İran'da 13'üncü Cumhurbaşkanlığı Seçimleri-4
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i174626-İran'da_13'üncü_cumhurbaşkanlığı_seçimleri_4
Programımızın 4. bölümünde, seçimlere halkın katılımı ve Hindistan’da, seçim sürecini ele alacağız.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Haziran 14, 2021 06:17 Europe/Istanbul

Programımızın 4. bölümünde, seçimlere halkın katılımı ve Hindistan’da, seçim sürecini ele alacağız.

İran’da bir kez daha 18 Haziran 2021'de  kader belirleyici ve büyük önem taşıyan 13.cumhurbaşkanlığı seçimleri ile birlikte köye ve kent seçimleri  ülke genelinden düzenlenecektir. 

İran İslam Cumhuriyeti anayasasının  113'üncü ilkesine göre  İslam İnkılabı Lideri'nin ardından  Cumhurbaşkanı  ülkenin en üst düzey resmi makamı olup İslam İnkılabı Lideri ile doğrudan ilgili olan işler hariç  anayasayı uygulama ve yürütme erkinin başında bulunmakla görevlidir.İslam Cumhuriyeti düzeninde, toplumun tüm kesimlerinin ve sınıflarının seçimlere katılması temel bir ilke sayılır. İslam Cumhuriyeti'nin oluşumunun temeli, kolektif bilgeliğe güvenmek ve bireylerin oy ve fikirlerine başvurmaya dayalıdır.  Bu görüş ve bakış açısı, İslam Cumhuriyeti sisteminde seçimlerin önemini ve konumunu göstermektedir. Dolayısıyla seçimlerin sonucu, din, ırk veya etnik kökene bakılmaksızın tüm ulusların oybirliğiyle düzenlenmesini gerektirir.

Seçimlere katılanlar aslında bir görev olarak sosyal, siyasi ve dini sorumluluklarını yerine getiriyorlar ve bu İslami sisteme derin bir katılım kavramı  kazandırıyor. Seçimlerin başlamasıyla birlikte İran halkı sandık başında yer alarak siyasi katılımlarının etkili olduğunu gözler önüne gösteriyorlar.

Seçimlere katılım oranı derin bir mesaj taşıyor, İran'da sağlıklı bir seçim sürecinin olduğunu, etkin siyasi katılım ilkesine riayet edildiğini göstermektedir. Bu durum Anayasa'nın 114'üncü maddesinde vurgulanan bir husustur. İran İslam Cumhuriyeti anayasası çerçevesinde, halkın gerçek iradesine dayalı olarak, yürütme görevlileri doğrudan ve dolaylı şekilde seçilmektedirler. Bu açıdan sağlıklı, coşkulu ve düzenli seçimler yapmak, İran İslam Cumhuriyeti'nin "güvenliğini" ve "otoritesini" garanti etmektedir. Yani halkın seçimlere geniş çaplı katılımı, İran İslam Cumhuriyeti'nin yumuşak gücünün bileşenlerinden biri sayılabilir.

İran'da seçimler, ulusal boyutun yanı sıra, bölgesel ve uluslararası açıdan da önemlidir. Ulusal olarak, halk kendi kaderine ve İran İslam Cumhuriyeti sistemine doğrudan destek verirken kendi oylarıyla dolaysız bir şekilde dört yıllık bir dönem için cumhurbaşkanını seçer. Bu süreçte cumhurbaşkanlığı seçiminde halkın rolü son sözü söylemektir. Halk tarafından, kim olursa olsun, İran'da cumhurbaşkanı seçilen kişi, aslında halkının iradesinin sonucu olarak bu göreve getirilmiştir. Halkın seçimlerde doğrudan ve önemli rolü, seçimlere maksimum katılım sayesinde bölgesel ve uluslararası açılardan da önemli hale gelir.

Öte yandan seçimlerde coşkulu bir atmosfer yaratmak, siyasi partilerin ve farklı siyasi zevklere sahip akımların güçlü bir şekilde varlığını gerektiriyor. Bu nedenle seçim kurumları, özellikle Anayasayı Koruma Konseyi, halkın seçim seçeneklerini ve gücünü artırmak için, adayları seçim yarışmalarına katılma sürecinde nitelendirdiği sırada, daha fazla siyasi zevk ve gruptan adayın varlığına zemin sağlamaya çalışmaktadır.

