İran'da 13'üncü Cumhurbaşkanlığı Seçimleri-5
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i174630-İran'da_13'üncü_cumhurbaşkanlığı_seçimleri_5
Bu bölümde seçim rekabetine dahil olan siyasi teşkilatlar ve partileri ele alacağız.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Haziran 14, 2021 06:30 Europe/Istanbul

Bu bölümde seçim rekabetine dahil olan siyasi teşkilatlar ve partileri ele alacağız.

Seçimler ve siyasi katılım, bir ülke halkının belirli bir süre için bir konum veya mevki için kişi veya kişileri seçtiği resmi ve kurumsallaştırılmış bir süreçtir. Seçimlerin temel amacı halkın temsilcilerini demokratik ve dönüşümlü bir şekilde seçmektir. Aslında demokrasinin anlamı da budur, yani halkın kendi kaderini belirlemedeki egemenliği ve elitlerin elinde iktidarın serbestçe dolaşımı.

Buna göre, herhangi bir ülkede yapılan seçimler, demokrasinin varlığını ve ülkenin siyasi kaderinin belirlenmesinde halkın rolünü gösterir. Bununla birlikte, bazı ülkelerde bu rol alma süreci daha güçlü ve bazılarında daha zayıftır. Bazılarında da bu seçim tamamen formalitedir. Örneğin Arap ülkeleri arasında; Irak, iki tür seçimin yapıldığı ülkelerden biridir. Bu seçimlerden biri belediye kurulu ile ilgilidir. Irak'taki her vilayet, kendi idari yapısı ve il kurulana sahiptir.  Diğer seçimler parlamento seçimleriyle ilgilidir. Cumhurbaşkan da parlamento tarafından seçilir.

Irak'taki iktidar ve hakimiyetin ilginç yanı, her görevlinin özel koşullarına sahip olmasıdır. Bu da bu ülkedeki etnik ve dinsel çeşitlilikten kaynaklanıyor. Irak'ta cumhurbaşkanı Sünni Kürtler arasından,başbakan Şii Araplar arasından  ve parlamento başkanı Sünni Araplar arasından seçilir.  Suriye'de de yıllardır yedi yıldan bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılıyor. Elbette bu, herkesin cumhurbaşkanlığı adaylığı için her zaman aynı şansa sahip olduğu anlamına gelmez. Parlamento ve belediye kurulu seçimleri bu ülkelerde yapılan diğer seçimlerdir.

Kuveyt hem belediye kurulu seçimlerini hem de parlamento seçimlerini düzenler. Bu ülkedeki parlamento seçimleri, Fars Körfezi'ndeki diğer Arap ülkelerine göre daha güçlü ve daha ciddidir.

Suudi Arabistan ise seçimlerin yapılmadığı neredeyse tek Arap ülkesi.

Bir monarşi olan BAE'nin yönetim sisteminde; dört yıldan bir parlamento seçimleri yapılır. Ancak bu seçimler formalite denecek kadar zayıftır.

Bahreyn'de de monarşiyle birlikte, bu ülkede parlamento seçimleri düzenlense de, aslında bu seçimler hep formalite düzeyde olmuştur.  Bahreynli siyasi aktivist Yusuf el-Huri, Fars Körfezi kıyısında bulunan Arap ülkelerindeki demokrasi hususunda şöyle diyor:  "Gerçek şu ki, Fars Körfezi Arap ülkelerindeki rejimler seçimler temelinde iktidara gelmemişlerdir. Bu ülkelerdeki rejimler İngiltere gibi sömürge rejimleri tarafından yönetiliyordu.Ardından da İngiltere'nin yardımları ile iktidara yerleştiler. Böylece ülkeleri bu şekilde yönetmeye ve birbirleriyle çıkar alışverişinde bulunmaya devam edeceklerdir. "

Bu Bahreynli siyasi aktivist, "Bugün çok iyi biliyoruz ki, Bahreyn'de Al-ı Halife'yi yöneten ve hala onu destekleyen İngilizler." vurgusunda bulundu.

Durum Suudi Arabistan'da da benzer görünüyor. Kuveyt, BAE ve Katar'da da durumun aşağı yukarı aynı olduğu söylenebilir.   Katar'da sadece belediye kurulu seçimleri yapılıyor. Monarşi olarak yönetilen Umman'da da sadece milletvekilleri halk tarafından seçilir.

Ancak Lübnan'da üç tür seçim vardır. Cumhurbaşkanlık, belediye ve parlamento seçimleri Lübnan halkının katıldığı seçimlerdir.Bu ülkede Cumhurbaşkanı, parlamento tarafından atanır.

