Direniş ve Zafer Günü
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i19783-direniş_ve_zafer_günü
Bazı ülkeler ve özellikle uygarlıklara imzasını atan ülkelerin tarihinde kalıcı olan ve o halkın övündüğü ve iftihar ettiği bazı günler ve mekanlar var.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Mayıs 25, 2016 08:48 Europe/Istanbul

Bazı ülkeler ve özellikle uygarlıklara imzasını atan ülkelerin tarihinde kalıcı olan ve o halkın övündüğü ve iftihar ettiği bazı günler ve mekanlar var.

Bu günler ve mekanlar, büyük ve uygar İran halkı tarihinde az değil. Bu günlerden biri, İran’ın güneyinde Dezful halkının şanlı direnişine saygı günüdür.

 

Mayıs ayı, İran halkının tarihinde çok önemlidir. İran’ın güney vilayetlerinden Huzestan halkı ve özellikle gençleri, Irak Baas rejiminin 1980 yılındaki saldırısına karşı şanlı direnişi İran tarihinde altınla yazılmıştır. 23 mayıs tarihi, Hurremşehr’in 1982 yılında Baas rejimin işgalinden kurtarılış günü, İran halkının tarihinde “direniş ve zafer günü” olarak adlandırılmıştır.

24 Mayıs ise Dezful halkının Saddam rejimin uzun menzilli füzelerine karşı direndiği gün olması nedeni ile “Direniş Günü” olarak kayda geçmiştir. Beled el-Savarih veya “Füzeler Kenti”, Iraklıların dayatılmış savaş döneminde şehitler veren Dezful kentine taktıkları addır.

 

9 metre uzunluğundaki füzeler bazen 3 metre genişliğindeki sokaklara düşerken, bir çok yeri aniden yerle bir ediyordu. Bu kentte, vatan topraklarını savunmada halkın dayanışması ve iradesi en bariz örneklerle gözler önüne serildi. Dezful 8 yıllık savaş döneminde düşmanın 200 füze ve binlerce top saldırısına maruz kaldı. Dezful kentini 100 km yarı çapında bir kent olarak düşünsek, bu kentin bunca top, füze ve bomba ile yerle bir olması gerekirdi. Fakat böyle olmadı, zira her her saldırının ardından yıkılan evler ve bölgeler hızla onarılır inşa edilirdi. Kent yetkililerinin kararlı ile saldırıya uğrayan her bölge bir an önce inşa edilir onarılırdı. Kana doymayan düşmanın en yoğun füze ve hava bombardmanı döneminde Dezful kentinde sinema salonları inşa edilip hizmete girdi. Füze saldırıları ve bombardımanlarda binlerce savunmasız insan şehit ve yaralanırken, yine hayat tüm zorlukları ile bu kentte devam etti. Zira Dezful halkının füze yağmuru altındaki yaşamı ve düşman korkusundan kenti boşaltmaması, İran’ın dört bir yanından vatan topraklarını saldırgan düşmana karşı savunmak için gelen savaşçılara moral veriyor onları bu uğurda daha kararlı kılıyordu. Saddam liderliğindeki Baas rejimin hedeflerinden biri, 8 yıllık savaş döneminde kent ve köyleri boşaltarak, İran halkının düşmana karşı iradesini kırmaktı.

 

Saddam rejiminin İran topraklarına saldırıdan yaklaşık 1,5 yıl sonra, savaş meydanlarındaki hezimetleri ve yenilgileri ardı ardına gelmeye başladı. Doğu ve Batı bloklardan 58 ülkenin silah, mali, istihbarat, lojistik ve uzman yardımları olmasaydı, faşist rejim, İranlı savaşçıların iradesi karşısında çoktan yenilgiye uğramış, savaş 8 yıl sürmezdi. Diktatör Saddam, İran kent ve köylerini bombalarken, Doğu ve Batı blokların İran’a dayattıkları savaşla birlikte bu savaşın kaderini kendi lehine değiştirmeyi hayal ediyordu. Bu yüzden savaşın 3.yılından sonra, kent savaşları, Saddam için bir stratejiye dönüştü. Savaşın başlamasından ve Saddam ordusunun ağır yenilgilere uğramasından zaman geçtikçe, Baas rejimin kentlere saldırısı daha geniş boyut kazanıp daha da ağırlaşıyordu. Saddam’a destek verenler ona daha modern ve daha uzun menzilli füzeler hibe ederek, ona İran’ın daha fazla kentini yerle bir etme şansini veriyordu. İran halkı da savaş meydanlarında kazanılan her zaferin ardından Saddam’ın kentlere kalleşçe yapacağı füze saldırılarını beklemelerini biliyordu. Dezful kenti bu açıdan tam bir direniş simgesidir zira diğer kentlere göre çok daha fazla saldırıya uğradı. Bu yüzden İran takviminde bir gün, bu kentin adı ile süslendi.