Bu göstergeler, ülkede demokrasinin temeli olarak  seçimlerin yapılmasının kurumsallaştığını göstermektedir. Bu demokrasi düzeyi uluslararası düzeyde kabul görmüş çerçeveler dahilinde olması itibarı ile küresel boyuta da sahiptir.İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise seçimlerin halkın kendi kaderini belirleme ve siyasi bir destan yazma özgürlüğünün bir tezahürü olduğu gerçeğine değinerek  farklı dönemlerde yaptığı konuşmalarda seçimlerin önemini her zaman vurgulamış ve şöyle buyurmuşlardır "..Her adaya verilen oy, İslam Cumhuriyeti'ne verilen bir oy misalidir. Her oy, seçim düzenine ve mekanizmasına verilen bir güven oyudur. Seçim arenasına, ister cumhurbaşkanı adayı ister seçmen olsun, girmek - ben veya siz farketmeksizin  bu alana ayak basmak, İslam Cumhuriyeti'ne ve seçim mekanizmasına güvenmek anlamına gelir. İkinci derecede de , sizin veya başka bir kardeşimizin veya bendenizin ülkenin geleceği için daha yararlı olduğunu uygun gördüğümüz birine oy vermektir."

Ayetullah Hamanei konuşmalarının başka bir bölümünde şöyle buyurmuşlardır: "Seçimler, halkın katılımının çok güzel ve çekici bir tezahürüdür.Her insanın ideallerini, arzularını ve dileklerini eyleme geçirip, gerçekleştirmeye yönelik en etkin araçtır. Birini hayallerinize ve arzularınıza göre seçerseniz, o hayallerin gerçek olma olasılığı da yükselecektir.  Arzu ve isteklerinizi yerine getirebileceğini ve hayatta sizin için önemli olan kritik düğümleri çözebileceğini birini seçtiğinizde, aslında sorunları ortadan kaldırmak için en büyük adımı atmış olursunuz.  Maddi veya manevi her türlü talebin, bu seçimde ve yürütme erkinin başkanının belirlenmesinde gerçekleşmesi mümkün."

İslam İnkılabı Lideri,  İran'daki seçimlerle ilgili olarak insanların bu seçimlere katılıp katılmama özgürlüğüne sahip olduğu gibi bazı özelliklere de işaret ettiler. Halbuki bazı ülkelerde oy vermek zorunludur.  Batı ülkelerinde bile - Avrupalı olan ve ​​olmayan kimi ülkelerde - zorlama söz konusudur. Yani, oy kullanmamak onların mali ve parasal cezalara çarptırılmalarına yol açar.  İran'da  ise seçimlere katılmamanın hiçbir maliyeti yoktur. İnsanlar özgürce seçimlere katılıp katılmayabilirler.  Aslında İranlılar tam motive, arzulu ve istekli bir şekilde bu seçimlere katılırlar. İşte işin güzel ve değerli yanı budur. Sohbetimizin devamında diğer bazı ülkelerde seçim sürecini ele alacağız.

Hindistan 1,3 milyardan fazla nüfusu ile dünyanın üçüncü büyük ülkesidir ve en gelişmiş seçim sistemlerinden birine de sahiptir.  Hindistan siyasi sisteminde, cumhurbaşkanlığı seçimi dolaylı olarak gerçekleşir. Sıradan insanların bu seçime katılmaması öngörülmüştür. Sadece yasama meclisleri yani Luk Sabha olarak bilinen Temsilciler Meclisi ve Rajya Sabha olarak bilinen Yüksek Meclis  ve eyaletlerdeki  yasama meclisleri dahil olmak üzere üç parlamento üyelerinin katılımı ile cumhurbaşkanı seçimleri düzenlenir ve cumhurbaşkanı dolaylı bir şekilde halk temsilcileri tarafından seçilir.Hindistan cumhurbaşkanlık seçiminin sonucu belli bir düzene göre belirlenir. Merkez ve eyalet meclislerinin her bir üyesinin oyları ayrı değerlere sahiptir. Bu yüzden en yüksek puanı alan aday cumhurbaşkanlığı için seçilir.

Hindistan Anayasası'nın 79'uncu maddesine göre parlamento; cumhurbaşkanı, Temsilciler Meclisi veya Lok Sabha ve Yüksek Meclis-Rajya Sabha'dan oluşur.Partiler veya koalisyonlar tarafından adayların belirlenmesi ardından  iki meclisin seçilmiş üyeleri, eyalet meclisinin seçilmiş üyeleri ve  Yeni Delhi ve  Pondicherry  kaymakamlıklarından oluşan Seçiciler Kurulu, Hindistan Cumhurbaşkanı'nı seçerler. Cumhurbaşkanı  ikinci bir dönem daha seçilme hakkına sahiptir. Cumhurbaşkanının seçilmesiyle ilgili herhangi bir anlaşmazlık, Hindistan Yüksek Mahkemesi aracılığıyla ele alınır ve çözülür.

Tabii ki Hindistan'da Cumhurbaşkanı ülkenin yürütme erkine başkanlık eder.

