İran'da 13'üncü Cumhurbaşkanlığı Seçimleri-3
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i174622-İran'da_13'üncü_cumhurbaşkanlığı_seçimleri_3
Bu bölümde, farklı ülkelerde seçimleri denetleyen kurum ve kuruluşları ayrıca İran'da seçimlerin nasıl siyasi bir kahramanlık ve hamaset sahasına dönüşebileceğini ele alacağız.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 14, 2021 05:44 Europe/Istanbul

Bu bölümde, farklı ülkelerde seçimleri denetleyen kurum ve kuruluşları ayrıca İran'da seçimlerin nasıl siyasi bir kahramanlık ve hamaset sahasına dönüşebileceğini ele alacağız.

Temelde her seçim sisteminde, farklı şekillerde seçimlerin uygulanma süreci denetlenip  tüm seçim aşamalarındaki  ihlallerin önü kesilmeye çalışılır.    İran İslam Cumhuriyet düzeninde ise cumhurbaşkanının  yürütme erki başında bulunmasından dolayı ve malum önemden ötürü, seçimlerden önce  adayların  yetkili ve uzman merciler tarafından onaylanmaları gerekiyor.  Bu aşamanın ardından  gereken koşullara sahip olan  seçimlere katılmak için onaylanırlar.

Seçimleri düzenleyen ve denetleyen yetkililer de bu çerçevede  kitle iletişim araçları ve medyadan   cumhurbaşkanlığının önemi ve adayların sahip olmaları gereken koşullar hakkında halkı bilgilendirmelerini  ve durumu açıklamalarını istemektedir.  Bu durum   sağlıklı ve yasal bir şekilde seçimlerin düzenlenmesine yönelik  ilgiyi göstermektedir.

Anayasaya göre  cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday olanların onaylanması süreci  seçimlerden önce  bizzat  Anayasayı Koruma Konseyi tarafından  başlatılır. 

Bu hususta anayasanın  110'uncu maddesinin  9'uncu fıkrasında şu ifadelere yer verilmiştir: "...  Bu yasada belirlenen koşullara uygunlukları açısından adayların onaylanması süreci seçimlerden önce  Anayasayı Koruma Konseyi tarafından  takip edilir."

Bu ifadelere göre  Anayasayı Koruma Konseyi, adayların onaylanması sürecini denetlemekle kalmayıp bizzat ve doğrudan  bu sürecin uygulayıcısıdır.

Anayasayı Koruma Konseyinin görevleri ve yetkileri ve de  önemli konumu, bu kurumu  İran İslam Cumhuriyeti'nin çok önemli  kurumlarından biri haline gelmesine  yol açmıştır.   Bu kurum,  diğer ülkelerde aynı görevleri yapan benzer kurumlarla birçok benzerlikler de taşımaktadır.  Bu doğrultuda  bazı ülkelerin anayasasında  " Anayasa Mahkemesi", "Anayasa Konseyi", "Anayasa  Divanı" ve benzeri, İran Anayasayı Koruma Konseyine benzer kurumlar bulunmaktadır. Bu kurumlar görev ve yapı açısından bir birlerine büyük benzerlikler göstermektedirler.

Örnek vermemiz gerekirse  Almanya anayasasına göre  seçimlerin sağlığının denetlenmesi başta olmak üzere  adayların yetkilendirilmesi, dokunulmazlıkların kaldırılması ve temsilcilerin azledilmesi, Almanya Temsilciler Meclisince yerine getirilir.  Federal anayasal mahkeme de  Federal Almanya Cumhuriyeti'nin  en güçlü ve en saygın  yüksek mahkemelerinden biridir. 

Bulgaristan'da da Anayasa'nın 66'ncı  maddesine göre seçimler şüpheli ise kanun gereği Anayasa Mahkemesine sevk edilebilir.  Romanya'da, ülke anayasasında seçimlerin izlenmesini ve denetlenmesini düzenleyen 47'inci maddesinde şu ifadelere yer verilir: "Her temsilcinin seçilip seçilmeyeceğine Büyük Millet Kurulu karar verir." Bu kurul, her bir temsilcinin seçiminin yasallığını inceler ve seçimin geçerliliğine veya geçersizliğine karar verir.

Parlamentonun iki meclisten oluştuğu İtalya'da, Temsilciler Meclisi ve Senato bu alanda yetkiye sahiptir.  Anayasanın 66'ncı maddesine göre, her iki Meclis, hem üyelerinin yetkilerinin geçerliliğine hem de üyelerin görevde bulunma konusundaki yeterliliği veya yetersizliği konusunda karar alabilir.

Parlamentonun Avam Kamarası ve Senato olmak üzere iki meclisten oluşan Kanada'da  Avam Kamarasının  yetkilerinden biri de  anayasanın  esnek  bölümlerini değiştirme ve düzeltmek ve de temsilcileri yetkilendirmektir.

Japonya'da  anayasanın  42'inci maddesine göre  bu ülkenin parlamentosu, Temsilciler Meclisi ve  Danışmanlar Meclisi olmak üzere iki kanattan oluşmaktadır.