 

İran’ın füze projesi, diktatör Saddam rejimin İran topraklarına saldırısının 3.veya 4.yılından itibaren ve kentlerde yaşayan sivil halkı korumak amacı ile başladı. Tehdit ve saldırı tehlikesi ile karşı karşıya olan her ülke, kendi güvenliğini caydırıcı gücü ile sağlamalı ve güvenliğini temin etmeli. İran İslam cumhuriyeti de bu kaideden müstesna değil, bu yüzden dünyanın her yerinde geçerli olan bu kurala uydu. Bu yüzden Saddam’a destek veren Doğu ve Batı bloklarındaki ülkelerin, uzun menzilli füzelere ulaşmada oluşturduğu engelleme ve kısıtlamalar nedeni ile İran kendi yerel imkanları ile uzun menzilli füze projesini geliştirmeye başladı. İranlı genç ve yetenekli uzmanları bu alanda hızla bir çok başarıya ulaştılar. Böylece İran’ın orta ve uzun menzilli füze üretmesi ile Irak’ın bir çok kenti de İran füzelerinin menziline girmiş oldu.

 

İran İslam cumhuriyeti kent savaşını sona erdirmek için saddam rejimine karşı misillemede bulunmaktan başka çaresi yoktu. Fakat ırkçı ve kana susamayan Saddam ordusunun aksine, Irak kentlerini asla hedef almadı. İran İslam cumhuriyeti sadece askeri ve sanayi merkezleri hedef alırken, sivillerin zarar görmemesi için saldırıya geçemeden bir kaç saat önce saldırı zamanı ve mekanını duyuruyordu. Bu hareket, tarihte yaşanan hiç bir savaşta rastlanmıyor.

 

İnsanlık düşmanı savaş suçlusu Saddam’ın İran’a dayattı 8 yıllık savaşın bitmesinden 27 yıl geçmesine rağmen, bölgede hala İran İslam cumhuriyetini tehdit eden tehlikeler var. İran’ın bölgesel ve bölge dışı düşmanları hala İran’a tehditler savurmakta, hatta İran İslam cumhuriyetin en büyük düşmanı Amerika da Fars Körfezi’nde askeri tatbikat düzenlerken, amerikalı yetkililer İran’a karşı askeri seçeneğin masada olduğunda söz ediyor.

İran İslam cumhuriyetinin bölgesel düşmanları, İran askeri bütçesinin bir kaç katı kadar askeri malzeme satın alıyorlar. Bu şartlarda İran İslam cumhuriyeti de kendini savunabilmek ve caydırıcı güç oluşturmak için kendini özellikle uzun menzilli füzeler başta olmak üzere modern silahlarla donatma hakkına sahiptir. İran İslam cumhuriyeti 38 yıllık yaşamı boyunca 8 yıl süren haksız ve orantısız bir savaşı tecrübe etmiştir. Üstelik savaşın bitmesi ardından, sultacı güçlere karşı direnişi nedeni ile her zaman askeri tehlikenin tehdidi altında olmuştur.

 

İran İslam cumhuriyetinin caydırıcı gücü olmasaydı, hiç şüphesiz düşmanlar İran’a tekrar saldırmaktan asla çekinmezdi. İran’ın beklenmedik ağır karşılık vermesinden duyulan korku, yeni bir askeri saldırıyı önlemiştir.

Amerika ve müttefikleri başta İran’ın barışçıl nükleer çalışmaları, insan hakları veya demokrasi konularında takındıkları çifte standart tutumlarında olduğu gibi İran’a karşı liberal demokrasi ilkelerini bile ayaklar altına alıp, İran’ın caydırıcı askeri ve savunma çalışmalarının gelişmesini engellemeye çalışıp, her bahane ile İran’ı savaş yanlısı bir ülke göstermeye çalışıyorlar. Fakat II Dünya savaşı ardından tarihe bakıldığında hiç bir ülke Amerika kadar savaş başlatmayıp, savaşa karışmadığı görülür. Amerika’nın bu tarih diliminde başlattığı direkt veya vekalet savaşlarında yüz binlerce sivil ölmüş veya avare olmuştur.

 

Böyle utanç dolu kara karneye sahip olan Amerika üstelik kendini barış yanlısı göstermeye ve sadece kendini güvene almak için füze programını geliştiren İran’a uluslararası yaptırım uygulamaya çalışıyor.

Dezful halkının İran halkının direniş simgesi olarak 8 yıllık bombardıman ve füze saldırılarına direnerek, vatan topraklarından bir karışını bile baasçı düşmanın işgaline bırakmadığı gibi, İran halkı da İslam inkılabı düşmanlarının tüm baskılarına karşı direnerek, kimseye İslami İran’a saldırma hayali bile kurmaya izin vermez.

İran İslam cumhuriyetinin başta füzeler olmak üzere askeri programının gelişmesi, sadece düşmanların tehditlerini durdurmak ve caydırıcı hedef taşımaktadır; zira İran İslam cumhuriyeti hiç bir ülkeye saldırma ve savaş açma niyetinde asla değildir.009 015