Hindistan'ın cumhurbaşkanlığı formalite bir mevki olmasına rağmen, en yüksek icra mercii sayılır ve geniş yasal yetkilere sahiptir. Cumhurbaşkanı, yasama, yürütme ve yargı erklerinin resmi başkanı sayılır ve bir taraftan da Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanıdır. Hindistan Anayasası'nın 53'üncü maddesi uyarınca, Cumhurbaşkanı yasal yetkilerini ende durumlar dışında doğrudan kullanabilir, ancak pratikte Başbakan'ın başkanlık ettiği Bakanlar Konseyi, cumhurbaşkanın neredeyse tüm yetkilerine sahiptir ve bu yetkileri kullanır.Hindistan'da cumhurbaşkanı olmak için asgari yaş 35'tir, ancak azami yaş sınırı yoktur. Bu ülkede Anayasanın 61'inci maddesine göre Cumhurbaşkanı, anayasaya aykırı karar alırsa meclisler tarafından görevden alınabilir.  Bunu için  parlamentonun dörtte biri  bu yönde oy kullanmalıdır. Böylece bu kararın açıklanmasından sonraki dört gün içerisinde  aynı sayıdaki muhalifler de bu kararın altına imza atarlarsa cumhurbaşkanı görevden alınır.

Elbette ülkelerin anayasalarına göre cumhurbaşkanının yetki ve sorumluluklarında benzerlikler ya da farklılıklar söz konusu olabilir ama seçimleri birbirinden farklı kılan konu, seçimlerin kapsamı ve toplumun tüm kesimlerinin seçimlerde oynadığı rol ve katılımıdır. Bir ülkenin halkına, din, ırk veya etnik kökene bakılmaksızın, seçimlere katılarak kaderlerini belirleme fırsatı vermek en önemli etkendir.Bölgede Hindistan ve İran etrafındaki pek çok ülke, etnik köken, din ve kültür çeşitliliği açısından İran'dan pek farklı değildir. Örneğin Hindistan'da İslam, Hinduizm, Budizm ve Hristiyanlık gibi farklı inançlara, kültürlere ve dinlere sahip çeşitli etnik gruplar yaşamaktadır. Dolayısıyla bu ülke seçimlerinde kültürel ve etnik çeşitlilik çok önemli rol oynamaktadır. Bu bağlamda Hindistan'daki dini yapı yüzde 85 Hindulardan ve yaklaşık yüzde 13,4 Müslümanlarda oluşmaktadır. Bu durum ülkedeki dini yapı açısından Hinduizmin  önemli üstünlüğünü göstermektedir.Hindistan, Endonezya ve Pakistan'dan sonra dünyanın üçüncü büyük Müslüman nüfusuna sahip ülkedir. Bu yüzden dini çeşitlilik önem arz etmektedir.  İran'da Türkler, Lorlar, Kürtler, Beluçlar ve Araplar gibi etnik gruplar ve Şiiler, Sünniler gibi farklı İslami mezheplere mensup olanlar ve  Zerdüşt, Yahudi ve Hristiyan dinlerinin mensupları da yaşamaktadır. İşte bu çeşitlilik seçim sisteminde hep önem arz etmiştir. Üniversite profesörü  ve siyasi meseleler uzmanı Muhammed Reza Merendi  Hindistan'da gelişmiş ve ileri düzeydeki demokrasiye rağmen Müslüman azınlığa karşı uygulanan  kısıtlamalar ve ayrımcılıklara işaretle şöyle diyor:  "Resmi istatistiklere göre Hindistan'da yaşayan 150 milyon Müslüman vatandaş var ki bu rakam toplam nüfusun yüzde 14'ne denk gelmektedir. Ülkenin önemli bir bölümünü oluşturmalarına rağmen  seçimlerde Hintli Müslüman topluluğunun endişelerinden biri de partilerin ve adayların onların taleplerini görmezden gelme kaygısı olmuştur. Halbuki  Müslümanlar, Uttar Pradeş gibi büyük Hindistan eyaletlerinin nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturuyorlar."

Pakistan'ın seçim sistemi de Hindistan'daki gibi, bu bölgelerdeki İngiliz yönetimi sırasında gelişen kalıplardan ve çerçevelerden hareketle oluşturulmuştur.

Bu sistem öyle ki halk ilk önce köy konseyleri üyelerini ve ardından şehir komiteleri üyelerini seçerler.  Doğrudan halkın oyları ile seçilen bu temsilciler  ise parlamento üyelerini seçerler. Sonunda da  parlamento temsilcileri halkın oyu ve müdahalesi olmadan  devlet başkanını ve cumhurbaşkanını seçerler.  

Bu seçim düzeni Hindistan ve Pakistan'ın ilk anayasayı çerçevesinde 1935 yılında  farklı oy verme halkaları şeklinde tanımlanmıştı.  Bu bağlamda temsilciler ve seçimi yapmak için  servet, mülkiyet ve eğitim düzeyi gibi kriterler öngörülmüştü.  Her halkanın oyları  o halkada isimleri bulunanlara aitti.  Böylece belli bir liste dışında  kimse böyle bir halkada oy verme hakkına sahip değildir.  Halbuki İran'da  özellikle de Tahran gibi mega kentlerde  tüm insanlar  adayların zaferi veya mağlubiyetinde etkili olabilirler. Bu bağlamda hiçbir fark gözetmeksizin  adaylar eşit değere sahip oylarla seçilirler.