Seçilen kişilerin onaylanması ve reddedilmesi görevi ise  ilgili parlamentoya aittir. Bu parlamentoda hazır bulunanların salt çoğunluğunun oyu kararı belirler.  Japon Anayasası'nın 55'inci maddesi bu bağlamda şöyle diyor: "Her bir Meclisin üyelerinin yeterliliğine ilişkin karar, o Meclisin sorumluluğundadır."

Bu bağlamda Britanya'da, İçişleri bakanını, başbakan atar ve içişleri bakanlığı da milletvekili adaylarının gözden geçirilmesi, onaylanması ve diskalifiye edilmesinden yasal olarak sorumludur. Bu ülkede, Yüksek Mahkeme'nin kurayla seçilen birkaç üyesi, Avam Kamarasının yetkilendirmelerini gözden geçirir ve Meclis'e temsilcilerin onaylanmaları veya onaylanmamaları hakkında bir rapor sunar ve Meclis de Yargı Heyetinin raporunu tartışmadan onaylar.

Amerika, Belçika ve İsviçre dahil diğer bazı ülkelerde, yasama organı, üyelerinin yetkilerini inceler, onaylar veya reddeder.

Amerika Anayasası şöyle diyor: "Her Meclis,  kendi seçimlerinin sonuçları ve üyelerinin onaylanıp veya reddedilmesinden sorumludur."  ABD Anayasasının ilk maddesinin 5'inci paragrafında her meclisin "yargılamak ve hüküm vermek"te özgür olduğu belirtilmiştir.   Hukuki açıdan, bir hakim veya hakem tarafından verilen kararların özelliklerinden biri, bağlayıcı ve yetkili olmalarıdır. Bu nedenle, ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosu seçimleri, sonuçlarını denetleyerek üyelerinin onayıp onaylanmamasını ve üyelerinin nitelikleri hususunda karar alır.

ABD Anayasasına göre, başkanlık seçimleri sürecinde, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat partiler içlerinde yürütülen kampanya sonucu temsilciler belirler. Daha sonra  bu temsilciler,  bu adaylar seçimlere katılır. Her partinin seçimlerdeki oyları belirlendiğinde ise  Seçiciler Kurulu    başkanı seçer.  Bu süreç ise  içişleri bakanlığı tarafından denetlenir.

İran İslam Cumhuriyeti,  referandumun düzenlenmesi ile kurulmuştur.   Buna esasen  İran'da seçimlerin düzenlenmesi son 40 küsur yılda  ülke çapında kurumsallaşmış ve son onyıllarda sürekli bir süreç haline gelmiştir.   Geçen bölümlerimizin devamında halkın seçimlere katılımını  ele alacağız.

Anayasanın  6'ıncı ilkesine göre  "ülkedeki süreçler  seçimler vasıtası ile belirlenen kamu oylarına göre idare edilmelidir."

İran İslam Cumhuriyeti'ndeki seçim düzenine göre  seçimlere katılmak zoraki bir durum değildir.  Ancak  seçimlerin sürekli olarak düzenlenmeye başlandığı İslam İnkılabı Zaferinden itibaren katılım oranı hep yüzde 50'nin üzerinde olmuştur.

İran halkı anayasa çerçevesinde Hubregan Meclisi'ndeki temsilcilerini seçiyor.  Halk, anayasa ve sistemin genel politikaları çerçevesinde ülke kanunlarının onaylanması ve halkın çıkarlarının korunması için İslami Şura Meclisinde temsilcilerini de seçerler.  Aynı zamanda en önemli seçim olan üçüncü seçim kategorisi de cumhurbaşkanlığı seçimleridir ve halk bu seçime katılarak dört yıllığına yürütmeden sorumlu cumhurbaşkanını seçerler.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise  seçimlerin önemi hususundaki konuşmalarında,  seçimlere maksimum katılımın   insanların  kendi kaderlerini belirlemekte ve seçmedeki özgürlüğünün göstergesi olduğunu vurgulayarak şöyle buyurdular: "Cumhurbaşkanını seçtiğiniz zaman,  ülkenin işlerini,  sizin seçiminiz olan, sizin iradeniz ve oylarınızdan dolayı belirlenen birine bırakıyorsunuz.  Bu da  halkın ülkeyi yönetmedeki  gücünü ve  halkın kendi ülkelerinin kaderlerini ellerinde bulundurduğunu gösterir. ... Böyle bir katılım, ülkemiz için bir siper misalidir.   Bu çok önemli bir husus.   Ülkemizde  seçimler,demokrasi ve siz halkın sahadaki varlığı ve coşkulu iradesi olmasaydı bu devrim bir yıl bile ayakta kalamazdı. Hükümetlerimiz de  siyasi saldırılar ve ekonomik kuşatmalar karşısında  direnemezlerdi. İşte onların aldığı siper sizlerdiniz.  Seçimler  halkın varlığının tezahürüdür.  Nitekim  22 Behmen yürüyüşü de bu tezahürlerden biridir.  Düşman ve emperyalist sistem, sizin seçimlerden ve  22 Behmen yürüyüşlerinizden korkuyor.  Bu yüzden  seçimleri, halkın varlığını, özgür oylamayı, halkın kendi kaderlerini belirlemeyi  bu milletten esirgemek için  ellerinden geleni yapıyorlar."

