yapılmış ve bu bağlamda  diğerlerine ihsan yapmanın gerçekte kendimize ihsan yapmak değerinde olduğu belirtilmiştir.  Bu çerçevede İsra suresinin 7'inci ayetinde şöyle buyrulmaktadır: " «إِنْ أَحْسَنْتُمْ أَحْسَنْتُمْ لِأَنْفُسِکُمْ ...؛

" ﴾7﴿ Eğer iyilik ederseniz kendiniz için iyilik etmiş olursunuz;...."

Bu ayete göre  her şahıs iyilik ve ihsan yaparak  kendi karakterini tamamlamakta ve varlıksal  evrimini  gerçekleştirmektedir.   İyilik ve ihsan yapmanın   insanı hüsrandan kurtarıp  iflaha götürdüğü gerçeği  aslında  insanın kendi kusurlarını ve eksikliklerini kapatıp erdeme ulaşması sürecinin bir parçasıdır.  Bu yüzdendir ki  diğerlerine ihsan yapmanın aslında insanın kendine yaptığı ihsan  olduğu  söylenmektedir.  Bir başkasına ihsanda bulunan biri, başkalarından ziyade kendiliğine iyilik yapmaktadır.   Bu bağlamda anne-babaya iyilik yapmanın iflaha erişmenin  emsalsiz yollarından biri olduğu söylenmelidir. 

İhsan ve iyilik yapmanın değerli etkilerinden biri de  ruhsal sağlık ve psikolojik huzurdur.  Kuran-ı Kerim'in Bakara suresinin  274'üncü ayetinde bu hususta şöyle buyrulmaktadır: " ﴾274﴿   Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık olarak hayra sarfedenler için rableri nezdinde ecirleri vardır; onlar için ne korku olacak ne de üzüleceklerdir."

Neml suresinin  89'uncu ayetinde ise şöyle buyrulmaktadır:" ﴾89﴿ Kim (ilâhî huzura) iyilikle gelirse ona daha iyisi verilir; o gün onlar kıyamet dehşetinden de etkilenmezler."

Bu ayetlerden yola çıkarak   iyilik ve salih amel ve inançlar sayesinde  ruhsal bir huzura kavuşulabileceğini söyleyebiliriz.   Bu iyiliklerin sonucu ise  zinde ve hayatı dolu bir yaşam sürmektir.  Bu yüzdendir ki  iyi bir insan kültürel, sosyal ve ekonomik gibi her alanda kendi kabiliyetlerine dayanarak  en iyi ve en başarılı olmaya çalışır ve dini ve Kur'ani stratejilerden de hidayet ve kılavuz aracı  olarak kullanır.  Böylece ruhsal sağlığını güçlendirmenin en iyi araçlarının  bu ikisi olduğunu bilir. 

Sohbetimizi Saadi'nin Bustan'ından bir beyit şiir ile noktalamak istiyoruz: 

Diken yeşerten kökleri kazıman gerek 

Meyvası bol ağaçlar dikmen gerek