Ürdün'de, üyeleri referandumla atanan iki tür meclis vardır. Avam Kamarası veya Senato üyeleri Kral tarafından atanır ve Parlamento üyeleri halk tarafından seçilir.  Kuzey Afrika'da ise demokratik süreçlerin daha uzun bir tarihi var. Örneğin Tunus'ta cumhurbaşkanlık ve parlamento seçimleri yapılıyor. Tunus'ta seçimler, 2010 yılı sonrası İslami Uyanış hareketinden sonra daha ciddi bir şekilde takip ediliyor.  Fas da monarşik yönetime sahiptir.  Ancak Temsilciler Meclisi ve Danışmanlar Meclisi için iki seçim düzenler.  Cezayir'de hem cumhurbaşkanlık hem de parlamento seçimleri yapılır, ancak Sudan'da sadece cumhurbaşkanlık seçimleri yapılır.

Bu ülkelerin her birinde bir çeşit seçim vardır ancak bu seçimlerin bazılarında katılım sınırlıdır ve herkesin seçime katılma şansı yoktur. Bu nedenle bölgedeki birçok ülkede özgür ve adil seçimlerin yapılması talepler arasında yer almaktadır. Halkın en önemli taleplerinden biri de adil ve sağlıklı seçimlerin düzenlenmesidir.  Ancak güvenlik-siyasi zorlukların ve sorunların varlığı bu ülkelerde demokratik süreçlerin sağlanmasını ve işlemesini engellemiştir. Bu nedenle bu ülkelerdeki seçim altyapısı zayıf ve sallantılıdır. Böylece  sınırlı seçimlerin bu ülkelerde siyasi gelişmeye yol açmayacağı da aşikardır.

İran takvimine göre bu yılın en önemli gelişmelerden biri cumhurbaşkanlık seçimleri ile eş zamanlı olarak yerel seçimlerden olan şehir ve köy konseyi seçimlerinin düzenlenmesidir.

Hicri Şemsi 1400 seçimlerinde coşkulu bir ortam yaratmak için  partilerin ve farklı siyasi zevklere sahip  akımların  seçimlere katılması lazım.  Seçim arenasında  farklı siyasi zevklere sahip  şahsiyetlerin bulunması ve ardından halkın  farklı kesimlerinin seçimlere katılması  İslam Cumhuriyeti'nin onur kaynaklarından biri sayılır.  

Geçmişteki seçimler, İslam Cumhuriyeti'ndeki  seçim mantığının   maksimum katılıma ve katkıya, halkın sorumluluğunu yerine getirmesine ve sanıklara oyları atmasına dayalı olduğunu gösteriyor.

Tabii ki Reformcular ve Muhafazakarlar dahil siyasi gruplar halkın oylarını toplamak için  ellerinden geldiğini yapacaklardır.

İslami Koalisyon Partisi genel sekreteri  Esedullah Badamçiyan   İran'daki partiye dayalı sistemin  İslami olmayan düzenlerden farklı olduğunu belirterek şu açıklamada bulunmuştur: "   Allah eksenli bir parti, sorumlulukları üstlenmeleri için  daha üstün, daha liyakatli ve daha iyi ve öncelikli olanı tanıtır.  Bu yüzden gerçek İslami parti   her sorumluluk için partisine üye olmadığı halde bile  daha liyakatliyi seçme peşindedir. "

Badamçiyan,  böyle bir kültürün  devrimin başından itibaren   seçimlerde  İslam İnkılabı'nın değerleri çerçevesinde kolektif olarak hareket edilmesine yol açtığını da belirtti.

Bu ilkeci muhafazakar temsilci   yakında düzenlenecek olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde  İslami Koalisyon  Partinin yaklaşımı hususunda şöyle bir açıklamada bulundu: "    Koalisyon Partisi, tüm zevklere saygı duyarak ve vahdeti koruyarak seçimlere katılmak istiyor. İsteyen kişi öne çıkabilir.  Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde  kendilerini öne süren herkes  İslami Koalisyon Hükümeti tarafından  muhalefetle karşı karşı kalmayacaktır.  Çünkü bu herkesin yasal hakkıdır.  Buna karşı çıkmanın da bir anlamı yoktur. "

İslami Koalisyon Partisi genel sekreteri  Esedullah Badamçiyan  Anayasaya göre  adayların onaylanması veya reddedilmesi yetkisinin Anayasayı Koruma Konseyi sorumluluğu olduğuna vurgu yaparak   50 kadar bile aday olmasının  sakıncalı olmadığını  halkın adaylarını tanıyabileceğini söyledi.   Bu siyasetçiye göre  eninde sonunda  partiler ve siyaset arenası yöneticileri   bunları en iyiler olarak  halkın oyuna sunmalıdır.  Bu bağlamda en üstün en salih olan adaylar, İslam İnkılabının İkinci Adımı döneminde, yeni medeniyetin kurulması ve İslami devletin idaresi için  halkın için sunulmalıdır. En sonda ise tek bir kişi bu makama layık görülecektir.