Son 42 yıl içerisinde İran'da toplam 38 seçim düzenlenmiştir. Bu seçimlerin hepsinde  halkın katılım oranı   farklı koşullar söz konusu olsa bile hep ilgi çekici düzeyde olmuştur.

Hicri Şemsi 1388 yılında, iki cumhurbaşkanı adayı arasındaki çekişmelerden ve iki kutupluluk ortamından dolayı yüzde 85'lik bir katılım görüldü. Ondan önce 1384 ve 1380 yıllarında  katılım oranı sırası ile yüzde 62 ve yüzde 66 oldu.  1392 ve 1396 seçimlerinde de sırası ile katılım oranı yüzde 72.94 ve yüzde 73 oldu.

İran'da Cumhurbaşkanının önemli konumundan dolayı ve de partiler ve siyasi kanatların yakın rekabetinden dolayı cumhurbaşkanlığı seçimleri büyük öneme sahiptir.

Tanınan profesör ve siyasi meseleler uzmanı olan Dr. Hanizade, İran İslam Cumhuriyeti'nin halkın oy vermesinin önemine yaptığı vurguya değinerek şöyle diyor: "Bölgedeki dini demokrasinin ilk modeli olarak İran İslam Cumhuriyeti, belki de dünya çapında halkın oyuna en çok önem veren ülkedir. Aslında İran İslam Cumhuriyeti düzenindeki iktidarın siyasi yapısında en kilit role sahip olanlar da halk ve insanlardır. Aslında İslam Cumhuriyeti düzenin devamı, cumhurbaşkanlığı, parlamento veya şehir ve köy seçimleri gibi farklı seçimlerde halkın varlığına bağlıdır. Halkın seçim sahnesindeki varlığına ve katılımına bağlıdır.  Bu yüzden  siyasi eğilimler ve farklı siyasi akımların karşılaşmasına rağmen  sırf halkın katılımı  ülkenin gücünün kaynağı olmuştur.   İnsanlar ise  sahaya inip varlıklarını coşkulu bir şekilde göstererek İran İslam Cumhuriyeti ve İslami devrime güç katıyorlar. İşte dini demokrasinin temeli de budur. "

İran Anayasası'nın 116'ncı maddesinde ise şu açıklamalara yer verilmiştir: "Cumhurbaşkanlığı adayları seçim başlamadan önce hazır olduklarını resmen beyan etmeleri gerekiyor. Cumhurbaşkanının seçilme şekli kanunla belirlendiği şekilde olacaktır."

Bu sene ise Koronavirüs pandemisinin devam ettiği sırada, seçimler için özel hazırlıklar yapılmaktadır. Bu kapsamda sandık sayısının daha fazla olacağı ve oy kullanma saatlerinin artırılacağı da vurgulanmaktadır. Korona virüsünün yayılmasının yol açtığı endişeler nedeniyle Sağlık Bakanlığı, Anayasayı Koruma Konseyi ve İslami Şura Meclisi'nin koordinasyonu ile  sağlık protokolleri  bile hazırlanmıştır.

İran'da Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanununa göre seçimlerin bir gün içerisinde  yapılması zorunlu görülmüştür. Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanununun 20'inci maddesinde bu hususta şöyle deniyor:  "Yurt içi ve yurt dışında oylar bir günde toplanır. Süresi 10 saattir ancak gerekirse uzatılabilir." Bu maddenin özel fıkrası aynı zamanda seçimlerin İçişleri Bakanlığınca uzatılabileceğini belirtmiştir.

İslam İnkılabı Lideri ise   cumhurbaşkanlığı seçimlerinin önemi hususunda şöyle bir noktaya vurgu yapmışlardır: "Seçimler günübirlik bir olaydır.  Bir gün içerisinde düzenlenir.  Ancak  etkisi uzun süreli olan olaylardandır.  Cumhurbaşkanlığı seçimlerini bir gün içerisinde düzenliyorsunuz ancak  birini ve daha doğrusu birilerini  dört yıl boyunca ülkenin kaderini belirlemek ve ülkedeki önemli işleri yürütmek için seçiyorsunuz.  Tabii bunun etkisi bu dört yılla da kısıtlı değildir.   Kimi zaman hükümetler etkileri yıllarca devam eden girişimlerde bulunurlar. İyi olanlar ya da Allah korusun kötü olanların etkileri dört yıl ile sınırlı değildir.  Tam bir süreç gibi devam eder.  O zaman bir gün içerisinde öyle bir şey yapıyorsunuz ki, öyle bir seçim gerçekleştiriyorsunuz ki, kısa süreli olarak dört yıl  ve uzun süreli olarak da kimi zaman dört yıl daha sürecek etki yaratıyorsunuz. İşte seçimler bu denli önemlidir."