Badamçiyan, tüm kapasitelerin maksimum kullanımı konusunda farklı bakış açıları arasında rekabet oluşmanın doğal olduğuna inanıyor. "Ancak  dini görev, düzenin ve kamunun maslahatı söz konusu olduğunda  vahdete ulaşmak şart. Kimin bu sorumluluğu üstlenmesi ve kimin görevden ayrılması, şeri, milli ve siyasi görevdir.  Böyle bir şahıs  İslami Koalisyon gibi bir parti tarafından halka önerilirse, böyle bir şahsın da  geçmişinin parlak olduğu, devrimci olduğu, sadık ve sağlıklı olduğu görülürse  o zaman başka adaylar da onun daha iyi olduğunu anladıklarında onun lehine seçimlerden vaz geçmelidir.  Böyle bir durum, teşkilatlara ve halka dayalı olmayan kişilere göre çok daha iyidir. "

Son yirmi yıldır yapılan seçimlerin ana aktörleri reformcular ve muhafazakarlardır. Şekillenmekte olan üçüncü akım ve aktör ise  halkın hayat koşullarını iyileştirmek isteyen adalettalep akımdır.

Günümüz toplumunun ihtiyacı; yoksulluğu, eşitsizliği, işsizliği, ayrımcılığı, yolsuzluğu ortadan kaldırmaktır. İnsanlar bu konuları seçimlerde politikacılardan talep etmektedir.

İran'daki insanların yaşam sorunlarını çözmek, tüm iç kapasitelerin optimal ve doğru şekilde kullanılmasına, üretimin önündeki engellerin kaldırılmasına ve ekonomik faaliyetlerde daha iyi üretim için rekabet etmek amacı ile hedeflenen desteklere ve motivasyonun sağlanmasına bağlıdır. Yapılan araştırmalar, enflasyonun ve işsizliğin önemli bir kısmının kötü yönetim ve tüketici ağındaki malların ekonomik etkileşim ve dağılımındaki sorunlardan kaynaklandığını göstermektedir  

Bu zafiyetler, ürünlerin insanlara yüksek maliyetle ulaşmasına ve ülkenin yüksek masraflar ile yönetilmesine neden olmuştur. Bu yüksek masraflar ise enflasyonu arttırmasının yanı sıra istihdama da zarar verir. Ekonomide üretimi önceliklendirmek hem de sosyal ve ekonomik ihtiyaçlara dikkat etmek birçok ekonomik sorunun çözümüdür.

Gerçek şu ki, İran'da bugünkü durum geçmişten farklıdır. İran'ın söylemi de bölgeden ve dünyadan farklıdır. İran güç, sermaye ve toplumsal güçlerin dağılımı açısından farklı bir noktadadır.

Böyle bir durumda partilerin seçimlerdeki rekabetinin ekonomik, siyasi ve sosyal konulara odaklanması doğaldır. Toplumsal meseleler araştırmacısı Azad Ermeki bu alanda sosyal güçlerin önemi ve rolüne değinerek şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır:  "Genellikle toplumun ihtiyaçlarını, gereksinimlerini ve gerekliliklerini açıklamak için sosyal güçler öne çıkıyor. Ardından talepler belirginleşir ve sonra siyasi güçler ortaya çıkar ve sonunda bir ikilem oluşur ve biri seçimi kazanır."

Bu sosyal meseleler araştırmacısı,  seçimlerden önce ikilemin oluşmasından dolayı  toplumun da bu siyasi aktiviteye dahil olduğunu savunuyor.

Azad Ermeki, Hicri Şemsi 1400 seçimlerindeki gri oyların durumuna ilişkin olarak, "Seçimlerin hiçbir dönemi aynı değil ve siyasi güçlerin düzeninin nasıl olacağı henüz belli değil" dedi.

Tüm bunlara rağmen cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmak isteyenler  kayıt yaptıkları bir sırada  Anayasayı Koruma Konseyi tarafından onaylanmayı beklemeliler. Onaylanan kişiler ise  aday gösterilir ve tüm seçim sistemlerinde var olan prosedüre uygun olarak , cumhurbaşkanı halk tarafından seçilir. Bu süreçte bağımsız adaylarla rekabet halinde olan organize siyasi oluşumlar ve partiler süreci kendi lehlerine bitirmeye ve daha fazla oy kazanmaya çalışacaklardır.